🔴 BATIYA ERKEN AÇILAN KENT: SELANİK
Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
Blog Listem
20260819
📖BATIYA ERKEN AÇILAN KENT: SELANİK VE OSMANLIYI DAĞILMAKTAN KURTARMAK İÇİN ORTAYA ATILAN FİKİR AKIMLARI
20251210
🎞️ Türkçülüğün İzinde Bir Ömür: Nihal Atsız
Türkçülüğün İzinde Bir Ömür: Nihal Atsız
— TRT AVAZ (@trtavaz) December 11, 2025
1931’de Atsız Mecmua ile düşünce dünyasına adım
atan Atsız, Türkçülüğü yalnızca savunan değil, ona yeni
bir dil kazandıran bir yazardı.
Pantürkist kimliği ve güçlü eleştirileri ile tartışmaları
odağında kaldı ama yazmaktan hiç... pic.twitter.com/fUqAwy71un
20250210
🇦🇿📰 Azerbaycan medyası | Türkçülük Devlet Politikası Haline Geliyor.

Azerbaycan medyası | Türkçülük Devlet Politikası Haline Geliyor.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev: "Bu, bizim için bir önceliktir... Şu an izlediğimiz siyaset de bunu açıkça göstermektedir. Bizim başka bir ailemiz yok. Bizim ailemiz Türk dünyasıdır."
Türk dünyasının ortak bilimsel miraslarından biri olan "Divanü Lügati't-Türk"ün yazılmasının üzerinden 950 yıl geçti. Türk yazılı edebiyatının en kıymetli eserlerinden biri kabul edilen bu eser, Türklüğün ve Türkçülüğün ansiklopedisi olarak görülüyor.
Günümüzde Türk devletlerinin dış politikasında giderek belirleyici hale gelen Türkçülük ideolojisi, Azerbaycan'da devlet politikası statüsü kazanmaya başladı.
Aliyev’in açıklaması, yalnızca Türk devletlerinin siyasi ve ekonomik kurumlarına değil, aynı zamanda kültürel ve bilimsel çevrelerine de birlik çağrısı niteliği taşıyordu. Ortak tarih, kültür ve bilimsel-edebi miras çerçevesinde Türk halklarının geleceğini birlikte inşa etme çağrısıydı.
Bu anlayış doğrultusunda, Türkçülük düşüncesinin temel taşlarından biri olan "Divanü Lügati't-Türk"ün 950. yılı, Türk dünyasında büyük bir duyarlılıkla ve ortak mirasa sahip çıkma bilinciyle kutlanıyor. Kaşgarlı Mahmud tarafından Araplara Türkçeyi öğretmek amacıyla yazılan ve Türkçenin bilinen ilk sözlüğü kabul edilen bu eser, Türk dilinin tarihsel önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
20220905
20220619
20220504
📚Yusuf Akçura’nın kitapları...
Yusuf Akçura’nın Kitapları
- Çağdaş Avrupa’da SiyasiFikir Akımları
- Türk Devriminin Programı
- Türkçülüğün Tarihi
20210503
20201024
20200514
20200503
20191203
📑 Türkçülük konusunda dikkatli olunması gereken konular üzerine bazı alıntılar
Alıntı/Kaynak: http://www.turkdevrimi.com/namik-kemal-zeybek-yazdi-turk-birligi-yolunda-dosdogru-gitmek/2065/
20190613
✍️Yusuf Akçura'yı niçin okumalı? - Dr. Doğu Perinçek

Yusuf Akçura’yı niçin okumalı
Dr. Doğu Perinçek
Ulusal Kanal
13 Kasım 2017 Pazartesi
Türkiye, bugün çetin bir dönemin içindedir. 2014 baharında Silivri duvarlarını yıkmamızdan bu yana yaşadığımız süreç, bakın nereye vardı? Türk milleti, yeniden Atatürk’te birleşiyor. Çünkü önümüzdeki çetin koşulları ancak Millî Devrimcilikle aşabiliriz.
PKK’nın hendeklere gömülmesi, FETÖ Gladyosunun devlet içinden temizlenmesi, Türkiye’nin Batı Asyalı dostlarını keşfetmesi, Atlantik denetiminden kurtulup Avrasya’daki bağımsız konumuza ilerlememiz, bu işlerin hepsi, Türk Devriminin tamamlanması kapsamındadır. Şimdi önümüzde Batı Asya’da güvenliğin sağlanması, Üretim Ekonomisinin inşası ve millî eğitim görevleri var.
ÖNÜMÜZDEKİ PROGRAM
Türkiye, iki yüzyıllık millî demokratik devrim mücadelesini kesin zafere ulaştırma yıllarına girmiştir. Şimdi bütün milleti bu iş için birleştirme zamanıdır.
İşte Yusuf Akçura’nın Türk Devriminin Programı kitabı bugünler içindir. Yusuf Akçura, önde gelen düşünürü ve eylem adamı olarak emek verdiği devrimin programına ilişkin görüşlerini daha 19. Yüzyılın sonlarından başlayarak ortaya koymuş. Ancak 1919-1925 yılları arasında yazdıkları, O’nun olgunluk zamanıdır. Çünkü daha Üç Tarzı Siyaset’i yayınladığı zamanki görüşleri, artık doğrulanmış ve hayata geçmiştir. Türkiye, millî devrimci programın içine girerek 1908 Devrimini, arkasından Kurtuluş Savaşını başarmış ve Cumhuriyeti kurmuştur.
İşte Akçura’nın bu devrimci tecrübeleri teorileştiren ve program haline getiren görüşlerini Kaynak Yayınları Türkiye’nin öncülerine sundu.
Ancak yayımlanan kitap, bir devrimci pratiğin teorileştirilmesinin ötesinde, yüzyıl sonrasına, bugünlere ışık tutan değerdedir. Çünkü biz hâlâ Namık Kemal ve Mithat Paşalarla başladığımız Millî Demokratik Devrimi tamamlama göreviyle karşı karşıyayız. Hem de sıcak koşullarda.
SINANMIŞ PROGRAM
Yusuf Akçura’nın Milliyetçi-Halkçı-Devrimci mevzilenmesinin bugün çok daha büyük değer kazandığını görüyoruz. O, daha o zaman şu tarihsel öngörüsünü vurgulamıştı: Eğer Cumhuriyet Ortaçağ güçlerinin kökünü kazımazsa, Ortaçağ güçleri ilk fırsatta emperyalizme dayanarak Cumhuriyetle hesaplaşacaktır. Büyük devrimci düşünür ve eylemci Yusuf Akçura, Türk Devriminin en sıcak yıllarında, 1925 yılının Ekim ayında, “ihtilal yapmazsak, Avrupa bizi imha edecek” diyordu. Türk Devrimcilerinin kesintisiz devrim kararlılığını, Atatürk 1935 yılında CHP 4. Kurultayı’nda “Arasız Devrimler” vurgusuyla dile getirdi. Devrim eğer sürdürülmezse, karşıdevrim sürdürülemeyen devrimin üzerine gelecekti.
Yusuf Akçura’nın bu kitabı tarihî belge değil. Bu kitapta Türk Devriminin tamamlanmayı bekleyen programını bulacaksınız. Türkiye’nin Milliyetçi ve Halkçılarının önündeki devrimci görevin daha yüzyıl öncesinden ortaya konması, Yusuf Akçura’nın derinliğini özetler.
Yusuf Akçura’nın daha yüzyıl önceki saptamalarına bakınız, 1945 sonrasında doğrulanmış derin tarih dersleri göreceksiniz:
Batı medeniyeti, demokratik devrimlerle inşa edilmiştir. Devrim, emperyalizme ve gericiliğe özgürlük tanımaz. Türk Devrimi, emperyalizmin ve gericiliğin dayandığı toplumsal zemini ve kökleri kazımak zorundadır.
Batı emperyalizmi, Türkiye’yi sömürgeleştirme emelinden vazgeçmiş değildir; fırsat kollamaktadır. Çağdaşlaşma, Avrupa’yla bütünleşerek değil, millî devletle başarılabilir. Eğer Millî Demokratik Devrimimizi tamamlamazsak, tekrar Batı’nın pençesi altına düşeriz.
Artık bizim gibi Mazlum Dünya ülkelerinde çağdaşlaşmanın iktisadî siyaseti, Liberalizm değil, Halkçılıktır ve Devletçiliktir.
Her devrim, bilinçli ve örgütlü bir öncüyle, başka deyişle partiyle zafere ulaştırılabilir. Her devrimin öncüsü, devrimi yapan sınıfların aydınlarından oluşur. Yusuf Akçura’nın devrimci aydın tanımı, öncünün içinde yer almaktır; yani partileşmektir. Kendisi devrimci hayatının her aşamasında partili olmuştur.
BİRLEŞTİREN PROGRAM
Yusuf Akçura’nın kitabı, bugün Milliyetçilerimizi, Halkçılarımızı, Devrimcilerimizi birleştiren programdır. Türk Devrimini yapanlar Milliyetçi-Halkçı devrimcilerdi. Onların bölünmesi, Türk Devriminin çözülmesi döneminde oldu. Şimdi yeniden birleşme çağına girilmiştir. Ve o birliğin dayandığı teori ve program birikiminin ortaya konması, günün görevdir.
Bu nedenle Yusuf Akçura incelenmeli ve tartışılmalıdır.
Doğu Perinçek
✍️ Yusuf Akçura - Soner Polat
Soner Polat
Aydınlık Gazetesi - 2017
Kaynak Yayınları muhteşem bir kitapla okuyucularının karşısına çıktı: “Yusuf Akçura, Türk Devriminin Programı.” Kitabı bir solukta okudum. Ancak öylesine etkilendim ki ikinci defa bu kez notlar alarak derinlemesine inceledim. Dr. Sayın Doğu Perinçek’in olağanüstü yetkinlikteki sunuş yazısı, okuma öncesinde sizi konunun içine sokuyor. Böylece okuduklarınızı özümseme şansını yakalıyorsunuz.
KURUCU ATALARIMIZ
Kitabın sayfaları arasında keyifle yolculuk yaparken, kurucu Atalarımızın fikri ve ideolojik derinliği sizi yakanızdan tutarak, adeta silkeliyor... Türkiye ve dünya hakkında son kerte isabetli ve sağlıklı tahlilleri, sadece o dönem için değil, bugün için de geçerli kurtuluş rotaları çiziyor. Türk devriminin genetik kodlarının sırlarıyla buluşuyorsunuz... Yusuf Akçura, bilindiği üzere Türk devriminin en önemli kuramcılarından birisi! Milliyetçilik, halkçılık, Türkçülük ve devrimciliği aynı pota içinde, bilimsel yöntemlerle eritiyor ve ortaya çok güçlü milli bir damar çıkıyor. Özellikle, Türk milliyetçilerinin Yusuf Akçura’yı incelemesinde sayısız fayda var. Türk milliyetçiliğinin kökleriyle buluşmak, bu ulvi kavramın daha da iyi bir şekilde anlaşılmasına yardımcı olacaktır.
YUSUF AKÇURA’YA GÖRE ÇAĞDAŞ DEVLET
“Çağdaş devlet, içinde kendisinden başka hukuki, dini ve siyasi bir sulta kabul etmez. Başlangıç ve son kendisidir. Dolayısıyla çağdaş devlet tam bağımsızlığa sahiptir. Diğer bir devletin hiçbir suretle müdahale, nüfuz ve hatta tesirine tahammül edemediği gibi, kendi dâhilinde bağımsızlık hareketine mani olabilecek hiçbir müessesenin varlığına da tahammül etmez.
Çağdaş devlette millet, aynı kültürün mahsulüdür. Bundan dolayı, hiç olmazsa çoğunluğu aynı ideale tutkundur. Dolayısıyla çağdaş bir devlet millidir!
Çağdaş bir devletin esas vasfı halk hâkimiyetidir (demokrasi), hürriyetperverlik (liberalizm) değildir. Çağdaş devletlerin teşekkülünde demokrasi ve liberalizm prensipleri çarpışmış ve çoğunlukla demokrasiye karşı gerici bir mahiyet alan liberalizm yenilmiştir.
Hükümetin birinci vazifesi, iktisadi faaliyeti iyi idare etmektir. Dolayısıyla çağdaş devlet iktisadidir.
Milletin, halkın, devlette eşit haklara sahip olarak hâkim olmasına ‘demokrasi!’ denilir. Dolayısıyla çağdaş devletler demokratiktir.” (Sayfa 20-21)
YUSUF AKÇURA’YA GÖRE AVRUPA SERMAYESİ
“Memleketin seneden seneye fakirleşmesinin en önemli sebebi, yabancı sermayesinin memleketimize girip faiz ve temettü yoluyla bağımsız sanayi ve ticaretimizi imha suretiyle milli servetimizi çekmesi ve ezmesi olmuştur. Avrupa sermayesi yerlileri soyup soğana çevirerek sanatsız, sermayesiz, yersiz yurtsuz bırakmak gayesine tamamen ermek istiyor; çünkü bu halde yerliler, ucuz ucuz, ancak boğaz tokluğuna çalıştırılabilen bir nevi iş hayvanı olacaktır.” (Sayfa 51)
Aslında Yusuf Akçura bugünlere de mercek tutmuş! İşte hesapsız kitapsız gümrüklerimizin açılması nedeniyle yılda en az 50 milyar dolar cari açık veriyoruz. Borç yükümüz her geçen büyüyor. Sanayicimiz, çiftçimiz, özetle bütün üretici güçlerimiz baskı altına alınmış durumda! Meclis’teki hiçbir parti, az ya da çok Batı bağımlılığı nedeniyle üretimi merkeze koyan bir iktisat politikasını savunamıyor. Alınan geçici tedbirlerle de sorun çözülmüyor.
YUSUF AKÇURA VE MEHMETÇİK
“Ey mebus efendi! Sen de bil ki bugün bağımsız bir milletin hâkim kuvvetinden bir parçasını nefsinde temsil eden bir zat sıfatıyla Mebusan konağında hükümran oluyorsan, bunu temin eden kanunlar, senin mürekkep ve kaleminden ziyade, Mehmetçiğin kan ve süngüsüyle yazılmaktadır.”
Ve sıra Yusuf Akçura’nın bizatihi kendisine gelir:
“Ey bu sözleri söyleyen!.. doğru-yanlış, fakat serbest nutuk söylerken, geçen gün çıktığın İstanbul’u bir hatırla! İnönü’de kahramanlar seddi olmasa, sen burada Haçlı seferlerinden, istilacı Batılıların mezaliminden hiç bahsedebilir miydin?” (Sayfa 55, 56)
Tıpkı o dönemlerde olduğu gibi günümüzde de Türkiye istilacı Batı, işbirlikçileri ve piyonlarına karşı bir vatan savaşı veriyor. Bu savaşın kaderini de Mehmetçik belirleyecek! Atalarımız bunun farkındaydı, ya bizler?
20190605
✍️ 🇹🇷 "Türk" Adının Siyasal Kökleri - Dr. Doğu Perinçek
20190420
Faşizm ırkçılığı ile Türk ırkçılığının resmi ayrımı. Türk Irkçısı, Türk olmayana da yaşam hakkı verir.
20190323
Prof.Dr. Oktay Sinanoğlu kimdir?


Babasının(Nüzhet Haşim Sinanoğlu) bir başkonsolos olarak görev yapmış olduğu Bari'de doğdu yılında İtalya'da
II.Dünya Savaşı'nın başlamasının ardından ailesiyle Türkiye'ye döndü. 1953’te Atatürk tarafından 1928 yılında kurulmuş TED Yenişehir Lisesini burslu olarak okudu ve birincilikle bitirdi. Okulun bursuyla KİMYA okumak üzere ABD'ye gitti. 1956'da ABD Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Kimya Mühendisliği'ni birincilikle bitirdi.
1957’de Massachusetts Institute of Technology'yi (MIT) 8 ayda birincilikle bitirerek Yüksek kimya Mühendisi
oldu.
"Alfred Sloan" ödülünü aldı. 1959'da Kaliforniya Üniversitesi Berkeley'de kuramsal kimya doktorasını tamamladı. 1960’ta Yale Üniversitesinde "asistant professor" (yardımcı doçent ) olarak çalışmaya başladı. 26 yaşında iken atom ve moleküllerin çok elektronlu kuramı ile "associate professor" (doçent) ve 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırdı ve "full professor" (profesör) ünvanını aldı.
Bu ünvan ile modern üniversite tarihinin ve Yale Üniversitesi tarihinin en genç profesörü oldu. 1964’te ODTÜ'ye danışman profesör oldu. Yale Üniversitesinde ikinci bir kürsüye daha profesör olarak atandı.
1962 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi mütevelli heyeti yalnız Oktay Sinanoğlu'na mahsus olmak üzere kendisine Danışman Profesör ünvanını verdi.
Yale Üniversitesi'nde ikinci bir kürsüye daha profesör olarak atandı.
1973'de Almanya'nın en yüksek "Aleksander von Humboldt Bilim Ödülü"nü ilk kazanan kişi oldu.
1975'de Japonya'nın "Uluslararası Seçkin Bilimci Ödülü"nü kazandı; yine 1975 yılında özel kanunla Oktay Sinanoğlu'na ilk ve tek Türkiye Cumhuriyeti Profesörü ünvanı verildi.
1976'da Japonya'ya Türkiye Cumhuriyeti Özel Elçisi olarak gönderildi. Kendisi Türk-Japon kültür, bilim ve eğitim ilişkilerinin temellerini atmıştır.
Amerika Bilim ve Sanat Akademisinin ilk ve tek Türk üyesidir.
Meksika hükümeti tarafından yüksek Bilim Ödülü "Elena Moshinsky" ile ödüllendirildi.
Dünyada yeni kurulmaya başlayan Moleküler Biyoloji dalının ilk profesörlerinden biri oldu. DNA sarmalının çözelti içinde o biçimde nasıl durduğuna açıklama getirdi. Dünyanın pek çok yerinde buluşları ve kuramları ile ilgili konferanslar verdi.
1980'li yıllarda çalışmalarını kimya biliminin basit bir şekilde öğretilmesine yönelik bir kuramsal çerçeve
üzerinde yoğunlaştırdı. Ancak 1988'de yayımlanan çalışmaları akademik dünyada ilgi görmedi.
1993'te Yale Üniversitesi'ndeki profesörlük görevlerinden erken sayılabilecek bir yaşta emekliye ayrıldı.
Aynı yıl Türkiye'ye dönerek Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü'nde profesörlüğe atandı yılında bu görevden de emekliye ayrıldı.
Türkiye'de bulunduğu dönemde çalışmalarını daha çok Türk ulusal kimliği ve Türk diliyle ilgili milliyetçi görüşlerini yaymaya adadı. Eğitim dilinin resmi dil olması gerektiğini ve yabancı dilin takviyeli olarak öğretilmesinin gerektiğini savunmaktadır. Matematiksel yapısından dolayı Türkçe'nin en iyi bilim dili olduğunu söylemektedir.
Dünyada yeni kurulmaya başlayan Moleküler Biyoloji dalının ilk birkaç profesöründen biri oldu. (Watson ve
Crick sarmal modelindeki dna sarmalının çözelti içinde o halde nasıl durduğunu keşfeden adam - solvofobik kuvvet ) Amerikan Ulusal bilimler akademisine Üye olarak seçildi. Buraya seçilen ilk ve tek Türk oldu.
Dünyanın sayısız yerinde sayısız buluşları ve teoremleri ile ilgili sayısız konferans verdi. 26 yaşından beri devam ettiği Yale Üniversitesinde Moleküler biyoloji ve kimya olmak üzere iki kürsüde profesör ve son 7 senedir görev yaptığı Yıldız Teknik Üniversitesinde ise Kimya dalında olmak üzere bir kürsüde Profesör olarak görevini sürdürüyor.
Yaşamı boyunca Kuantum Mekaniği'ne birçok katkıda bulunmuş bir bilim adamıdır. P.A.M.Dirac'in de üzerinde uğraştığı ancak çözümleyemediği bir problemi, "Kuantum mekaniğinde Hilbert uzayının topolojisi ve içerdiği yüksek simetrileri çözdü. Böylece Kimya bilimini bu topolojik inceleme ile sağlam bir temele oturttu.
İki defa Nobel' e aday gösterildi. Defalarca Nobel Akademisinin isteği üzerine Nobel'e adaylar gösterdi.
Tüm akademik çalışmaları içinde en önemli 5 kuramı şöyledir:
Many Electron Theory of Atoms and Molecules (1961) – Atom ve moleküllerin çok elektronlu kuramı. Solvophobic Theory (1964) – Çözgeniter kuramı.
Network Theory (1974) – Kimyasal tepkime mekanizmaları kuramı.
Microthermodynamics (1981) – Mikrotermodinamik
Valency Interaction Formula Theory (1983) – Değerlik kabuğu etkileşim kuramı.
KİTAPLARI
Türkçe Giderse Türkiye Gider
Bye Bye Türkçe / Bir Nev-York Rüyası
Büyük Uyanış
Hedef Türkiye
Ne Yapmalı / Yeniden Diriliş ve Kurtuluş İçin
Yeni Bilim Ufukları I
Yeni Bilim Ufuklari 2 Yeni bir matematik kuramı ve onunla bazı zik kimya ilkelerinin bulunması Yeni Bilim Ufukları 3 Hayatın Örgüsü Elli Yıllık Biyolojinin Temellerini Sarsan Sorular
Açıklamalı Fizik, Kimya, Matematik Ana Terimleri Sözlüğü
AKADEMİK KİTAPLARI
Modern Quantum Chemistry : Istanbul Lectures (Academic Press,1965)
Sigma Molecular Orbital Theory (Yale Press,1970)
Three Approaches to Electron Correlation in Atoms and Molecules (with K.Brueckner,Yale Press,1971) New Directions in Atomic Physics (with E.Condon,Yale Press,1971)
İLGİLİ KİTAPLAR Oktay Sinanoğlu, Türk Aynştaynı
Oktay Sinanoğlu, Bir Türk Dehası
20190201
🎞 🎼 🎵🎶 Dağlar Dağlar, Dönence, Aynalı Kemer, Gülpembe...
Dağlar Dağlar, Dönence, Aynalı Kemer, Gülpembe...— TRT HABER (@trthaber) 1 Şubat 2019
Uzun saçları, yüzükleri, otantik kıyafetleriyle hafızalara kazındı. 7'den 77'ye programıyla yüzleri gülümsetti, şarkılarıyla genç yaşlı herkesin gönlünü fethetti. Aramızdan ayrılalı 20 yıl oldu ama 'unutamadık seni' #BarışManço. pic.twitter.com/osgcg80fqI
20181218
20181104
Aşık Veysel Şatıroğlu: 🇹🇷'Türküz türkü çağırırız...'
— Gazi Şimşek #Andımız 🇹🇷🌿 (@GaziSimsek) 25 Ekim 2018
Kızılbaş Türkmen Deyişleri-
Bilirsem Türklüğüm Var Kıymetini
(Aşık Veysel)
'Âşık Veysel Şatıroğlu da Şah İsmail Hatayî'nin geleneğinden gelir ve Türkçüdür'

1) Şah İsmail Hatayî Türkçeci idi; Türk demek Türkçe demek olduğundan Türkçüydü. "Yavuz" ise bugüne uzanan gericiliği Osmanlı'ya taşıyan bir Arapçacı-Farsçacı idi. Halk O'na "Yavuz" dedi. O günlerdeki anlamını bilen bilir.
2) Dil düşünceyi, düşünce de eylemi belirler. Bugün Türkiye'de ve dünyada Oğuz Türkçesi konuşuluyorsa; Türk dili usları aydınlatmayı sürdürüyorsa; Türk kültürü yaşıyorsa, bunda önemli bir payı Hacı Bektaş Veli'ye olduğu gibi Şah İsmail Hatayî'ye de borçluyuz.
3) Yüz yıllar boyu Anadolu, İran, Irak, Suriye ve Balkan Türkleri, Şah İsmail Hatayî'nin düzeniyle 'cem' oldu. O'nun ve izinden giden ozanlarımızın deyişleriyle Türk kültürünün özü olan âşıklık geleneği bugünlere aktı.
Suriye Türkleri cem olmuş deyiş okuyor. Elbette Türkçe ve elbette kadınlı-erkekli.
----
Oğuz Türkmenidirler. Dilleri Oğuz Türkçesidir. Kendilerine aynı zamanda Kızılbaş derler. Bu videoda da kadınlı-erkekli Cem yapıyorlar. Şah İsmail Hatayi, Pir Sultan Abdal, Seyyid Nesimi, Abdal Musa, Kaygusuz Abdal, 7 Ulu Ozan'dan deyişler söylerler. Mezopotamya coğrafyasında yaşayan Alevi-Bektaşiler, Türktür. Homs (Humus), Lazkiye'de yaşarlar.
6) Selâm olsun sana Türkün büyük ozanı, büyük hakanı Şah İsmail Hatayî! Dünya durdukça, Türk, senin deyişlerini okuyacak

7) Âşık Veysel Şatıroğlu da Şah İsmail Hatayî'nin geleneğinden gelir. Ve tabi ki Âşık Veysel Şatıroğlu da Türkçüdür
8) Ehl-i Beyt kazansaydı gerçek İslam yani ilim ve barış hüküm sürecekti: Oysa ticareti ele geçirmek için Müslümanmış gibi yapan tüccar yobazlar kazandı ve dünya büyük bir şansı yitirdi.O sömürgen yobazlığın devamı ise yeryüzünün önemli bir bölümünde o günden beri hüküm sürmekte.
9) Şah İsmail Hatayî o dönem Osmanlı hanedanını yenseydi; Türk devrimi 400 yıl erken yapılmış olurdu. Türklüğün unutulmuş medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bugünün yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğmuş olurdu. Dünya, bugün, yaşadığı bu rezilliği yaşamazdı.
10) Karamanoğulları Osmanlı hanedanını yenseydi de Türk devrimi 700 yıl önce yapılmış olurdu. O günden gerü, hiç gimesne; divanda, dergahda, bergahda, mecliste, meydanda ve dahi her yerde Türk dilinden özge söz söylemezdi. Araplaşma, gericilik, yobazlık olmazdı.
''Türkler şereflidir! Türkler, Türk olduklarını; doğru olduklarını; çalışkan olduklarını söyler; Türklükleriyle; Anadolu'nun Türk yurdu oluşuyla ve sonsuza kadar öyle kalacağıyla göğüslerini gere gere övünürler!''Alıntı: Gazi Şimşek #Andımız 🇹🇷🌿
@GaziSimsek

En Çok Okunanlardan...
-
Bu yazımızda Milli Edebiyat Dönemi'nin en önemli şairlerinden biri olan Mehmet Emin Yurdakul'un "Cenge Giderken" şii...
-
Ülkemiz yer şekilleri bakımından oldukça farklı özelliklere sahiptir. Yer şekillerindeki farklılık iklimlerin bölgelere göre değişiklik...
-
Amerika’da benzin istasyonunda durdum. Sonra arabama dönerken, bir kamyonet yanımda durdu.. Bir vatandaş arabadan çıktı ve gerçekten inanmad...
-
John Dewey’in Türk Maarifi Hakkında Raporu ve Türk Eğitim Sistemi Akın EFENDİOĞLU Çukurova Üniversitesi Hasan Güner BERKANT Kahramanma...
-
Kurtuluş Savaşı Cepheleri Kurtuluş Savaşı Cepheleri, Kurtuluş Savaşı boyunca üç cephede savaş yapılmıştır. Doğu, Batı ve Güney de savaş y...
-
'HERAKLES LAHİDİ' ARTIK ANTALYA MÜZESİNDE SERGİLENİYOR Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş: “Kültür ve Turizm Bakanlığı olar...
-
* Kün-Ay tamgası ile Türklerle ilgili Göbeklitepe'de T şeklindeki dikilitaşlarda görünen Kün-Ay tamgası, Türk kavimlerinin bayrakla...
-
Kendilerini "trakya'nın yerlileri" olarak kabul eden, 1300'lü yıllardaki ilk osmanlı fetihleriyle birlikte trakya'ya ...












