BİR IŞIK DAHA EKSİLDİ
Eğitimsizliğin, kültürsüzlüğün, görgüsüzlüğün ve ahlaki yozlaşmanın giderek daha görünür hâle geldiği bir dünyada yaşıyoruz. Yaşamak denirse tabii!
Bilginin yerini dogmanın, düşünmenin yerini ezberin, sorgulamanın yerini körü körüne inanmanın aldığı böylesi bir dünyada bazı insanların varlığı, karanlıkta yanan bir mum gibidir.
İoanna Kuçuradi o mumlardan biriydi.
Ölümü, felsefenin, düşünmenin ve insanın değerini koruma çabasının giderek daha fazla önem kazandığı çağımız için büyük bir kayıptır.
1936 yılında İstanbul’da doğan Kuçuradi, İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünü bitirdi. 1969 yılında Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümünü kurdu ve uzun yıllar bölüm başkanlığını yürüttü. Türkiye Felsefe Kurumunun başkanlığını yaptı; uluslararası felsefe kuruluşlarında önemli görevler üstlendi. Yaşamını felsefeye, insan haklarına, etik değerlere ve insanın değerinin korunmasına adadı.
Onun asıl mirası ise unvanlarından çok daha büyüktür.
Kuçuradi, felsefeyi birtakım düşünürlerin görüşlerini ezberlemek olarak değil; olması gerektiği gibi bilgiye dayanarak düşünmeyi, bağlantıları görebilmeyi, değerleri sorgulayabilmeyi ve insanın değerini koruyabilmeyi öğrenmenin bir yolu olarak görüyordu.
“Okullarda felsefe eğitimi verilse 20 yıl sonra farklı bir Türkiye olur” diyordu.
Çocuklara bilgiye dayanarak ve bağlantıları görerek düşünmenin öğretilmesi gerektiğini savunuyordu. İnsan hakları eğitiminin, özellikle de etik eğitiminin kesintisiz sürdürülmesini istiyordu. İnsanların her şeyden önce ölmeyi ve öldürmeyi reddetmeyi öğrenmelerine yardımcı olmamız gerektiğini söylüyordu.
Ne kadar haklı.
Çünkü düşünmeyi öğrenmemiş insan kolayca kandırılabilir. Sorgulamayan insan kendisine sunulanı gerçek sanabilir. Etik değerleri gelişmemiş insan, eğitimli olsa bile bilgisini başkalarına zarar vermek için kullanabilir. Felsefeden uzaklaşan toplumlarda ise doğruyla yanlışın, hakla çıkarın, değerli olanla yalnızca güçlü olanın arasındaki sınırlar giderek bulanıklaşabilir.
İnsan ister istemez düşünüyor.
Neden Kuçuradi gibi yaşamını bilgiye, etiğe ve insan onuruna adamış insanların sözü toplumsal yaşamımızda çok daha belirleyici olmaz? Neden düşünürlerin, bilim insanlarının, sanatçıların ve gerçek eğitimcilerin sesleri daha fazla duyulmaz?
Bir toplumu yalnızca maddi gelişmişlik ileri götürmez. Düşünebilen, sorgulayabilen, değer bilgisine sahip ve insanın değerini korumayı bilen insanlar ileri götürür.
Böyle insanlar ise akılcı ve bilimsel eğitimle; kültürle, felsefeyle, sanatla ve etikle yetişirler.
İoanna Kuçuradi bize nasıl bir insan ve nasıl bir toplum olmamız gerektiği üzerine düşünmemiz için bir ömür boyunca ışık tuttu.
Yaydığınız ışık için minnettarız değerli hocamız.
Doç. Dr. Şafak Nakajima

