Türklerde ağaç kültü, yer ve su kültüyle iç içedir. Animizmin bir devamıdır. Kısaca evrende her şeyin maddi varlığının dışında bir ruhu vardır. Bir Türk keseceği ağaçtan özür diler, ormana girmeden önce orman ruhları ona kötülük yapmasın diye üç kere ağaça vurarak haber verir. Baltasının üstünü çaputla örter.
Aynı zamanda kozmolojik olarak evrenin bilgisini kökleri vasıtasıyla alır, kökleri aracılığı ile göklere sunar. Gök tanrı ile insan arasında bir araçtır.
İslami dönemlerde bir ağaça çaput/dilek bağlamak, nazar boncuğu asmak, mezarlıklarda her ölünün başına ağaç dikmek vs. bunun bir devamı.
I. Murad uzun bir kuşatmadan sonra bir türlü alamadığı kalenin fetih haberini, dinlenmek için sırtını bir ağaça yasladığı sırada alır. Eski geleneklerde de olduğu gibi yaslandığı ağacı evliya ağaç olarak düşünür. “Bu ağaç, devletlü ağaçtır” der.













