.....
....
B. Uygurların İslamlaşmaları ve İslam Medeniyetine Etkileri
Orta Asya halklarının İslamlaşma süreci farklı zaman dilimlerinde olmuştur. Kaynaklarda İslam dininin Uygurlara veya başka bir deyişle Doğu Türkistan’a ulaşmasında etkili olan bazı unsurlardan bahsedilir. Genel olarak hem kara hem deniz yoluyla olduğu ifade edilir. Kara yolu dediğimizde daha çok eski ipek yolu güzergâhı dikkate alınmıştır.
Deniz yolu ise Çin devletinin deniz kıyısındaki bölgelere gelen tüccarlar ve Tang Sülalesi’nin erken döneminde İslam dini ile tanışmış olmasına dayandırılmaktadır (Haci ve guang,1995: 28-29). Mesafenin uzak olması, aralarındaki ilişkilerin devamlı aynı düzeyde olmaması nedeniyle Doğu Türkistan coğrafyasına İslam’ın deniz yolu ile yayıldığını kabul etmek biraz zordur. Kara yoluyla olması makul bir gerekçedir.Yalnız Emevîlerin Maveraünnehir valisi Kuteybe’nin Kaşgar’a kadar geldiği ve onun gücüyle Doğu Türkistan halkının İslam’ı kabul ettikleri meselesi tartışmalıdır. Burada üç farklı görüş vardır.
....
.....
....
.....
SONUÇ
Başlangıçta Tuva ve Altay özerk cumhuriyeti sınırlarından geçen Yenisey Irmağı boylarında ortaya çıkan Uygurlar, Orhun Uygur Devleti’nin yıkılması ile günümüzdeki Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuzeybatı bölgeleri ve Orta Asya’nın çeşitli bölgelerine dağılmışlardır. Büyük bir Uygur topluluğu ise günümüzdeki Doğu Türkistan bölgesine yerleşmiştir. Dolayısıyla bu çalışmada bazen Uygur kelimesini bazen de onun yerine Doğu Türkistan kelimesini kullandık. Çünkü ilerleyen zaman diliminde diğer bölgelere göçen Uygurlardan söz edilmemiş ya da yerleştikleri bölgelerin halkları ile asimile olmuşlardır. Burada geniş bir tarih bilgisi vermekten daha ziyade Uygurların yaşamlarında dönüm noktası oluşturan kısa bilgiler vermeye çalıştık.
Çalışmamızın giriş kısmında Uygurlarda yaygın olarak yaşanmış olan bazı köklü inanç şekillerinden bahsettik. Bu dinlerin temel görüşleri üzerinde ayrıntılı olarak durmak makalemizin sınırlarıyla bağdaşmayacağından söz konusu inançların doğrudan Uygur toplumunu ilgilendiren kısmı üzerindedurmaya çalıştık. Uygurların İslamlaşma sürecini yine aynı şekilde kısaca özetlemeye çalıştık.
Bilindiği üzere İslam medeniyeti hem uzun geçmişi hem de geniş topluluklara yayılmasından dolayı çeşitlilik arz etmektedir. Dolayısıyla çalışmamızda medeniyet kavramının boyutlarına temas ettikten sonra ana hatlarıyla İslam medeniyetinden ve onun içerisinde önemli bir yer tutmasına rağmen Arapça kaynaklarda fazla değinilmeyen Türk medeniyetinden bahsetmeye çalıştık. Zira burada Bizans ve Pars medeniyetinden bahsedip Türk medeniyetinden bahsetmemenin bir haksızlık olacağını düşünüyoruz.
Uygur toplumunun İslam’la tanışmasından önceki dönemlerde, benimsedikleri çeşitli inançlar etrafında yoğrularak şekillenen bir kültür biçimine sahip olmaları kaçınılmaz bir durumdur. Onların bu kültürden İslam’dan sonraki dinî yaşantılarına bir şeyler aktarmamaları düşünülememektedir. Dolayısıyla onların hem yeni dinî yaşantılarına hem de diğer Müslüman toplumlara etki eden kadîm medeniyet miraslarından birkaç husus burada zikretmeye çalıştık. Zira toplumun bütün katmaları ile ilgili örnekler vermek bu çalışmanın sınırlarını aşacaktır. Toplumsal hayatın her katmanına yayılmış olan etkiler üzerinde ayrıntılı bilgi vermek konumuzun sınırlarını aşacaktır. Böyle bir kaygıdan dolayı konuyu olabildiğince kısa tutmaya çalıştık.
İlgi duyulduğunda başvurulacak kaynaklar zikredildiğinden böyle bir yaklaşımın sorun oluşturacağını düşünmüyoruz. Sonuçta vermiş olduğumuz bilgilerle Müslüman Uygur toplumunun hayatında eski dönemden getirdikleri bazı etkileri görmenin mümkün olduğu anlaşılacağı kanaatindeyiz. Aynı zamanda medenîleşmenin temel dinamikleri arasında yer alan yerleşik hayata geçmek ve şehir kültürü yaratmak fehvasınca konuyu Uygur kültürü üzerinden aydınlatmanın yanlış olmayacağını düşünüyoruz. Zira onların yerleşik hayata geçen ilk Türk boyu olduğu kabul edilmiş bir görüştür. Diğer taraftan Uygurların tarih boyunca kurdukları devletler ve medeniyet tecrübeleri görüşümüzü haklı çıkaracaktır.
Konuyu işlerken daha çok Uygur kaynaklarını kullanmaya özen gösterdik. Çünkü çağdaş Uygur tarih araştırmaları hakkındaki gelişmelerin Türk toplumunda çok fazla bilinmediği görüşündeyiz. Diğer yandan, Uygur ya da Doğu Türkistan Türkleri hakkındaki en zengin bilgi kaynakları Çince, Rusça veya Farsça eserlerdir. Günümüzde bu kaynaklardan en iyi istifade edenler ise Uygur araştırmacılarıdır. Diğer yandan ikinci el kaynaklardan bazıları yabancılardan ya da oryantalistlerden alınan bilgiler içermektedir. Dolayısıyla okuyucuların önyargılı bilgi birikimlerine ters düşen bazı yaklaşımları makul karşılamalarını rica ediyoruz.