Niye mi Atatürk.?? pic.twitter.com/CF1mwdf2Kw
— murat TEKİN (@oldcitydivers) August 23, 2026
Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
Ne de olsa savaşçı TÜRK, ömür cephelerde geçmiş :
O yüzden papyonuyla, takım elbisesiyle bağdaş kurup yere oturması, ona ne de yakışır, yakışmış...❤️🇹🇷Sinan Meydan @SMEYDAN
8 Ağustos 1915- Albay Mustafa Kemal Anafartalar Grup Komutanı Oldu
ÇOK GELMEZ Mİ? AZ GELİR!
Albay Mustafa Kemal (Atatürk), 8 Ağustos 1915 günü ve gecesi olanları Arıburnu raporunda şöyle anlatır:
“Saat 5,30 sonrada Conkbayırı'nda bulundurduğum yaverim Mülâzım-ı Evvel Kâzım Efendi'nin verdiği malûmata nazaran düşmanın 25-30 metre mesafede karşı karşıya bulunduğu 64’üncü alayın ikinci taburunun icra eylediği hücumda muvaffak olunamadığı, 92’inci alaydan gelen üçüncü taburun ilerletilemediği, bildiriliyordu. Vaziyetin nezaketi devam etmekte olduğundan Conkbayır'ı emr-i kumandası için karargâhların nazar-ı dikkatini celbetmekten hali kalamadım. Ordu Erkân-ı harbiye Reisi Kâzım Bey, Ordu Kumandanı Liman Paşa hazretlerinin beni telefon başına çağırarak müşarünileyhin ahvali nasıl gördüğümü ve mütalâamı sorduğunu bildirdi. Buna da Conkbayrı vaziyetinin nezaketi, bunun için daha bir ân mevcut olduğu, bu ân da zayi olduğu halde, bir felâket karşısında kalmaklığımız pek muhtemel olduğunu söyledim. Vaziyet umumileşmiş, Anafartalar'a çıkmış ve çıkmakta olan büyük düşman kuvvetlerini nazarı dikkate almak ve ona nazaran umumî tedbirler ittihaz ederek sevk ve idareyi tevhit ve temin etmek lâzım geldiğinden kendisinin çare kalmadı mı? sualine verdiğim cevapta: 'Bütün mevcut kuvvetlerin taht-ı kumandama verilmesinden başka çare kalmadığını' söyledim. Mumaileyh: 'Çok gelmez mi?' sözüyle mukabele etti. 'Az gelir!' dedim... "
(Mustafa Kemal, Arıburnu Muharebeleri Raporu, TTK Basımevi, Ankara, 1968 s.186.)
Düşünsenize! Düşman çıkarması karşısında çok zor durumda kalan Ordu Komutanı Liman v. Sanders, görüşünü almak için Albay Mustafa Kemal'i arayıp "çare kalmadı mı?" diye soruyor. Mustafa Kemal'in bu soruya verdiği yanıta bakın:
"Bütün mevcut kuvvetlerin emrime verilmesinden başka çare yoktur."
"Çok gelmez mi?" sorusuna da "Az gelir" diyerek karşılık veriyor.
Böylece cesaretini, kararlılığını, özgüvenini gösterip çok zor bir zamanda çok büyük bir sorumluluğun altına isteyerek giriyor.
M. Kemal, o gece bu görüşmenin ardından Anafartalar Grup Komutanlığına getirildi.
Kendi ifadeleriyle, “Böyle bir sorumluluğu yerine getirmek, basit bir iş değildir. FAKAT BEN VATANIM MAHVOLDUKTAN SONRA YAŞAMAMAYA KARAR VERDİĞİM İÇİN kemali iftiharla bu sorumluluğu üstüme aldım. Ve hemen, saatlerce uzakta bulunan Çamlıtekke Karagahı’na atla hareket ettim.”
(Ruşen Eşref, Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal İle Mülakat, s. 15)
Gece yarısı yola çıkarken Fırka doktoru Hüseyin Bey’i de yanına aldı, çünkü o sırada hastaydı. Kendi anlatımıyla: “Yaverim Kazım Efendi, o gün şehit olmuştu. Rasim Efendi adında diğer bir süvari zabitini de aldım. Dört aydır o yerde, yani ateş hattından üç yüz metre geride cesetlerin çürümesiyle bozulmuş bir hava teneffüs etmekte idim. O gece saat on birde zindan gibi zifiri karanlıklar içinde oradan çıkınca ilk defa temiz bir hava karşısında bulundum. Fakat bu güzel havayı zulüm ve şüphe içinde teneffüs etmek nasip oluyordu.” (Ruşen Eşref, age, s. 15)
Kaç gecedir uyumamıştı. Hem yorgunluktan hem sıtma nöbetinden dolayı halsizdi. Ancak kendine güveni tamdı. Lord Kinross’un ifadesiyle “sorumluluk onda uyarıcı bir ilaç etkisi yapıyordu”. Ne de olsa bölgedeki tüm kuvvetler emrine verilmişti. Gece karanlığında saat 01.30’da grup karargâhına vardı. Gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra sabah 04.30’da atına binip savaşı yöneteceği tepeye gitti. 9 Ağustos günü, 7. ve 12. Tümenlerin sabaha karşı başlayan taarruzunu, Anafartalar bölgesindeki bir tepeden başından sonuna kadar yönetti. Sayıca çok daha kalabalık olan düşman bozguna uğrayarak çekildi. Böylece Birinci Anafartalar Zaferi kazanıldı.
Ertesi gün, 10 Ağustos'ta da düşmanı Conkbayırı'ndan söküp attı.
Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal, 9 Agustos-10 Aralık 1915 arasında 4 ay kadar Çanakkale'de 10 tümen kadar, 100 bini aşkın askeri yönetti. Çanakkale'de, 5. Ordu Komutanı Liman Von Sanders Paşa'dan sonra en uzun süre en çok kuvveti yöneten komutan Albay Mustafa Kemal’di.
"Dağ başını duman almış
— Yasemin Arslan (@arslan_yasmn) August 2, 2026
Gümüş dere durmaz akar"
Bize umutlu söylemeler lazım... pic.twitter.com/ONYK6sxqCs
Einstein'ın 1932'de Atatürk'e Yahudi bilim insanlarının Türkiye'de çalışmasına izin vermesini rica eden mektubundan sonra, Einstein 1949'da Princeton Üniversitesi'nde genç bir Türk öğrenci olan Munir Ülüğ'le tanıştı ve ona,
“Biliyor musun… senin milletin yüzyılın en büyük liderini yetiştirdi!”
dedi.
Heykel, Samsun Valisi Kâzim Paşa tarafından Samsun halkı adına Avusturyalı heykeltıraş Heinrich Krippel'e 1927 yılında sipariş edilmiş, aynı yıl 19 Mayıs günü kaidenin resmî temel atma töreni yapılmış, 1928 yılında Viyana'da başlayan heykelin yapım süreci 1931 yılında sonlanmış ve heykel kaidesine 29 Ekim 1931 tarihinde dikilmiştir. 15 Ocak 1932 tarihinde anıtın resmî açılışı yapılarak cumhuriyet tarihinin on üçüncü anıtı, Heinrich Krippel'in ise Türkiye'deki dördüncü anıt çalışması olmuştur.
Tunçtan yapilmis olan heykelin yüksekligi 4,75 metre (15,6 ft), tas blok kaidenin yüksekligi 4,10 metre (13,5 ft), tüm anıtın yüksekligi ise 8,85 metredir (29.0 ft). Heykel için $37.000'a anlasilmis, buna ek olarak heykeltıraş Heinrich Krippel'e 5000 dolar ödenmiştir..
''19 Mayıs 1919 da Emperyalizmin işgalci güçlerine karşı Mustafa Kemal'in başlattığı savaş hala, bu sefer Emperyalist güçlerin içteki maşalarına karsi sürüyor...
Biz Halkız.. Haklıyız ve yenilmeyiz.!’'
-Alıntı
Balkan Savaşı sırasında Bulgar top ateşinin Selimiye'nin duvarında bıraktığı hasar acı bir hatıra olarak kalmaya devam ediyor.
Atatürk'ün emriyle restore edilmeyip olduğu gibi korunarak milli bilinç olarak yaşatılıyor.
8 Haziran …
Bu fotoğrafın çekildiği, bundan tam 106 yıl önce bugün
bir İngiliz gazetesi şu başlığı atmıştı;
“Asi Mustafa Kemal “
Alman gazetesi de şu başlığı ;
''Türk direnişi fazla büyütüldü”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün çok güzel bir sözü vardır;
''Âcizler için imkansız, korkaklar için müthiş gözüken şeyler
kahramanlar için idealdir.''
Sofya'da kostümlü bir baloya davet edilen Atatürk, 11 Mayıs 1914 tarihinde gerçekleşen bu davete Yeniçeri devrinin Serhat Beyi kıyafeti ile giyerek gitmişti.
19 Mayıs 1919’dan;
-19 gün sonra 8 Haziran’da, Savunma Bakanı geri çağırır.
-34 gün sonra 23 Haziran’da, İçişleri Bakanı yetkisini alır.
-44 gün sonra 2/3 Temmuzda, Padişah İstanbul'a çağırır.
-50 gün sonra 8/9 Temmuz’da, görevden alınır.
-11 Mayıs 1920’de idam cezası verilir.
-24 Mayıs 1920’de Padişah Vahdettin idam kararını onaylar.
Milli Mücadele'yi Vahdettin başlatmış olabilir mi?
''Savaşın başkomutanı, adını Kurtuluş Savaşı vermiş. Birlikte savaş verdiği tüm kadro da kurtuluş savaşı demiş. ‘'
Sultan Abdülmecit'in oğlu Selim Süleyman Efendi'nin torunu Rana Eldem Hanımsultan'ın bu asil anısını da şuraya bırakalım. "Osmanlı'yı İngiliz işbirlikçisi Atatürk yıktı" masalıyla büyüyen zekasızlar iyi izlesin. Hanedanın öz evlatları bu memleket sevgisini teslim ederken, bugün… pic.twitter.com/dJJoD8A3ae
— Didem Yavuzyılmaz (@didemyvzylmz) July 6, 2026
"Osmanlı'yı İngiliz işbirlikçisi Atatürk yıktı" masalıyla büyüyen zekasızlar iyi izlesin. Hanedanın öz evlatları bu memleket sevgisini teslim ederken, bugün hâlâ Atatürk'e hain diyenler tescilli haindir! Kesinlikle bizden değildir, kesinlikle TÜRK değildir. Soysuz, sopsuz vatansız, kripto'dur.. Atatürk'e "hain" diyenler, bu topraklarda Osmanlı döneminde zenginleşmiş, bu toprakları sömürmüş, içimize sızmış Yunan, Rum, Yahudi, Ermeni torunlarıdır.''
1933 yılında Atatürk, General Mac Artur'a şöyle der;
"Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve adaları geri alacağım.
Selanik de dâhil Batı Trakya'yı Türkiye hudutları içine katacağım."
(Türk Silahlı Kuvvetler Dergisi,
syf:26, sayı: 333, Temmuz 1992)
Alıntı: Tarihi Merak Ediyoruz @tarihiiimerak
Alıntı: Umut Güner @umuttgunerr
1949 yılında Türk arşivlerinde şöyle bir yazışma geçmiş:
“Türk köylüsü hayatını bütün tarihde kendi sultanlarına "büyük devlet" mevki temin etmek için kanlı fedakârlıklara vakfettiği gibi unumî harpten sonra da Kemal Atatürk'ün idaresi altınca istiklâl mücadelesini başarmıştır.
Böylece Türk köylüsü uzun sefer hizmeti yıllarına köyünü, çift ve çubuğunu bir def'adan çok fazla terk ve ihmal etmek mecburiyetinde kalmıştır…”
Türkiye’de köylünün hangi safhalardan bugünlere geldiğini, mücadelesini unutanlara..!
Alıntı: Halim Gençoğlu @halimgencoglu