Kars etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kars etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260321

🎞️ Cemal Süreya’nın “Beyaz uykusuz uzakta” diye betimlediği Kars şehrinin karla kaplı, destansı görüntüleri

 


 

🎞️ Kars’ın tarihi sokaklarında şiirsel gezimizin konuğu: Şair Kazım Kazaklı

***

Kars’ın tarihi sokaklarında şiirsel gezimizin konuğu: Şair Kazım Kazaklı

Kars’ın taşla yoğrulmuş sessiz sokakları, her adımda geçmişin izlerini bugüne taşıyor. Kale eteklerinden başlayıp eski mahalle aralarına uzanan bu büyülü yürüyüşte, şehrin hafızasına şiirle dokunan bir isim eşlik ediyor bizlere: Şair Kazım Kazaklı.

Kars’ın ayazını, taş binalarının vakur duruşunu, dar sokaklarında yankılanan hatıraları ve geçmişten bugüne uzanan kültürel zenginliğini mısralara sığdıran Kazım Kazaklı, yalnızca bir şair değil; aynı zamanda bu kadim şehrin ruhunu kelimelere dönüştüren güçlü bir gönül insanı olarak öne çıkıyor.

Taşın, tarihin ve şiirin buluştuğu şehir

Kars’ta yürümek, sıradan bir geziden çok daha fazlasını ifade ediyor. Her sokak başında başka bir hikâye, her taş duvarda başka bir hatıra gizli. İşte bu atmosferde Kazım Kazaklı’nın dizeleri, kentin tarihî dokusuyla birleşerek adeta yaşayan bir anlatıya dönüşüyor.

Şehrin geçmişine tanıklık eden yapılar, eski konaklar, Arnavut kaldırımlı yollar ve kaleye uzanan yamaçlar; Kazaklı’nın şiirlerinde yalnızca birer mekân değil, duygunun ve hafızanın taşıyıcısı hâline geliyor. Onun bakışında Kars, yalnızca görülen değil; hissedilen, dinlenen ve içten içe yaşanan bir şehir olarak beliriyor.

Kazım Kazaklı ile Kars’ı yeniden okumak

Şair Kazım Kazaklı’nın kelimelerinde Kars; kimi zaman hüzünlü bir türkü, kimi zaman gururlu bir tarih, kimi zaman da memleket sevdasının en sade ifadesi oluyor. Şiirsel gezimizin bu özel konuğu, kentin yalnızca sokaklarını değil; insanını, kültürünü, özlemlerini ve hafızasını da satır aralarında görünür kılıyor.

Tarihî sokaklarda yapılan her yürüyüş, onun şiirleriyle birlikte başka bir anlam kazanıyor. Çünkü Kazaklı’nın dili, Kars’ı anlatmaktan öte Kars’ı yaşatıyor. Bu nedenle onun eşliğinde yapılan bir şehir gezisi, aynı zamanda kültürel bir yolculuğa dönüşüyor.

Kars’ın ruhuna dokunan mısralar

Kazım Kazaklı’nın şiirlerinde memleket sevgisi güçlü bir damar olarak hissediliyor. Kars’ın soğuğu, yalnızlığı, asaleti, direnci ve kadim duruşu; onun kaleminde sıcak bir anlatı kazanıyor. Okuyanı düşündüren, duygulandıran ve çoğu zaman kendi iç yolculuğuna çıkaran bu şiirler, şehrin ruhunu kelimelerle geleceğe taşıyor.

Kars’ın tarihî sokaklarında yapılan bu şiirsel gezi, bir şairin rehberliğinde yalnızca bir mekân keşfi değil; aynı zamanda kültür, hafıza ve aidiyet üzerine derin bir yolculuk sunuyor. Kazım Kazaklı, bu yolculukta Kars’ın sesi, sözü ve kalbi olmaya devam ediyor.

#KafkasHaberAjansı 


Alıntı: KHA - Kafkas Haber Ajansı @khacomtr36



🎞️ Kars'ta okuyan öğrenci, Kars'ın bilinmeyen güzelliklerini paylaştı:

 


 

20191213

🎞 Lezzetiyle fark yaratan Kars kazı

Kar yedikten sonra kesilen kazlar, Kars'tan yurdun dört bir yanındaki sofralara ulaştırılıyor. Türkiye'nin en önemli kaz üretim merkezlerinden Sarıkamış'ta kar yağışının ardından çiftliklerde hummalı bir çalışma başladı. Lezzetiyle fark yaratan Kars kazına talep yoğun.

20191110

🎞 Göçle Gelen Zenginlik : Kars Gravyeri (Kars Gruyere Cheese)



Ülkemizde geleneksel tatlar arasında Kuzey Doğu Anadolu Bölgesi’nde, özellikle Kars’ta üretilen peynirlerin özel bir yeri var.

Kars peynirlerinin en önemli üretim merkezlerinden biri Boğatepe. 2200 metre yüksekte yaşayan Boğatepe halkı daha çok hayvancılıkla geçiniyor.

Zavot ırkı dedikleri ineklere sahipler. Rusça kökenli bu kelime fabrika ineği anlamına geliyor.

Kars’ta üretilen peynirlerin eşsiz tadını günde on litre civarında süt verebilen bu inekler sağlıyor.

Kar kalktıktan sonra otlaklara yayılan inekler, bölgenin son derece zengin taze ot çeşitleriyle besleniyor.

Süt ürünlerindeki çeşitlilik günümüzde giderek azalsa da bölgede temel geçim kaynağı olmaya devam ediyor.

Bugün bölgede üretilen üç temel peynir var. Kaşar, Çeçil ve Gravyer.


Yapım : Sin-B- Ar Film
Metin Yazarı : Barış Duran
Müzik : Cenk Yeles

20190825

Ermeni mezalimine uğramış şehitler için anıt yapıldı (2014)

Ermeni mezalimine uğramış şehitler için anıt yapıldı

ANITIN AÇILIŞI MÜBAREK KADİR GECESİNDE GERÇEKLEŞTİ

Kars’ın Arpaçay ilçesinin Büyük Çatma Köyü’nde, 1918 yıllarında Ermeni Komandan Baratof komutasındaki Ermeni Taşnak çeteleri tarafından Küçük Çatma Köyü’nde şehit edilen, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 178 şehit için anıt yapıldı.

Büyük Çatma Köyü Muhtarı İbrahim Birdal öncülüğünde, köy halkının yıllardan beridir verdiği özverili çalışma neticesinde Arpaçay Kaymakamlığı tarafından yapılan şehitlik anıtının açılışı, mübarek Kadir Gecesinde törenle gerçekleştirildi. Açılış törenin ardından da kurulan çadırda iftar programı icra edildi.

Arpaçay Kaymakamı Faruk Erdem’in büyük gayretleri sonucu Büyük Çatma Köyü’nün Akyaka - Kars Karayolu üzerinde 16 X 7 metrekare çapında yapılan anıtın muhteviyatında, 9 adet şehide ve 1 adet Hicri 1334 tarihli Osmanlıca yazılı büyük paitaht ile birlikte dev Türk Bayrağı bulunuyor.

BU GÜNE KADAR 82 KÖYDEN SADECE 3’ÜNDE TOPLU MEZAR AÇILDI

Kars ve çevresinde benzer olayların yaşandığı 82 köyde, bu zamana kadar sadece 1991 yılında Subatan Köyünde 574 ve 2003 yılında Derecik Köyü’nde 360 kişinin Ermeniler tarafından aynı tarihlerde toplu olarak katledildikten sonra gömüldüğü köyde kazı yapılmış ve ardından da şehitler anısına Ani Ören Yeri ile Kars Kara Yolu üzerinde anıt yapılmıştı. 

Bilindiği gibi Küçük Çatma köylüleri tarafından mezarlığa dönüştürülen 1920 yılında 178 şehidin gömüldüğü samanlıkta, 2010 yılında Mülazim Turan’a ait evin bahçesinde bulunan 90 metrekarelik alanda Müslüman Türklere ait toplu mezarın ortaya çıkarılması için Kafkas Üniversitesi (KAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü ve Kars Müze Müdürlüğünce kazı yapılmıştı. Yapılan incelemelerin ardından daha sonra bu alan Taşınmaz Kültür Varlığı olarak tescil edilmişti.

O yıllarda Türk ordusunun doğu harekatına başladığı sırada Ermeni çeteleri geri çekilirken, Türk halkına yapmış olduğu katliamlardan birinin de Küçük Çatma köyünde gerçekleştirilmişti. Tarihi kayıtlarla, Osmanlı arşivlerinde 178 kişinin burada şehit olduğunun tespit edilmişti. Bölgemizde bu tür olayların yaşandığı 82 köy var.

Şehitlik anıtının açılışı nedeniyle Arpaçay Kaymakamlığı tarafından resmi tören düzenlendi. Mübarek Kadir Gecesinde gerçekleştirilen açılış törenine, Arpaçay Kaymakamı Faruk Erdem, Belediye Başkanı Erçetin Altay, Arpaçay Savcısı Ertaç Sarıkaya, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Özbey, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Aydın Acay, Birlik Vakfı Kars Şube Başkanı Özgür Turhan, İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Emrah Çelik, İlçe Emniyet Amiri Erkan Sönmez, Azerbaycan Kars Başkonsolos Vekili, Köy Muhtarı İbrahim Birdal ve köy halkı katıldı.
....


 

BAYRAĞIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ.

Büyük Çatma Köyü Muhtarı İbrahim Birdal, 
1915 ve 1918 yıllarında ermeni mezalimine uğrayan bölgemiz büyük katliamlar görmüştür. Bu katliamı birebir yaşayan büyük çatak köy halkı topluca toplatılarak ermeni taşnak milisleri tarafından komşu köy olan küçük çatma da topluca katledilmiştir. O dönem 183 tane büyük çatma köy halkı katledilmiş ve şimdi köyümüzde yetişkin erkek sayısı 168’dir. Bu katliamın boyutunu göstermektedir. Burada asıl bu anıtı yaparken geleceği görmenin eğer bayrağımızı dilimizi kaybettiğimiz noktada düşeceğimiz son noktada budur. Şu anda dünyada birçok örneği var özellikle Müslüman devletlerinde. Bayrağımıza sahip çıkmalıyız. Bu anıta katkılarından dolayı ilçe kaymakamıma, ilçe özel idaresine, il özel idaresine, emeği geçen tüm vatandaşlarıma, gönülden beni destekleyenlere ve bütün çatak köy halkının yanında olanlara teşekkür ediyorum.” 
dedi.

25 NİSAN’DA BURADA TEKRAR BİRLİKTE OLACAĞIZ

Muhtar Bidal, Kafkas Haber Ajansı’na da şu açıklamayı yaptı: 
“1915–18 yıllarında ölen 183 ecdadımız, dedelerimiz küçük çatmak köyünde topluca katledilmiştir. Bugün burada temsili anıtımızın açılışını yaptık. 2010 yılında küçük çatmada kazısını yaptırdığımız resmi olarak şehitliğimizin de inşallah gerekli izinleri, projeleri tamamlandıktan sonra restoresini yaptıracağız. Amacımızı burada bu katliam yerini gelecek nesillere aktarmaktır. Aktarmamızdaki maksatta geçmişte yaşadığımız badireleri, zulümleri, katliamları bir daha yaşamamaktır. En azından dedelerimizi yaşadı, biz yaşamayalım, çocuklarımız yaşamasın, torunlarımız yaşamasın diye uğraşıyoruz. Asıl amacımız budur. Asıl olan 2015 yılında sözde tehcirin, sözde katliamın 100. yılını hazırlamaktır. İnşallah önümüzde ki 25 Nisan’da burada tekrar birlikte olacağız. söz de tehcirin 100. yılında tekrar ermeni mezalimini Ermeni katliamını telkin edeceğiz, reddedeceğiz. Gerekli çalışmaları yapacağız. 183 şehidimiz var burada. Bunun 113 ünün ismini bilmemekteyiz. 70 inin ismi mevcuttur. Torunları buradadır. Ermeniler geçmişte bizimle birlikte yaşadı. Hiçbir zaman Osmanlının buyruğundan çıkmadılar. Ne zaman ki Fransızların, İngilizlerin sözlerine kanarak maşa olmaya çalıştılar. Halende maşadırlar. Yakın bir zamanda Ermenistan’a giden biri olarak konuşuyorum ben. Ermenistan açlık, sefalet içinde. Çekiyorlar, çekecekler. Çünkü Osmanlıya ihanet ettiler. Onlar geçmişte yine söylediğim gibi gelsinler Türkün ekmeğine ortak olsunlar. Ama ihanet etmesinler.”

EN FAZLA KATLİAMI HİSSEDEN BÖLGELER BURALAR OLDU

Kaymakam Faruk Erdem ise, 
“Malum bugün önemli bir açılış var. Birazdan şehitliğimizin açılışını yapacağız. Ancak ben bugün neden buradayız biraz bundan bahsetmek istiyorum. Bildiğiniz üzere Osmanlının son dönemlerinde özellikle 18. yy’dan itibaren gittikçe Osmanlının her bölgesinde karışıklıklar başladı. Bunun sirayet ettiği bölgelerden biriside burası oldu. Ta ki bölgemiz için önemli olan iki önemli gelişme bölge hafızasında çok önemli yer etti. Bunlardan bir tanesi mihenk taşı olabilecek neticede Osmanlı Rus savaşı bir diğeri de Mondros mütarekesi. Bu iki tarihsel olay bölge için çok önemli. Bu günün anlamamız içinde çok önemli. Çünkü bildiğiniz üzere Osmanlı-Rus harbi ile sıkışan Osmanlı topraklarını bugün mevcut olan Karaurgan köyünün batısına kadar çekti ve sınırlarımıza Ruslar dayandı. Ciddi manada Osmanlıyı sıkıştırmaya başladılar. Bununla birlikte bölgede önemli faktör olan Ermeniler, Ruslar ve İngilizler tarafından topraklarımıza sokulmaya başladı. Ufak ufak işgallere başlandı. Bununla kalmadı bu süreç zamanla Mondros kadar gitti. Bildiğiniz gibi Mondros mütarekesi bizim açımızdan olumsuz ve aleyhimize olan bir anlaşmaydı. Bolşevik ihtilali nedeniyle bölgeyi bırakmaya başlayan Rusların etkisiyle artık Ermeniler Kafkaslardan, İrandan, doğu tarafından trenlerle veya başka yollarla ülkemize sokulmaya başlandılar ve bunlar burada yerleştiler. Çeşitli yerlerde, çeşitli bölgelerde katliamlara giriştiler. İnsanlık tarihinin utanç noktası diyeceğimizi çok fazla zulümler yaptılar. Tabi Ermeniler buradayken kendilerini güvene almaları için seçtikleri bazı noktalar vardı ki onlardan birisi de şu anda bulunduğumuz nokta. Çünkü burasının tren yolunda olması ve ana yol bağlantısı olması nedeniyle Pergit, Kuyucuk, Şahnalar, Geçit köyü yani bu bölgenin düz bir ova olması nedeniyle Ermeniler bu bölgede özellikle katliamlarını arttırarak bu bölgeyi temizleyip biran önce burada bir yol açmaya çalıştılar. O açıdan katliamın tanıklarından biri de bu bölge oldu. Bunun yanında Ardahan’ın Koçivan, Selim, Selimin köyleri, Susuz, bizim Zarşat, Şöleyer. Bu bölgelerde de ciddi katliamlar oldu. En fazla katliamı hisseden bölgeler buralar oldu. Esasında bu gün bu anıt burada temsili olarak Arpaçay’da ki bütün ermeni mezalimine uğrayan şehitleri de temsil ediyor.” 
dedi.

“BUGÜN VATAN BİZDEN RAZI OLACAK”

Kaymakam Erdem daha sonra şunları söyledi:
“Hepimizin bildiği üzere Osmanlı sadece bu bölgede mücadele vermedi. Kurtuluş mücadelesini Çanakkale cephesinde de yürüttü. Çanakkale savaşlarında arı burnu çıkartmasında şehit olan Aydınlı Ömer çavuş var. Onun cebinde bir destan buluyorlar. Orada çok güzel bir mısra var onu paylaşmak istiyorum. Orada diyor ki; Bugün vatan bizden razı olacak. / Nefer şehit ordu gazi olacak. Yani orada o gaziler, o şehitler ancak vatanın kendilerinden razı olduğunu düşünüyor. İşte bu düşünceyle bu bilinçle hareket etmek lazım. Biz burada kendi görevimizi azda olsa yerine getirmeye çalıştık. Bugün böyle bir anıtla ermeni mezaliminde katledilen şehitlerimizi anıyoruz. Bu açıdan çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. Büyük çatma köyü muhtarı ve halkı, biz bu anıt için çok büyük çaba sarf ettik, emek verdik. Ben oldukça gururluyum, mutluyum. Böyle bir eseri açmakta bize nasip oldu. Böyle anlamlı bir kadir gecesinde bu işin idrakinde inşallah daha büyük zulümler görmez bu millet. Şehitlerimize Allah rahmet eylesin. Gazilerimize de sağlık ve sıhhat diliyorum. Hepinize teşekkür ediyorum. Bu anıtın açılışını kadir gecesine yetiştirmeye çalıştık. Bu anlamda anıtı bizim düşüncemizden daha hızlı bir sürede bitiren mütahit arkadaşımız var. Ben o özverili çalışmaları için onlara teşekkür ediyorum. Emeği geçen arkadaşlara teşekkür ediyorum. Muhtarımız bu işi sürükleyenlerden bir tanesi. Kendisi de burada çok fazla emek harcadı. Ona ve köyünden yardımcı olanlara huzurlarınızda bir kere daha teşekkür ediyorum. Malum ilden gelen misafirlerimiz var. Onlara da teşekkür ediyorum. Anıt hayırlı uğurlu olsun.”
  200’DEN FAZLA ŞEHİT

Kaymakam Erdem Kafkas Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada ise şöyle konuştu:
“Malum milli mücadele yıllarında Ermeni mezaliminin görüldüğü yerlerden bir tanesi doğu Anadolu, doğu Anadolu’da da Kars önemli bir nokta. Burada bizim Arpaçay, Zarşat, Şöleyer yani bu bölge oldukça önemli. Ermeni mezaliminin sık görüldüğü yerlerden. Bizim burada büyük çatma ve küçük çatma köyleri var. Biz bu iki köy için bu anıtı yaptık. Bu iki köyde ermeni katliamına uğrayıp şehit olanlar var. Bunlarda 200’den fazla. Zaten bunlardan bizim tespit ettiğimiz 113 tanesinin komple sülaleleri silinmiş, yok olmuş. İsimleri dahi bilinmiyor. Bir grubunda anıtın içerisinde ismini yazdık zaten. Yani buradaki şehitler 200’den fazla. Zaten bunların kemikleri de daha önce ortaya çıkarılmıştı. Toplu mezarlar var bölgede.”

ERDEM DEDE’NİN GÖZYAŞLARI

Şehit yakınlarından 94 yaşındaki Ahmet Ertem ise duygularını ifade ederken ağladı. Erdem dede, gür sesiyle okuduğu şiirle de alandakileri duygulandırdı. Annesinin o yıllarda yaşadıklarını anlatırken duyguları artan Erdem dede, 
“1929 doğumluyum. Ermeniler burada katliam yaptılar. Benim annem ikinci kocaya gitmiştir. Annemin ilk kocasını öldürmüşler. Annem çok acı çekmiş. Allah katliam yapanları katletsin. Sizi götürüp değişeceğiz diye aldatmışlar. Köyün üstünde hepsini bir araya toplamışlar. Topladıktan sonra kadınları arabalara bindirip Küçük pergit köyüne götürüyorlar. Erkekleri de yine aynı birere birer götürüyorlar. Bir merekte katlediyorlar. O annemin acısını gördükçe ciğerim yanıyor. Annem ağlayıp söylerdi. Onun için ciğerim yanıyor. Allah devletimizden razı olsun.”
diye konuştu. 

20190819

🎞 Türkiye'nin En Meşhur Peyniri / Kars Gravyer Peyniri 🧀


MURAT ATAY 
Jun 28, 2019

'Kilosu 80 tl Türkiye 'nin en meşhur peyniri Kars Gravyer peyniri nasıl yapılıyor sizler için Kars Boğatepe köyü giderek yerinde inceledim. Geleneksel tarzda yapan tek yer olan Niyazi ustanın yerinde çekimizi yaptık daha sonra geleneksel ve modern gravyer lerin satıldığı Metin bey peynirciliğe giderek tadım yaptık. Kars demek Gravyer demek peki gravyer nasıl yapılır . 1 Kg gravyer peynir kaç kilo sütten elde edilir tüm detayları bu videomuz da. Kars ın eski kaşar ıda meşhurdur hatta Kars Kaşarı ünü tüm dünyada bilinir. peki bu güzel ürünleri nasıl sipariş vereceksiniz detaylar da video da Kilosu 80 TL Türkiyenin en meşhur peyniri Kars Gravyer peyniri videomuzu beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmuyoruz iyi seyirler.'

20180921

Caferiler, Kerbala yasında bir araya geldi

Hazreti Muhammed'in torunu Hazreti Hüseyin ve yakınlarının Kerbela'da katledilmesinin bin 379'uncu yılı nedeniyle İstanbul, Kars ve Iğdır'da anma programları düzenlendi. Bu yıl farklı olarak, Aşure merasimi programına katılanlar, Türk Kızılayı çadırında kan bağışında bulundu.

20180216

Tarihi eserler: Anadolu'nun Unutulmuş Şehri: Ani

     
  

    

  
 

Yazının tamamı:
Alıntı kaynak: https://onedio.com/amp-haber/457583
 Virtual Ani


Turizm: Kars Ani Örenyeri Hakkında Bilgi

Kars Ani Örenyeri Hakkında Bilgi



Kalesiyle, harabeleriyle, kaşarıyla ve kayak merkeziyle ünlü olan Kars, ülkemizin en kuzeydoğu bölgesinde bulunan illerden birisidir. Kars’ın en önemli tarihi kalıntıları olan Ani Örenyeri, Ortaçağ zamanında kurulan bir şehirdir. Şehir, tarih boyunca çok çeşitli medeniyetlere ve kültürlere ev sahipliği yapmıştır.  Kars’a yolunuz düşerse Ani Örenyeri mutlaka gezilip görülecek yerlerdendir.
Ani Örenyeri, 4500 metre uzunluğunda ve 8 metre yüksekliğindeki surlardan meydana gelen bir yapı olup, Kars’ın en önemli tarihi kalıntılarından biridir. Uzun surlardan meydana gelen örenyeri, dörtgen ve daire şeklindeki çok sayıda burçlarla güçlendirilmiştir. Ortaçağ’da, çok sayıda medeniyetlerin yerleşim yeri olan tarihi şehir, yüzyıllar boyunca insanlar tarafından mesken olarak kullanılmıştır. Bunun nedeni, savunmaya ve yerleşime çok elverişli bir coğrafyada bulunması ve su kaynaklarına yakın olmasıdır. Şehrin su gereksinimi, debisi yüksek olan Arpa Çay tarafından karşılanmıştır. Ortaçağ zamanında en önemli ticaret yolu olan İpek Yolu’nun Kafkasya’dan Anadolu topraklarına ilk giriş yeri olan şehir, bu dönemde Kuzey Anadolu topraklarının ekonomik, politik ve kültürel merkezi haline gelmiştir. Bundan dolayı Ani, Ortaçağ döneminin en önemli şehirlerinden birisidir. Bünyesinde birçok kültürü barındıran Ani’de, tarih boyunca dini ve sivil mimarinin en güzel örneklerini görmek mümkündür. Türkler, Ermeniler ve Gürcülerin beraberce barış içinde yaşadığı şehirde, kilise, cami ve Zerdüşt tapınağına rastlamak mümkündür. Bu durumu günümüz toplumlarıyla kıyaslayacak olursak, Ani’de yaşayan halk için daha barışçıl ve tahammüllü yorumlarının yapılmasına yol açar.



Günümüzdeki kalıntıların büyük çoğunluğunun, milattan sonra 8. ve 13. yüzyıllar arasında yapıldığı düşünülmektedir. Bu yıllarda şehir ekonomi ve sanat yönünden oldukça gelişmiştir. Şehir aynı zamanda 1001 Kiliseli Şehir ve 40 kapılı Şehir adlarıyla da anılır. Ani Örenyeri’nde 1880 yıllarında keşfedilen bir yer altı şehri de bulunmaktadır. Yer altı şehrinde 823 adet yapı ve mağara vardır. Şehrin Surları, 8 adet kilise ve bir de cami günümüzde ayakta duran eserlerdendir. Aslanlı Kapı denilen yapı şehrin girişini oluşturur. Ani Örenyeri’nde arkeolojik kazılar, restorasyon ve koruma çalışmaları halen devam etmektedir.



Kars Ani Örenyeri Ziyaret Saatleri ve Giriş Ücreti Örenyerinin yaz dönemi (Nisan-Ekim arası)giriş saatleri 09:00-19:00 arasıdır. Kış döneminde ise (Kasım-Mart arası) 08:00 ile 17:00 arası örenyeri ziyaretçilerine açıktır. Müzeye giriş ücreti 8 TL’dir.

Kars Ani Örenyeri Nerede? Nasıl Gidilir? Ulaşım
Kars şehrimize 42 kilometre uzaklıkta olan Ani Örenyeri, Ocaklı köyü sınırları içerisindedir. Kendi özel aracınızla ulaşım sağlayabileceğiniz gibi Kars’ dan Ocaklı Köyü’ne otobüs seferleri de bulunmaktadır.

Alıntı kaynak: http://www.tatilana.com/2016/04/kars-ani-orenyeri-hakkinda-bilgi.html

Turizm: Ani Örenyeri ziyaretçi sayısını ikiye katladı (2017 haberi)

"Medeniyetler beşiği" olarak bilinen Ani Örenyeri, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alındıktan sonra ziyaretçi akınına uğruyor. Ören yerinin ziyaretçi sayısı iki katına çıktı. 
02 Ağustos 2017



   



20180116

KARS'IN SÜT KOKAN İNSANLARI: MALAKANLAR

KARS'IN SÜT KOKAN İNSANLARI: MALAKANLAR

Tarihin en tanınmış Malakanının dünyaca ünlü yazar TOLSTOY olduğunu biliyor muydunuz.? Yazarımız Kemal Şendikici, Rusya'dan Kars'a sürülen ve kente kültürleriyle iz bırakan Malakanları yazıyor. Keyifli okumalar

10 Ocak 2018 Çarşamba - KEMAL ŞENDİKİCİ- turizmhaberleri.com-İzmir 
Profesyonel Turist Rehberi- Fotoğraf Sanatçısı 


KARS'IN SÜT KOKAN İNSANLARI “MALAKANLAR“ 


Kars, son günlerin çok özgün bir gezi rotası. Ankara'dan kalkan Doğu Expres Treni hep kapalı gişe satıyor. Yapılan ek tren seferleri bile,anında doluyor. Kars'ta gezilecek ve görülecek çok yer var.  
Doğunun serhat şehri olan Kars, 93 Harbi sonrası, kırk yıl Rusya'nın egemenliğinde kalmış olması nedeniyle,üzerinde Ruslara ait birçok etnik mimari ve kültürel motif barındırıyor. Tüm yolların kesişme noktasında bulunan, Kars Ani harabelerinin bulunduğu bölgeye Türklerin, 1071 Malazgirt Savaşı'ndan tam yedi sene önce geldiği ve yerleştikleri düşünülüyor. 

Özel şehir planlamasına sahip olan taş binalarla kaplı Kars sokaklarında yürümek, soğuk savaş dönemine ait bir ülkede bulunma hissi uyandırıyor. Bembeyaz karlara bürünmesi ise Kars şehrine ayrı yakışıyor. Fotoğrafçı gezginler ve sinemacılar için adeta bir DOKTOR JİVAGO filmi atmosferi. 

II. Abdülhamit döneminde, 1877 – 1878 yılları arasında Osmanlı ve Rus Çarlığı arasında gerçekleşen 93 Harbi sonrası Kars, savaş tazminatı olarak Ruslara teslim edilir ve bir daha buradan ayrılmamak niyetiyle yerleşilir. Fakat,1915 Çarlık rüyasının Bolşevikler tarafından yıkılmasıyla, arkalarında çok özel bir Rus kabilesini bırakarak Kars'ı terk etmek zorunda kalırlar.  



MALAKANLAR… 

MALAKANLAR, Rus Çarı Deli Petro'nun uygulamalarına karşı çıkarak, dinsel bir hareket ve yaşam tarzı olan Molokanizm'i hayat felsefesi olarak kabul eden insanlardır. 
Malakanlar, bir Ortodoks Hristiyan topluluk ve daima egemen bir güç olan kilise ile çatışmışlar, yönetimde çok etkili olan Rus Ortodoks kilisesi için hep bir çıbanbaşı olmuşladır. Bu nedenle, 93 Harbi sonrası Kars'a yerleşen Rus Çarlık Hanedanlığı, onlara göre baş ağrısı olan bu topluluğu, Rusya'dan Kars'a sürmüş; hem onlardan kurtulmuş, hem de Kars'ta kalıcı bir koloni oluşturmuştur. 

Malakan, Rusça MOLOKAN yani ''SÜT İÇENLER'' anlamına geliyordu. Ortodoks Kilisesi'ne göre dindar Ruslar haftada sadece iki kez süt içmeliydi, fakat asi Malakan tarikatı, her gün süt içiyordu. Hristiyanlığın sembolü olan HAÇ'ı kullanmıyorlardı. Dini törenlerinde papaz veya rahip istemiyor, kiliseye gitmiyor, bunun yerine temiz ve tek odalı evlerinde toplanıp kadınlı erkekli ibadet etmeyi tercih ediyorlardı. Savaş karşıtı olmaları nedeniyle, Rus ordusuna dahil olmayarak, ellerindeki tüm kalan silahlarını toplu bir tören ile yakmışlardı. Tüm bu nedenlerden dolayı, kilisenin tüm şimşeklerini üzerine çekerek AFOROZ edildiler. Kars'ın ele geçirilmesini fırsat bilen Rus hükümeti, yaklaşık on beş bin Malakanı ana topraklarından sürerler. Günlerce süren yolculuk sonrası Kars'a varan Malakanlar, dere kenarlarında kendi köylerini kurarak, yeni vatanlarına ve yerli halka çok hızla uyum sağlayıp tarım yaparak geçimlerini sağlamaya başladılar. 



Tarihin en tanınmış Malakanı, ''Savaş ve Barış''ın yazarı TOLSTOY'dur. Zengin bir aileden gelen ve halkının mücadelesine her daim destek olan yazar, kitaplarından kazandığı tüm geliri, göçe zorlanan bu insanlara destek olmak için çekinmeden harcadı. 

Karslılar, yeni gelen bu insanları hep çok sevdi. Farklı din ve ırktan olmalarını hiç önemsemediler. Yardımsever, akıllı insanlardı. Dere kenarına su değirmenleri kurup un öğüttüler, kaz yetiştirdiler. İleri yöntem tarım ve hayvancılık uygulamalarına geçtiler. Sabanda öküz yerine at kullanıp süt kalitesini arttırarak Çeçil Peyniri'ni ürettiler. Bugün bile kullanılan, onlara ait birçok tarımsal yenilik, bölgenin kaderini değiştirmiştir.  

Yardımsever olmalarına karşın, kendilerine dönük insanlardı. Din farklılıkları nedeniyle, Müslümanlarla birebirinden kız alma verıp olayı pek yaşanmadı.  



Malakanlar kilise inşa etmediler, evlerinde ibadet ettiler. Dini bayramlarını kutlarken, Müslüman bayram ve geleneklilerine saygılı oldular. Müslüman halk da onlarınkine… 1915'de Ruslar Kars'ı terk edince, tüm Malakanlar bölgede kalarak, Osmanlı kimliğine tabii oldular. Dinlerine sahip çıktıkları gibi, savaş karşıtı toplum olmak en büyük kırımızı çizgileriydi. Bu nedenle, 1921'de Türk ordusunun kurutuluş mücadelesi için düzenli ordu kurma girişimcilerine başlamasıyla istemeyerek de olsa Kars'ı terk etmeye karar verdiler. Bir kısım, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Yeni Zelanda'ya göç ettiler. Geri kalanlar için yalnızlık ve fakirleşme dönemi 1961'e kadar sürdü. Onlar da ekonomik sebeplerden dolayı Rusya'ya göç etmek zorunda kaldılar. Bir süre sonra oraya adapte olamayarak tekrar dönmek isteseler de, Rus Hükümeti pasaportlarına el koyarak dönmeleri engellendi. Bugün dünyanın farklı yerlerinde Malakanlar yaşıyor. Kars'ta ise 5 aile kalmış diyorlar. Müslümanlarla evlenip din değiştiren de olmuş ,ismi Sara veya İvan olarak Müslüman eşiyle yaşantısını gayet güzel sürdüren de... 

Ama şu bir gerçek, toplumsal nedenlerden dolayı göç etmeye zorlanan bu asil insanlar, Kars'a hem ekonomik, hem de kültürel anlamda damgasını vurmuş görünüyor. Bugün, Arpaçay ve İncesu köylerinde bulunan Malakan mezarlıkları dışında, dere kenarında atıl durumda bulunan bir kaç un değirmeni ve taş ev, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından koruma altına alınmış bulunuyor. Elde kalan kültürel Malakan mirasının, Kars turizmine büyük yarar sağlayacağını ve ivedikle bir Malakan müzesi açılması gerektiğini düşünüyorum. Yılda bir kez de,''Malakan Kültür ve Sanat'' festivali düzenleyerek, dünyanın birçok yerinde yaşayan Malakanları Kars'a davet edip unutulmuş bu kültürel hayatın canlandırılması gerektiğine inanıyorum. 

Yazımızın sonunda, Malakanları daha iyi tanımak isteyen okuyuculara, Tarık Akan ve Şerif Sezer'in başrollerinde oynadığı, 2009 yapımı DELİ DELİ OLMA adlı sinema filmini izlemelerini öneririm. Kars'ta yaşayan Malakanların son temsilcisi olan MİŞKA karakterinin zor ve yalnız hayatını anlatan, oldukça etkileyici bir film. Filmde, piyano çalan Malakan karakter Mişka ile doğuştan müzik yeteneği olan Müslüman köylü kızı küçük Alma arasındaki duygusal bağ inanılmaz güzel anlatılmış. Mişka'nın, piyano ile beraber çalıp söylediği 'Bir Sarmaşık Olsaydım ' adlı Malakan şarkısının sözleriyle makalemi bitiyorum. Faklı kültürler ve dinler, Anadolu'nun zenginliği ve solan renkleridir.  
Hep yaşatmak dileğiyle… 

Bir sarmaşık olsaydım, sıkıca tutunsaydım bir yere, 
Sökülüp atılmasaydım, köklerimi salsaydım derinlere. 
Bir sarmaşık olsaydım, dolasaydım gövdemi döne döne,  
Günlerce aynı yerde kalsaydım, hareketsizlikten uyusaydım. 

Bense ayrık otuyum, her çıktığı yerden sökülen,  
Sarmaşık olmak isteyip de, basit bir ot bilinen 
Bir ayrık otuyum, kökü olmayan, sevilmeyen  
Sarmaşık olmaya özenen, öylece bir ot işte… 


kaynak fotoğraflar: 
www.karsmanset.com 
gündemavrasya 
gazetebilkent.com 

Kaynak: turizmhaberleri.com

20180105

Kars'ın 5 bin yıllık Türkleri / Ömer ERBİL

Kars'ın 5 bin yıllık Türkleri


Ömer ERBİL

Atatürk Üniversitesi Eski Çağ Tarihi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Alpaslan Ceylan, Kars’taki yüzey araştırmaları sırasında M.Ö. 3000-2000 yılları arası Türk kültürüne ait olduğu düşünülen kaya resimleri ile kurgan tipi mezarlara ulaştı. Prof. Ceylan, boynuna fotoğraf makinesi asıp, Anadolu’da Türk izlerini yok etmeye çalışanlar olduğu için bulguların yerini açıklamayacağını söyledi.

ADI GİZLİ BİR DAĞDA

Anadolu’da Türk izlerini taşıyan milattan önce dönemlere tarihlenen yeni kaya resimleri ve kurgan mezarlar tespit edildi. 20 yıldır 1071 öncesi dönemlere ait Anadolu’da Türk izlerini araştıran Atatürk Üniversitesi Eski Çağ Tarihi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Alpaslan Ceylan yeni buluntuları Hürriyet ile paylaştı.

Prof. Ceylan, Kars’ta bir dağın tepesinde tespit edilen, Anadolu tarihi açısından bilimsel öneme haiz buluntuların güvenliği sağlanmadan tam yerlerinin açıklanmayacağını söyledi. Erken Neolitik döneme ait kaya resimleri Güney Özbekistan’da Zardur Kaman mağarasında ve Doğu Pamirler’de Sakta mağarasında bulunuyor. Güneye doğru Azerbaycan Gobustan kaya resimleri ve ülkemizde Hakkari Trişin kaya resimleri de birbirine yakın neolitik dönem kaya resimler olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar kaya resimlerinde milattan önce dönemlerde yavaş yavaş belirginleşen bir üsluba doğru yöneliş gözlemlendiğini Türk kaya resimlerinde de hayvan üslubunun dikkat çektiğini söylüyor.

ANADOLU TARİHİNE IŞIK TUTACAK

Prof. Ceylan, Türklerin 1071’deki Malazgirt Savaşı’ndan çok daha önce Anadolu’ya girdiklerini bilimsel olarak ispatlayan çalışmalarıyla tanınıyor. Kaya resimleri, taş heykelcikler, yazıtlar Anadolu’daki Türk izlerini bilim dünyasına sunuyor. Bu konuda Kağızman Geyiklitepe Kaya resimleri, Hakkari Taşları olarak bilinen 13 dikili taş (stel) ve Trişin kaya resimleri, Van’daki Narlı Huşş ve Yedi Salkım mağaralarındaki kaya resimleri, Erzurum Cunni mağarası kaya resimleri Anadolu’da erken dönem Türk izlerinden bir kısmını oluşturuyor. Yaklaşık 30 yıldır Doğu Anadolu’da dağ taş demeden bilimsel yüzey araştırmaları yapan Ceylan bu yılki araştırmalarında Anadolu’da Türk izlerine ışık tutacak yepyeni bulgulara ulaştı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle yürütülen Kars’taki yüzey araştırmaları sırasında M.Ö. 3000-2000 yılları arasına tarihlendiği tahmin edilen kaya resimleri ile benzer döneme ait olduğu düşünülen kurgan tipi mezarlara ulaştı. 


PUZZLE’I BİRLEŞTİRİYORUZ

Türk kültürüne ait kaya resimleri ve kurganların Anadolu tarihi açısından çok önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Ceylan, Orta Asya, Kafkasya ve İran’ı bilmeden bu buluntuların değerlendirilemeyeceğini belirtti. Bilim dünyasına ilk defa sunulacak buluntuların önümüzdeki yıl analizlerinin yapılıp, diğer Türk kültürlerindeki kaya resimleri ile karşılaştırmalar yapılacağını kaydeden Ceylan; “Kurganlar için Kültür Bakanlığı’ndan kazı izni isteyeceğiz. Kaya resimlerini diğer Orta Asya ve Kafkasya’daki çağdaşları ile karşılaştıracağız. Analizlerle tam bir tarihleme yapılacak. Yeni buluntular Anadolu tarihine ışık tutacak. 20 yıldır Kültür Bakanlığı izni ile ondan önce de 10 yıl bağımsız olarak Doğu Anadolu’da araştırmalar yaptım. Moğolistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, İran ve Azerbaycan’da her yıl araştırmalar yapıyorum. Aslında bir bir puzzle’ın parçalarını toplayıp birleştiriyoruz. Her yıl yeni parçalar buluyoruz’’ dedi.

İZLER BİLİNÇLİ YOK EDİLİYOR

Daha önce bulunan Erzurum Cunni mağara resimlerinin tahrip edildiğine dikkat çeken Prof. Ceylan, bu nedenle yeni buluntuların koordinatlarını vermekten çekiniyor. Gerekli koruma önlemleri alınıncaya kadar yerlerinini gizli tutulacağını söyleyen Ceylan, “Anadolu’da Türk izlerini yok etmeye çalışanlar var. Boynuna fotoğraf makinası asıp kendisine araştırmacı süsü verenler yer tespiti yapıldıktan sonra gece bunları tahrip ediyorlar’’ dedi.


Alıntı Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/karsin-5-bin-yillik-turkleri-40701245


🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.

  Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı. pic.twitter.com/zB0iENTSdL — Telgraft (@telqraft) April 12, 2026  ...