Blog Listem

Noel baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Noel baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20250102

🎞️ 🇹🇷Türk kültüründe yılbaşı kutlaması | Ece Ataer ile H'ECE | Dr. Günnur Yücekal Arpacı

 

Ece Ataer ile H'ECE | Dr. Günnur Yücekal Arpacı

  • Hiçbir inançla kavgalı olmadık
  • Tanrıcılık ''Türk''ün değerler sistemidir
  • Eğitim sistemimiz yabancı kavramlarla yürüyor
  • Türk kültüründe cehennem yoktur
  • Erlik, Türklerin ana tarafı kökenini simgeler
  • Türkler, bütün bedensel varlıklıklarını dişil kabul eder
  • Türklerde 21 Aralık'ın sembolü köknar ağacıdır
  • Türklerde yılbaşı ayrıntılı şekilde vardır
  • Ağaç altına hediye koymak Türklere aittir
  • Türkler yılbaşında büyüklere değil çocuklara hediye verir
  • Türkler karanlığı aydınlıkla karşılar
  • Türklerde eşik atanın omurgasıdır
  • 100 ağaç dikmeyen, Türk değildir (Altay atasözü)
  • Türkiye'de Türklere ait yılbaşı süsü yok
  • Yeni yıl dileklerimiz dahi kendi kendi edebiyatımıza ait değil
  • Osmanlı Türkiye'sinde Nevruz çok önemlidir
  • Kıyafet zenginliğimiz ve giyim kültürümüz yok oluyor
  • Türk modası milletleşerek zenginleşir
  • Bir gün Altay'da toplanır mıyız?


20231223

'Noel Baba' aslında 'Ayaz Ata' mı? Noel, Nurtukan mı?

ABD'li bir gazete, Türklerin 98000 yıl önce kutladıkları kadim Nurtukan bayramının başkahramanı Ayaz Ata için tam bir sayfa ayırmış ve Kırismıs'ın aslında Noel olluğunu, Noel'in ise nurun zaferi anlamına geldiğini ve esasen Nurtukan'dan devşirildiğini çok ayrıntılı anlatmış🎄❄️

 Asst. Prof. Dr. Timur B. Davletov :𐰴𐰴𐱂:𐱅𐰈𐰼𐰰

@aronberk

20200101

'Noel Baba'dan önce Ayaz Ata vardı'

'Noel Baba'dan önce Ayaz Ata vardı'

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz, "Türk kültüründeki Ayaz Ata geleneği, Hristiyanlık'taki Noel Baba veya Ruslardaki Ded Maroz mitolojisiyle alakalı değil, eskiye dayanan mitolojik bir gelenektir." dedi.

İSTANBUL - Gülsüm İncekaya

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Salih Yılmaz, yeni yıl kutlamalarını batı, doğu toplumları ve Türkler'de din üzerinden değil, inanç kültürü üzerinden açıklamak gerektiğini belirtti.

Yılmaz, "Türkler, milattan önceki yüzyıllarda bile yıl döngüsü olarak kabul edilen 21 Aralık gününü törenlerle kutlamıştır. Türk kültüründeki Ayaz Ata geleneği, Hristiyanlık'taki Noel Baba veya Ruslardaki Ded Maroz mitolojisiyle alakalı değil, tam tersi onlardan çok eskiye dayanan mitolojik bir gelenektir." dedi.

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi, Rusya Araştırmaları Enstitüsü Başkanı (RUSEN) Prof. Dr. Salih Yılmaz, Türklerin yılbaşını kutlamasına, eski Türklerde bu kutlamaların nasıl olduğuna, kutlamaların sadece Hristiyanlık'ta mı olduğuna ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Prof. Dr. Yılmaz'a sorulan sorular ve verdiği cevaplar şöyle:

Türkler'de "yıl döngüsü" olarak da nitelendirilen Nardugan Bayramı nedir?

Doğu toplumlarında önemli kutlamalardan birisi de karanlık ve aydınlığın 3 günlük savaşı olarak kabul edilen 22 Aralık günü gün ışığı başlayan, 24 Aralık akşamına kadar süren yıl döngüsü kutlamasıdır. Bu kutlamaya göre en uzun gece sona erip günler uzayacak ve Güneş daha fazla görünecektir. Güneş'in daha fazla görünmesi ise tanrının insanlara hediyesidir. Aslında bu olay bilimsel bir gerçeklikken insanoğlu tarihten beri bugünü, geleneksel bir törene dönüştürmüştür. Bu törenler toplumlar arasında farklı biçimde uygulanmıştır. Örneğin, bugünü ilk kutlayanlardan birisi de Türklerdir.

Türkler eskiden beri 22 Aralık'ta gündüzün geceyi yenmesini bir zafer olarak nitelendirmekte ve bu zaferi akçam ağacı altında kutlamaktadırlar. Türklere göre güneşin doğuşu, yeni yıl döngüsü olarak kabul edilmiştir. Türkler, Güneş'e mitolojide 'Nar' ismini vermişlerdir. Türk atasözlerindeki 'Nar gibi yanıyor', 'Nar gibi kızardı' sözleri aslında 'Güneş gibi yanıyor veya kızardı' anlamındadır. Nardugan Bayramı olarak nitelendirilen bugün aslında Güneş'in doğuşu bayramıdır. Nardugan/Nartugan/Nardogan kelimeleri farklı Türk topluluklarındaki  adlandırmalardır.

Türkler bu seremoni için özel bir hazırlık yapar mıydı? 

Evet. Türkler, 22 Aralık öncesinde bu bayrama hazırlanmak için evlerini ve yaşadıkları yerleri temizlerler, yeni ve temiz elbiseler giyerlerdi. Türkler'de bugün Tanrı Ülgen'e sunulmak üzere hediye hazırlanır ve en yüksek tepede akçam ağacı altında dualar ederek hediyelerini buraya bırakırlardı. Bu olay gerçekleşirken bölgenin en bilge ve yaşlı kişisi en görkemli elbiselerini giyerek bu törene liderlik ederdi.

Bu bilge kişi, Türk toplumlarının çoğunda farklı adlarla anılmıştır. Fakat genel kanaat Ayaz Ata isminin verildiğidir. Hatta Ayaz Ata'nın yaşlı olmasından dolayı ona yardımcı olarak torunu yaşında bir kızın yardımcı olduğudur. Ritüellerde bu kız gerçekten kızı veya torunu olabileceği gibi kızı/torunu yok ise torunu yaşında birisinin yardımcı olarak görevlendirilmesidir. Bu törende kadınlar önceden bezler hazırlayarak tören sırasında akçam ağacına bağlarlardı. Bu bezler veya ipler genelde koyun/keçi yününden yapılırdı. Bu bezlerde motif olarak da hayat ağacı işlenirdi. Türklerdeki bu gelenek, İslamiyet'in kabulünden sonra evliyalar veya önemli insanların mezarlarına veya bu mezarların yakınındaki ağaçlara bezler bağlanması şeklinde devam etmiştir.

Anadolu'da Khal Kagan kutlaması ile Noel kutlamaları çok benzer formlar taşıyor. Noel, Anadolu kültüründen mi geliyor?

Anadolu'da Sivas, Tunceli, Erzincan, Bingöl ve Muş'ta yeni yılın karşılanması olarak "Khal Kagan" kutlamalar yapılmaktadır. Bu kutlama her yıl aralık ayının son haftası Khal Khelk adı verilen ak saçlı, ak sakallı, yaşlı bir adamın, köy çocukları ile beraber kapı kapı dolaşarak hediyeler toplaması ile başlamaktadır. Hristiyan dünyasındaki Noel baba ile benzer bir durum söz konusu olsa da Hristiyanlık'taki Noel Baba figürü, yakın tarihte ortaya çıkmıştır.

"Türk kültürü Rusları etkiledi"

Yörükler'deki Sayacı geleneğinin Ayaz Ata ile bağlantısı var mı?

Yine Yörük Türklerinde Saya geleneği vardır. Saya gezmesi genellikle koç katımından sonraki 100. günde olur. Bu da zemheri ayının ortalarına rastlamaktadır. Miladi takvime göre zemheri (erbain), 40 günlük bir süreç içerisinde gerçekleşmektedir. Bu sürecin 21 Aralık'ta başlayıp 31 Ocak itibarıyla sona erdiği varsayılmaktadır. 1 Şubat itibarıyla eskilerin deyimi ile zemheri ya da erbain dönemi son bulmaktadır.

Bu geleneğe göre köy gençleri bir araya toplanır, içlerinden seçtikleri üç genci, çoban, yüzü kara boyalı genç ve gelin kılığına sokarlar. Çoban kıyafetindeki gence keçeden yapılma aba veya kürk giydirilir, takma sakal, bıyık takılır ve belindeki kuşağa çan ve zil bağlanarak eline de uzunca bir değnek verilirdi. Gelin kılığına sokulan gencin başına yazmadan bir örtü ile uzun kollu entari giydirilirdi. Ayrıca gençlerden birkaçına da toplanacak yağ, bulgur vesaire koymak için heybe, torba ve helke verilirdi. Akşamdan sonra köyün bir ucundan başlanarak evler tek tek dolaşılır. Dolaşma esnasında hep bir ağızdan türküler söylenirdi. Türkler'de Sayacı geleneği aslında yıl döngüsünün kutlanmasıdır. Burada kural ise bölgede ilk koyunun doğurmasıyla bu döngünün başladığına inanılmasıdır.

Ayaz Ata kültürünün Ruslar'dan Türklere geçtiği iddialarının gerçeklik payı var mı?

Türk mitolojisinde Ayaz Ata isminde bir figür olup olmadığına dair tartışmalar vardır. Bu mitolojik inancın özellikle Hunlar ve öncesinde Gök Tanrı inancı ile alakalı olduğunu söyleyebiliriz. Türkler'de günümüzde özellikle Orta Asya'da ve Sibirya'daki Türk topluluklarında Ayaz Ata ve Kar Kız/Ayaz Kız kültürü vardır. Bazı uzmanlar bu kültürün Rus kültüründen geçtiğini iddia ediyorlarsa da tam tersi Türk kültürünün Rusları etkilediğini söyleyebiliriz.

Ayaz Ata adının Rusça'daki Ded Maroz (Ayaz/Soğuk Dede/Ata) ile Sneguroçka (Kar Kız) sözcüklerinin çevirisi olması araştırmacıları yanıltmaktadır. Rusya'da özellikle Sovyetler Birliği döneminde Ded Maroz geleneğinin yaygınlaşmasıyla bu kültürün Sovyetler sebebiyle Türkler'e geçtiğine dair yanlış bir algı vardır. Türkler'de kış dönümü Hunlar döneminde kutlanan bir gelenektir. Türk mitolojisinde hayat ağacının kutsallığı, Gök Tanrı'nın en yüksek tepede yaşadığına inanılması ve özel günlerde hediyeler sunulması bir gelenektir.

Ruslarda Ded Maroz kutlaması Stalin'in yakın arkadaşı Pavel Postyshev tarafından ortaya atılmıştır. Pravda gazetesinin 1935 yılındaki bir baskısında ilk defa Ded Maroz'dan bahsedilmiştir. Pavel Postyshev, Ded Maroz'u kurgularken Türklerin o tarihlerde zaten kutladığı Ayaz Ata'dan faydalanmıştır. Hatta ilk kurgulanan Ded Maroz'a da Türkçe Ayaz Pavloviç Atayev ismi verilmiştir. Ded Maroz'a eşlik etmesi için de Akşeker ya da Karkızı figürü Türk mitolojisinden faydalanılarak kurgulanmıştır.

Ünlü yazar Cengiz Aytmatov'un "Gün Olur Asra Bedel" adlı romanında Ayaz Ata geleneği Türklerin mitolojik kahramanı olarak işlenmektedir. Rusların Ded Maroz'u kurgularken Türk mitolojisindeki Nardugan Bayramı'nı örnek alması, sanki bu geleneğin Ruslardan Türklere geçtiği gibi algılansa da, tam tersi bir durum söz konusudur.

Ayaz Ata geleneği, Türklerde özellikle Sibirya ve Altay Dağları çevresinde yaşayan Türkler'de yaygın olarak kutlanmıştır. Kuzey Türkleri özellikle Şaman/Kamları kullanarak kış dönümünü kutlamışlardır. Türkler'de Şamanlar en bilge ve tanrıya ulaşılması için başvurulan bir varlık olarak görüldüğünden Ayaz Ata olarak görev de onlara verilmiştir. Ayaz Ata geleneği, genelde Kuzey Türkleri için vardır. Güney Türkleri olarak kabul edilen Oğuzlar'da bu gelenek, daha çok Nevruz olarak kutlanmıştır.

Yakın dönemde özellikle Kazakistan'da Ayaz Ata geleneği oldukça yaygınlaşmıştır. Kazak şairi Abay Kunanbayev'in Ayaz Ata'yı tanımladığı şiiri şöyledir:
"Ak giyimli gövdeli, aksakallı
Kör ve sağır tanımaz diri canlı
Üstü başı ak kır, rengi soğuk
Bastığı yeri gıcırdatıp, gelip kaldı.
Nefesi tipi, ayazla kar
İhtiyar baba: Kış, gelip hüzün saldı.
Uçmaz külahını ok gibi dimdik yapıp
Ayazla kızarıp parladı.
Bulut gibi kaşları kapamış iki gözün
Başını silkse kar yağdırıp seni zorladı."
"Bu gelenek, Ruslardan da, Hristiyanlardan da eskiye dayanmaktadır"
İslamiyete geçiş sonrası bu gelenekler nasıl bir forma büründü?

Kuzey Türkleri, İslamiyeti kabul ettikten sonra Ayaz Ata da kimsesizlere, yolda kalanlara, zorda kalanlara yardım eden evliya rolüne bürünmüştür. İslam inanç kültüründeki 'Hızır' kimliğini, İslam öncesi Türklerde Ayaz Ata üstlenmiştir. Kazak Türklerinde kışın karşılanması Soğumbası adlı törenle kutlanmaktadır. Eski Türk mitolojisinde yel (rüzgar), evreni döndüren, şekillendiren bir güçtür. Ayaz aslında yel sayesinde oluşur. Efsaneye göre, Ülker burcunun altı yıldızı, göğün altı deliğidir. Bu deliklerden yeryüzüne soğuk hava üfler ve kış oluşur. Ayaz Ata ise bu soğukta darda kalanlara ve ihtiyaç sahiplerine yardım eden bir kişidir. Eski Türkler ilk zamanlarda Ayaz Ata kültürünü Yel Ana olarak da tanımlamışlardır. Yel Ana kültürü zamanla Yel Ata olmuştur.

Türkler, Yel Ata kültürünü zamanla Ayaz Ata olarak adlandırmaya başlamışlardır. Türk topluluklarında Kutsal Baba, Çam Baba olarak da anılan Ayaz Ata kültürüne zamanla ona iyiliklerinde yardım ve eşlik eden kızı, bazı hikayelere göre de torunu eklenmiştir. Ayaz Ata, Özbekçe Ayoz Bobo veya Ayaz Ota, Kırgızca Ayaz Ata, Kazakça Ayaz Ata olarak nitelendirilmektedir. Bazı Türkler ise Ak Ayas olarak isimlendirmektedir. Başkurt lehçesinde Ayaz Ata, Kış Babası olarak yer alır. Torunu ise Kar Güzeli adıyla anılır. Tatar kültüründe ise Qış Babay (Kış Babası), torunu ise Kar Kızı olarak tanımlanmaktadır.

Sonuç itibarıyla Türklerde 21 Aralık günü veya ilk karın düştüğü gün kutlanan kış döngüsü, Hristiyanlık ve İslamiyet'in inanç sisteminde kendisine yer bulmakta zorlanmıştır. Hristiyanların bir kısmı Hazreti İsa'nın doğumunu 25 Aralık'ta kutlamaktadır. Fener Patrikhanesi, Ermeni Patrikhanesi ve Rus Kilisesi İsa'nın doğumunu 6 Ocak'ta kutlamaktadır. Bu haliyle Türklerin geleneksel akçam ağacı kutlamaları veya Ayaz Ata kültürü, diğer semavi dinlerin inanç sistemi içerisinde kendisine yer bulamamıştır. Türk kültüründeki Ayaz Ata veya Nardugan Bayramı, ya Hristiyanlıkla veya Rus gelenekleriyle özdeşleştirerek sanki Türklere ait değilmiş gibi sunuluyorsa da Türklerdeki bu gelenek, Ruslardan da, Hristiyanlardan da eskiye dayanmaktadır.

Nardugan, Türklerde yeni yıl bayramıdır. Ayaz Ata ise bu bayramın simgesidir. Ayaz Ata, her yıl 22 Aralık'tan sonra gelen ilk dolunayda ortaya çıkar ve 1 Şubat'a kadar kutlamalar devam eder. Kuzey Türklerinde 21 Aralık'an sonra ilk dolunayın çıktığı ilk gün, yeni yılın ilk günüdür. Akçam ağacı ise tanrı ile kurulan bağlantının simgesidir. Türklerin işlediği halı, kilim ve diğer motiflerde hem akçam ağacı hem de Ayaz Ata motifleri bulunmaktadır.

Yılbaşı kutlamak her yıl olduğu gibi bu yıl da tartışmalara konu oluyor. Yılbaşı kutlamak Hristiyan geleneği midir?

Güney Türkleri/Oğuzlar, yeni yıla Nevruz ile başlamaktadırlar. Hem Kuzey Türkleri hem de Güney Türkleri, yeni yılda kutlama yapmışlardır. Kış dönümü ve bahar dönümü olarak adlandırılan bu bayramların yaşadıkları coğrafyaya göre farklılık gösterdiğini söyleyebiliriz. Günümüzde İslam kültürüyle yetişenler için yılbaşı kutlaması, Hristiyanlık geleneği olarak görülmektedir. Fakat Türklerde hayat ağacı kültürünün yaygın olarak kullanıldığını düşündüğümüzde, Türklerin yeni yıl kutlamalarının Hristiyanlıktan çok daha eskiye dayandığını söyleyebiliriz.

Türk kültüründeki Ayaz Ata geleneği, Hristiyanlık'taki Noel Baba veya Ruslar'daki Ded Maroz mitolojisiyle alakalı değil, tam tersi onlardan çok eskiye dayanan mitolojik bir gelenektir. Ayaz Ata, Ayaz Han olarak da bilinen bu soğuk beyi Ruslar'daki gibi kötülüğü temsil etmemektedir. Rus mitolojisinde Ded Maroz, soğuk getiren bir kötü ruhtur. Fakat Türklerdeki Ayaz Ata, soğukların bitmesine neden olan iyi bir ruhtur. Türklerde Ayaz Ata'nın bindiği kızaktaki altı ayak ise Ülker burcunun altı yıldızı ve göğün altı deliğini temsil etmektedir. Ayaz Ata, Türklerde Ay Tanrısı ile iletişim kurarak soğukların bitmesi için aracılık etmektedir. Ay Tanrısı'nın, soğuk havaya karşı Türkleri koruması için Ayaz Han'ı gönderdiğine inanılır.

Alıntı/Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/noel-babadan-once-ayaz-ata-vardi/1348888

20191221

Noel Ağcı süsleme geleneği aslında bir Türk geleneği

Noel Ağacı dünyada her zaman bir yaşam ağacı olarak kabul edilmiştir. Süslenen çam ağacının Mesih ile hiçbir ilgisi yoktu, sadece kış gündönümü zamanında “güneşin yeniden doğuşunun” şöleni idi. Türk kabileleri, yalnızca Türkistan’da yetişen beyaz bir köknar ağacını seçmişlerdi,“Geceye karşı savaşacak ışık tanrısını, karanlığın ilahiyatını temsil etmek için en güzel ağaçlardan birini alıyoruz “ diyorlardı...  

Işığın zaferinin kutlaması, yani yılın ilk gününe “Nardugan Partisi “ denirdi. Türk aşiretleri bu günü “beyaz köknar ağacı” altında kutlar,kurdeleler ile süsler, ağacın altına hediyeler koyar, tanrılara adak adarlar. Daha sonra pastalarla birlikte bulacağımız festival ekmekleri, Saint-Basile çörekleri...  Tüm aile yakınları olarak bir araya gelinir ve ziyafetler düzenlenirdi.... 

Nar, Noel zamanda her yerde bulunur. Bu bir güç ve bereket sembolü ve Ortodoks Hristiyanlar ve Müslümanlar arasında bulunur. ” Noel ağacıyla ilgili haberi böyle vermiş, La Depeche gazetesi, Türk kökenli yazarın annesinden duyduklarını nakille. 
-Çam ağacı süslemek eski Türklerin bir adettir. 
-Türkistan'da Akçam denilen ağaç, evlere getirilip konulup altına bir önceki senenin şükrü için Tanrı'ya çeşitli hediyeler-adaklar bırakılıyordu. 
-Bir sonraki senenin güzel geçmesi içinde ağaç süslenip bez ve kurdela takılıyordu.+
Nardugan, Yılbaşı, Akçam ağacı ve Noel hakkında sağlam kaynak arayanlara Türkolog Murat Acı'nın;
"Avrupa, Türkler, Büyük Bozkır"adlı kitabından: "Çam ağacı Mısır'da ve Filistin'de yoktu. İlk Hıristiyanlar bu ağacı bilemezdi.
Türklerde ise bu ağaç çok önceden kutsal sayılırdı.



Noel baba değil Ayaz Ata'mız.
Ak Ayaz gibi isimlerle Türk Kültüründe yer alan,  kış mevsimini getiren ve kızağa binen sembolik, mitolojik  Ay Tanrısıdır...  
22 Aralık'ta günlerin uzamasıyla, yeniden doğuşu ve  baharın yaklaşmasını da sembolize eder...

Hıristiyanlıkta çam ağacı, geyik, Noel Baba ve Hediyeler önemli yer tutar. Bu kavram ve sembollerin tamamı eski Türk Kültüründen alınmadır. 
Avrupa'da Hırıstiyan kültürünün oluşumunda Hunlar'ın etkisi yadsınamaz/yok sayılamaz/inkar edilemez/reddedilemez

Türklerin eski inanışına göre gece ile gündüz sürekli savaşırlar ve 21 Aralık günü en uzun gecedir ve ardından günler uzamaya başlarlar bu yüzden 22 Aralık günü Türkler için çok önemlidir ve bu günü takiben (Ay yılı esasına dayalı bir takvim kullandıkları için) ilk dolunayın çıktığı ilk gün yeni yılın ilk günüdür.
Bu gün içinde tüm Türkler, ölümsüzlüğün simgesi olan ve Türk Mitolojisi’ne göre tüm insanların türediği ağaç olan Akçaçam Ağaçları süslenir ve altında türlü geleneksel oyunlar oynanır, kopuz eşliğinde şarkılar söylenir,Bu geleneğin yine anayurtları Orta Asya olan ve türlü nedenlerle Mezapotamya’ya göçen Sümerler’e Türklerden geçtiği oradan da Anadolu aracılığıyla Eski Roma’ya değin uzandığı ve günümüzdeki 1 Ocak yılbaşının temelini oluşturduğu sanılmaktadır...
...


21 ARALIK OĞLAK DÖNENCESİ 
En Uzun Gece 
N.Bilgili 
Türkler (Prototürk Choular-MÖ. 1000 yıl boyunca) GÜNEŞİN mevsim döngüsü ile ilgili olan geçişlerine, “Yangı Kün” yani “Işıklı Gün” adını verir. Yangı Kün yılın 8 ayrı tarihinde kutlanır ve her birinde özel ritüeller yapılır.
Türkler Yer ve Gök için yılda iki defa büyük ayin yapar. 

Gök Tanrısı için yapılan ayin  22 Haziran Yaz Gündönümünde Güneşin “Yengeç Dönencesine” geçtiği tarihte, Yer Tanrısı için yapılan ayin 22 Aralık tarihinde Güneşin “Oğlak Dönencesine” geçtiği tarihte yapılır.Prototürk Chou’larda ve Göktürk döneminde takvim, kış gündönümünde yani 22 Aralık günü başlamaktaydı. Çünkü 22 Aralık, gecenin en uzun olduğu ve fakat, günlerin uzamaya başladığı  tarihti ve bundan dolayı Yangı Kün-Işıklı Gün ya da Nar Dugan-Ateş Doğan bayramı olarak anılırdı.22 Aralık Kış ayini sırasında Şamanlar maske takar, kara renkli elbise giyer ve ayı postuna bürünürlerdi. Kötü ruhları temsil eden kişilerse kara, kürklü veya tüylü hayvan kılığına girerdi. Ok atarak ocak ve ateş yakarak kötü ruhlar kovulur ve yeni yıl bu şekilde karşılanırdı.

22 Aralık Kış ayini sırasında Şamanlar maske takar, kara renkli elbise giyer ve ayı postuna bürünürlerdi. Kötü ruhları temsil eden kişilerse kara, kürklü veya tüylü hayvan kılığına girerdi. Ok atarak ocak ve ateş yakarak kötü ruhlar kovulur ve yeni yıl bu şekilde karşılanırdı.Göktürkler ateş ve tütsüyle kötü ruhları yok ederdi. Bu Şamanist ritüeller Anadolu’da maskeli kış ortası ayı oyunlarında ve Kara Koncolosların kovulması oyunlarında yaşamaktadır. 

KARA KONCALOS... 
21 ARALIK En Uzun Gece..
Nuray Bilgili 

Türk söylencelerinde 25 Aralık'tan 
5 Ocak'a kadar kötücül ruhların çıkacağına dair bir inanç vardır. 
Bu kötücül Ruhlara Kara Koncaloslar adı verilir.


Kozmolojik olarak bu tarihlerin, gecenin en uzun olduğu döneme rastladığı görülebilir. Kanımca arkaik insan zihninde, gecelerin hiç bitmeyecekmiş gibi uzaması, karanlığın aydınlığa üstün gelme korkusu bu tip söylencelerin oluşmasında etkili olmuştur.

Ayrıca Astrolojik açıdan da anlamlı buluyorum. Bu dönem SATÜRN'ün dönemidir. Yani Güneşin Oğlak burcuna geçtiği dönem. Satürn Türk islam minyatürlerinde elinde kılıç ve "Kara" olarak resimlenir. Satürn kötücül, yeraltı varlıkları ile ilişkilendirilir.

"Satan" yani Şeytan kelimesinin kökeni Satürn'dür. Kozmolojik ve mevsimsel olaylar, insan hafızasında masalsı varlıklara dönüşerek yaşamaya devam eder.

Eliade'nın dediği gibi,  “Simgelerin ve mitolojilerin kökeni, büyük kozmik ritimlerin beyin zarına doğrudan etkilerinin yol açtığı duyusal etkiler” mi ? onu bilmiyorum. Fakat ilk arketipler gerçekten de gökyüzündedir. 
Nuray Bilgili..


Alıntı/Kaynak: Sakalar İskitler (Gizlenen Eski Anadolu Halkı) @iskitlilerd





















En Çok Okunanlardan...