Blog Listem

Ermeni isyanları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ermeni isyanları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260613

🎞️📖Tarihin bu en büyük insanlık trajedisini...Batılı namuslu bir bilim adamı Justin Mccarthy çıkıyor ve dile getiriyor

 ''Batılı namuslu bir bilim adamı Justin Mccarthy çıkıyor ve dile getiriyor ''Ölüm ve Sürgün'' kitabında, tarihin bu en büyük insanlık trajedisini...

''Balkanlar'da Türkler insanlık tarihinin en ağır katliamına uğradı'' diyor! Milyonlardan bahsediyor! Biliyor musunuz? Anılarına bıraktık anıtı bir taş diktik mi? Bir zamanlar onlar da sizin gibi mutlu bir yaşam sürüyorlardı. Ve Osmanlı'nın son döneminde, iyi yönetilemeyişin sonucu büyük bir soykırıma uğradılar! Ve çoğumuz, bir asırdan biraz fazla süre önce yaşanan bu büyük acıları bilmiyoruz bile... En azından şimdi izleyiniz ve PAYLAŞINIZ lütfen! Ve dua ediniz o canlarımız için!''

Mustafa Önsel. @mustafaonsel




20251225

📚📖 Kitap: 'Türk Savun Kendini' - Dr. Hans Barth

''Osmanlı Devletinde Saray'a ve yönetime hakim, ekonomiye hakim, Boğazın iki yakasındaki, Marmara Denizi'nin çevresindeki köşklerde, yalılarda yaşayan, Türkleri İstanbul'a ve ticaretine sokmayan, Bankerleri ve banka sahipleri olan imtiyazlı Ermeni azınlık nasıl isyan ettirilip cinayet şebekesine dönüştürüldü öğrenelim.

Katalolik Cizvit Papazlarıyla Anglo Amerikan sermayesi desteğiyle 1821'lerde başlayan kışkırtmalar, somut olarak 1870 yıllarında John Bull tarafından bir misyoner ordusu Anadolu'ya gönderildi

Her tarafta görünüşte Ermeniler arasında dini propogandaya fakat gerçekte ruhların siyasi yönden zehirlenmesi için faaliyet gösteren kuruluşlar olarak hizmet eden kiliseler ve Protestan okulları inşa ettirdi... Bu sözde kurtuluş eserine ruhları yakalamakta eksik olmayan Amerika'da, hararetli bir biçimde katıldı. 

"Berlines Tagesblatt" gazetesi'nin İstanbul'daki muhabiri bu dinamit okullarının böylece ortaya çıkışını belirgin biçimde şöyle karakterize ediyor:

İngiliz ve Anglo-Amerikan misyonerleri uzun yıllardan beri Anadolu'da okullar kurmuşlar ve bunları deniz aşırı ülkelerin ruhban sınıfının zengin imkanlarıyla donatmışlardır. Tabi bu imkanları sağlayanlar Allah ve hayır adına, nasıl elde edildiği belli olmayan zenginliklerinden bir kısmını seve seve feda etmektedirler...
İngiliz Bible House, Yahudi misyoner, işlerini hiç bir zaman tayfaların girmediği çok sayıda Sailors Homes ibadethaneriyle, İskoçya kilisesi ve bütün bunlar hoşnutsuzluğun kuluçka merkezleri olmaktan başka bir şey değildir. Hepsi de, isimleriyle bağdaşmayan gayeler peşindedirler... Erzurum, Van ve Bitlis, Trabzon, Amasya ve Samsun, Sivas, Harput, Diyarbakırdaki Ermeni çocuklar belki Amerikalıya uygun (yankee) fakat Ermenilerin oturduğu Anadolu'nun yüksek yaylalarının saf çocuklarını hiç de uygun olmayan, uygun düşmeyen bir eğitimden geçirmektedirler... Ermeni çocuk kendisine Anglo-Amerikan öğretmenler tarafından aktarılan düşünceleri hazmedemez, kendisini çevreleyen kendisinin tanıdığı ve sevdigi her şey öğretmenlerinin sözleriyle taban tabana zıt olduğundan kafaları karma karışık olur... Böyle bir okuldan çıkan Ermeni genci ülkesinde artık daha fazla yaşayamaz, her şey karanlık ve çevresinden daha kötü görür, etrafının daraldığını uşaklaştırıldığını, ezildiğini hisseder.

Ülkesi onun için iğrenç bir hal alır... Hiç bir İngilizin, Amerikalının Anadolu'da yaşamadığı illerde açılan konsolosluklar ve kollejler marifetiyle Ermeni gençleri, Hınçak partisi adıyla eğitilip, militanlaştırıp, denizden denize büyük Ermenistan hayaliyle kandırdılar... 

Osmanlı da bu olan biteni öküzün trene baktığı gibi izliyordu çünkü Padişahların has danışmanları da Ermeniydi...

Osmanlı'da büyükelçilik yapan Alman Dr. Hans Barth, yazdığı bu kitapla 2.Abdülhamid'i uyarıyor; Vatikan, İngilizler ve Anglo Amerikan sermayesi Hınçaklar üzerinden Ermeni isyanı tezgahlıyorlar, tedbir al, sahtekâr Ermenilere güvenme, dürüst Türkleri yanına al diyor ama Ermeni dostu 2.Abdülhamid umursamıyor... Sonra da Hans Barth'ın dediği çıkıyor!,

Ermeniler Doğu Anadolu'da 500 bin Müslümanı, Türk'ü katlediyor ve tehcir gündeme geliyor. "Konstantinapolisliler", Tehcir de bile Başkentteki Ermenilere dokundurtmuyor, doğudaki Ermeniler Suriye'ye, Halep ve çevresine gönderiliyor, 2 yıl sonra da tehcir yasası iptal ediliyor, gidenlerin 1/3 ü geri getirilip, 170 bin Ermeni, Urfa, Adana, Osmaniye hattına yerleştiriliyor. ''
.... 1821- 1896 yılları arasında olanları öğrenmek için bu kitabı mutlaka okuyun. 2. Baskısını 37 yıl sonra çıktı. Yıllardır aranan kitap herkesin kütüphanesinde olmalı. 

*****

Ermeniler Göbeklitepe'yi hemen sahiplendiler çünkü Yunanlılar gibi onlarda da hırsızlık genetik! Lakin tarihleri bu sahiplenmeye kifayetsiz.

Osmanlı da bir hırsızlık olduğu zaman bunu Ermeniden bilirlerdi(sebebini yazacağım).
Bk.Hammer,"Geschichte des Osman" Raiches Vlll. s.110

Dr. Alfred Körte "Anadolu'daki Ermeniler" araştırmasından 1896;
"Bir Yunanlı iki Yahudiyi, bir Ermeni de iki Yunanlıyı kandırır." 
Onlar (Ermeniler), İngiltere'yi bile, kendi işlerine geliyorsa karanlığa sürükleyebilirler.
Bunlar durduk yere yazılıp söylenmiş olabilir mi?

Osmanlı da bir Alman tanınmış müteahhidin tecrübesi; "Türkle bir iş yaparsam, her hangi bir yazılı mukavele yapmam; çünkü onun söz vermesi yeter. Yunan veya Şarklı başka biriyle mukavele yapmam gerekir ve faydalıdır.Fakat Ermenilerle, yazılı herhangi bir şey yapmam, çünkü onlar çünkü onların entrikalarından ve yalancılıklarından dolayı yazılı mukavele bir işe yaramaz. İster İstanbul da hamal veya hizmetçi, ister Anadolu da bir bakkal veya han sahibi olsun, normal bir Ermeni'nin tek hedefi para kazanmaktır, diğer bütün hedefler para kazanmaktan sonra gelir.

Ermeni parayı çok sevdiğinden ölçülü yaşar, zevk alacağı şeylerden uzak durur. Paradan dolayı genç bir Ermeni, genç karısının Van'da veya Bitlis'te kalmasına ve hatta kendinden habersiz karısının bir başkasından gayri meşru çocuk doğurmasına göz yumar. 

Para için hiç düşünmeden yalan söyler ve dolandırır. Aleni olarak hırsızlık yapmayı, korkaklığı sebebiyle beceremez, fakat her türlü dolandırıcılığı, spor olarak kabul eder. Bu her şeyden kazanma hırsı, Ermeniler'e oldukça geniş bir idrak meselesi, mukavemek ve kendini gizleme gizleme kabiliyeti sağlamıstır. 

Bu melekeler ona her yerde zenginliklerini devam ettirmesini sağlamıştır ve ayrıca Ermeniler'in birbirini desteklemesine ve gayelerine ulaşmalarına yardım eder.

Aksiliklerin bazen üst üstte geldiği gibi Ermeniler'de nerede olursa olsun beraberdirler. Mesela büyük bir apartmanda Ermeni hizmetçilerin  yanı sıra Yunanlılar'ı ve ve Hırvatlar'ı çalıştırmak mümkün değildir. Ermeni hizmetçi, entrikaya yatkınlığından dolayı, Yunan, Bulgar ve Hırvat hizmetcileri takip eder, daha sonra efendisine ihbar eder ve sonunda onların yerine başka bir Ermeni'yi yerleştirir.

Fakat burada Ermeni ifadesine sınırlama getirmek gerekir: Ermeni bir diğer Ermeni'ye ancak kendi mezhebinden olduğu sürece yardım eder. Ortadoks, Roma-Katolik ve Protestan Ermeniler birbirinden aşırı derecede nefret ederler.

Mesela Ankara'daki Roma Katoliği bir Ermeni'ye vilayeti sorulduğunda; "ben katoliğim" diye cevap verir. 
Dini fikir ayrılıkları, Ermeniler'deki milliyet duygusunu tamamen ortadan kaldırmıstır, fakat bu mezheplerin hiç birinin Ermeni'nin ahlak anlayışına tesiri yoktur.

Roma-Katolik veya Protestan bir Ermeni'den, Ortadoks bir Ermeni'nin hiç bir farkı yoktur. Türk köylüsü ve vatandaşı, bu düşmana karşı oldukça savunmasızdır, çünkü Ermeni'yi güçlü yapan doymak bilmeyen kazanma hırsı Türkler'de hiç yoktur.

Anadolu köylüsü, her zaman söylendiği gibi çok tembel değildir, o tarlasını tıpkı ataları gibi işlemekte, fakat kendini yıpratarak mal biriktirme düşüncesi aklına hiç gelmemektedir. Ölçülü işiyle hayatını kazanır, kahvesinin ve nargilesinin keyfini çıkartmak ister.

Bu hayat tarzı onun gelenekçi gücünü sağlarken, aynı zamanda ekonomik güçsüzlüğünde sebebidir.

Her iki ülke insanlarının zıtlıklarını önce Türk, daha sonra Ermeni hanına giden biri en açık şekilde görür...

Türk hanında sakin ve ağırbaşlı bir şekilde karşılanırsınız; çıplak odalar, dini inanclar bakımından dokunulması yasak olan örümceklere varıncaya kadar temizlenmiştir. Oda sert fakat olan örtü ve yastıklardan ibarettir. Hayvanlara neredeyse insanlardan daha iyi bakılır; 

At, teri soğumadan ahıra götürülmez ve belli bir ölçünün dışında ona arpa verilmez. Avrupalı seyyah, Türk adetlerine ters düşen bir şey isterse pek anlayış bulamaz ve bu durumda han sahibinin mırıldandığını hisseder.
Han sahibi şu esastan hareket eder;
"Yabancı memlekete seyahat eden birinin, oranın adetlerine uyması gerekir." Hayvanın bakımı ve oda fiyatı için önceden pazarlık gerekmez, çünkü bu sabahın erken saatinde sükunetle halledilir. Bir Türk hanının temel özelliği; belki biraz rahat olmayışı, fakat itinalı oluşudur.

Bu durum,sayıları maalesef fazla olan Ermeni hanlarında tamamen değişiktir.Burada iki genç, atı almak için hemen hana gelen misafire doğru koşarlar.Fakat at sahibinin bunların atı kapıya bağlamalarını değil de, dolaştırdıklarını düşünmesi onun hüsni niyetinin bir ifadesidir...

Han sahibi onu, gülümsermiş gibi sırıtarak ve her şeyin-"Çelebiyi" memnun etmek için emrine amade olduğunu belirterek yırtık bir halı, siyah ve kırık bir ayna ve kötü bir krolomitograftan ibaret Avrupai bir görüntü vermek istediği odasına götürür...

Bitip tükenmek bilmeyen iltifat ve telkinlere karşı insan kendini zor savunur.Temizliği tartışma götüren bir sürü yorgan içinde günün yorgunluğu çıkarılmak istense bile, gece dolaşan böceklerden, müslüman hanını kıyaslarsanız daha çok rahatsız olursunuz.

Seyyah veyâ yâveri yeterince dikkatli olmazlarsa
Ata kararlaştırılan miktarın yarısı kadar arpa verilir, veya önce yem verilir, On beş dakika sonra yemin fazlası geri alınır. O zaman da, ağır yem fiyatında hana gelir gelmez anlaşma yapmayan ve han sahibinin bütün tekliflerini kabul eden zavallı seyyahın hesabı ertesi sabah ölçüsüz derecede artar ve hesap büyük bir İsviçre otelinden aşağı kalmaz. Ermeni hanından kazıklanmadan çıkılmaz ustelik bunu yüzünüze gülerken yaparlar.

Anadolu da bir çok köylerde bulunan Ermeni bakkalları ise çok daha tehlikelidir.
Türk köylüsü ne kadar mütevazi yaşasa da, bazı şeylere ihtiyacı vardır, mesela kahve, tütün veya bâzen de şeker.Bardak,fincan,fırça vb.bulabildiği bu bakkallardan, köylü bunları da satın alabilir.

Peşin para Anadolu köylüsünde nadir olarak bulunur, bunun için köylü ürettiği mahsûlü veya borç karşılığında istediğini alabilir. Fakat bu, Ermeniler'e ekonomik bağımlılığa düşmesine sebebiyet verir. Ermeni, köylülün mahsülünü işine geldiği gibi düşük bir fiyattan alır, köylüye krediyi ancak belirli şartlarla, meselâ tiftik keçisinin yününü ve afyonunu kendine çok düşük fiyatla sattığı zaman verir. Böylelikle köylünün eli kolu bağlanmıştır; köylü fakir, Ermeni bakkal ise zengin olur."sülük" köylüyü emdikten sonra şehre gider ve köydeki yerini köydeki yerini diğer bir Ermeni vatandaşı alır. Nüfusu 10.000'in üzerinde olan Ankara, Sivrihisar, Eskişehir, Kütahya, Afyonkarahisar gibi büyük şehirlerdeki ticaret, Ermenilerin elindedir; tabîî ki yönetim de.

Çünkü büyük ve küçük hırsızlıklar sözü, Türkiye'de daha çok söylenmektedir.
Türkler'i sömürmeleri neticesinde,haklarındaki şikayetler ayyuka çıkan Ermeniler'in baskısı hükümet tedbirleri neticesinde, meselâ köylerde ev ticaretinin yasaklanması gibi kısmen azaldı.

Yukarıdan Ermeniler'e sert bir hava esmesi Ermeniler'in durumunu bozdu.
Anadolu'ya,  Bulgaristan, Rumeli ve Dobruca'dan gelen muhacirlerin Ermenilerin ekonomik bağımlılığına girmemesi büyük bir mutluluk olurdu; bunun gercekleşmesi için şartlar pek de namüsait değildi...

Eskiden büyük bir Türk köyü olan İnönü'de yaşlı bir köylünün Ermeni"lerin tehlikeli olduğunu, bana söylediği ifade doğrulamaktadır: "Burada hepimiz Türküz. Köyde hiç bir Ermeni"nin, Yunanlı"nın olmaması bizim için büyük bir mutluluktur."

Bu ifadelerle ben tabîî ki Bitlis'teki vâkıaları savunmak istemiyorum. Fakat müslümanların oldukça sinirlenmesine ve öfkelenmesine sebebiyet veren olayları, zamanında Ermeniler'in yaptığı düşüncesine de sahibim.

Ermeniler'in oldukça avantajlı, sosyal durumlarını, Körte gibi Ermeniliği iyi tanıyan araştırıcılar da tespit ediyorlardı.
Alman Konsolos Bay V. Saurna Jelstsch(yukarıda bahsedildiği gibi) Ermeniler'in durumunun umumiyetle oldukça iyi olduğunu ve Ermenilerin bitmek tükenmek 




Alıntı: Bahtiyar Aydın-Eski Çağ Tarihi Uzmanı-Yazar



20250219

📚📖 Şimdiye kadar neden arşivlerini açmadılar, belgeleri ve fotoğrafları gizlediler?

Lübnan ve Amerika’dan bazı Ermeni ailelerin Erivan arşivine bağışladığı belge ve fotoğraflar Ermenilerin Anadolu’da katliam yaptığını ortaya koyuyor. 

''Ermenistan neden milli arşivini açarak Türk tarihçilerinin de bulunduğu bir kurulda sözde soykırımın çalışılmasına yanaşmadı?'' sorusunun en önemli cevabı budur.
Bu fotoğrafların arkasında 
“şu kadar Türk öldürmüş dedem Arpaçyan yada silahşör Gaspar” 
gibi bilgiler var.! Dolayısıyla Doğu Anadolu’da asıl soykırımı kiliselerde silah depolayan dedelerinin Müslüman halka karşı yaptığını Ermeniler biliyorlar.



Amerika’da büyük bir fonu elinde tutan Ermeni diasporası arşivlere dayalı bir kurul çalışmasına destek vermediği gibi Ermenistan’a hiçbir zaman maddi yardım da etmedi. Özetle, Ermeni tezlerinin en tutulmaz tarafı soykırım suçlamalarının iddia ve iftiradan öteye gidememesidir.

Öte yandan; Afrika’da kıtır kıtır el-kol kesmiş Belçika varken, Herero halkını denek olarak kullanmış Almanya varken, Kikuyu halkını katletmiş İngiltere varken, Malagasy halkını uçaklardan atmış Fransa varken, Libya’da katliam yapmış Mussolini varken önce gerçek SOYKIRIM nedir+4
bunu konuşmak gerekir. Filistin’de 2025 yılında soykırıma göz yuman hatta destekleyen Amerika ve Batılı emperyalist güçler bu konularda ne kadar hakikatin yanında ise sözde Ermeni soykırım iddialarını dillendirenler de ancak o kadar samimi ve tutarlıdır..


Barış içinde yaşayan köyler, Batı’nın açgözlü imparatorluk projelerinin kurbanı oldu. Batı’nın Afrika Talanı, Cape Town’dan Mombasa’ya, Lagos’tan Nairobi’ye uzanan bir direniş ve yıkım hikâyesi. Halim Gençoğlu 'nun kaleminden… 🔗: kronikkitap.com/kitap/batinin-


20200424

🗣💬 Atatürk'ün Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin soruya yanıtı...


ATATÜRK "ERMENİ SOYKIRIMI" İDDİALARINA İLİŞKİN SORUYA NE YANIT VERMİŞTİ? 


26 Şubat 1921’de Amerikalı gazeteci Clanence K. Streit, Kurtuluş Savaşı’nın önderini merak edip, tüm dostlarının ikâzlarına rağmen Amerika’dan Ankara’ya gelir.


Yüce Atatürk, İstiklâl mücadelemizdeki haklılığımızı tüm dünyaya duyurmak için Amerikalı gazetecinin bu ziyaretine çok önem verir. Amerikalı gazetecinin tüm merak ettiği soruları cevapladıktan sonra konu Ermeni tehcirine gelir. Büyük Önder yıllar önce der ki:


“ERMENİ AHALİSİNİN TEHCİRİ HUSUSUNDA…’

Mustafa Kemal, gazeteci Streit’in “Harbi Umumi esnasında yapıldığı mütemadiyen ağızlarda dolaşan Ermeni katliam ve tehciri hakkında hükümetinizin resmi görüşü nedir?” sorusuna şöyle yanıt vermişti:

“Rus ordusu 1915’te bize karşı büyük taarruzunu başlattığı bir sırada o zaman Çarlığın hizmetinde bulunan Taşnak Ermeni Komitesi, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmişti. 

Düşmanın sayı ve malzeme üstünlüğü karşısında çekilmeye mecbur kaldığımız için kendimizi daima iki ateş arasında kalmış gibi görüyorduk. İkmal ve yaralı konvoylarımız acımasız şekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler ve yollar tahrip ediliyor ve Türk köylerinde terör hüküm sürdürülüyordu. Bu cinayetleri işleyen ve saflarına eli silah tutabilen bütün Ermenileri katan çeteler, silah, cephane ve iaşe ikmallerini bazı büyük devletlerin daha barış zamanından beri kendilerine kapitülasyonların bahşettiği dokunulmazlıklardan istifade ederek ve bu maksada yönelik olarak büyük stoklar husule getirmeye muvaffak oldukları Ermeni köylerinden yapıyorlardı. İngiltere’nin barış zamanında ve harp sahasından uzak olarak İrlanda’ya reva gördüğü muameleye hemen hemen kayıtsız bir şekilde bakan dünya kamuoyu, Ermeni ahalisinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz. Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve bunlardan çoğu, şayet İtilaf devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi, evlerine dönmüş olurlardı.” 
Gazeteci Streit’in “Ermeniler ve Rumlar tarafından Türklere karşı vukuu rivayet edilen katliam hakkında ne gibi malumat verebilirsiniz?” sorusuna ise Atatürk şu yanıtı vermişti:
“Gerek Umumi harp sırasında gerek Mütareke’den sonra Ermeniler ve Rumlar tarafından Müslüman ahaliye yapılan zulümler üzerinde durmak uzun bir hikaye olur. Brest-Litovsk Antlaşması’nın yapılmasını müteakip Rusların Doğu vilayetlerimizi tahliyeye başladıkları sırada Ermeni çetelerinin yapmış oldukları katliam ve tahribat kafi derecede herkesin malumudur. Sivas’ta benimle görüşmüş olan, daha sonra bu bölgeleri ziyaret etmiş eden ve buralarda Ermeni çetelerinin davranışları hususunda tafsilatlı gözlemlerde bulunarak daha sonra kendisine bu konuda anlatmış olduğum şeylerin doğru olduğunu Amerikalı General Harbord, Amerikan kamuoyunun kendisinden faydalı malumat temin edebileceği bir şahidimizdir. Taşnaklar daha sonra da Kars ve Oltu bölgelerinde Alexandropol Antlaşması’nın yapılmasına kadar cinayetlerine devam etmişlerdir” 
diyerek yanıtlamıştı. Atatürk, “Wilson Ermenistan sınırları hakkındaki fikriniz nedir?” şeklindeki soruyu da şöyle yanıtlamıştı: 
“Ermenistan birkaç günden beri tekrar Taşnakların eline düşmüştür. Alexandropol Antlaşması’nı samimiyetle tatbik mevkiine koyacak her Ermeni hükümeti dostluğumuza güvenebilir. Milyonlarca Türk’ü binlerce Ermeni’nin hakimiyetine terk etmeye kalkışan Wilson projesi sadece gülünçtür” 
diye cevap vermişti.

Kaynak: Clarence K. Streit-Bilinmeyen Türkler, çeviri Heath W. Lowry, sayfa 213

Kazım Karabekir'in 10 Mart 1918'de Erzurum'da gördüğü dehşet manzaraları

20191102

📚📖 Ermenistan'ın ilk Başbakanı Ovannes Kaçaznuni 'nin 'Soykırım Yalanı'na

Emperyalistlerin soykırım yalanının sözcülüğünü yapan hainlere cevabı 

Ermenistan'ın ilk Başbakanı Ovannes Kaçaznuni veriyor:
●Türklere savaşı biz açtık
Türklere karşı ayaklandık
Hepimiz Türklerin düşmanı olan 
İtilaf devletlerinin kampındaydık !..
* * * * * 
●İtilaf devletlerinin ordularını 
Türkiye’ye göndermeleri ve 
Hakimiyetimizi temin etmeleri için 
Avrupa ve Amerika’ya 
Resmi çağrılar yaptık !..
* * * * * 
●Öldük ve öldürdük
Tehcir doğruydu ve 
Gerekliydi !..
* * * * *
●Gerçekleri göremedik
Olayların sebebi biziz !..
* * * * * 
●Barışı reddetmemiz ve 
Silahlanmamız 
Büyük bir hataydı
Sevr Antlaşması 
Gözümüzü kör etmişti !..
* * * * *
●İsyanımızın temelinde 
İtilaf devletlerinin 
Bize vaad ettiği 
Büyük Ermenistan hayali vardı !..
* * * * *
●Ama biz hiçbir zaman 
Devlet olamadık !..
* * * * *
●Türkiye Ermenistan’ı diye 
Bir devletin hayalden 
Öte olmadığı gerçeğini göremedik 
Biz kendi isteklerimizi başkalarına 
Mal ederek sorumsuz kişilerin 
Sözlerine büyük önem vererek
Gerçekleri anlayamadık ve 
Hayallere kapıldık !..
* * * * *
●Tehcir’de Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve 
Bugün pişmanlık duymalarını 
Gerektirecek bir husus 
Bulunmamaktadır !..
* * * * *
●Dengesiz insanlara özgü 
Bir şaşkınlık içinde bir uçtan 
Diğerine savrulmaktaydık !..
* * * * *
●Kaderden şikayet etmek ve 
Felaketlerimizin sebeplerini 
Kendi dışımızda aramak 
Bizim hastalıklı milli psikolojimizin 
Karateristik bir özelliğidir !..
* * * * *
●Herkes 
Fransızlar 
İngilizler
Amerikalılar
Ruslar tek kelimeyle 
Bütün dünya bizi kolayca aldattı ve 
İhanet etti
Emperyalistler bizi kullandı
Büyük Avrupa devletleri 
Bizi defnettiler !..
* * * * * 
●Sevr yerine
Türkler’le anlaşsaydık 
Çok şey kazanırdık !..
* * * * * 
●İngilizler 
Karşılıklı katliamları kışkırttı
Müslüman bölgelerinde 
Düzeni sağlayacak 
İdari önlemler alamadık !..
* * * * *
●Silaha sarılmak zorunda kaldık
Ordular gönderdik yıktık ve katliamlar Gerçekleştirdik !..
* * * * * 
●Türkler savunma güdüsüyle 
Hareket ettiler !..
* * * * *
●Övünülecek hiçbir işimiz yok
Kendi dışımızda suçlu aramayalım
Evet intihar etmeyi öneriyorum
Taşnak Partisi’nin artık yapacağı 
Hiçbir şey yok
Partiyi dağıtalım !..
* * * * *
●Bu kararı almazsak
Bizi yıkım ve 
Şerefsizlik bekliyor !..
* * * * *
Ovannes Kaçaznuni 
Ermenistan'ın İlk Başbakanı...

----
Ayşe Meral

Alıntı: Sosyal Medya 



   

20190424

📚 📖 'Türkler ve Avrupa' - Gaston Gaillard



Tam günü! Gözü yaşlı, cebi fonlu soykırımcı tayfası bu kitabı anmaz da yayımlamaz da ama biz görevimizi yapalım. Onların saçma argümanlarına karşı lobinin beşiği Fransa'dan bir kitap! Tehciri bir de buradan okuyun. Ayrıca tehcir çok büyük felaket olsa da dedem kimseyi kesmedi!

Bakın Ermeni örgütlerinin yönetimin savaşlar karşısında zayıf düşmesi üzerine çeşitli bölgelerde çıkardığı isyanlar için ne diyor:


Buyrun, güya "soykırım" hakkında yalan fotoğraf yayan nefis kitaplardan birinin kapağı... Kapak resmini zamanında Kanadalılar ayarlamış. Savaşın Özeti adlı resim, Vasily Vereshchagin'e ait, oradan ilhamla! Bugün bir sürü fonlu, özür dileme ezikliğiyle paylaşacak bunu...




Vaktim az, derleyemiyorum. bir başka yalan fotoğraf ilk karede görülüyor. İkincide alıntılandığı yer görünüyor. Bir Fransız propaganda kitabı bu ve görülen kadın tehcirden değil, Lübnan'daki açlık günlerinden kalma...





Zamanında bu tatlış işleri çok seven bir öykü dergimizin kullandığı, güya Türk subayının Ermeni çocukları açlıkla sınadığı şu fotoğraf da harika bir yalandır. Delice anlatmış adamlar..

 

Şair ve yazar Onur Caymaz @OnurCaymaz
Alıntı: Sosyal Medya

YORUMLAR: 

20190418

İngiliz Belgelerinde Milli Mücadele-1


İngiliz Belgeleri Milli Mücadele-1 
Kürt-Ermeni bizi ilgilendirmez amacımız, Mezopotamya'da bize uygun sınırlar oluşturmaktır


Alıntı/Kaynak: Sosyal Medya : TC.tarih @okuSalar

20180925

Bir Alman, Dr. Hans Barth yıllarca Türkleri uyarıyordu...

'Bir Alman, Dr. Hans Barth yıllarca Türkleri uyarıyor, hatta dayanamayıp, 1896 da Roma'da kitap yazıp, cebinden bastırıp Osmanlı'yı uyarıyor ve diyor ki; ''Ermeni isyanını, İngilizler Hınçaklar üzerinden tezgahlıyorlar akabinde de İstanbul'u işgal edecekler. Uyuma, savun kendini''...  
Uyuduk tabi!'

En Çok Okunanlardan...