tıp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tıp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260330

📰 Bir kadın ezberi bozdu - Soner Yalçın


Rahmetli annem elinde bir torba ilaçla dolaşırdı.

Doktor tavsiyesi sebebiyle:

– Yumurta yemezdi…

– Kırmızı eti ağzına sürmezdi…

– Tereyağı eve sokmazdı…

Tehlikeli sinsi düşmanı vardı: Kolesterol!

Tetkikler sonucu “kolesterol düştü mü” evde bayram edilirdi; yüksek çıkınca hüzün yaşanırdı!

Sonra düşman kolesterolün ikiye ayrıldığı ortaya çıktı:

İyi kolesterol ve kötü kolesterol!

İyisinin yüksek, kötüsünün düşük çıkması gerekiyordu; yoksa durum vahimdi!

Annem 17 yıl önce vefat etti…

Doktorlarının anneme tavsiyelerinin yanlış olduğu tartışılıyor bugün!

Maalesef annem, çok sevdiği yumurtayı, tereyağını, kırmızı eti yıllarca ağzına koymayarak bu dünyadan göçüp gitti.

Şimdi bugün kolesterolün vücut için önemli bir yapı taşı olduğu ve hastalık sebebi olup olmadığı tartışılıyor. Aksine kolesterol düşürücü hapların mevcut hastalıkları tetiklediği-hafıza kaybı gibi yan etkilere yol açtığı belirtiliyor…

Annem…

– Fruktoz-glikoz/mısır şurubu nedir duymadı.

– Gluten nedir duymadı.

– Kandida nedir duymadı.

– Probiyotik nedir duymadı.

– Glutatyon nedir duymadı.

“Bağırsak ikinci beyindir” dense kahkaha atardı herhalde!

Kocaman göbeğin kocaman baş ağrısına sebep olduğunu hiç işitmedi. Ona söylenen hep şu oldu: “Yağlar kötü, karbonhidratlar iyidir!” Bu nedenle sürekli, “ağzıma ekmek dışında bir lokma koymuyorum” derdi. Bir dilim ekmeğin kan şekerini sofra şekerinden daha hızlı yükselttiğini hiç bilmedi…

Hele…

Vücut bağışıklık sistemini endüstriyel gıdaların yıkıma uğrattığını ona hiçbir doktoru söylemedi. Ama yıllar sonra…

Bir doktor, Türkiye beslenme biçimi konusunda farkındalık yarattı…

KİM BU DOKTOR?

Elazığ 1943 doğumlu.

Annesi fizik öğretmeniydi. Babası avukat.

Efendigil Ailesi'nin çocuğuydu.

İlkokulu memleketinde okudu. Orta-liseyi İstanbul'da Üsküdar Amerikan Kız Lisesi'nde yatılı okudu. 1961'de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazandı. Sadece başarılı öğrenci değildi; yaz tatillerinde Eskişehir Bardakçı Köyü, Gaziantep Nizip İlçesi'nde gönüllü doktorluk yaptı.

Okulu 1967'de bitirdi; dahiliye uzmanlığını 1972'de tamamladı. İngiliz Hükümeti'nin bursuyla Liverpool Regiana Cardiac Center'de kardiyoloji konusunda çalışma yaptı.

1974-76 yıllarında İstanbul Üniversitesi'nde asistan olarak çalıştı. Ardından…

Güney Afrika'ya giderek Cape Town Üniversitesi'nde ilk kalp ameliyatı gerçekleştiren Dr. Christiaan Barnard ekibinde yer aldı. Doçentlik tezini kalp ameliyatı olmuş hastalar üzerinde gerçekleştirdi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde 1979'da doçent oldu.

Mesleki yaşamında her fırsatta Anadolu insanının yardıma koştu. 1979-1980'de Toros Aladağlar ve Munzur Dağları köylerinde kalp taraması yaptı; hastaları İstanbul'a getirip tedavilerini sağladı.

1987 yılında kadar Haseki Hastanesi Kardiyoloji Bölümü'nde çalıştı. Sonra ABD'ye giderek New York State Üniversitesi'nde çalışmalar yaptı; makaleleri tıp bilim dergilerinde yayınlandı. Türkiye'de kalp ameliyatlarında bugün yaygın olarak kullanılan “Judgkin tekniğini” ilk kez uyguladı. 1998'de profesör oldu.

İstanbul'dan Gaziantep'e; tıp merkezleri, koroner yoğun bakım üniteleri, üniversiteler kurdu. Üniversitelerde öğretim üyeliği, rektörlük yaptı. Seçkin ödüller aldı…

Evet, Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay'dan bahsediyorum…

Peki annemle ne ilgisi var?

50'NCİ YIL “ÖDÜLÜ”

Yıl, 2010…

Prof. Dr. Canan Karatay'ın demeci çok ilgimi çekti:

– “Kolesterol diye hastalık yoktur.”

– “Kolesterol haplarının yan etkileri tehlikelidir.”

Annemin son yirmi yılı kolesterol ile mücadeleyle geçmişti; ve şimdi bir doktor neler diyordu böyle?

Yazdığı “Karatay Diyeti” kitabını hemen aldım. Bir doktor herkesin anlayabileceği basitlikte hastalıkların sebeplerini anlatıyordu. Örneğin…

Annem çok meyve yerdi; meyve şekeri fruktozun yıkıcı etkisini öğrendiğinde ne şaşırırdı kim bilir! Unlu böreklerin-çöreklerin, hele makarnaların-pastaların nelere yol açtığına şaşırırdı.

Canan Karatay ezber bozuyordu:

Yumurta yiyin, diyordu.

Tereyağ  yiyin, diyordu.

Kırmızı et yiyin, diyordu.

Kelle, paça, sakatat yiyin, diyordu.

Her okuduğum satırda annem aklıma geliyordu; en sevdiklerini yıllarca ağzına koyamamıştı!

Prof. Canan Karatay ülkeye büyük hizmet verdi; bilinçli beslenmenin ne olduğunu milyonlarca insana bıkıp usanmadan anlattı. Ve…

Kuşkusuz endüstriyel ürünler satan küresel gıda şirketlerin tepkisini çekti.

Kuşkusuz küresel ilaç firmalarının tepkisini çekti.

“Bilim karşıtı” dendi.

“Şöhret peşinde” dendi.

“Söyledikleri spekülasyon” dendi.

Canan Karatay hiç geri adım atmadı; halkı aydınlatmaya devam etti. Her geçen yıl toplumdaki sevgisi ve saygınlığı arttı.

Bu yıl…

Prof. Dr. Canan Karatay'ın, Türk Tabipler Birliği üyeliğinin 50'nci yılı. Ödüller verileceğine, adına kitap çıkarılıp, paneller yapılacağına susması-konuşmaması ve hekimlik yapmaması için kimileri elinden geleni yapıyor!

Şaşırtıcı değil; her aydınlanmacının başına gelenler Prof. Dr. Canan Karatay'ın da.                              başına geliyor!

Alıntıdır

20260306

Türkiye’nin yetiştirdiği önemli bilim insanlarından Naşide Gözde Durmuş ve “Dünyanın En Başarılı 10 Genci” ödülü

 Türkiye’nin yetiştirdiği önemli bilim insanlarından Naşide Gözde Durmuş, uluslararası alanda elde ettiği başarılarla gurur kaynağı oldu.


ODTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunu olan Durmuş, akademik çalışmalarını ABD’de sürdürerek Stanford Üniversitesi Genom Teknoloji Merkezinde araştırmalarına devam ediyor.

2015 yılında MIT Technology Review tarafından her yıl seçilen 35 Yaş Altı Yenilikçilerlistesine giren Durmuş, tıp ve biyoloji alanında çığır açan çalışmalarıyla öne çıktı.

Başarıları bununla da sınırlı kalmayan Türk bilim insanı, 2019’da Junior Chamber International (JCI) tarafından verilen Dünyanın En Başarılı 10 Genciödülüne layık görüldü.

Naşide Gözde Durmuş, bugün insan genomu ve ileri biyoteknoloji alanında dünyanın önde gelen bilim insanlarıyla birlikte çalışarak bilime katkı sunmaya devam ediyor. 👏 👏 👏



Alıntı: LinkedIn- Selim KÖREL 

20260209

🎞️Dünyaca ünlü yapay kalp uzmanı 🇹🇷👩🏻‍⚕️🫀Dr. Dilek Gürsoy: 'Vatana millete hayırlı olan insanları severim'


 Dünyaca ünlü yapay kalp uzmanı Dr. Dilek Gürsoy:

▪️Selçuk Bayraktar istedi, geldim. Ben onun gibi insanları severim. Vatana millete hayırlı olan insanları severim. Burada olmamın sebebi onun azmi, başarısı ve dürüstlüğüdür. 

▪️Türkiye'nin kendi yapay kalbini ve destek pompalarını üretmesini istiyorum.

▪️Fransa, ABD, Çin, İsveç bu konuda önder ama neden Türkiye olmasın? Cerrahi tecrübeye ihtiyaç varsa ben buradayım.



20220625

Tıp bilminde İbn-i Sina’nın yeri

 

İbn-i Haldûn’un Tarih Felsefesi
VakıfBank Kültür Yayınları, yirminci yüzyılın en önemli İslam siyaset felsefesi ve Fârâbî uzmanı kabul edilen Prof. Dr. Muhsin Mahdi’nin “İbn-i Haldûn’un Tarih Felsefesi” kitabını yayımlıyor.

İbn-i Haldûn’un Tarih Felsefesi

Türkçeye ilk kez kazandırılan eser, İbn Haldûn araştırmaları için değerli bir referans olmasının yanı sıra, İslâm tarih yazıcılığının ana akımlarına ve klasik felsefenin metinlerine hâkim bir bakışla İbn Haldûn’un hayat hikâyesini okurla buluşturuyor.  Arap tarihi, dili ve felsefesi alanında önde gelen otoritelerden biri olan Prof. Dr. Muhsin Mahdi’nin “İbn-i Haldûn’un Tarih Felsefesi” ilk kez VBKY tarafından Türkçeye kazandırılıyor. 19’uncu yüzyıldan bu yana hem İslam hem de Batı dünyasında tanınmaya başlayan en önemli düşünürlerinden birinin yaşam öyküsünün yer aldığı eser, Batı’da İbn-i Haldun felsefesi üzerine yapılmış ilk doktora tezlerinden biri.  Chicago Üniversitesi profesörlerinden Muhsin Mahdi’nin bu klasikleşmiş eseri, beş bölümden oluşuyor. 

“Bir Biyografinin Tarihsel Arka Planı ve Bölümleri”nde İbn Haldûn’un düşüncesinin doğuşuna, dönemin Doğu ve Batı Müslüman dünyasına, siyasi ve ilmi kariyerine; erken dönem hayatına ve eğitimine; 
“Felsefe ve Hukuk” başlığını taşıyan ikinci bölümde ilimler tasnifine, felsefe eleştirisine ve metnini kaleme alırken takip ettiği üslubuna; 
“Tarihten Kültür İlmine” başlıklı üçüncü bölümde İbn Haldûn’a kadar İslam tarih yazımında yaşanan gelişmelere, 
“Kültür İlmi: Konusu ve Problemleri” başlığını taşıyan dördüncü bölümde devlet, şehir, ekonomik hayat, tarih ve kültür ilmine,  
“Kültür İlmi: İlkeleri ve Yönetimi” başlıklı son bölümde ise kültürü doğasına, devlet ve kültür ilişkisine yer veriliyor.

Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/haber/ibn-i-haldunun-tarih-felsefesi-323038

20200210

Bir 15. yüzyıl reçetesi : ‘‘Viagra’’ formülü

DEGERLİ HANIMEFENDİLER VE BEYEFENDİLER. 

Lütfen sonuna kadar okuyun ve konuyu sulandırmayın. Fatih Sultan Mehmed için özel surette hazırlanmış olan bu ‘‘Viagra’’ formülü şimdi Topkapı Sarayı Arşivi'nde, E.93 numarada saklanıyor. 15. yüzyıl Türkçesi'yle kaleme alınmış belgeyi günümüz diline aktarıp yayınlarken ‘‘meraklıları’’ yeniden uyarıyorum: Reçeteyi uygulamaya kalkıp da başınıza bir iş açacak olursanız, beni sakın suçlamayın.

İşte, belge:
‘‘Padişahın hazinesinden çıkmış olan ve işe yaradığı denenmiş olan işbu macun Arap ve Acem bilginleri tarafından Sultan Mehmed Han Hazretleri için yapılmış ve padişahın vefatından sonra iç ağalarından biri tarafından bir yolu bulunarak saraydan dışarıya çıkartılmıştır.
Bir kimsenin erkekliği azalırsa veya bir hatun doğuramaz olursa kırk gün ve gece işbu macunu yerse erkekse 15-20 yaşında yiğide, kadınsa on beş yaşında kıza döner. Vücudunda ne gibi illet ve maraz varsa hepsini defeder, çocuğu olmayan çocuk sahibi olur ve bu macun Allah'ın izniyle vücuttaki bütün bozuklukları alır. İlâcı denemek isteyenler akşamdan altı dirhem yerlerse, sabah idrarlarını yaparlarken idrarla beraber nelerin çıktığını görüp hayrete düşerler. Faydası bir gecede görülür.
Macunun içindekiler ve yapılışı şöyledir: Onar dirhem karanfil, kebabe fülfül tarçın. Beşer dirhem udü'l-kahir ve kereviz tohumu. Gene onar dirhem Mısır anasonu, ısırgan, havuç, şalgam, üzerlik ve turp tohumu, mastaki, sakız, sinameki, ak günlük, acıbadem yağı ve yirmi dirhem çörek otu. Bunların hepsi bir havanda iyice dövülür, beyaz bal ilâve edilerek macun haline getirilir, içine beş çekirdek miskle altmış dirhem şeker katılır. Bir kâseye konur, sabah ve akşam altışar dirhem yenir. ...Yendiği sırada bazı duaların okunması ve temiz olunması şarttır’’ (Nâşid Baylav'ın ‘‘Fatih Sultan Mehmed Devrinde Te'lif, Terceme ve İstinsah Edilen Tıb Eserleri ile İlâçlar’’ından).

20190926

Yüce bir Türk Kadınını Tanıyalım : Doktor SAFİYE ALİ


Yüce bir Türk Kadınını Tanıyalım : Doktor SAFİYE ALİ 

Osmanlı'da 1891 yılında İstanbul’da dünyaya gözlerini açar.
6 kişilik ailenin en küçük ve en zeki kız çocuğudur. 

Amerikan Kız Kolejinde okurken Balkan savaşından getirilen yaralıları tedavi eder. Lise bitince doktor olmaya karar verir. 

Fakat hangi kapıyı çalsa ‘’Tıp Fakültesine kadın öğrenci alamayız’’ sözüyle karşılaşır. 

Kafaya koymuştur bir kere doktor olacaktır. Maddi imkansızlıklara rağmen Almanya’ya Tıp okumaya gider. Açlık ve sefaletin en dibini görür. 

Günlüğünde şu not vardır; '’Çöpten çıkarıp geceleri yediğim ekmek hiç ağrıma gitmiyor, ülkemde tıp fakültesi varken buralarda olmam daha çok ağrıma gidiyor. Ne olursa olsun ülkeme doktor olarak döneceğim.’’ 

Dediğini yapar ve okulunu derece ile bitirip ülkesine doktor olarak döner. Cağaloğlu’nda ilk muayenehanesini açar fakat kadın olduğu için ilk zamanlar kimse gelmez. Halbuki kadın ve çocuk hastalıkları doktorudur. 

Aşağılamalara, dışlamalara ve hakaretlere aldırmadan, pes etmeden devam eder. Fakir ailelerin kadınlarını ve çocuklarını evlerinde ücretsiz tedavi eder.
Eline geçen ilk parayla süt ve bakım evi açar. Hasta ve zayıf çocuklar için Hilal-i Ahmer muayenehanesini kurar. 

Direnerek, kadınların tıp fakültesine alınmalarını sağlar. Ülkenin tıp eğitimi veren ilk kadını olur. Vücudu kendisinden önce pes eder; kansere yakalanır. Almanya’ya gönderilir. 

Almanya’da tıp eğitimi aldığı hastanede ılık bir bahar günü hayata gözlerini yumarken şu sözleri söyler;
“Kadınlar size emanet”… Bu yüce kadın Doktor Safiye Ali’dir…

***

“Cumhuriyet Bir Nimettir” sözünü bıkmadan ,usanmadan söylemesi gerekenler öncelikle, Türk Kadınlarıdır !...

🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.

  Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı. pic.twitter.com/zB0iENTSdL — Telgraft (@telqraft) April 12, 2026  ...