ATATÜRK Özel Kitaplığı’nda Tevfik Fikret’in iki eseri bulunmaktadır. Bunlar, “Rübab-ı Şikeste ve Haluk’un Defteri” isimli eserlerdir.
4. Ziya Gökalp (23 Mart 1876, Diyarbakır – 25 Ekim 1924, İstanbul)
“Türkçülük” düşüncesini sistemli bir hâle getiren, İkinci Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde düşünce ve siyaset alanlarına önemli etkiler yapmış olan Ziya Gökalp’in M. Kemal’in düşünce ve uygulamaları üzerinde derin etkileri olduğu bilinmektedir. Bu anlamda bakıldığında, Cumhuriyet öncesinde ve Cumhuriyet’in oluşmasında Ziya Gökalp’in sosyolog ve mütefekkir olarak çok özel ve önemli bir yeri olduğu görülür.
ATATÜRK’ün bazı düşünceleri ile Gökalp’in düşünceleri arasında bazı ayrılıklar bulunmasına rağmen; Türk tarihine bütünlülük ve devamlılık içinde bakış, halkçılık ilkesi, Tevhidi Tedrisat (eğitim ve öğretimin birleştirilmesi), laiklik ve Türk kimliğini koruyarak çağdaşlaşma modeli gibi Türk inkılabının temelini oluşturan pek çok konuda Ziya Gökalp’in etkileri açıktır.
Z. Gökalp, dönemin ünlü sosyoloğu E. Durkheim ekolünün güçlü bir temsilcisi idi. ATATÜRK, E. Durkheim’in fikirlerini sadece Gökalp aracılığı ile öğrenmemiş; onun iki eserini MEB Yayınlarında Türkçeye çevirterek yayımlatmış ve 1932’de İstanbul Dolmabahçe’de iken onun bir eserini kütüphaneden getirterek Fransızca aslından okumuştur.
ATATÜRK Özel Kitaplığı’nda Ziya Gökalp’in üç önemli eseri bulunmaktadır. Bunlar, “Türk Medeniyeti Tarihi, Türk Töresi ve Altın Işık” isimli eserlerdir.
5. Şehbender-Zade Filibeli Ahmet Hilmi (1865, Filibe – 17 Ekim 1914, İstanbul)
ATATÜRK’ün “toplumsal, özgürlükçü ve devrimci” görüşlerinin oluşmasında etkili olan düşünür ve yazarlar arasında Şehbender-zade Ahmet Hilmi’nin ayrı bir yeri vardır. Cemiyeti İslamiye (1861’de kurulan ve Mecmua-i Fünun adıyla ülkemizde ilk bilim dergisini çıkaran dernek) üyelerinden, Tasvir gazetesi yazarlarından ve Hikmet gazetesinin de sahibi olan A. Hilmi’nin özellikle “Allah’ı İnkâr Mümkün müdür?” ve “İslam Tarihi” eserlerinin ATATÜRK’ü çok etkilediği görülmektedir.
Bu iki eserdeki görüşlerin özellikle laiklik ilkesi bakımından ATATÜRK’e etki yaptığı kabul edilmektedir. 'Allah’ı İnkâr Mümkün müdür?' kitabında Osmanlı toplumunun Orta Çağ hayatından çağdaş yaşama geçmek zorunda olduğunu öne süren ve bu konuda yavaş yavaş bir ilerlemeyi değil hızlı bir değişimi, ilerlemeyi yani bir nevi devrimi zorunlu gören A. Hilmi, aynı zamanda ateşli bir “özgürlükçü” olup, özgürlüğü, “insanlığın temel koşullarından biri” olarak değerlendiriyordu.
1911’de basılmış olan Allah’ı İnkâr Mümkün müdür? kitabını Silvan’da görevli iken 3 gün içinde dikkatlice okuduğunu bildiğimiz ATATÜRK’ün, Özel Kitaplığı’nda Şehbender-zade Filibeli Ahmet Hilmi’nin “Tarih-i İslam” isimli eseri bulunmaktadır.
B. Yabancı Yazar ve Düşünce Adamları
Yukarıda değinildiği gibi, M. Kemal ATATÜRK’ün düşünce sistemi ve kurduğu millî, laik, tam bağımsız ve millî egemenliği esas alan Türkiye Cumhuriyeti döneme derin etkiler yapan mesela Fransız İhtilali gibi büyük gelişmelerden önemli oranda etkilenmiştir. Bu anlamda bakıldığı zaman ATATÜRK’ün fikrî altyapısının oluşmasında, Fransız İhtilali’nin de fikrî altyapısını oluşturan yazar ve düşünürlerin etkilerinin olduğu görülmektedir.
ATATÜRK’ün düşüncelerinde ve gerçekleştirdiği Türk İnkılabı’nda “akılcılık” (rasyonalizm) ve “olguculuk (pozitivizm)”un izleri bulunmaktadır. Aklı ve bilimi kılavuz edinen ve hurafelere karşı çıkan ATATÜRK’te belirgin bir akılcılık ile gerçekçiliğin temel kişilik özelliklerinden olduğu görülmektedir. Bu nedenle onun bu konuda etkilendiği düşünürlerin başında akılcılığın büyük temsilcisi “Descartes” ve yine bu akımın ünlü temsilcisi “Kant” gelmektedir.
Fransız İhtilali’nin yalnızca akılcı yönlerini benimseyerek gelişen “Auguste Comte” olguculuğu, o dönemdeki Türk aydınları arasında da yayılmış, özellikle Ahmet Rıza Bey’in yayınları ve çabaları ile İttihat ve Terakki çevrelerinde etkili olmuştur. M. Kemal’in gençlik yılları, olguculuğun Türkiye’de etkili olduğu bir döneme rastlamıştı. Ancak “Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir.” diyen ATATÜRK’ün olguculuk anlayışı; Comte’un basit bir takipçiliği şeklinde değil, insan düşüncesinin eriştiği bir aşama olarak ortaya çıkar.
ATATÜRK’ün, Fransız İhtilali’nin fikri hazırlayıcıları arasında üzerinde en çok durduğu, eserlerini okuduğu ve kendi düşünce hayatının oluşmasında en çok yararlandığı düşünürlerden biri şüphesiz “J. J. Rousseau”dur. Türk aydınlarının daha Yeni Osmanlılar hareketinden itibaren bilip, tanıdığı Rousseau ile M. Kemal daha öğrencilik yıllarında tanışmıştır. Bu düşünürün en çok, kişi için “özgürlükçü”, toplumda siyasal rejim olarak da “cumhuriyetçi” yönü M. Kemal’i etkilemiştir. M. Kemal J. J. Rousseau’nun bütün eserlerini incelediğini TBMM kürsüsünden biraz da övünerek açıklamıştır. Onun, Rousseau’nun “Contrat Social (Toplum Sözleşmesi)”inin 1913’te yapılan Türkçe çevirisini çok dikkatle okuyup, işaretlediğini biliyoruz.
Bundan başka M. Kemal’in esasen bir “monarşi” yanlısı olan “Montesquieu”nün “De l’esprit de Lois (Kanunların Ruhu)” eserini de okuduğunu biliyoruz. M. Kemal bu kitapta daha çok “cumhuriyet” ile ilgili kısımların üzerinde durmuş ve “cumhuriyet rejiminin erdem rejimi” olduğunun anlatıldığı satırların altını çizmiştir.
M. Kemal’in “özgürlük” anlayışı konusunda ise “J. J. Rousseau” ve “Fransız Yurrtaş ve İnsan Hakları Bildirisi”ndeki hükümlerden etkilendiği; Hüseyin Cahit Yalçın tarafından dilimize çevrilen “Leon Mariller” ve “Stuart Mill”in eserlerinin de onun “özgürlük” düşünce ve anlayışını geliştirdiği bilinmektedir.
“Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” diyen M. Kemal’de özgürlük kavramı, Fransız İhtilali’nden sonra kazandığı anlamla, düşünce ve siyasal alandaki özgürlükler kadar “vicdan özgürlüğü”nü de içerir. O, toplumda değişik düşüncelerin ve değişik inançların bulunmasını, özgürlüğün doğal bir sonucu olarak kabul etmekte, dahası, tek tip düşünce ve inancın toplum için tehlikeli bir durum, bir ölüm belirtisi olduğunu söylemektedir. ATATÜRK’ün bu konudaki fikirlerinin temelinde N. Kemal ve Tevfik Fikret gibi Türk şairlerinin de etkisi bulunmaktadır.
M. Kemal ATATÜRK’ün toplumsal olayları değerlendirişinde ve dünya görüşünde, “tarih”in önemli, yönlendirici bir etkisi olduğunu biliyoruz. Yukarıda kütüphanesinden bahsederken de belirtildiği gibi, kitaplarının konu yüzdesi içinde “tarih”le ilgili olanlar birinci sırayı almakta idi. Tarihî olayları aralarındaki “sebep sonuç ilişkisi”ni kavrayarak değerlendiren ATATÜRK’teki tarih bilinci, olayları tarihsel gelişimi içerisinde görecek ve değerlendirebilecek bir tarih kültürüne dönüşmüştür. Bu kültür, kurduğu Türk unsuruna ve Türk milliyetçiliğine dayanan millî, laik ve demokratik karakterli Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihsel dayanaklarını ortaya çıkarmayı, Türklere yönelik ön yargıları ortadan kaldırmayı amaçlayan “tarih tezi”ne ve tarih çalışmalarına yol açmıştır.
Bu anlamda ATATÜRK’ün etkilendiği veya eserlerini üzerlerinde önemle durarak okuduğu yabancı isimler ve ATATÜRK’e örneklik teşkil eden tarih görüşleri ise şunlardır: