Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
Kapadokya, Hitit İmparatorluğu’nun hakimiyetinde uzun yıllar boyunca kalmış bir Anadolu şehriydi. Şehir özellikle doğal karstik kaya parçalarıyla tüften peri bacalarınıiçerisinde barındırmasıyla bir turizm kenti olarak biliniyordu. Ancak son zamanlarda yapılan yeni arkeolojik çalışmalar neticesinde burasının aynı zamanda arkeolojik tarihi alan halinde de bulunduğu tespit edildi. Bu yaklaşımı destekleyen kazı çalışmaları sonucunda yer altına düşmanlardan gizlenmek için yapılmış yeraltı şehirlerinin var olduğu tespit edildi. Bu yeraltı şehirleri günümüzdeki medeniyet anlamında yaşam dokusunun ilk örneklerini yansıtmaktaydı. Burada yaşayan insanlar düşmanlarından korunmak için kolayca eriyen kaya parçalarının ufak bir bölmesini pencere olarak kullanmışlar ve böylelikle düşmanlarını bu pencerelerden gizlemişlerdir. Bir bakıma kale burçlarındaki mazgalların tipik örneklerini sergilemekteydiler.
Bunun yanında kolaylıkla eridiği için kayaları şekillendirerek kapı kanatları haline getirmişlerdir. Taştan kapılar inşa etmişler ve bu sayede kolaylıkla yaşam odaları arasında geçiş yapmışlardır. Sadece Ürgüp’te ortaya çıkarılanlar bunlar değildir elbette. Bir mahzen içerisinde şaraplara benzeyen kaya parçaları da ele geçirildi. Bu şarap mahzeni olarak adlandırılan bölmede muhtemelen ilkel ritüeller sonucunda şarapların içildiği arkeologlar ve sanat tarihçiler tarafından yorumlanmaktadır. Tüm bu özellikler dikkatle incelendiği zaman Kapadokya turizm merkezi açısından olduğu kadar ören yeri olarak da ön planda gelen turizm merkezleri arasında bulunmaktaydı.
Kapadokya Yeraltı Şehri Neden Yapıldı
Kapadokya, yine yapılan arkeolojik güncel çalışmalar sonucunda Kayseri-Kültepe‘de yer alan ve adına karum denilen ilkel pazar yerlerini de söz konusu yeraltı şehirlerinde barındırdığı saptandı. Stupaya benzeyen ve ilkel kubbe şeklindeki bu pazar yerlerine benzeyen alanların muhtemelen insanların birbirleriyle ticaret yaptıkları ve bu ticarette de ileri bir düzeye ulaştıkları açık ve net bir şekilde gözlemlenmektedir. Tüm bunları da hesaba katarak Anadolu medeniyetinin dünden bugüne kadar süregelen tüm özellikleriyle tamamen egemen bir coğrafya olduğu ve sürekli yabancıların akınına uğradığını çok açık bir şekilde göz önünde tutmak mümkün olmaktadır. Bütün bu özellikleriyle de dikkat çeken medeniyet şehri, turizm potansiyeli bakımından dikkat çektiği kadar arkeolojik açıdan da kültür turizminin en dikkate çeken yönlerini ortaya koymaktadır.
Tüm bu anlatılanlar da yola çıkıldığı zaman yeraltı şehirlerinin yapılmasındaki en büyük esrarın yabancılardan korunmak ve bağımsızlığı korumak açısından Hitit yerlileri tarafından yapıldıkları anlaşılmıştır. Ayrıca ticaret için bölgeye Kayseri’den gelen Asurlu tüccarların da bu yeraltı şehirlerinde yaşamalarının kuvvetle ihtimali bulunmaktadır. Asurlu tüccarlara ait herhangi bir madeni para birimi ya da sikke ortaya çıkarılmazken Asurluların da sürekli olarak bölgeye ticaret yapmak için geldiği bilindiğine göre burada yeraltı şehirlerinde yerli Hititlerle birlikte yabancı düşmanlara karşı mücadele verdikleri yüksek bir ihtimal olarak dikkat çekmektedir.
Tüm bu dikkat çeken ihtimaller de açık ve net bir şekilde insanlığın uygarlık sürecinde daima birbiriyle hakimiyet çekişmesi içerisinde bulunduğunu, daima birbiriyle savaş halinde mücadeleler ettiğini gözler önüne sermektedir. Göz önünde tutulan tüm bu gerçeklikler de bölgenin durumunu daha net bir şekilde yansıtmaktadır.
Kapadokya’da Bulunan Yeraltı Şehirleri
Kapadokya’nın genel anlamda turizm özelliklerine, turizm potansiyeline ve yeraltı şehirlerine yönelik tarihsel bilgiler verilmesinin ardından son arkeolojik çalışmalar neticesinde ortaya çıkarılan yeraltı şehirleri hakkında da detaylı bilgilerin verilmesi gerekmektedir.
Bu yeraltı şehirlerini kısa halleriyle ele alarak önemleri üzerine birtakım sanatsal ve tarihsel bilgilerin verilmesi gerekmektedir.
Kaymaklı yeraltı şehri
Adını Nevşehir’in hemen aşağısındaki bir kasabadan almıştır. Buradaki yerliler dönemin Roma kuvvetlerine karşı koyabilmek amacıyla burada bir yeraltı şehri inşa etmişlerdir. Bir Bizans kilisesinin kalıntıları içerisinde yer alan bu tarihi yeraltı şehri, kademeli olarak yükselen binayı andırmaktadır. Zemininde oturma hücresi, erzak dolabı ve kolayca eriyen taşlardan yapılmış kapı bölmesinin bulunduğu yeraltı şehri bir üst katında ise kilise yapısının asıl ibadet mekanı olarak ana mekana açılmaktadır. Buradaki vaftizhanesi, apsis ve şapeli de yine dönemin Bizans kilise kalıntılarından günümüze kalan örnektir.
Derinkuyu yeraltı şehri
Oldukça derine inşa edilen ve adını buradan alan bir yeraltı şehridir. Bu yeraltı şehri sivri beşik tonoz sistemiyle örtülerek tüflü kayaç sistemiyle inşa edilmiştir. O dönemde sığınan yerli halkın bu mimari özelliği nasıl ve ne kadar çabuk öğrendikleri ise gerçekten de hayrete düşürmektedir. Çok derin bir yapı olarak yeraltı şehirleri içerisinde görenleri hayrete düşürmektedir. İçerisinde şaraphaneleri olarak kullanılan mahzeni, erzak depoları ve yine oturma alanları bulunmuştur.
Özkonak yeraltı şehri
Kapadokya yeraltı şehirleri arasında en işlevsel yeraltı şehri olarak kullanılmıştır. Burada düşmana kızgın yağ dökmek için açık delikler bırakılmış oyuklar tespit edilmiştir. Bilindiği üzere yeraltı karstik yani asitli su barındırdığı için bunları biriktirmişler ve düşmanın olası bir kendilerini fark etmesi durumunda yüzüne püskürtmek için depolamışlardır. Ayrıca eğlence törenlerinde kullandıkları içki kapları, mahzenler yapılan arkeolojik çalışmalarla tespit edilmiştir.
Tatlarin Acıgöl yeraltı şehri
Nevşehir’in Acıgöl ilçesinde yer aldığından dolayı bu adı almıştır. İçerisinde herhangi bir mabede rastlanmaması burasının tamamen müstahkem alanı olarak kullanılması yönündeki soru işaretlerini kuvvetlendirmektedir. Zaten içerisinde de Romalılar dönemine kaldığı tespit edilen antropolojik iskeletler tespit edilmiştir. Yine söz konusu alanda birbirine sürgülü tüflü taşlarla geçişin yapıldığı tespit edilmiştir.
Mazı yeraltı şehri
Sanatsal anlamda arkeolog ve sanat tarihçilerine en fazla bilgi veren bir şehir olarak dikkat çekmektedir. Burada kabartmalar yapılarak taş malzemenin derin oyma tekniğinin en ilkel örnekleri görülmektedir. Bunun yanı sıra yeraltı şehrinin tavanlarındaki sarkıklar da tüflü malzemeden günümüze kadar gelebilen nadide örnekleri yansıtmaktadır.
Özlüce yeraltı şehri
Son olarak Kapadokya yeraltı şehirleri arasında yer alan Özlüce yeraltı şehri üzerinde durmak gerekmektedir. Tek katlı olarak düzenlenmiş ve upuzun koridor şeklinde düzenlenmiştir. Bu mimari düzeni bakımından diğer yeraltı şehirlerinden ayrılan en tipik yeraltı şehri olarak dikkat çekmektedir. Tüm bu özellikleriyle de o mimari bakımdan tek örnek olarak merak uyandırmaktadır. Alıntı/ Kaynak: https://seyahatdergisi.com/kapadokya-yeralti-sehirleri/
Rusya-Türkiye Karşılıklı Kültür ve Turizm Yılı kapsamında ve Sputnik’in stratejik partnerliğinde Moskova’da düzenlenen 3. Türkiye Festivali’ni 160 binden fazla kişinin ziyaret ettiği bildirildi.
Moskova’nın Krasnaya Presnya Parkı’nda, 14-16 Haziran günleri arasında yapılan festivalin onur konukları arasında Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Mehmet Samsar, valiler ve belediye başkanları, Moskova Belediyesi temsilcileri ve diğer yetkililer vardı.
Festival, 3 günde ziyaretçilerini Türkiye’nin zengin kültürel gelenekleri, tarihi, eski el sanatları, mutfağı ve turizm imkanları ile tanıştırdı.
Festival kapsamında, Krasnaya Presnya Parkı arazisinde, Kız Kulesi ve Aspendos gibi Türkiye’nin meşhur yerleri canlandırıldı. Festivalde 250 ton dekorasyon kullanıldı.
Festivalin müzik programının baş kahramanı Mehter Takımı’ydı. Ziyaretçiler ayrıca Ebru Sanatı ve takı sanatı derslerini aldı, cam üfleme sanatı ile tanıştı.
En heyecan verici gösterilerden biri ise yağlı güreşti. Ayrıca 3 gün içinde yapılan çekiliş ile 100 kişi Türkiye’de ücretsiz tatil kazandı.
Moskova'daki Türkiye Festivali ziyaretçisi Yekaterina
Türkiye Festivali ziyaretçileri: Kapadokya ve İstanbul’u görmeyi hayal ediyoruz Sputnik
Moskova’daki Türkiye Festivali’nin ziyaretçileri en çok yağlı güreş, Mehter Takımı, Türkçe dersleri, konser programı, Türk halk danslarına ilgi gösterdi.
Rusya’nın başkenti Moskova’da, Rusya-Türkiye Karşılıklı Kültür ve Turizm Yılı kapsamında, Türkiye Festivali düzenledi. Sputnik’in stratejik partneri olduğu festivali ziyaret eden Rus vatandaşlar Türk tarihi, kültürü, sanatı ve mutfağı ile tanıştı, popüler destinasyonları inceledi.
Festivalde, Türk mutfağının geleneksel yemekleri ve tatlıları tanıtıldı, açılan atölyelerde de geleneksel el sanatları ürünleri sunuldu. Ziyaretçiler, Ebru Sanatı derslerine katıldı, camdan şaheserlerin doğuşunu gördü. Festivale özel olarak gelen Türkiye’nin en iyi cam ustaları sırlarını anlattı.
Ayrıca her bir ziyaretçi, Türkiye’nin en iyi otellerinde tatil için 100 tur paketinden birini kazanma fırsatını yakaladı.
Ziyaretçilerden biri olan Yekaterina, Sputnik’e açıklamasında, festivalle ilgili kendi izlenimlerini anlattı ve en büyük hayalinin Kapadokya’yı görmek olduğunun altını çizdi.
“Ben henüz hiç Türkiye’ye gitmedim ama Kapadokya’ya gitmeyi hayal ediyorum” diyen Yekaterina, “Sabah erken saatlerinde balonların havaya kalkışını kendi gözlerimle görmek istiyorum. İstanbul’u da ziyaret etmeyi çok isterdim. Festival çok havalı. Burada çok renkli kişilikler var. Türk oteller hakkında bilgi edinme, elverişli tur paketlerini elde etme fırsatı var” diye ekledi.
Ayrıca Türkiye’nin doğasının eşsizliğine dikkat çeken Yekaterina, “Kendi gözlerimle Akdeniz’i görmek isterdim. Türkiye çok zengin doğaya, güzel denizlere sahip. Oraya gitmeyi çok isterdim” ifadelerini kullandı.
Diğer ziyaretçiler de İstanbul ve mimarisini görme hayalini anlattı:
“Antik Side çok güzel bir yer. Anadolu Ateşi’ne gittik, çok sevdik, çok güzel bir şov. Ayrıca İstanbul’a da gitmeyi çok isterdik. Belki de üçümüz birlikte gideriz. İstanbul mimarisi ve tarihi ile ilgimizi çekiyor. Boğaz’ı görmek, eski şehri gezmek istiyoruz, kendimizi kısmen Avrupa kısmen de Asya’da hissetmek istiyoruz”.
Ailesiyle birlikte festivale gelen İlnaz, çekilişi kazanarak Türkiye tatilini kazanan 100 şanslıdan biri oldu. İlnaz, şunu anlattı:
“İki gündür festivale geliyoruz. Dün büyük bir beklentiyle çekilişe katıldık, kazananları izledik, çok güzeldi. Bugün de geldik. Eşim, ‘Ödül almadan dönmeyeceğiz’ dedi. İlk sırada ben kazandım. Türkiye’ye eşimle birlikte gideceğiz. Henüz hiç Türkiye’ye gitmedim. Çok iyi tatil yapacağımızı düşünüyorum. Festival için çok teşekkür ediyorum. İlk kez yapılmadığını biliyoruz. Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkilerin bu kadar yakın olması beni çok mutlu ediyor”.
Dünyanın en iyi drone pilotlarından birisi Johnny Schaer Kapadokya’yı inanılmaz çekimlerle altına üstüne getirmiş. Tek kelimeyle müthiş. pic.twitter.com/5klCNJzU8E
Japonya'nın başkenti Tokyo'da düzenlenen 'JATA Turizm EXPO Japonya 2018 Fuarı'nda açılan stantta, Kapadokya'nın tanıtımı yapılıyor.
Japonya'daki fuara, Kapadokya'yı temsilen Göreme Belediye Başkanı Nuri Cingil katıldı. Başkan Cingil, Japonların, Türkiye'ye özellikle de Kapadokya'ya büyük hayranlığı olduğunu söyledi. Cingil, "Hem ülkemizi hem de bölgemizi temsil etmek için burada bulunuyoruz. Bölgemizi anlatan Japonca tanıtım ürünleri getirdik. Yine belediyemiz tarafından yapılan Japonca seslendirmeli tanıtım filmini de buraya gelen ziyaretçilere izletiyoruz. Standımıza yoğun ilgi var. Bu ilginin önümüzdeki yıllarda ülkemize ve bölgemize daha da çok ciddi olumlu dönüşleri olacak. Japon pazarının Kapadokya'daki çıtası bu adımlarla daha da yükselecek. Emek verenlere ve destek olanlara teşekkür ediyoruz" dedi. Başkent Tokyo'da, 20 Eylül'de başlayan 'JATA Turizm EXPO Japonya 2018 Fuarı', 23 Eylül'de sona erecek.
20 günde 3500 km yol alıp Türkiye ile izlenimlerini görsel olarak sunan Leonardo Dalessandri'nin Türkiye videosu... Bir şaheser... pic.twitter.com/eR4LgWqVj0