Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20260218
20250810
📖 Atatürk'ün İlk Görüşte Âşık Olduğu Dimitrina Kovaçev'e Kavuşamamasının Hüzünlü Hikâyesi
"Bir kız sevdim ama bana vermediler. Gençliğimi bıraktım Sofya'da."
~ Mustafa Kemal Atatürk ~

~ Mustafa Kemal Atatürk ~
Tarihte nice aşk öyküleri vardır. Ama beni Atatürk'ün bu cümlesi her zaman dağıtır. Atatürk, Ankara'da Bulgar Kooperatif Tiyatrosu'nun oyuncularıyla sohbet ederken, "Gençliğimi bıraktım Sofya'da" der… "Bir kız sevdim ama bana vermediler…" İşte bu cümle benim boğazımda her zaman bir düğüm; gözümde bir damla yaş... Sevdan yarım kaldı belki Atam, Kavuşamadın ona... Ama vatan aşkın sardı seni, Koca bir sonsuza.... Hadi gelin gerçek, hüzünlü ve yarım kalan bir aşk öyküsüne doğru yolculuğa çıkalım...
Atatürk'ün İlk Görüşte Âşık Olduğu Dimitrina Kovaçev'e Kavuşamamasının Hüzünlü Hikâyesi
Denis Donikyan
Günlük yaşamın içinden kimi normal süreci büyük isimlerle bağdaştıramayız. Örneğin; bir milletin kurtuluş mücadelesinin baş kahramanı, ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün imkansız bir aşk yaşama ihtimali bize çok uzak gelir. Onu bir aşk hikayesi içerisinde çaresiz görebileceğimize inanamasak da Ata'mızın başından böyle bir aşk geçmiş. Mustafa Kemal Atatürk ve Dimitrina Kovaçev'in büyük aşkı, yüreğinizi sızlatacak...
‘‘Bir kız sevdim ataşeyken, vermediler. Gençliğimi bıraktım Sofya'da.’’
Bu cümleleri Mustafa Kemal Atatürk’ün imkansız bir aşk uğruna kurduğuna kim inanabilir, değil mi?
Güzel başlayan; ancak kötü biten bir hikaye bu. Hikayenin sonunda Ata’mızın yüzü ne yazık ki gülmüyor. Yarım kalan ne hayalleri vardı, kim bilir? Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ataşelik görevi icabı gittiği Sofya’da ilk görüşte aşkın ne demek olduğunu hissedişine tanık olacağız bu hikayede. Ve hikayenin bir diğer önemli kahramanı, Kovaçev Ailesi’nin büyük kızı Dimitrina Kovaçev olacak…
Sofya’da ilk görüşte aşk
Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk, 27 Ekim 1913'te Sofya Askeri Ataşeliği görevini icra etmek üzere Sofya’ya gider. O zamanlar Sofya’nın yabancısıdır, ne etrafı bilir ne de kimseleri tanır. Günlerden bir gün, bir yemek daveti alır. Bu daveti hem kaliteli vakit geçirmek hem de yeni insanlar tanımak adına güzel bir fırsat olarak gören Ata’mız davete icabet etmeye karar verir. Davete katılan Atatürk, içeri girer girmez çok güzel bir kız görür. Bu kız, Atatürk’e ‘‘ilk görüşte aşk’’ı tattıracak Dimitrina Kovaçev’den başkası değildir. Tarihte ‘‘Miti’’ ismiyle de tanınan Dimtirina Kovaçev, Eski Savunma Bakanı Bulgar General Stilyan Kovaçev’in kızıdır. Asil bir ailenin eğitimli, güzeller güzeli kızı Miti’nin dönemin gözde bekarlarından olduğu aşikardır.
Dimitrina Kovaçev
Miti’yi görür görmez aşık olduğunu hisseden Ata’mız ne yapacağını bilemez bir haldeyken, arka fonda çalan vals müziği imdadına yetişir. Aşkın ve müziğin verdiği cesareti arkasına alan Mustafa Kemal, kendinden emin bir şekilde Miti’nin yanına gider ve kendisine dans teklifinde bulunur. Ata’mızın cesur davranışından etkilenen Miti, bulundukları ortam gereği bir o kadar cesur sayılabilecek bir yanıt verir; dans teklifini kabul eder. Mustafa Kemal ve Dimitrina’nın bu sürpriz yakınlaşması davet salonunda buz gibi rüzgarlar estirir, salon; meraklı bakışlar ve dedikodularla adeta çalkalanır.
Atatürk ve Kovaçev Ailesi tanışıyor
Kovaçev Ailesi
Ertesi gün Kovaçev Ailesi ilk iş kızlarını karşısına alıp konuşmak ister. Ailesine Atatürk ile tüm gece dans ettiğini söyleyen Miti, Ata’mızın deniz mavisi gözlerinden aldığı güçle Atatürk’e duyduğu aşkı itiraf eder. Bu itirafın üzerine aile, Atatürk’ü eve çağırmaya karar verir. Amaç, genç delikanlıyla çay içip tanışmak değildir elbette. Ailenin yegane umudu, Ata’mızın niyetini öğrenip kızlarını bu sevdadan vazgeçirmektir.
Mesut günlerin ömrü kısa
Dimitrina Kovaçev
Kovaçev Ailesi Atatürk’ün kararlı, istekli ve kendinden emin duruşundan çok etkilenir; genç adamın kızlarına olan ilgisine güven duyar. Böylelikle aileden ilişkiye onay çıkar. Atatürk ile Miti, birbirilerini tanımak üzere vakit geçirmeye başlar. Çok mutlu olan ikili, birlikte yapılabilecek tüm aktiviteleri yapmaya özen göstererek günden güne yakınlaşır. Gel gelelim Stilyan Kovaçev’in Bulgar Çarı’nın önemli adamlarından biri olması, bu mutlu tablonun ömrünün kısa sürmesine sebep olur. Her ne kadar Atatürk bu durumu umursamasa da Çar, Miti’nin Atatürk gibi bir Türk askeriyle birliktelik yaşamasından fazlasıyla rahatsızlık duymakta; bu rahatsızlığını Kovaçev Ailesi’ne açıkça dile getirmekteydi. Üstelik Çar’a göre Atatürk’ün Miti hamlesi, kabul edilemez bir askeri meydan okuma anlamına da geliyordu. Bu aşk, mümkünatsızdı.
Sofya’da başlayan aşk Sofya’da bitti
Mustafa Kemal Atatürk
Atatürk, vakit kaybetmeden Miti’ye evlenme teklifi eder; ancak nafile… Miti, Ata’mıza düşünmeden ‘‘Evet’’ cevabını vermiş olsa da Kovaçev Ailesi, Çar’ın etkisiyle, bu birlikteliğe ve evliliğe kesinlikle karşı hale gelir. Tüm tehditlere rağmen kendilerine karşı gelen herkese meydan okumaya ısrarla devam eden ikili, Stilyan Kovaçev’in Atatürk’e söylediği kısa ve net bir cümle sonrasında aşklarının bittiğini resmen kabul etmek zorunda kalır: ‘‘Bu evliliğin olması mümkün değildir. Bundan böyle kızımla görüşmemeniz icap eder.’’
Yalan haberler ipleri tamamen kopardı
Mustafa Kemal Atatürk
Atatürk’e ulaşabileceği tüm yollar kapatılan Miti’nin bu süre zarfında çok kez tehdit edildiği de bilinenler arasındadır. Öte yandan Ata’mız da dünyası başına yıkılmış halde Miti’ye duyduğu aşkla baş başa kalmıştır. Atatürk’ten koparılan Miti, kısa süre içerisinde bir başkasıyla nişanlanmaya zorlanır; ancak bu nişanı kesinlikle kabul etmez. Ailesini intihar etmekle tehdit ettiği bilinen Miti, bir başkasıyla olmanın fikrine dahi katlanamayacağını açıkça belli etmiştir. Miti, ailesinin kendisine uygun gördüğü evliliği reddetse de bu haber, General Kovaçev tarafından Atatürk’e elbette bu şekilde aktarılmaz. Atatürk, Miti’nin nişanı kabul ettiği ve yakında evleneceği duyumunu alır. Bunun üzerine iyice hüzne kapılan Ata’mız, görev süresinin dolmasını da fırsat bilerek Sofya’yı derhal terk eder.
Sonra neler oldu?
Atatürk’ün, Dimitri Kovaçev’den sonra başka ikili ilişkiler yaşadığı, fakat yakın çevresine hiç kimselerin Miti gibi olamayacağını sık sık tekrar ettiği bilinmekte. Anlaşılacağı üzere Atatürk, Miti’ye derin bir aşk beslemenin yanı sıra nişanlanıp evlenme hazırlıklarına girmesinden ötürü de büyük bir kalp kırıklığı yaşamış.
18 yaşından 30 yaşına dek Atatürk’ten ısrar ve umutla haber bekleyen Miti; ailesinin baskılarına daha fazla dayanamayarak bir avukatla evlenmeyi kabul eder. Miti, eşine saygı duysa da sevgi asla duyamaz; çünkü kalbi Ata’mızda kalmıştır. İki kız evladı olan Miti, ağır şekilde hastalanır; 7 Ağustos 1966’da hayata gözlerini yumar. Miti'nin ölmeden önce başında bekleyen kız kardeşi Olga'ya: ‘‘Biliyor musun? Rüyamda gördüm onu. Sanıyorum ki nihayet Mustafa Kemal'e kavuşacağım.’’ dediği bilinmektedir.
Dev aşkın filminin çekileceği açıklanmıştı.
Mustafa Kemal Atatürk ve Dimitrina Kovaçev
Atatürk ve Dimitrina’nın tarihe kazınan yarım kalmış aşkının, Dilberay filminin ortak yapımcılarından Fikri Harika Prodüksiyon tarafından filminin çekileceği açıklanmıştı. Eğer proje iptal edilmezse ‘‘Dimitrina’’ adıyla 27 Ekim 2023’te gösterime girecek.
Kaynaklar: 1, 2, 3
Alıntı/Kaynak: https://www.webtekno.com/mustafa-kemal-ataturk-ve-dimitrina-kovacev-h122205.html
..........
Dipnot:
Mustafa Kemal ile Miti'nin sık sık buluştuğu Bulgarya Pastanesi'nde, henüz bu aşk alevlenmeden önce, bir gün Mustafa Kemal tek başına otururken, "La Vie Est Breve" isimli Fransız şiirini Türkçe'ye çevirerek yaveri Salih Bozok'a yazdığı mektuba ekler. Bu şiir çok sonra Fikret Kızılok tarafından şarkılaştırılmış ve içinde Miti ile Paşa'nın aşkından söz eden dizelere de yer verilmiştir.
Şiirin aslı ve Mustafa Kemal tarafından yapılan tercümesi şu şekildedir:
"la vie est bréve – hayat kısacık
un pen de reve – azıcık hayal
un oen d’amour – azıcık aşk
et puis bonjour – derken merhaba…
la vie est vaine – hayat anlamsız
un pen de peine – biraz ızdırap
un pen d’espair – ve umut yalnız
et puis bonsoir – derken Allahaısmarladık…"
https://youtu.be/CX5QiuMIDhw?si=MDrFOsTSPq0Tagjk
14) Gerçek bir aşk hikayesi.
"Ters Işıkta Aşk"
DİMİTRİNA ve Mustafa Kemal'in unutulmaz aşkına adanmış bir şarkı...


Fikret Kızılok - La vie est Breve
Fikret Kızılok'un Bir Devrimcinin Güncesi albümünden bir şarkı. Nakarat olan Fransızca şiiri Türkçe'ye bizzat Atatürk çevirmiş ve sonlarda bahsedilen Dimitrina'nın ise Atatürk'ün Sofya'daki sevgilisi, bir Bulgar generalinin kızı Dimitrina Koçareva olduğu söylenmekte.
Fikret Kızılok'un Bir Devrimcinin Güncesi albümünden bir şarkı. Nakarat olan Fransızca şiiri
Türkçe'ye bizzat Atatürk çevirmiş ve sonlarda bahsedilen Dimitrina'nın ise Atatürk'ün Sofya'daki sevgilisi, bir Bulgar generalinin kızı Dimitrina Koçareva olduğu söylenmekte.
20200223
20190822
Yeşilçam'dan trajik bir aşk hikayesi
Yeşilçam'ın en trajik aşkını biliyor muydunuz?
Ilık bir Ekim sabahı..
Surp Agop Hastanesinin dahiliye koğuşundaki çarşafları solmuş ranzada solgun bir kadın yatıyor..
Ve onun ellerini tutan bir başka kadın.
Bir şeyler söylemeye çalışıyor yorgun kadın..
Sesi zor çıkıyor..
Kelimeleri kesik kesik..
Şu cümle dökülüyor kurumuş dudaklarından,
"O'nu bana getir, son defa göreyim.."
Yorgun kadın bir zamanların afet-i devran Neriman'ı, sizlerin bildiği adıyla Neriman Köksal...
Türk Sinemasının yarı vamp,yarı abla karakteri..
Surp Agop Hastanesinin dahiliye koğuşundaki çarşafları solmuş ranzada solgun bir kadın yatıyor..
Ve onun ellerini tutan bir başka kadın.
Bir şeyler söylemeye çalışıyor yorgun kadın..
Sesi zor çıkıyor..
Kelimeleri kesik kesik..
Şu cümle dökülüyor kurumuş dudaklarından,
"O'nu bana getir, son defa göreyim.."
Yorgun kadın bir zamanların afet-i devran Neriman'ı, sizlerin bildiği adıyla Neriman Köksal...
Türk Sinemasının yarı vamp,yarı abla karakteri..
Son anlarını yaşayan bu muhteşem kadının ellerini tutan ve onu teselli etmeye çalışan diğer kadın ise sinemanın en güzel abilerinden Sadri Alışık'ın büyük aşkı,eşi Çolpan İlhan..
"Tamam, getireceğim onu sana,sen şimdi dinlen,yorma kendini.." diyor Çolpan hanım Neriman'a..
Kalkıyor yerinden, gözlerinden yaşlar süzülüyor. Hızlı adımlarla hastanenin girişindeki telefon kulübesine gidiyor, bir numara çeviriyor..
"Merhaba Ediz, ben Çolpan, Neriman'ın yanındayım. Durumu hiç iyi değil,son bir isteği var.."
Telefonun ucundaki kişi,sinemanın bir başka güzel abisi Ediz Hun..
Bir kaç saniye yutkunduktan sonra cevap veriyor,
"Anladım, şimdi gidip onu alacağım ve oraya getireceğim.."
O..
Kim o?
Ve afet-i devran Neriman için neden bu kadar önemli?..
O'da başka bir yıldız, başka bir yakışıklı..
'Vesikalı Yarim'in manav Halil'i,
'Ağaçlar ayakta ölür'ün Orhan'ı..
Ve Neriman Köksal'ın
'Kimse Fatma gibi öpemez' filminde birlikte rol aldığı İzzet'i (Günay)..
Yani bu filmdeki Jale'nin,Fatma'ya (Girik)
kaptırdığı aşkı avukat Kemal'i..
Kim o?
Ve afet-i devran Neriman için neden bu kadar önemli?..
O'da başka bir yıldız, başka bir yakışıklı..
'Vesikalı Yarim'in manav Halil'i,
'Ağaçlar ayakta ölür'ün Orhan'ı..
Ve Neriman Köksal'ın
'Kimse Fatma gibi öpemez' filminde birlikte rol aldığı İzzet'i (Günay)..
Yani bu filmdeki Jale'nin,Fatma'ya (Girik)
kaptırdığı aşkı avukat Kemal'i..
Işte bu filmle başladı Neriman'ın İzzet'e platonik aşkı..
Ve o aşk ölene kadar da sürdü..
İzzet, İpek hanımla evlendi. Neriman uzaktan seyretti..
Hep içine attı..
Ama herkes biliyordu bu ümitsiz aşkı..
Şimdi son isteği, o adamı bir kez daha görebilmek..
Ancak bu o kadar kolay değildi. Ediz, Izzet'i almaya gittiğinde Ipek hanımda evdeydi..
'Hayır' dedi yakışıklı jön arkadaşının kulağına usulca,
'Eşime ayıp olur, gelemem..'
Ediz ısrar ediyordu ama İzzet son sözünü söylemişti.
Başı önde evden ayrıldı. Yapacak bir şeyi kalmamıştı Ediz'in.
Üzüntüden kendisinden haber bekleyen Çolpan'a haber veremedi.
Nasıl diyecekti ki gelmiyor diye..
Bir kaç saat dolaştı caddelerde,sokaklarda..
Ama gitmeliydi, söylemeliydi. Neriman'ın büyük aşkının vedaya gelmeyeceğini zor da olsa söylemeliydi..
Akşama doğru hastaneye gitti. Ölmek üzere olan arkadaşının katına çıkarken zorlanıyordu..
Bitkin, umutsuz ve çok üzgündü.
Ancak..
Odanın bulunduğu koridora gelince büyük bir şaşkınlık yaşadı.
Neriman'ın odasının kapısında iki kadın duruyordu. Biri sevgili dostu Çolpan İlhan, diğeri de İzzet'in eşi İpek hanım..
İkisinin de yüzünde buruk bir gülümseme vardı.
Çolpan, Ediz'in soru sormasına fırsat bırakmadan,
'İzzet içeride..' dedi gülümseyerek..
Ardından İpek hanımı işaret etti ve sözlerini sürdürdü,
'Sen evden ayrıldıktan sonra İpek, İzzet'e ne olduğunu sormuş. İzzet başta söylemek istememiş.Ama ısrar edince anlatmış..'
İpek hanım araya girerek,
'Evet,duyunca çok üzüldüm. Ve İzzet'e gitmesi için rica ettim. Baktım hâlâ tereddüt içinde, sen gitmezsen ben gidiyorum dedim..
Onu da anlıyorum, beni kırmak istemiyor.
Ama bu tek taraflı bir aşk ve saygı göstermek zorundayız..
Sana çabaların için teşekkür ederiz Ediz, gerçek bir dostsun..'
Bitkin, umutsuz ve çok üzgündü.
Ancak..
Odanın bulunduğu koridora gelince büyük bir şaşkınlık yaşadı.
Neriman'ın odasının kapısında iki kadın duruyordu. Biri sevgili dostu Çolpan İlhan, diğeri de İzzet'in eşi İpek hanım..
İkisinin de yüzünde buruk bir gülümseme vardı.
Çolpan, Ediz'in soru sormasına fırsat bırakmadan,
'İzzet içeride..' dedi gülümseyerek..
Ardından İpek hanımı işaret etti ve sözlerini sürdürdü,
'Sen evden ayrıldıktan sonra İpek, İzzet'e ne olduğunu sormuş. İzzet başta söylemek istememiş.Ama ısrar edince anlatmış..'
İpek hanım araya girerek,
'Evet,duyunca çok üzüldüm. Ve İzzet'e gitmesi için rica ettim. Baktım hâlâ tereddüt içinde, sen gitmezsen ben gidiyorum dedim..
Onu da anlıyorum, beni kırmak istemiyor.
Ama bu tek taraflı bir aşk ve saygı göstermek zorundayız..
Sana çabaların için teşekkür ederiz Ediz, gerçek bir dostsun..'
İzzet uzun süre başbaşa kaldığı, "karşılık vermediği" aşkının odasından çıktığında çok üzgündü, hatta darmadağın..
Ediz'i selâmladıktan sonra Çolpan'a dönerek,
'Seni istiyor' dedi ve İpek hanımla hastaneden ayrıldı..
Bu olaydan 3 gün sonra 22 Ekim 1999 da afet-i devran Neriman, Surp Agop'taki odasında hayata gözlerini yumdu.
"Mutlu" bir şekilde.
Ediz'i selâmladıktan sonra Çolpan'a dönerek,
'Seni istiyor' dedi ve İpek hanımla hastaneden ayrıldı..
Bu olaydan 3 gün sonra 22 Ekim 1999 da afet-i devran Neriman, Surp Agop'taki odasında hayata gözlerini yumdu.
"Mutlu" bir şekilde.
Alıntı: Sosyal medya
20171127
'Aşk ile kalınız': Canan Dağdeviren - TEDxReset 2014
CANAN DAĞDEVİREN Illinois University Araştırma Asistanı / Illinois University Research Assistant CD28: Aşk ile Kalınız / CD28: Stay with Love
Canan, 4 Mayıs 1985'te İstanbul'da doğdu. Çocukluktan beridir, fizik ve tıp ile ilgili konular ilgisini çekmiştir. Prof. Erdal İnönü'nün etkisiyle üniversite sınavı sonunda fizik okumaya karar verdi. Haziran 2007'de Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği'nden mezun olduktan sonra, tam burslu kabul aldığı Sabancı Üniversite'si Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Programı'nda yüksek lisans eğitimime başladı, Haziran 2009'da üstün başarı ile mezun oldu. 2009 yılında ilk defa verilemeye başlanan Fulbright Doktora Bursu'nu Türkiye'de kendi alanında ilk sırada kazanarak The University of Illinois at Urbana, Champaign'de (UIUC) Malzeme Bilimi ve Mühendisliği bölümde doktora eğitimi almaya hak kazandı. Prof. John A. Rogers danışmanlığında; fizik, elektronik, kimya, malzeme, mekanik ve tıp alanlarının kapsamına giren esnek ve katlanabilir vücut içine ve deri üstüne yapıştırılabilir elektronik aletler üzerine doktora çalışmaları yapmaktadır. Canan aynı zamanda; 12 makale, 2 patent ve 25'in üstünde ulusal ve uluslararası ödül sahibi.
In English
Canan Dagdeviren was born on 4th of May, 1985 in Istanbul. She has been fascinated by science ever since she was a child. By the influence of Prof. Erdal İnönü, she decided to study physics and obtained her B.Sc. in Physics Engineering from Hacettepe University. She was awarded with full-scholarship throughout her M.Sc. studies in Materials Science and Engineering at Sabanci University. Dagdeviren was the top of the list in her field to be entitled to a Fulbright Doctoral Fellow, which was given for the first time in Turkey in 2009, and she pursues her Ph.D. in Material Science and Engineering at the University of Illinois at Urbana-Champaign under supervision of Prof. John A. Rogers. The primary focuses of her research are applications of ferroelectric/piezoelectric materials and patterning techniques for unusual electronics with an emphasis on bio-inspired and bio-integrated systems, such as bio-sensors, actuators, transducers, and mechanical energy harvesters in flexible/stretchable forms. She is expected to receive her Ph.D. in June, 2014. Dagdeviren serves as a research assistant in Frederick Seitz Materials Research Laboratory, Beckman Institute for Advanced Science and Technology. Currently, she has 12 journal papers, is inventor on 2 patent applications, and holds over 25 prestigious awards. In the spirit of ideas worth spreading, TEDx is a program of local, self-organized events that bring people together to share a TED-like experience. At a TEDx event, TEDTalks video and live speakers combine to spark deep discussion and connection in a small group. These local, self-organized events are branded TEDx, where x = independently organized TED event. The TED Conference provides general guidance for the TEDx program, but individual TEDx events are self-organized.* (*Subject to certain rules and regulations)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.
Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı. pic.twitter.com/zB0iENTSdL — Telgraft (@telqraft) April 12, 2026 ...
-
Bu yazımızda Milli Edebiyat Dönemi'nin en önemli şairlerinden biri olan Mehmet Emin Yurdakul'un "Cenge Giderken" şii...
-
Ülkemiz yer şekilleri bakımından oldukça farklı özelliklere sahiptir. Yer şekillerindeki farklılık iklimlerin bölgelere göre değişiklik...
-
Kendilerini "trakya'nın yerlileri" olarak kabul eden, 1300'lü yıllardaki ilk osmanlı fetihleriyle birlikte trakya'ya ...

