Irak Türkleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Irak Türkleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260405

🎞️Türkmeneli; Selçuklu ve Osmanlı’dan kalan Oğuz yurdudur.



Türkmeneli; Selçuklu ve Osmanlı’dan kalan Oğuz yurdudur.
Kerkük’ten Telafer’e uzanan Türk varlığı tesadüf değil. 
Türkmenler yüzyıllardır Türk-İslam kültürünü yaşattı, bugün de kimliğini savunuyor.
Alıntı:  İlbilge @ilbilgemedya

20200126

✍️ Kürtlerin Türkleşmesi, Türklerin Kürtleşmesi - Metin Aydoğan


Kürtlerin Türkleşmesi, Türklerin Kürtleşmesi - Veryansın TV

Osmanlılar, Kürdistan adını verdiği bölgede, devletin temel dayanağı olan tımar sistemini Kürtler’e uygulamadı. Bölgenin yönetimini, babadan oğula geçecek biçimde aşiretlere bırakıp bu aşiretlere, yalnızca Avrupa’daki sınır boylarında yaşayan kimi topluluklara verilen özel haklar tanıdı. Kürtler Müslüman olduğu için haraç ve cizye ödemiyor, tımar dışında bırakıldıkları için de aşar vermiyordu. Çevreleri koruma altında olduğu için, hiçbir dış tehdit altında değildiler. Bu koşullar, Kürtlerin tarihlerinin hiçbir döneminde ulaşamadıkları ayrıcalıklardı.

SELÇUKLU DÖNEMİ

Selçuklular döneminde, Türk-Kürt karışması yoğunlaştı ve Kürtler arasında hızlı bir Türkleşme yaşandı. Selçuklular’ın bölgeye getirdiği ekonomik ve siyasi denge, uzun süredir Ermeni ve Arap baskısıyla uğraşmak zorunda kalan Kürtler için, istekle katılacakları, kendileri için uygun bir yönetim düzeni yaratmıştı.

Ekonomik canlanma, katılım ve karışmayı, karışma da Türkleşmeyi hızlandırıyordu. Kafkas dilleri üzerine yaptığı araştırmalarıyla tanınan ünlü dil bilimci, kazı bilimci ve etnograf Prof. Nikolay Marr (1865-1934), 12.yüzyıl karışması için, “Türk ve Kürt kanının Selçuklular döneminde kitlesel bir karışıma uğradığını” ileri sürer ve şunları söyler: “Anadolu Türkleri’nin, etnik ve kültürel yapılarının gelişiminde, toplumsal bakımdan onlara en yakın olan Kürtlerden etki almaları doğaldır”.1

12.Yüzyıl Türk-Kürt karışmasına önem veren bir başka tarihçi Claude Cahen’dir. Cahen, Malatya bölgesinden Batı’ya göçen Germiyanoğullarının, bir “Türk-Kürt topluluğu” olduğunu, “topluluktaki Kürtler’in zamanla Türkleştiğini”  ve Türkmen topluluklarıyla birlikte Azarbeycan’a giden Kürt oymakların “hayli kısa bir süre içinde” Türkleştiğini ileri sürer.2

Türklerin kurduğu Karakoyunlu Devleti, Kürtleri hiçbir ayırım gözetmeden eşit haklara sahip uyruğu sayar. Kimi tarihçiler, Karakoyunlu Devleti’ni,“Türkmen çoğunluğa karşın Türk-Kürt aşiretleri konfederasyonu”3 sayar. Önemli sayıda Kürt, Karakoyunlu Devleti içinde Türkleşir. Erdebil’den Mugan’a dek uzanan geniş bölgeyi yurt tutmuş, Kürt kökenli Cakirlu topluluğu, 15. yüzyılda Türkleşir.4 Safevi döneminde Karabağ’da yaşayan ve Kürt tarihi yazıldığı Şerefname’nin Kürt kökenli kabul ettiği, İgirmidört (Yirmidört) aşireti tümüyle Türkleşir.5

YAVUZ SELİM-ŞAH İSMAİL ÇELİŞKİSİ

Selçuklu döneminde, Kürtler arasında yaygın ve hızlı bir Türkleşme yaşanırken, Osmanlı döneminde, özellikle de I. Selim’den (Yavuz) sonra baskıya dayanan ilginç bir ters süreç yaşandı. Büyümenin ağır yükünü çeken Türkmenler arasında hoşnutsuzluklar arttı. Ayaklanmalara dönüşen hoşnutsuzluk, Osmanlı Devleti tarafından kanlı biçimde bastırıldı, çok sayıda Türkmen öldürüldü. Anadolu’daki gelişmeleri Osmanlı Devleti’ne karşı kullanan Safeviler, Anadolu Türkmenlerini ülkelerine çağırdı.

Kendisi de Türk olan ve Türkçeyi mükemmel biçimde kullanan Şah İsmail’in çağrısı, mezhep yakınlığıyla birleşince, Azarbaycan’a yoğun bir Türkmen göçü başlar ve Anadolu’da Türkmen nüfus, tehlikeli biçimde azaldı. Özellikle Güneydoğu Anadolu’da, sayıları son derece azalan kimi Türkmenler, kırımdan kurtulmak için Kürtleştiler.

Prof. Faruk Sümer’e göre, “Güneydoğu Anadolu eğer Safevilerin elinde kalsaydı”, Türkçe, orada “Rakipsiz bir dil haline gelecek ve bölge tümüyle Türkleşecekti”.6

Osmanlılar, Safevilerin tam tersini yaptı. Şah İsmail’in peşinde koştuğu Alevi Türkmenlere karşı Sunni Türkleri ve Şafi Kürt aşiretlerini destekledi; onları Alevilere karşı kullandı. Bu tutum, devlet politikası yapılarak Osmanlı Devleti yıkılana dek sürdürüldü.

OSMANLI DÖNEMİ

Anadolu Türklüğü, Osmanlı Merkezi Yönetimi’nin kırıma yönelen baskıcı uygulamalarından büyük zarar gördü. Toplu öldürmelere varan şiddet nedeniyle, Türkmenler, ya İran’a kaçıyor ya da Kürtlere tanınan haklardan yararlanmak için kimliğini gizleyerek dağlara çekiliyordu. Buralarda Kürtçe öğreniyor ve kendilerini Kürt olarak gösteriyorlardı.

Kürt aşiretleri, özellikle dağlık bölgelerde olanlar, özerk yönetimleriyle Türkmenler için kırımdan korunabilecekleri sığınak yerleri olmuştu. Günümüzde Kürt olarak bilinen, Kürtçe ile Türkçeyi birlikte kullanan Türkmen boyları, bu dönemin ürünleridir.7

I. SELİM (YAVUZ), TÜRKMEN KIRIMI VE KÜRTLEŞME

I.Selim (Yavuz) Safevi seferine çıktığında, Sivas’a doğru gelirken, yolda 60 bin Türkmeni öldürtmüştü. Bunu duyan yöredeki Aleviler Dersim (Tunceli) ve Malatya Akçadağ başta olmak üzere dağlara kaçmışlar ya da Tokat, Aydın, Isparta yörelerine göçmüşlerdi.

Dağlarda gizlenerek, yabancı bir ortamda yaşamak zorunda kalan bu insanlar, toplumsal geleneklerini kendi içlerinde yaşatmışlardır. Ancak, dilleri ve milli duyguları, bu zorlama karşısında büyük zarar görmüştür. İlişkiye geçtikleri Kormanço, Zaza gibi aşiretlerin dillerini öğrenmişler, bu dilleri ana dilleri Türkçeyle karıştırarak kullanmışlardır. Yaşadıkları baskının şiddetini hiçbir zaman unutmamışlar, Türk kimliğini, bilinçli bir unutkanlık içine sokarak kendilerini ne Türk, ne Kürt, ne Arap ve ne de bir başka etnik kümeden saymışlar, yalnızca Alevi olduklarını bilmişlerdir.8

Akçadağ, Maraş, Zara, Gürün ve Dersim’e yerleşip Kırmançi ya da Zazacayı kullanmaya başlayan Türkmenler, bu dilleri Kürt boylarının anlayamayacağı hale getirmişlerdi. Bunların kullanmakta oldukları Zazaca’nın yüzde yetmiş beşi Türkçeden oluşmaktadır.9

Türkmenler, gizlenme koşullarında bile Orta Asya’dan getirdikleri tarihsel ve toplumsal geleneklerini sürdürmüşlerdir. Günlük yaşamda, Zazaca ya da Kırmançi karışımı bir dil kullanmışlar ancak dinsel törenlerini Türkçe yapmışlardır. Örneğin, Bektaşilerin temel özelliği Gülbank ve Gülbank törenleri, deyiş, nefes ve cem ayinleri, edep-erkan usulleri her zaman Türkçe olarak yapılmıştır.10

IV. MURAT

Sultan IV. Murat (1612-1640), Türk kimliğini öne çıkararak Alevilere yakınlık gösterdi. 1628’de Erzincan’a geldiğinde, Dersim’deki Türk aşiret reislerini huzuruna kabul ederek, aşiretlerini dağdan indirip, Doğu Anadolu yaylasının geniş ovalarına yerleşmelerini önerdi.

Bu öneri üzerine Tunceli’den (Dersim) ayrılan yirmi kadar Alevi aşireti; Hınıs, Varto, Tercan, Kiği, Bayburt, Erzincan, Erzurum, Sivas’ın ova ve dağ eteklerine yerleştiler. Kürtçe ve Zazaca öğrendikleri halde Kürtlüğü hiç düşünmediler. 17. Yüzyıldan 19. yüzyıla dek göreceli olarak çatışmasız bir ortam içinde yaşadılar.

YENİDEN ALEVİ KIRIMI

Çatışmasız ortam, II. Abdulhamit döneminde (1876-1909) sona erdi. Abdulhamit, Ermeni ayaklanmalarına karşı bir önlem olarak Sunni Kürtler’den oluşan Hamidiye Alayları’nı kurdurdu. Alaylar’a asker verip katılan aşiret reislerine paşalık, kaymakamlık gibi resmi ünvanlar dağıttı.

Okuma yazma bile bilmeyen bu “paşalardan”, daha sonra devlet, büyük zarar gördü ancak gerçek zararı, IV.Murat’ın önerisiyle ovalara inen Alevi Türkmenler gördü. Abdulhamit, Hamidiye Alayları’nı Ermenilere olduğu kadar “din dışı” saydığı Alevi kızılbaşlara karşı da kullandı. Köylere, kasabalara saldırıldı ve aralıksız sürdürülen bu saldırılarda çok sayıda Türkmen öldürüldü, malları yağmalandı. Saldırıya uğrayan bu insanlar, bir kez daha kimliklerini gizlediler ve kimi Alevi aşireti , “biz de Kürtüz” demek zorunda kaldılar.11

Osmanlı döneminde, Türk, Kürt ve Arap unsurlar devlet terörü nedeniyle öylesine karışmıştı ki, kimi yerlerde insanların hangi etnik kökenden geldiği bilinemez hale gelmişti.

ETNİK KARMAŞA

16. yüzyılda Urfa bölgesinde yaşayan büyük aşiretlerden biri olan ve Oğuzların 24 boyundan gelen Döğerlü aşireti, etnik kimliğini gizleyen Türk boylarından biridir. 13. yüzyılda Anadolu’ya gelmişler, Urfa ve Halep bölgesinde yerleşmiş, Halep’te, Arap Beni Kilap kabilelerini Türkleştirmişlerdi. 14. Yüzyılda, etkili oldukları alanlarda Türkçe konuşuluyor, Orta Asya Türkleri gibi “igdiş ata biniyorlardı”, oysa bu yörede, iğdiş ata binilmezdi.12

Prof. Faruk Sümer’in “Kürtleşmiş bir Türkmen topluluğu olduğundan kuşku yoktur” dediği13 Döğerlü aşireti, kimi tarihçi tarafından hala Kürt sanılır. Ancak aşiret üyeleri; Durmuş, Budak, Yağmur, Gündoğmuş, Kaya, Tanrıverdi, Satılmış gibi Türk adları taşırlar.14

Ünlü Türk toplumbilimcisi Kürt kökenli Ziya Gökalp (1876-1924), Diyarbakır’da Kürtler’le ilgili araştırmalarında, Kürt aşiretleri arasında çok sayıda Türk boyu saptar. Gökalp’e göre, Viranşehir’deki Karakeçililer, Batı Anadolu’daki Karakeçililerin “Türkçeyi unutmuş bir parçası”dır. Türkan aşireti, Türktür ve bu aşiretin üyeleri Türk olduklarını genellikle bilirler. Mardin’deki Kiki, Dekuri, Milikebir aşiretlerinin Türk olma olasılığı yüksektir.15

Dr. Mahmut Rişvanoğlu’na göre, kendisinin de bağlı olduğu ve Kahramanmaraş-Gaziantep yöresinde yaşayan Rişvan aşireti, “birçok Türk oymağını içine alan bir tür konfederasyondur”.16 Güneydoğu Anadolu bölgesinde toplumbilim araştırmaları yapan Prof. Dr. M. Ersöz, Rişvanlardan “Pazarcık Kırmançları’nın, kendilerinin Türkmen kökenli olduklarını bildiklerini ve komşu aşiretlerin bu bilgiyi doğruladıklarını” söyler.17 Rişvanlar içinde yer alan Çepniler, Avcıoğlu’na göre “hayli Kürtleşmiş Türkmenlerdir”.18

Mardin Sancağı’nın 16.yüzyılını inceleyen N.Göğüş, Osmanlı sayım defterlerine “Kürt toplulukları” diyerek kaydedilen topluluklar içinde birçok Türkmen beyliği saptar.19 F.Kirzioğlu, 1518 yılı Diyarbakır Sancağı Tahrir Defteri’ndeki Kurmançlar arasında bir hayli Türkçe; köy, aşiret ve erkek adı bulur.20

Tunceli Zazaları içinde Türk kökenli olduklarını bilen aşiretler vardır. Hermek, Çarıklı ve Lolan aşiretleri bunu açıkça belirtmektedirler.21Varto Tarihi’ni yazan Şerif Fırat’a göre, Hermek yaşlıları Orta Asya Türk devleti Harizmşahlardan indiklerini söylerler.22 Zazaca konuşan Tunceli Alevileri, cem törenlerinde “Türkçe söyleşirler”, “Türkçe şiir, nefes, mersiye, koşma ve deyiş okurlar”.23

‘KÜRT ALEVİSİ’ OLUR MU?

Bugün, Batı’nın desteğiyle ayrılıkçılığa yönelmiş olan kimi örgütlerin, yayınlarında, bilimsel dayanağı olmayan “Kürt Alevisi” ya da “Arap Alevisi” gibi tanımlar kullanılmaktadır. Bunlar yanlış tanımlardır. Alevilik, Türklüğe özgü bir yaşam biçimidir. Türk inanç dizgesine dayanan bir Orta Asya anlayışıdır. Alevi olmak için Türk olmak ya da Türkleşmiş olmak gerekir. Bu nedenle, kendini Alevi olarak tanımlayan Kürt ya da Arap topluluklar varsa, bunları Türkleşmiş Kürt ya da Türkleşmiş Arap saymak gerekir. Aynı, kendini şeriatçı olarak gören Araplaşmış Türkler gibi.

Alevilerin önemli bir bölümü, hala ne olduklarını, nereden geldiklerini bilmemektedir. Yüzyıllarca baskı altında yaşamanın korkusuyla kimliklerini gizlemişlerdir. Önemli bir bölümü, Osmanlı’nın zulmünden kurtulmak için, kendilerini Kürt ya da Arap olarak göstermişler ve giderek gerçek kimliklerini unutmuşlardır. Tunceli yöresinde, cem törenlerini Türkçe yapıp kendisine Kürt diyen insanlarımız vardır.

DİPNOTLAR

1          “LesKurdes”B.Nikitine sf.183; ak.D.Avcıoğlu, Tekin Yay., 5.Kit. 1996, sf.2038
2          a.g.e. sf.2038
3          “Türklerin Tarihi”Doğan Avcıoğlu, Tekin Yay., 5.Kitap-1996, sf.2039
4          “Safevi Devleti’nin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü” Prof. Faruk Sümer, sf.2; ak. Doğan Avcıoğlua.g.e. sf.2040
5          “Türklerin Tarihi” Doğan Avcıoğlu, Tekin Yay., 5.Kitap 1996, sf.2040
6          a.g.e. sf.2043
7          a.g.e. sf.2041
8          “Kürtçe Konuşan Aleviler” Cem-Siyasi Haber Gazetesi Antalya, Ocak 2003, Sayı 73, sf.4
9          a.g.g.sf.4
10       a.g.g. sf.4
11       a.g.g. sf.4
12       “Kitab-ı Diyarbakrıyya”Lugal ve Sümer, 1.Cilt, sf.53; ak. Doğan Avcıoğlu, “Türklerin Tarihi” Tekin Yay., 5.Kitap-1996, sf.2041
13       “Oğuzlar” Prof. Faruk Sümer, sf. 16; ak. D.Avcıoğlu“Türklerin Tarihi” Tekin Yay., 5.Kitap 1996,  sf.2041
14       “Türklerin Tarihi”Doğan Avcıoğlu, Tekin Yay., 5.Kitap 1996, sf.2041
15       “Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik İncelemeler”Ziya Gökalp sf. 64; ak. a.g.e. sf.2041
16       “Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm” Dr. Mahmut Rişvanoğlu, sf. 186; ak. Doğan Avcıoğlu, a.g.e. sf.2042
17       “Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm”M.Risvanoğlu sf. 186; ak. a.g.e. sf.2042
18       “Türklerin Tarihi”Doğan Avcıoğlu, Tekin Yay., 5.Kitap 1996, sf.2042
19       “16.Yüzyılda Mardin Sancağı” N.Göğünç; ak. a.g.e. sf.2042
20       “Türk Dili Dergisi” Elim 1961, F.Kirzioğlu; ak. a.g.e. sf.2042
21       “Türklerin Tarihi”Doğan Avcıoğlu, Tekin Yay., 5.Kitap 1996, sf.2042
22       “Varto Tarihi”Şerif Fırat,  sf. 88; ak. a.g.e. sf.2042
23       a.g.e. sf.2042

20171020

'Biz Türkmeniz' - Türkmenlerin Nüfus Meselesi / Dr. Cüneyt Mengü


Not: 11 Ekim 2017

 

Biz Türkmeniz - TÜRKMENLERİN NÜFUS MESELESİ

TÜRKMENLERİN NÜFUS MESELESİ

Dr. Cüneyt Mengü

Türkmen Kimliği bir avantaj teşkil ettiğinde sayı belirgin şekilde yükselir
Siyasi ve idari haklar nüfus oranıyla ölçülmemelidir 

Geçen Pazartesi gününden başlayan ve 4 bölümden oluşan “Ankara bu kez sınavı geçmek zorundadır.” başlıklı dizi yazıya gösterilen yüksek ilginin yanı sıra nüfus meselesi, 1 Mart tezkeresinin belgeleri, 19 Mart nihai bildirinin yansımaları, ABD’nin önerisi ve Türkmenlerin son gelişmeleri ile ilgili beklentileri gibi bazı konular hakkında daha açıklayıcı bilgiler vermem talep edilmiştir.
Nüfus meselesine gelince, 1947 ve 1957 nüfus sayımı dışında Irak’ta bugüne kadar sağlıklı bir sayım yapılmadığı için Türkmenlerin sayısı hakkında çeşitli iddialar ve tahminler yapılmaktadır. Kimine göre Türkmenlerin nüfusu Irak’ın toplam nüfusunun %10’nu, diğerlerine göre %6’sı hatta Amerikalılara göre insaf ve vicdana sığmayan şekilde %5’in altında olduğu ileri sürülmektedir.
Türkmenlerin nüfusunun önemi ilk defa 1923 yıllarında Lozan’da Musul meselesi görüşüldüğü sırada anlaşılmıştır. Tarafların bölgenin nüfusu hakkında ileri sürdükleri rakamların birbiriyle çelişki yaratması nedeniyle görüşmeler durma noktasına gelmiştir.
Türk tarafı bölgede referandumun yapılmasını önermiştir. Lord Curzon, bölgeyi gezgin veya araştırmacı sıfatıyla gönderilen İngiliz istihbarat elemanından almış olduğu bilgilere istinaden Türk tarafının kazanacağı kanaati hasıl olduğu için bölgedeki halkın kültürel seviyesini bahane ederek referanduma karşı çıkmıştır.
Daha sonraki dönemlerde Irak hükümetleri, İngilizlerin tavsiyeleri doğrultusunda Türkmenlerin sayılarını sürekli düşük ve önemsiz bir azınlık olarak göstermeye çalışmışlardır.
Öte yandan İngiliz direktifleri sonucunda 22 Ocak 1932 tarihinde Cemiyet Akvam (Milletler Cemiyeti) tarafından deklarasyon mahiyetinde hazırlanan rapor olduğu gibi 30 Mayıs 1932 tarihinde Irak Meclisi tarafından onaylanmıştır.
Deklarasyonun 9. Maddesinde Türkmenlerin nüfusunu düşük göstermek amacıyla Türkmen bölgeleri yalnız Kerkük ve Kifri olarak sınırlandırılmış ve bu 2 bölgede çoğunluğu Türkmenlerin oluşturduğu işaret edilmiş, Arapça yanında Türkçe ve Kürtçe resmi dil olarak kabul edilmiştir.
Türkmeneli bölgesinin bir şehir ve bir ilçe olarak 2 noktada sınırlandırılması, diğer bölgeler örneğin Telafer, Musul’daki Türkmen köyleri, Erbil, Altınköprü, Tuzhurmatu, Bayat köyleri, Hanekin, Karahan, Karatepe, Mendeli gibi bölgeleri deklarasyon içine dahil edilmemiş ve kapsam dışı tutulmuştur.
Diğer önemli bir husus ise, Türkmenler için lisan kullanılmasına işaret ediliyor, Kürtler içinse lisan kullanılmasının garanti altına alınması çifte standarttır.

Saddam ve Barzani Yan Çizdi

Irak’ta 1947 nüfus sayımının orijinal bir nüshası arşivimde bulunmaktadır. Söz konusu sayımda milliyet hanesi yer almamasına rağmen Kerkük’le ilgili bölümde yer alan dağılım ve mahalle isimleri Kerkük şehrinin katkısız bir Türkmen şehri olduğunu göstermektedir.
1957’de yapılan sayıma göre Irak’ın genel nüfusu 6 Milyon 240 Bin iken Türkmenlerin nüfusu 576 Bin olarak gösterilmiştir. Bu rakamlar Irak Planlama Başkanlığına bağlı İstatistik Genel Müdürlüğünün 1965 yayınlarından alınmıştır. Bu da Türkmen nüfus oranının genel nüfus oranına göre %9’dan fazlasına tekabül etmektedir.
30 yıl sonra İngiliz Inquiry dergisinin Şubat 1987 sayısında yayınlamış olduğu bir araştırmada Irak’ta Türkmen nüfusundan söz ederken Irak genel nüfusunun 16 Milyon, Türkmen nüfusu ise 1,5 Milyonun üzerinde gösterilmiştir. Bu da yaklaşık %10’a tekabül etmektedir.
Türkmen nüfusunun ikinci defa önemi 11 Mart 1970 beyannamesiyle ortaya çıkmıştır. Yine referandum konusu gündeme gelmiş, öncelikle hem Saddam ve hem Barzani referandumun yapılmasını kabul etmişler, ancak daha sonra Kerkük’ün bir Türkmen şehri olarak tescil edileceği sebebiyle yan çizmişlerdir.


Çoğunluk Türkmenlerde

1970’li yıllarda Türkmenlerin özellikle Kerkük’te nüfus oranı %80 üzerinde idi. Bu bağlamda Kerkük merkezinin çoğunluğunun Türkmenlerden oluştuğu yerli ve yabancı kaynaklarca dile getirilmiştir. (İngiliz Financial Times Gazetesi, 20.08.1974 ve Chalynand A People without Country, syf. 161.)
1992 INC – Iraklı Muhaliflerce Erbil’in Selahaddin kasabasında yapılan toplantının bitiminde yönetim ve istişare kurullarının oluşturulması için Irak’ın etnik ve mezhepsel yönden nüfus dağılımına göre paylaşılması tartışma yaratmıştır.
Türkmen temsilcileri nüfuslarının %10 olduğunu ve dağılımın buna göre yapılmasını talep etmişlerdir. Irak’taki demografik yapıyla ilgili olarak toplantıda da hazır bulunan 1980 yıllarında Irak Merkezi İstatistik Kurumunda üst düzey yetkili, resmen ilan edilmeyen Irak kayıtlarına göre nüfusun Şii oranının %55, Sünni Arapların %20, Kürtlerin %16, Türkmenlerin %6 ve diğer azınlıkların %3 olduğunu ifade etmiştir. Bu dağılıma göre INC’nin 9 kişilik yürütme ve 12 kişilik istişare kurullarında Türkmenlerden 1’er kişi yer almıştır.
Böylece o tarihten itibaren muhalefet grupları içerisindeki paylaşımda Türkmenler en az %6 olarak esas alınmış ve temsil edilmişlerdir. 13 Eylül 2002’de Londra Toplantısı’nda kurulması öngörülen 55 üyeden oluşan izleme ve eşgüdüm konseyinde Türkmenlere 6 sandalye verilmiştir.
1999’da ABD’de Demokrasi, İnsan Hakları ve Emek Dairesinin Irak’ta din hürriyetiyle ilgili olarak internette yayınlanan raporda Türkmen nüfusu maksatlı bir şekilde düşük gösterilmiştir. Bu raporla ilgili hazırladığımız Türkmenlerin Nüfus Meselesi ve ABD Raporu Üzerine Eleştiriler başlığındaki raporumuz INC’nin Newyork’da yapılan toplantıda Irak dosyası sorumlusu Francis Ricciardone’ye sunulmuş ve gözden geçirileceği cevabı alınmıştır.
ABD raporunda dehşetle karşılanması gereken diğer bir husus Şii mezhebine ve diğer dinlere sahip olanların maruz kaldığı insanlık dışı davranışlar en ince detaylarla anlatılmış, ancak Türkmenlerin maruz kaldığı insan hakları ihlallerinden başlayarak idamlar, ekonomik ambargo ve diğer planlı asimilasyon uygulamalarına değinilmemiştir.
Ayrıca raporda yalnız Sünni Türkmen nüfus oranından söz edilmiş ve bu da herhangi bir oran belirtmeden geri kalan toplam nüfus oranları içinde gösterilmiştir. Halbuki Irak’ta Türkmenler mezhep açısından Şii ve Sünnilerden oluşmaktadır; Şii Türkmenlerin genel Türkmen nüfusu içinde %40’ların üzerinde olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla ABD raporunda gösterilen düşük oranlar kabul edildiğinde toplam Arap Şii oranı içinde en az %4’lük bir Şii Türkmen oranı varsayıldığında Türkmen nüfus dağılımı %60 Şii (bunun içinde %4’ün üzerinde Türkmen Şii payı) ve artı %5 Sünni Türkmen kabul edildiğinde yine Türkmen nüfusunun %9’unun üzerinde olduğu ortaya çıkmaktadır.
Bize göre Irak’taki demografik yapıya göre nüfus dağılımı %57 Şii Arap (en az %4 Şii Türkmen), %20 Sünni Arap, %16 Kürt ve %5 Sünni Türkmen ve %2 diğerleri.
Tahmine dayalı bu rakamlar Iraklı ve yabancı bilim adamları ve araştırmacılar arasında tartışma konusu olabileceğine ilaveten gerçeğe yakın olduğu kanaatindeyim.

Türkmenler Ortada Kalmamalı

1980 ile 2003 yılları arasında her ne kadar Araplaştırma politikası uygulandıysa da 850 Bin olan Kerkük nüfusunun %60’ını Türkmenler teşkil etmiştir.
2003’den sonra ise; Kürtlerin illegal nüfus kaydırmaları sonucunda 1 Milyon 430 Bin olan Kerkük nüfusunda Türkmenlerin oranı haliyle %30’lara düşmüştür. Bu durumda Türkmenler, IKBY’nin gerek bağımsızlık referandumuna gerekse süresi dolan 140. Maddeye göre yapılması öngörülen referanduma karşı çıkmaktadırlar. Bu nüfus kaydırmaları diğer Türkmen bölgeleri üzerinde uygulanmasına rağmen Irak’taki toplam nüfusun içerisindeki Türkmen sayısı değişmemiş Irak’taki toplam nüfus oranı içinde en az 2 milyonun üzerindedir.

Irak’taki Türkmenlerin siyasi ve idari hakları kesinlikle sahip oldukları nüfus oranıyla ölçülmemelidir. Ancak Irak’ta Türkmen kimliği bir avantaj teşkil ettiği takdirde sayının daha da belirgin şekilde yükselecektir. Halihazırda referandum krizi artarak devam etmektedir. Farklı yaklaşımlar ve öneriler sunulmaktadır. Her şey farklı şekilde yerli yerinde oturabilir kanısındayım. Dolayısıyla Türkmenler ortada kalmamalı. Bu nedenle Geçen haftaki dizi yazsının başlığında yer alan “Ankara bu kez sınavı geçmek zorundadır.”
İfadesini tekrar ileri sürmek isterim.

Kerkük, Anavatan Türkiye ve Irak Türkleri (Türkmenleri) için ne ifade eder? / Nefi Demirci

 Not: Yazı 2015 Şubat 6 tarihli

 
KERKÜK, ANAVATAN TÜRKİYE VE IRAK TÜRKLERİ 
(TÜRKMENLERİ) İÇİN NE İFADE EDER?

Nefi Demirci

nefidemirci@mynet.com

1 KERKÜK, 1926 Sınır ve Güvenlik anlaşmasından (Ankara anlaşması !) sonra İngiliz mandası altında ve 1.dünya savaşından önce Musul vilayetinin bir sancağı olan KERKÜK’E hep yan gözle bakılmış, topraklarında, dünya genelinin % 4-6 civarında ve başına ne geldiyse KARA ALTUNDAN gelen bir bölge veya sadece VİLAYET MERKEZİ DEĞİL:

KERKÜK denilince:
“ MEN ÖZÜM TÜRKEM” diyenlerin, inananların, tarihten önce, Sümerler, Akatlardan beri bugün Türkmeneli topraklarında yaşamış, yaşayan ÜÇ MİLYON TÜRK demektir.

2 Türklerin (Türkmenlerin) siyasi hareket yeri demektir.

Kerkük ( Telaferden Mendeliye kadar) taşıyla, toprağıyla, eserleriyle, ,mezar taşlarıyla, ERBİL’İN ATABEYLİK MÜHRÜYLA, ATALARININ kutsal kanlarıyla sulanmış, alın terleriyle yıkanmış, BABAGÜRGÜRÜN ışığı ile aydınlanmış, kutsal toprakları üzerinde DEVLETLER kurulmuş, kurmuşlar, Türk yurdunun kalbi, merkezi demektir.

Türk Dünyasının ayrılmaz koparılmaz bir parçası, Anadolu’nun Uzantısı demektir KERKÜK.

Kerkük denince, Telaferden Mendeliye kadar uzanan ATA toprağının Türklüğü, kimliği uğruna sonsuza dek kanının son damlasına kadar akıtan, akıtmaya hazır – 3 – milyonu AKINCI ruhlu TÜRK GENÇLERİ demektir.

Kerkük ULU ATATÜRK’ÜN buyurdukları gibi: Anavatanımızın Güney sınırları içersinde bulunan Türk topraklarıdır. Türk toprakları demektir.

Yüce ATATÜRK: “ Mütareke akit olunduğu gün ordularımız fiilen bu hatta hâkim bulunuyordu. Bu hat İskenderun Körfezi Cenubundan Antakya’dan Halep ile Katma İstasyonu arasında Cerabulus Köprüsü cenubunda

3 Fırat Nehri’ne mülaki olur (ulaşır, birleşir), oradan Deyrizor’a iner, ondan sonra Şarka uzanarak MUSUL

KERKÜK, SÜLEYMANİYEYİ ihtiva eder”. Tarif etmişler, belirtmişler ve üzerinde ısrarla durmuşlardır.

1933 yılında ABD’nin Genel Kurmay Başkanı General Mac. Arthur’a: Allah nasip ederse, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım, Selanik dâhil Batı Trakya’yı Türkiye hudutları içine katacağım. Diyen Atatürk ne yazık ki ömrü vefa etmemiş. Türkmenler yok olma aşamasına gelmişken, Türkiye nelerle uğraşıyor yüce ATAM.

Türkmenler, Atatürk’ün Mac. Arthur söylediklerini, bugün içinde bulundukları siyasi gelişmeleri, Türkiye’yi yönetenlere 19 Mayıs 1919’da buyurduğu aydınlığı gösteren ışığı bir an önce görmelerini beklemektedirler.

“ Sessiz, durgun, başı eğik kalmayınız.
Uyanınız.
Milli bağımsızlığınız çiğneniyor.
Haklarınızı savunmak için birleşiniz.
Toplantılar yapınız.
Mitingler, yürüyüşler yapınız.

4 Sesinizi bütün dünyaya duyurunuz.
BEN TÜRKÜM.
Bağımsızlık bana ATALARIMDAN miras kalmış.
Onu sana ve de kimseye vermem.
Haykırınız ve sesinizi ANAVATAN ÜZERİMDEN DÜNYAYA DUYURUNUZ….”

Türkmenler yani KERKÜK sessiz kalmamalı, kalmıyor. Sünni, Şii ayırımının olmadığını, Telaferden Mendeliye kadar uzanan topraklarda Bağdat’ta toplanan KERKÜK (ÇALIŞTAYI ), yalnız dar anlamda merkezi Kerkük şehri dışındaki bütün Türk soyundan olanları tek bayrak altında toplamaya, alınan, aldıkları iyi ve bilinçli kararın bütün dünyaya duyurulması, UMUT VERİCİDİR.

Artık şu bir gerçektir ki Türkmenler, Topraklarını, Kimliklerini ne pahasına olursa olsun AY YILDIZLI GÖK BAYRAKLARI altında, AY YILDIZLI AL BAYRAKARI eşliğinde AKINCI ruhuna bürünerek, şahlanarak koruyacaktır.

İstemek elde etmek zorundadırlar.

Görev ve yardımlaşma ATA diyarı dışında yaşayanlara ve Kimliği için şehitlerin yattığı kutsal topraklarda Milli Mücadele veren SİYASİ Teşkilatlara düşmektedir.

5 TÜRK KERKÜK MİLLETİ bunu beklemektedir.
Amaca yönelik, bütün şahsiyetlerin katılımı ile bir toplantının kısa sürede gerçekleştirilmesi yararlı olacağı gibi, ortada dolaşan değişik çözüm ve sunulan çelişkili önerilerin önü de önlenmiş olur.

Kanaatimize göre var olan Siyasi oluşuma destek vermek kadrosuna tayinle değil seçimle ehli şahsiyetlerin alınması faydalı olur.

KERKÜK, ANAVATAN TÜRKİYE için ne anlama gelmektedir, bunu tarafsız olarak irdelersek:

1990 yılından bugüne kadar Türkiye bu konuda gerçek, kalıcı, sonuç alıcı milli bir politika ortaya koymadı, koyamamış. Kırmızı ÇİZGİLERİMİZ, Bir Mart Tezkeresinin reddi ve başımıza geçirilen ÇUVAL ile Yok olduğu gibi yön değiştirdi.

Bugün ortada olan gerçekleri görmezlikten gelinerek hala Irak’ın olmayan toprak ve siyasi bütünlüğü TÜRKMENLER yok sayılarak savunulmakta.

Seçimlerde (30.Nisan.2014) Türkmenlerin haklı tarafları olmasına rağmen istenilen başarı elde edilmemesi bazı yetkililer tarafından, bir önceki seçimde söylendiği gibi “ yine başaramadılar”. Denildi, dediler…

6 Ve Türkiye’nin Irak politikası Bağdat’tan geçer (yani: ABD ve Kürtlerin onayından geçer?), Kerkük’ün kaderini, 2003 yılından sonra yasal olmayan yollardan gelenler düşünülmeden, Kerkük’te yaşayanlar belirler denilmektedir.

Peşmerge işgali ve koruması altında olan Merkezi Kerkük şehrini,Türkiye başta ABD ve Dünya kamuoyunun gözleri önünde yok edilen ve halkı dağıtılan TUZ, TELAFER şehirlerinden ve diğer Türk bölgelerinden ayırarak, DÖRDE BÖLÜNMÜŞ, Kerkük şehri için özel STATU önerilmekte, istenmektedir.

İTC. Ve diğer Siyasi Partiler, yanlış ve sadece Kürtlere yarayan bu gerçek dışı politika terk edilmeli, Anavatana sakıncaları anlatılalı.

Türkmenler Irak’ın bugünkü siyasi durumuna uygun Milli bir politika izlemeli, siyasi haklar yerine hep kültürel ve diğer haklar üzerinde duruldu, durmaları telkin edildi ve istenildi.

Varsa yoksa PKK denildi, Peşmerge göz ardı edildi, bir yerde dost ve hami kabul edildi.
Sayın Başbakanım, Başbakan olarak IRAK ziyaretlerinde, her zaman olduğu gibi Türkmenlerin yanında olduklarını İNSANİ YARDIMLARIN devam edeceğini buyurduklarından sonra beraberlik tavsiye

7 ederek ERBİL’E giderek, TÜRK ASKERİ TARAFINDA EĞİTİLEN PEŞMERGE KAMPLARINI ZİYARET ETTİKLERİN, verdikler beyanatta duyduğumda kulaklarıma inanmamıştım.

15.1.2015 tarihinde Diyarbakır’dan sonra BATMANA giden Sayın Başbakanımızın konuşmasında: Kobani’ye selam gönderiyorum, oradaki kardeşlerimin alnından öpüyorum sözleri yüreğimi yaktı.

Türkmenlere insani yardım, Peşmerge- ki içinde PKK- ye EĞİTİM ve DÖNANIM…..

Türkmeneli toprakları Anavatanımızın GÜVENLK sınırıdır. AKINCI RUHU ve gücüyle ayakta durmaları sağlanırsa, sağlansaydı, ne PKK kalırdı ve nede TÜRKÜN kanıyla, alın teriyle, ULU ÖNDERİN öncülüğünde TÜRKLERİN kurduğu ve sonsuza dek yaşayacak şanlı Cumhuriyetimiz, Türkiye’de yaşayan nadan, şımarık, VATAN HAİNLER, siyasi Kürtçüler ve hempaları bu denli aşikâr hale gelmezlerdi. Barzani’nin eli kolu bu denli uzun olmazdı.

SONUÇ OLARAK:

Türkmenler, bir an önce şahlanmalı, siyasi haklarını anayasal zemin içersinde elde etmek için Yüce Atatürk’ün buyurduğu gibi birlikte ayni amaç doğrultusunda birleşmeli ve istenmelidir.

8 Bu birleşmeden doğan KUVVETLE Irak’ta yaşayan diğerlerine verildiği gibi silahlı kuvvetleri ile haklarına kavuşurlar, kavuşulabilinir.

Aksi takdirde kuvvetli olanlar, silahlı gücü olanlar haklıda olsanız kimse gözyaşlarınıza bakarak hakkınızı vermez, vermek istemez. Nitekim verilmemiştir.

Türkiye, Bağdat’ta toplanan(ÇALIŞTAY) Türkmenlerin Güç birliği ve beraberliğinin adımlarından olan bu toplantıyı ve yayınlanan sonuç bildirisini, BAŞKA ALTERNATİFLER ORTAYA KOYMADAN desteklemelidir.

Unutulmamalı Türkiye’mizin, GÜVENLİĞİ, TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜN KORUNMASI, KERKÜKTEN, TÜRKMENELİNDEN GEÇER.

Tanrım Anavatanımı, Türk Milletini, Kerkük’ümü, koru, yücelt ve GÜÇLÜ KIL.

Alıntı Kaynak: http://www.bizturkmeniz.com/tr/index.php?page=article&id=31720
 

🎞️Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı.

  Bir vatandaş, Dubai ve Türkiye’deki metro istasyonlarını karşılaştırdı. pic.twitter.com/zB0iENTSdL — Telgraft (@telqraft) April 12, 2026  ...