Blog Listem

Türk vakıfları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk vakıfları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20260604

📰🇹🇷Türk derneklerinden 🇬🇷Girit’te dava (2020 Haber Arşivi)

 


Türk derneklerinden Girit’te dava

100’den fazla STK, başta 🇬🇷Girit olmak üzere 12 ada, Rodos ve Batı Trakya’da yaşayan 🇹🇷Türkler’den gasp edilen topraklarının iadesi için dava seferberliği başlatıyor

İbrahim ACAR
Ekonomi Haberleri

Türkiye, Akdeniz'de yaptığı ataklarla hakimiyetini gösterirken, sivil toplum kuruluşları (STK) da Akdeniz'deki adalarda yaşayan Türkler'den gasp edilen topraklarının iadesi için dava seferberliği başlatıyor. 100'den fazla STK, başta Girit olmak üzere 12 ada, Rodos ve Batı Trakya için harekete geçti.

BM, AİHM VE AGİT'E GÖTÜRECEKLER
🇬🇷Yunan hükümeti halen bu araziler üzerinde yaşayan 🇬🇷Yunanlara tapu veremiyor. Çünkü bu tapular Osmanlı arşivlerine göre 🇹🇷Türklere ait. Bu adalardaki gayrimenkuller Lozan Anlaşması sonrası oldu-bittiye getirilip Türklerin elinden alındı. Türk dernekleri bu nedenle Yunanistan'ın bir oldu-bittiyle başlattığı ve on yıllardır sürdürdüğü işgali Birleşmiş Milletler, AB, AGİT ve AİHM'de uluslararası yargıya taşıyacak. Temmuzda yapılacak çalıştay sonrası arka arkaya davalar açılacak. Bugüne kadar tek tek açılan davalar olsa da yeni oluşumda STK'ların özel avukatlık büroları, Osmanlı dönemi arşivcileri ve Türkiye'ye göç eden Türkler'in danışmanlığı söz konusu olacak. Hem dernekler hem de akademik kadro bu davaların kurumsal bir yapıda devam ettirilmesi için karar aldı.

100 DERNEK DESTEK VERİYOR
Türk Dünyası Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Halit Kanak ve Başkan Yardımcısı Cankat Aytek, Türkiye'nin şu an Doğu Akdeniz'de, Libya'da, Irak'ta yaptığı harekatlarla belli bir statüye oturduğunu söyledi. Kanak şöyle devam etti: 
"Donanmamız, uçaklarımız ve İHA'larla Girit'in güneyine inince bize de buralarda gasp edilen toprakları talep etmemiz için güç oluştu. Girit geçmişte Türk toprağı iken elimizden alındı. Oradaki Türkler gönderildi. Büyük kısmı imha edildi. Lozan Anlaşması sonrası üç ülke hakkından feragat edince Girit'in Türkiye'ye bırakılması gerekiyordu bu yapılmadı. Biz de hukuki olarak bu hakkımızı almak için harekete geçtik. Türkiye artık hakkını arayan ve elde eden bir anlayışla hareket ediyor. Yeryüzünde soykırıma uğramış millet varsa Türk milletidir. Balkanlarda da aynı durum oldu." 
Kanak, davaların Girit'le sınırlı kalmayacağını, Rodos, Kıbrıs, İstanköy, Musul-Kerkük, Bulgaristan, Batı Trakya, Kırım ve Libya'da da devamının geleceğini söyledi. İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlyas Topsakal da, birçok akademisyenin bu sürece destek vereceğini, Kıbrıs konusunda KKTC eski Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş'ın danışmanı Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Soyalp Tamçelik ile Sercan Akarcalı'nın bu alanda danışman olduklarını belirtti.


DAVALARA TAM DESTEK VEREN DERNEKLER
✖ Bursa Dünya Ahıska Türkleri Derneği
✖ Afgan Uluslararası Yardımlaşma Derneği
✖ Eyüp Sultan Tüm Balkanlılar Yardımlaşma Derneği
✖ Afgan Türkmenleri Yardımlaşma Derneği
✖ Üsküdar Batı Trakya Yardımlaşma Derneği
✖ Sultanbeyli Balkan Göçmenleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği
✖ İstanbul Yörük ve Türkmenleri Derneği
✖ Balkan Müslümanlarıyla Yardımlaşma Derneği
✖ Suriye Türkmen Federasyonu
✖ Rodoslular Yardımlaşma Derneği
✖ Kafkas Evi Stratejik Araştırmalar Derneği
✖ Kıraç Trakya Rumeliler Derneği
✖ Örnek Balkan Göçmenleri Derneği
✖ Şişli Kıbrıs Türk Kültür Derneği
✖ Zeytinburnu Batı Trakya Derneği

250 ARŞİV UZMANI ÇALIŞIYOR
PROF. DR. İlyas Topsakal, davaların Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Birleşmiş Milletler ve AİHM'e açılacağını söyledi. Türk derneklerinin açacağı davaların en önemli dayanak noktasının arşiv bilgisi ve tapu kayıtları olacağını söyleyen Topsakal, 250'nin üzerinde arşiv uzmanının davalar için çalışmaya hazır olduğunu, bu ekibin gerekli tüm bilgileri toplamaya başladığını ifade etti. Türk devletinin toprakları üzerinde yaşayan azınlıkların haklarını verdiğini de söyleyen Topsakal, "İstanbul'da bütün gayrimüslim vakıflar davalarını açtı ve mal varlıklarını aldılar. Türkiye, bu vakıfların haklarını teslim etti. Peki bizim vakıf mallarımızı geri almak için niye dava açılmadı. Biz şimdi bu davaları açmak istiyoruz. Mütekabiliyet usulüne uygun olarak dava açacağız" şeklinde konuştu.

YUNAN ARAZIYI VERIYOR TAPUYU VEREMIYOR
CANKAT Aytek, davaların açılmasının devamında ellerindeki malın farkında olmayan insanların da bilgi sahibi olacağını söyledi. Aytek, "Bu dava sürecinin bir seferberliğe dönüşeceğini düşünüyoruz. Bu eylemlerden sonra ailelerin ellerinde bulunan tapular ortaya çıkacak. Birçok insan bu arazilerin ve malların kendilerine ait olduğunun farkında değil. Kurumsal olarak bunlar yapıldığı için insanlar güven duyarak bir araya gelecek" dedi. Yunan hükümetinin adalarda mal sahibi görünen Yunanlara tapu veremediğini anlatan Aytek, "Çünkü tapu onlarda değil. Arşivlerde tapuların kime ait olduğu belli, aileler bile belli. Orada oturan Yunanlar tapusuz şekilde gasp ederek oturuyorlar" diye konuştu.

Alıntı/Kaynak: https://m.sabah.com.tr/ekonomi/2020/06/27/turk-derneklerinden-giritte-dava/amp

📰 Avrupa'nın Görmek İstemediği Dosya: 🇬🇷Yunanistan'ın Dünyadan Sakladığı 487 🇹🇷Türk Vakfı



Avrupa'nın Görmek İstemediği Dosya: Yunanistan'ın Dünyadan Sakladığı 487 Türk Vakfı 

Yunanistan, Türkiye'deki Rum Ortodoks haklarını her fırsatta uluslararası platforma taşırken, kendi sınırları içinde Türk vakıflarını sistematik biçimde tasfiye ediyor. Belgelere göre Yunanistan'da Osmanlı döneminden kalma 487 Türk vakfı mevcut. 

Kavala'dan Girit'e, Selanik'ten Rodos'a uzanan bu coğrafyada camiler, medreseler, mektepler, hanlar, hamamlar ve yüz binlerce dönüm arazi, önce idari baskılarla borç batağına sürüklenmiş, ardından haciz ve müsadere yoluyla Türk toplumunun elinden alınmıştır. Böylece yalnızca mülkler değil, Balkanlar'daki Türk tarihi ve kültürel mirası da bütünüyle tasfiye edilmiştir. 

Lozan Antlaşması'nın açık güvencelerine rağmen Batı Trakya Türklerinin müftü seçme hakkı gasp edilmiş, Türkçe eğitim daraltılmış, mülkiyet hakları çiğnenmiştir. Atina'nın bu politikası belgelenmiş, sistematik bir biçimde sürdürülen ve hesabı sorulmayan bir ihlaller bütünüdür.


Alıntı: hermes | jeopolitik @hermes_z




📍Yunanistan’ın Gizlenen Dosyası: El Konulan 487 Türk Vakfı ve Sessizce Yok Edilen Türk Mirası ❓Yunanistan, Türkiye’deki kilise mallarını gündeme getirirken; Türk vakıfları, Türk azınlığın mülkiyet hakları ve gasp edilen Türk kültür mirası neden Avrupa’nın gündemine taşınmamaktadır? Yunanistan, uluslararası platformlarda sık sık Türkiye’deki Rum Ortodoks kiliselerini, patrikhane meselelerini ve azınlık haklarını gündeme taşımaktadır. Ancak aynı Yunanistan, kendi sınırları içerisinde bulunan Türk vakıfları, Türk azınlığın mülkiyet hakları ve Türk kültürel mirası konusunda uzun yıllardır devam eden uygulamalarını dünya kamuoyundan gizlemektedir. Bugün Yunanistan topraklarında; Kavala, Dedeağaç, Gümülcine, İskeçe, Selanik, Serez, Karaferye, Yanya, Teselya, Atina, Preveze, Korfu, Kefalonya, Girit, Midilli, Sakız, Rodos ve İstanköy başta olmak üzere Osmanlı döneminde kurulmuş ve vakfiye kayıtlarıyla tespit edilmiş toplam 487 Türk vakfı bulunmaktadır. Bu vakıfların tamamı IRCICA tarafından yayımlanan beş ciltlik “Yunanistan Vakfiyeleri” eserinde ayrıntılı şekilde kayıt altına alınmıştır.

Bu vakıflara ait yüz binlerce dönüm arazi, camiler, medreseler, mektepler, hanlar, hamamlar, köprüler, değirmenler, imalathaneler ve sayısız taşınmaz yıllar içerisinde çeşitli yöntemlerle Türk toplumunun elinden alınmıştır. Böylece yalnızca mülkiyet hakları değil, aynı zamanda Balkanlar’daki Türk tarihî ve kültürel mirası da sistemli biçimde tasfiye edilmiştir. Özellikle Batı Trakya’da günümüze ulaşabilen vakıflar, Yunan makamlarının uyguladığı idari ve mali baskılar nedeniyle ağır borç yükü altına sokulmuş; ardından haciz ve müsadere işlemleriyle vakıf malları Türk toplumunun tasarrufundan çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu durum yalnızca vakıf hukukuna değil, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin mülkiyet hakkını düzenleyen hükümlerine de aykırıdır. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında ise Batı Trakya, Rodos, İstanköy ve Midilli’de yaşayan Türklerin özel mülkiyetleri üzerinde yoğun baskılar başlamış, binlerce dönüm araziye el konulmuş, çok sayıda Türk çeşitli gerekçelerle tutuklanmış ve ekonomik baskılar yoluyla Türkiye’ye göçe zorlanmıştır. Böylece bölgelerdeki Türk nüfusunun azaltılması hedeflenmiştir. Yunanistan’ın bir diğer politikası ise Türk kökenli Hristiyan toplulukların kimliklerinin dönüştürülmesidir. Bafra, Ünye, Karaman, Kapadokya ve Maçka kökenli Hristiyan Türkler, Selçuklu döneminden gelen Sultanides toplulukları ve Gagauz Türkleri, Yunan Ortodoks Kilisesi aracılığıyla etnik kökenlerinden koparılarak Yunan kimliği içerisinde eritilmeye çalışılmaktadır. Benzer şekilde Yunanistan’a çalışmak amacıyla gelen Arnavut ve Türk işçiler üzerinde de çeşitli dini ve kültürel asimilasyon faaliyetlerinin yürütüldüğüne ilişkin çok sayıda iddia bulunmaktadır. Bu durum evrensel din ve vicdan özgürlüğü ilkeleri bakımından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Batı Trakya Türklerinin eğitim alanındaki sorunları da devam etmektedir. Türk azınlığa ait okulların kapatılması, Türkçe eğitimin daraltılması ve Türkçe derslerin azaltılması yönündeki uygulamalar, Lozan Antlaşması ile güvence altına alınmış azınlık eğitim haklarıyla bağdaşmamaktadır. Öte yandan Lozan Antlaşması’nın açık hükümlerine rağmen Batı Trakya Türklerinin dini özerkliği de kısıtlanmaktadır. Türk toplumunun serbest seçimle belirlemesi gereken müftüler konusunda Atina yönetimi uzun yıllardır antlaşma hükümlerini uygulamamakta; Batı Trakya Türklerinin kendi dini liderlerini seçme hakkını fiilen sınırlandırmaktadır. Yunanistan’ın Türkiye’deki azınlık hakları konusunda ortaya koyduğu hassasiyetin benzerini sınırları içindeki Türk azınlık için göstermediği açıktır. Türk vakıflarına el konulması, mülkiyet haklarının ihlali, eğitim ve dini özgürlüklerin kısıtlanması ile kültürel mirasın tasfiyesi, yalnızca iki ülke arasındaki bir sorun değil; aynı zamanda uluslararası hukuk, insan hakları ve kültürel mirasın korunması bakımından da önemli bir meseledir.


Alıntı: 
TÜRK DEGS / TURK MAGS @turkdegs



En Çok Okunanlardan...