20260721

🎞️ 1974 Barış Harekâtının 52. Yıldönümünü kutluyoruz...



*******

🔴 Cihat Yaycı : KKTC’nin Metehan Sınır Kapısının Rum tarafında dün bütün gün şu sloganlar atıldı:

▪️ “Türkler dışarı!”

▪️ “Yunan toprağında öleceksiniz Türkler!”

▪️ “Kıbrıs Yunan’dır!”

Buna rağmen hâlâ “Biz Kıbrıslıyız, Rum-Türk fark etmez, hepimiz adalıyız.” diyenlere söyleyecek söz bulamıyorum.

Rum tarafının zihniyeti ortadadır. Onlar için Kıbrıs bir Yunan adasıdır; Türkler ise yok edilmesi veya adadan çıkarılması gereken bir topluluktur.

İşte KKTC bu yüzden yaşamalı, güçlenmeli ve uluslararası alanda tanınmalıdır. KKTC’nin varlığı, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin, hürriyetinin ve egemenliğinin teminatıdır. Türkiye’nin etkin ve fiilî garantörlüğü ile adadaki askerî varlığı ise bu teminatın vazgeçilmez güvencesidir.

Bütün bunlara rağmen hâlâ “federasyon”, “ortak devlet” ve “müzakerelere kaldığı yerden devam edelim” diyenlerin, önce Rum tarafının dün attığı sloganlara bakmaları gerekir. Türkleri adadan kovmayı hedefleyen bir zihniyetle egemenliği paylaşabileceğini düşünenler, gerçekleri görmek zorundadır.

Gerçekçi çözüm federasyon değildir. Tek gerçekçi çözüm, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığının ve Kıbrıs Adası’nda egemen bir Türk devleti olduğunun kabul edilmesidir.

Türkler açısından Kıbrıs sorunu diye bir sorun yoktur. Kıbrıs sorunu, 1974 Barış Harekâtı ile Kıbrıs Türklerine yönelik soykırımın durdurulması ve KKTC’nin doğuşuna giden sürecin başlamasıyla fiilen çözülmüştür. Bugün çözülmesi gereken bir sorun varsa, o da Rum tarafının bu gerçeği kabul etmemesidir. 

Sabahattin İsmail 

KURTULUŞUMUZUN VE ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜN 52. YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN

BÖYLE “İŞGALCİYE” CAN KURBAN!

Bugün kurtuluşumuzu, özgürlüğümüzü sağlayan Türk Barış Harekatı'nın 52. Yıldönümü...

En büyük bayramımız kutlu olsun.

Son anda bizi mutlak bir soykırımdan kurtaran, ENOSİS'i önleyen, 11 yıllık Rum kuşatmasını parçalayıp bize bağımsız ve özgür bir devlet kurmak için tüm imkanları yaratan Anavatana sınırsız şükran ve minnet duygularımızı sunuyoruz.

Ne yazık ki, Rum yönetiminin ve emperyalistlerin yaptığı kara propagandanın etkisi altında kalan az sayıdaki insanımız, sanki Türkiye durup dururken, kendi keyfine göre adaya müdahale etmiş gibi, sanki 1963-1974 arası, herşey güllük gülistanlıkmış gibi, sanki 103 köyümüz işgal edilmemiş, 35 bin insanımız göçe zorlanmamış, malımız mülkümüz gasp edilmemiş, yakılıp yıkılmamış, yıllarca göçmen kamplarında aç, susuz ve sadece KIZILAY YARDIMLARI İLE yaşamak zorunda kalmamışız gibi, sanki adanın yüzde 3'ünde kuşatılmamışız gibi, sanki yüzlerce insanımız katledilmemiş, öldürülerek kör kuyulara atılmamış gibi, sanki  kurucu ortağı olduğumuz devletten silah zoruyla atılmamışız gibi, sanki AKRİTAS VE İFESTOS SOYKIRIM PLANLARI yokmuş gibi, sanki ENOSİS hedefli 15 Temmuz Yunan darbesi yapılmamış gibi, gayrı meşru ve asıl işgalci olan Rum yönetimiyle aynı ağızla Anavatanı “işgalcilikle” suçluyorlar...

Bu anlamlı yıldönümünde onlara barış harekatı olmasaydı olacak olanları anımsatmak istiyorum :

BARIŞ HAREKATI OLMASAYDI

- Barış Harekatı olmasaydı, İFESTOS SOYKIRIM PLANI çerçevesinde bize uygulanacak olan toplu soykırımdan kurtulanlarımız, bugün self-determinasyon hakkımızın, egemenliğimizin ve devletimizin tanınması için değil, Batı Trakya Türkleri gibi Yunan idaresinde, bireysel vatandaşlık veya azınlık hakları için mücadele edecekti....Türk olduğunu söyleyenler bile hapsedilecekti, okullarımız bile kapatılacaktı..Her türlü haktan mahrum olarak, Yunan devletinde, üçüncü sınıf Yunan vatandaşları olarak yaşayacaktık...

- Barış Harekatı olmasaydı, kendi devletimizin yöneticilerini, Cumhurbaşkanımızı, milletvekillerimizi değil, Batı Trakya’da olduğu gibi, Yunan Meclisine Rum partilerinden gidecek bir-iki azınlık temsilcisini ve Yunanlı milletvekillerini seçecektik.

- Barış Harekatı olmasaydı, kendi üniversitelerimizde 15000 gencimizi okutamayacak, Dünya’nın 40 ülkesinden 100 bin öğrenciye eğitim veremeyecektik... Batı Trakya’da olduğu gibi, Yunan üniversitelerine (izin vermeleri halinde) birkaç gencimizi göndermekle yetinecek, okullarımızda Türkçe eğitim yapmanın, derneklerimize Türkçe isimler vermenin, kendi müftümüzü seçmenin mücadelesini verecektik. 

- Barış Harekatı olmasaydı, bırakın kendi limanlarımızdan ticaret yapmayı, kendi ekonomimize sahip olmayı, dış temaslarda bulunmayı, “ Cumhurbaşkanı, Başbakan-Bakan” olarak kabul görmeyi; soykırımdan kurtulanlarımız, evlerini tamir ettirmek, yeni ev yapmak, seyahat etmek, traktör ve biçerdöver almak için Batı Trakya Türklerinin yaptığı gibi, adanın bağlanacağı Yunanistan  hükümetlerinden izin koparmak için aylarca yalvarıp yakaracaktı.

- Barış Harekatı olmasaydı, bırakın işgal edebiyatı yapmayı, Yunanistan Azınlıklar Dairesi’nde gasp edilen azınlık haklarımızın korunması ve AİHM kararlarının uygulanması için uğraşacaktık...

İŞGAL BÖYLE Mİ OLUR? 

Dolayısı ile, bugün eğer toplu mezarlarda veya Yunan idaresinde değilsek ve kendimizin seçtiği beceriksiz, rüşvetçi, sığ yöneticilerin yarattığı sorunlarla boğuşuyor olsak da, kendi bağımsız devletimizin çatısı altında özgür ve güvenlik içinde yaşıyoruz. Ve bunu, “işgalci” diye saldırılan Anavatana, kahraman ordumuza borçluyuz. 

İşgal ettiği ülkeye sürekli para akıtan, karşılıksız verdiği yardımlarla ülkenin yollarını, hastahanelerini, okullarını, barajlarını, göletlerini, sulama sistemlerini, su şebekelerini, sosyal konutlarını, elektrik santrallerini, stadyumlarını, spor tesislerini, sanayi bölgelerini, hava alanlarını, deniz limanlarını, iletişim sistemlerini yapan, eski eserlerini tamir eden yanıbaşında saldırı hazırlığı yapan düşmana karşı güvenliği sağlayan, denizaltı boruları ile kendi suyunu getiren, bu suyu, sulu tarım için Güzelyurt ve Mesarya'ya taşıyan, denizaltı kablosu ile doğal gazını ve elektriğini de getirecek olan, bütçedeki cari açıkları kapatan, üreticiye, hayvancıya, yatırımcıya sürekli kaynak aktaran, eksikliğimizde maaşları da ödeyen böyle bir “İŞGALCİ” Dünyanın neresinde var? 

İngiltere 82 yıl boyunca işgal ettiği Kıbrıs’a tek kuruş harcamak yerine adayı sömürürken, Türkiye sadece 1974’ den bu yana, refahımız ve kalkınmamız için 30-40 milyar dolarlık yardım ve yatırım yapmıştır. 

Böyle işgalci mi olur? 

İnsan böyle bir durumda " İŞGALCİNİN VE İŞGALİN BÖYLESİNE CAN KURBAN" demez de ne der?

NANKÖR DEĞİL, VEFALI OLUNMALI

Gaflete ve nankörlüğe hiç gerek yoktur...

Vefalı olmak bir erdemdir, vefalı olmalıyız...

Milli mücadele tarihimiz bilinmeli ve bu mücadeleyi canları pahasına verenlere saygılı olunmalıdır. 

Bugün Türk Barış Harekatı’na dil uzatmaya kalkanlar, “Barış Harekatı” dememek için, “Türk işgali, 1974 müdahalesi, 1974 Harekatı, Kıbrıs askeri Harekatı, 1974  olayları vb...” kavramları kullananlar, eğer Türk müdahalesi olmasaydı, toplu mezarlara ve Batı Trakya’da yaşayan Türklerin durumuna bakarak Türk Halkının akıbetinin ne olacağını çok iyi değerlendirmelidirler!

Hiç utanıp sıkılmadan, Anavatan Türkiye’ye ve ordumuza “adadaki geçici misafir, Ayşe tatil bitti, evine dön, işgalci defol ” diye saldıran o bir avuç insanı bir kez daha aklı selime davet ediyorum.

TEHLİKE DEVAM EDİYOR

Tehlike geçmiş değildir…

Hala, bağımsız, egemen devletimiz yok edilmek ve Rum hakimiyeti altında tek egemenliği, tek temsiliyeti ve tek vatandaşlığı olan iki eyaletli birleşik Kıbrıs dayatılmak istenmektedir…

Böyle bir çözümde, bağımsız KKTC Devleti tasfiye edilecektir, ayrı egemenliğimiz olmayacaktır, ayrılma hakkımız yasaklanacaktır, 

4 özgürlükten yararlanan Rum, Yunan ve AB sermayesi, zaman içinde her şeye hakim olacaktır, Türkiyesiz bir AB içinde, garantörlük korunsa bile, fiilen işlemez hale gelecektir, Türk askeri adadan çıkarılacaktır... 

Topraklarımızın beşte biri taviz olarak verilecektir.. Maraş, Güzelyurt ve Mesarya ile Karpaz'daki 4 köy dahil 50’den fazla kent ve köyümüz Rumlara verilecektir, 100 bin Türk 4. Kez göçmen olacaktır. Tüm Rumların geri dönme hakkı olacak, KKTC mülkiyet sistemi çökecektir. Seçme ve seçilme hakkına sahip 100 bin Rum içimize gelecektir…Deniz ve hava sahamız, kara sularımız, sahillerimiz, limanlarımız, eski eserlerimiz, ekonomimiz Rum ağırlıklı merkezi hükümetin kontrolüne girecektir…

En son 2017'deki Crans Montana sürecinde, bu felaketten fazlası kabul edilmişti.

Bu hedeflere ulaşmak için dayatma ve baskılar devam etmektedir…

Bu nedenledir ki, baskıcı dış güçlere, BM, ABD ve AB’a, böylesine bir teslim anlaşmasını asla kabul ETMEYECEĞİMİZİ, “TANINMA OLMADAN, EGEMEN EŞİTLİĞİMİZ VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜMÜZ TEYİT EDİLMEDEN, AMBARGOLAR VE İZOLASYONLAR KALKMADAN GÖRÜŞME OLMAYACAĞINI" her fırsatta vurgulamalıyız

En mutlu günümüz olan 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 52. yıldönümünü bu düşüncelerle kutluyorum.

Şükran sana Anavatan

Şükran sana Mehmetçik ve kahraman mücahit...

Tüm şehitlerimizi, başta liderimiz Dr. Küçük'ü Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş'ı, Barış Harekatı Başbakanı Bülent Ecevit'i, BB yardımcısı Necmettin Erbakan'ı, dönemin hükümet üyelerini ve komutanlarını rahmetle, minnetle, gazilerimizi şükranla anıyorum



Sabahattin İsmail

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın eski danışmanı,
Başbakanlık eski özel kalem müdürü