“Meşe” kelimesinin, Farsçadaki “bīşe” sözcüğünden dilimize geçtiği kabul edilir. “Bīşe”; ormanlık, fundalık ve çalılık alan anlamlarına gelir. Meşenin meyvesine ise palamut ya da Anadolu’nun birçok yöresinde pelit denir. Bu yüzden meşe ağaçları halk arasında “pelit ağacı”, bazı bölgelerde de “palıt” veya “palut” adıyla anılır. Eski kaynaklarda meşenin Türkçe karşılığı olarak “kabaağaç” adına da rastlanır; fakat bu ad günümüzde hemen hemen hiç kullanılmaz.
Meşelerin en dikkat çekici özelliklerinden biri, zarar gördükten sonra yeniden hayata tutunabilmeleridir. Gövdeleri kesilse veya toprak üstündeki kısımları yangından zarar görse bile kök boğazında bulunan uyuyan tomurcuklardan yeni sürgünler çıkarabilirler. Bu nedenle bazı meşe ağaçları, görünüşte yok olmuş olsalar bile güçlü kök sistemleri sayesinde yeniden gelişebilir.
Ancak “kökünden sökülmediği sürece meşe ölmez” demek bilimsel olarak doğru değildir. Çok yaşlı veya zayıflamış ağaçlar; ağır kuraklık, şiddetli yangın, hastalık, kök çürüklüğü ya da tekrarlanan kesimler sonucunda yaşamını kaybedebilir. Yine de meşeler, yaralanmalara ve çevresel baskılara karşı en güçlü yeniden sürme yeteneğine sahip ağaç gruplarından biridir.