20260708

📰 Uluslararası bir toplantı öncesi yabancı liderlerin Mehter Takımıyla karşılanması konusu

BİR TÜRK AMİRALİ GÖZÜYLE....

🇹🇷 Cihat Yaycı :
Ankara’daki NATO Zirvesi’nde liderlerin Mehter Takımı ile karşılanmasını son derece isabetli ve anlamlı buluyorum.

🎯 Özellikle Yunanistan Başbakanı’nın karşılanması sırasında icra edilen “Ceddin Deden” marşı da ayrı bir anlam taşımaktadır. Tarihî hafızayı, milletimizin askerî geleneğini ve devletimizin köklü mirasını hatırlatan bu tercih, diplomatik nezaket içinde verilmiş güçlü bir kültürel mesaj niteliğindedir.

Bu anlamlı tercihte emeği geçenleri tebrik ediyorum. Mehter, dünyanın en eski askerî bandolarından biridir. Sadece bir müzik topluluğu değil, Türk tarihinin, devlet geleneğinin ve askerî kültürünün önemli bir sembolüdür. Böylesine önemli bir uluslararası zirvede Türkiye’nin kendi tarihî ve kültürel kimliğini yansıtan bu unsurun tercih edilmesi son derece yerinde olmuştur.
*****

BİR YABANCI GÖZÜYLE.... (Bulgar vatandaşı)

Sophia Proneikos @Pergament_F

Kaynak dil: İngilizce

Tarih, beni şaşırmaktan asla vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiç kaybolmaz. Sadece kendini o kadar zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki, modern insanlar buna törensel protokol demeye başlar.

Tam da bu yüzden, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en büyüleyici sahnesi, müzakere masasının etrafında gerçekleşmedi. Bu sahne, ilk el sıkışmadan hemen önce yaşandı; yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, dünyanın en eski askeri bandosu olan "Mehter"in sesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne hoş geldin derken, önlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalı askerler duruyordu.

Ne muhteşem bir tarihsel süreklilik hissi: Savaş sonrası dünyanın sembolü olarak 1949'da kurulan bir askeri ittifak, kökenleri on üçüncü yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na giriyor.

Mehter asla sıradan bir askeri bando değildi, bir silahtı.

Osmanlı orduları Belgrad'a, Konstantinopolis'e, Rodos'a, Mohaç'a veya Viyana'ya doğru ilerlerken duyulan ilk şey, devasa "kös" davullarının gök gürültüsüydü; ardından "zurnalar"ın keskin sesi, sonra pirinç trompetler ve çarpan zil sesleri geliyordu; çünkü müzik sadece orduyu eşlik etmiyordu, ordunun bir parçasıydı; amacı askerleri eğlendirmek değil, savaştan çok önce düşmana bir imparatorluğun bizzat onlara doğru ilerlediğini inandırmaktı.

Avrupa'nın Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşmalarından sonra Batı ordularının kademeli olarak Osmanlı davullarını, zillerini ve sözde "Türk usulü"nü benimsemesi tesadüf değildir; bu usul daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven'ın müziğine bile yolunu bulacaktı, çünkü bazen tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez.

Bir ritim yeter.

Ve tam da bu yüzden bu töreni bu kadar büyüleyici buldum; kimse Osmanlı İmparatorluğu'nu canlandırmaya çalışmıyor diye değil, Türkiye'nin büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi anladığını fark ettiğim için: Geçmiş bir yük değil, bir dildir ve o dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar, çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter.

 BİR TÜRK VATANDAŞI GÖZÜYLE.... 

Müge Özarmağan @AvMuge
''Mehter kıymetlidir. Osmanlı döneminde yasaklanmış Enver Paşa tarafından yeniden kurulmuştur. Bana gelince; Türkiye Cumhuriyeti ağaç kovuğundan çıkmadı. Cumhuriyet, Türk devlet geleneğinin tarih içindeki devamıdır. Osmanlı’dan ve ondan önce kurulan Türk devletlerinden ve milletimizin asırlara yayılan devlet tecrübesinden bağımsız düşünülemez. Her zaman tarihimizde bir kopuş değil aksine güçlü bir devamlılık görüyorum.'' 

🎞️🇹🇷Türkiye’ye neden geldiler?

  Bu yaz Türkiye’de buluştuk. 🌍 🩵 Peki, öğrencilerimiz hangi ülkelerden geldi? #YunusEmreEnstitüsü #TürkçeYazOkulu #SummerSchool pic.tw...