20260202

📖 🌳Ardıç. 🇹🇷Türkiye'de Yetişen Ardıç Türleri



Hiç dikkat ettiniz mi? 

Anadolu’nun neresine giderseniz gidin, en zorlu arazilerde, toprağın bittiği yerde bile inatla tutunan bir ağaç görürsünüz: 🌳Ardıç. Türkiye, ardıçlar (bilimsel adıyla Juniperus) için tam bir cennet desek yeridir. 

Neden mi bu kadar önemliler? 

Çünkü onlar toprağımızın sigortası. Erozyonu önlerler, kuraklığa kafa tutarlar, kuşlara yuva olurlar. Fotoğrafa baktığımızda, bu ağaçların rastgele dağılmadığını, aksine her birinin kendi karakterine göre bir bölge seçtiğini görüyoruz. 

Gelin, bu fotoğrafı önümüze koyup Türkiye’yi ardıçların gözünden gezelim.

İlk durağımız kuzey ve yüksek dağlar. Juniperus communis dediğimiz grup, sıcağı pek sevmez; serinlik ve nem arar. Mesela Dağ Ardıcı ya da Cüce Ardıç (subsp. nana) dediğimiz tür, tam bir buzul çağı kalıntısıdır. Uludağ'a veya Doğu Karadeniz dağlarının zirvelerine çıktıysanız, yerlere yayılmış o bodur çalıları görmüşsünüzdür; soğuğa bayılırlar ve en yükseklerde yaşarlar.

Aynı ailenin Trakya tarafında takılan üyesi (subsp. communis) Anadolu'da pek gezmezken, Gezgin Kuzeyli diyebileceğimiz diğer bir alt tür (subsp. hemisphaerica) Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar boyunca ormanların üst sınırlarında dağ havasının tadını çıkarır.

Şimdi biraz daha tanıdık yüzlere, Katran Ardıcı ve akrabalarına bakalım. Juniperus oxycedrus grubu çok uyumludur, kolay kolay yer seçmez. Ancak ailenin Koca Yemişli Ardıç (subsp. macrocarpa) olarak bilinen üyesi tam bir kumsal aşığıdır. 

Haritadaki yeri çok nettir; sadece Ege ve Akdeniz kıyılarında, denizi gören kumsallarda ve tuzlu rüzgarların olduğu yerlerde yaşar. Buna karşılık Katran Ardıcı (subsp. oxycedrus) doğanın joker elemanıdır. Batı Anadolu'dan tutun İç Anadolu'ya kadar her yerde görebilirsiniz; sıcağa da gelir, soğuğa da.

Kıyıdan uzaklaşıp Anadolu’nun o sert, karasal iklimine, bozkıra ve yüksek kayalıklara girdiğimizde sahneye asıl dayanıklı ekip çıkar. Torosların Kralı diyebileceğimiz Boylu Ardıç (Juniperus excelsa), Toros Dağları'ndan başlayıp İç ve Doğu Anadolu'ya kadar uzanır. Kıyıdaki nemli havayı değil, dağların sert rüzgarını sever. 

Onunla genelde aynı mahallede oturan Kokar Ardıç (Juniperus foetidissima) ise biraz daha utangaçtır, sayısı daha azdır. 


Bir de Kara Ardıç (Juniperus sabina) vardır ki o tam anlamıyla zorlukların efendisidir. Toprağın en fakir olduğu, kayalık ve acımasız yerlerde, İç ve Doğu Anadolu'nun yüksek dağlarında başka bitkilerin yaşayamadığı yerlerde o yaşar.

Son olarak Finike Ardıcına (Juniperus phoenicea) bakalım. Bu arkadaş tam bir keyif ehlidir. Soğukla, karla veya ayazla hiç işi olmaz. Haritada baktığınızda onu sadece Ege ve Batı Akdeniz kıyılarındaki o sıcak, makilik alanlarda görürsünüz. Adeta "Bana sıcak verin, deniz havası verin, gerisine karışmam" der.

Aslından bu fotoğraf bize şunu anlatıyor: Türkiye'deki ardıçlar, ülkeyi aralarında parsellemiş durumdalar. Kimi deniz kenarından ayrılmam diyen sahilciler, kimi serin tepeleri seven dağcılar, kimi de Anadolu'nun sert iklimine alışkın bozkırcılar. Yani bir dahaki sefere doğada bir ardıç gördüğünüzde ona sadece bir çalı veya ağaç olarak bakmayın. O, bulunduğu yerin iklimini, toprağını ve geçmişini size anlatan canlı birer tanıktırlar.

ALINTI:  Orman Mühendisi @0rmanmuhendisi


📰 Sadettin Kaynak'ı 65 yıl önce bugün kaybettik...

Sadettin Kaynak'ı 65 yıl önce bugün kaybettik. Müziğimize getirdiği poliform anlayışıyla uzun soluklu, çok bölümlü eserlerin devrimci ön...