1961 doğumlu yazar ve şair METİN CELÂL'in anılarından ("Hep Yaşadığımı Hatırlatıyorum Kendime", Çolpan Kitap, 2025) bir bölüm: "Can Yücel Sobanın Başında Paltoyla Niye Oturuyordu?"
Can Yücel seksenli yılların başından beri tanıdığımız, bize her zaman destek veren bir ustamızdı. "Sonbahar"ın birçok sayısında şiirleri yer almış, Korsan Yayın'dan da "Gece Vardiyası" kitabı çıkmıştı. Mart-Nisan 1996 tarihli 34. sayı için "Can Yücel Özel Bölümü" hazırlamaya karar vermiştik. Özel bölümde Orhan Kâhyaoğlu, Yücel Kayıran, Mehmet Yalçın ve Hasan Bülent Kahraman'ın yazıları, Can Yücel'den şiirler ve bir söyleşi yer alacaktı.
Can Yücel Kuzguncuk'ta oturuyordu. Söyleşiyi yapmak üzere bizi evine davet etmiş. Şubat ayında soğuk bir gün yayın kurulu olarak misafiri olup toplu söyleşi yapacağız, şiirlerini alacağız. Yayın kurulunda Necmiye Alpay, Orhan Kâhyaoğlu, Evren Erem ve ben varım.
Can Yücel telefonda Orhan'a vereceği şiirlerden birini okumuş. Orhan bize, "Çok güzel bir şiir yayımlayacağız" diye heyecanla anlatıyor. O şiiri ve Can Baba bize vermek üzere başka şiirler de hazırladıysa onları da alacağız.
Puslu bir İstanbul havasında Can Yücel'in evine gittiğimizi anımsıyorum. Kapıyı kendi açıyor. Bize hemen girişte, holde yer gösteriyor. Hol oldukça loş, ortada bir soba var, Can Baba'nın üzerinde de meşhur kalın paltosu. Tabii "Neden paltolusun abi?" diye soramadık ama kısa bir süre sonra sobanın yanmadığını anladık.
Biz bir yerlere ilişirken üst kattan elinde boş bir file ile Güler Abla indi. Can Baba'nın eşi Güler Yücel hemen hepimizi tanırdı, bizi görmekten, konuk etmekten memnun olurdu. Evlerine çekinmeden gönül rahatlığıyla giderdik. Can Baba söyleşi için eve davet edince de kalabalık ederiz diye düşünmeden gitmiştik.
Güler Abla mahallenin pazarı olduğunu, alışveriş edip geleceğini söyleyip çıkarken "Can Abiniz içkiyi bıraktı. Evde hiç içki yok. Sakın almayı teklif etmeyin. Aman içki içmesin. Sağlığı yine iyi değil" diye bizi uyarmıştı. 1980'de Can Yücel'le tanıştığımdan beri Güler Abla'nın bu uyarılarına alışkındım. Tabii, içki içmeyiz, dedik ama içki içirmeme konusunda güvence vermemiz mümkün değildi. Koca adamı nasıl önleyelim. Zaten hiçbir zaman da önleyememiştik.
Güler Abla bize bu uyarıları yaparken Can Baba sigarasını içerek ses çıkarmadan dinliyordu.
Güler Abla pazara gitti. O sırada biz de üşümeye başlamışız. Birimiz çay yapmayı, diğerimiz sobayı yakmayı teklif etti.
Can Baba çay yapılmasına itiraz etmedi ama sobayı yakmak için hamle edince durun der gibi bir el hareketi yaptı ve sobanın kapağını açtı. Ben herhalde sobanın içi külle dolu onu işaret ediyor diye düşündüm. O zamanlar evim sobalı olduğu için bu işlerde deneyimliyim, küller için kovayı almaya hamle ettim.
Bu sırada Can Baba sobanın içinden bir şişe şarap çıkarmıştı bile. Meğerse Güler Abla'dan gizli aldığı şarapları sobanın içine saklamış.
Biz çaylarımız o şarabını içerken söyleşiye başladık. Sohbete çok dalmış anlaşılan ki Can Baba kapının açıldığını ve Güler Abla'nın geldiğini fark edememiş ve elindeki şişeyi sobaya zulalayamadan yakalanmıştı.
Güler Abla haklı olarak hem Can Baba'ya hem de onun içmesini önlemedik, hatta gidip içki aldık zannederek bize söylenmeye başlamıştı. Sanırım şişeleri sobaya sakladığını bilmediği için birimizin bakkala gidip şarap aldığını düşünmüştü.
Nahoş bir durum. Söyleşiyi yarım bırakıp kalksak mı, devam mı etsek bilemiyoruz. O sırada kapı açıldı. Tuncel Kurtiz yanında genç bir kadın arkadaşı ile içeri girdi ve daha adımını atar atmaz tiradına başladı:
"Duyduk ki Mustafa huruç eylemişAydın elinde Karaburun'daBedreddin kelamın söylemişKöylünün huzurunda..."
O sıralarda sahnelediği "Şeyh Bedreddin Destanı"ndan dizeler okumakla kalmıyor bir de sahnedeymiş gibi dansla karışık voltalar atıyordu.
Anında hava değişti. Güler Abla sitemlerini unuttu. Can Baba sobadaki zuladan şarap şişelerini çıkardı, herkese ikram etti. Sohbet de tatlandı. Tuncel Kurtiz birlikte yaşadıkları hoş anıları anlatıyor, Can Baba onu tamamlıyor. Herkes keyifle gülümsüyor.. Biz de bu hoş havadan yararlanıp gitmek için izin istedik.
Alıntı
* Burçağ Kesim, Sombahar Dergisi üzerine bir inceleme, Yüksek Lisans Tezi, Mersin Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı, 2021.
edebiyathaber.net (22 Şubat 2023)
https://www.edebiyathaber.net/can-yucel-sobanin-basinda-paltoyla-niye-oturuyordu-metin-celal/
Yorumlar:
Engin Turgut
Sombahar dergisinde pek bilinmese de benim emeğim vardır. Başından beri o oluşumun içindeydim. Ferdi Arutan'ın en az 35 yıllık dostuyum ve hâlâ görüşürüz. Can baba ve Güler ablanın ruhları şad olsun. Oğlumun adının Alican olmasına vesile olan Güler abladır. Güzel bir yazıydı. Sonbahar dergisinin bürosunda çok oturmuşluğum dergi ve kitap taşımışlığım vardır. Hatta dergideki benimle olan özel sayı söyleşisini Metin Celal yapmıştır. Bu derginin kuruluşunun ilk nüveleri, temelleri Akmar pasajı Poem K. Celâl Gözütok'un işlettiği sahaf dükkanında atılmıştır. Çok anılarımız vardır. Metin Celal bir dönem Almanya'da bulunduğundan bilmeyebilir. Yazı şahaneydi. Keyifle okudum. Teşekkür ediyorum...