DiasporaTürk
@diaspora_turk
❝Yıl 1967… Anne ve babam ilk görüşte aşık olup evleniyorlar. Annem şehirli, babam ise kendi halinde köyünde yaşayan bir genç. Evlenince babam da şehre geliyor ve dayımların yanında çalışmaya başlıyor. Bir yıl sonra ben doğuyorum. İş yerinde dayımın babama söylediği bir söz yüzünden babam alınıyor ve üzülüyor. Anneme anlattığında annem çareyi Almanya’ya işçi olarak yazılmakta buluyor. Abisi dahi olsa eşine laf söylenmesini hazmedemiyor. Kısa bir süre sonra Almanya’ya işçi olarak kabul edildiğini öğreniyor. Ben 1,5 yaşındayken beni ve babamı bırakıp Almanya’ya gidiyor. Bir fabrikada çalışmaya başlıyor ve işçi lojmanında kalıyor. O dönem annemin okuma yazması yok denecek kadar az. Babamdan gelen mektupları oda arkadaşına okutuyor ve cevap yazdırıyor. Ancak kendine bunu yediremeyip okuma yazmayı söküyor. Eşinin ona yazdıklarını bir başkasının okumasını istemiyor.
Altı ay sonra babam da Almanya’ya gidiyor ve oradan Danimarka’ya göç edip yerleşiyorlar. Bana dedem ve babaannem bakıyor. Üç yaşıma geldiğimde ben de yanlarına gidiyorum ve artık orada yaşamaya başlıyoruz. İlk gittiğimde anneme bir süre anne diyemiyorum, sonra alışıyorum.
Anne ve babamın aşkına hep imrenmişimdir. Birbirlerini çok severlerdi. 2014 yılında maalesef babamı kaybettik. Annemin bir ömrü birlikte geçirdiği hayat arkadaşı artık yoktu, yalnız kalmıştı. Babamın duvarda asılı fotoğrafına bakıp “Neden önce ben değil de sen gittin?” diye çok isyan etti. Bir süre sonra “Ben de ölmek istiyorum” demeye başladı. Annem ve babam artık hiç ayrılmamak üzere kavuştular.❞
🌿 (Handan Salman Bol)



