“ABD'deki Ermeni diyasporasının entrikalarının farkında olan Tuğamiral Bristol, 28 Mart 1921'de Amerikan Dış Misyonlar Komisyonu'ndan Dr. James L. Barton'a şu mektubu yazdı:
"Kafkasya'da Türklerin binlerce Ermeniyi katlettiğine dair raporların Amerika Birleşik Devletleri’nde serbestçe dolaştığını görüyorum. Bu tür raporlar o kadar sık tekrar ediliyor ki kanımı donduruyor. Yakın Doğu Yardımı (Near East Relief), Yarrow ve kendi Amerikalı insanlarımızdan aldığım raporlar, bu Ermeni raporlarının tamamen yalan olduğunu açıkça gösteriyor. Bu tür sahte raporların ABD'de yalanlanmadan dolaşması bir rezalet ve kesinlikle Ermenilere faydadan çok zarar veriyor.Ermenileri bu tür işlerden caydırmamız gerektiğini düsünüyorum; sadece yanlış olduğu için değil, aynı zamanda kendilerine zarar verdikleri için. Kars ve Aleksandropol'de bulunan Amerikan Yardım çalışanlarımızdan gelen raporlar ve Yarrow gibi insanlardan gelen raporların yanı sıra, kendi istihbarat subayımın raporları da var elimde ve Ermeni raporlarının doğru olmadığını biliyorum. Siz ve Yakın Doğu Yardım Komitesi'nin bu tür sahte raporların dolaşımını durdurmak için bir şeyler yapabileceğinizi düşünüyor musunuz?Dr. McCallum'un İstanbul’dan bu tür bir raporu gönderdiğini görmek beni şaşırttı. Raporun kaynağına dikkat çektigimde, bu bilgilerin Ermenilerden geldiği, ancak telgrafta bu durumun belirtilmediği, aynı şekilde Ermeni raporlarının kendi raporlarımızca doğrulanmadığı da ifade edildi. Ermeniler ve bizim abartılı raporlara alet olmamız, Ermeniler için mümkün olan en kötü şeyi yapıyor. Ermenilerle ilgili her konuda neden gerçeği söylemiyoruz?”
Weems, Armenia: Se c rets of a Ch ristian Te rr*ris t S tate
Alıntı:
@BariscanAta
1923'te New York Times Current History Journal'da yayımlanan "Ankara ve Türkler" başlıklı makalesinde, o zamanlar İstanbul’daki ABD Denizcilik Kurulu temsilcisi olan Komutan Arthur Tremaine Chester, şunları ifade etmişti:
Türk hükümeti, Ermenilerin tehdit ettikleri bölgelerden sınır dışı edilmelerini emretti. Demiryolu ve diğer ulaşım araçlarına sahip olmamaları onların suçu değildi ve tehcir yürüyerek yapılmak zorundaydı. Bunun mümkün olan en insancil sekilde yapılmadığı şüphesiz bir gerçektir ve Türk hükümeti meydana gelen gereksiz zulmü kınadı; ancak, Amerika yukarıda bahsedilen varsayımsal duruma sokulmuş olsaydı, Güney'deki her zenciyi öldürmek zorunda kalsa bile o isyanı durduracağından ve geniş ulaşım araçlarımıza rağmen sıkıcı ve zahmetli bir savunma eylemi olan tehcire gitmeyeceğinden eminim."