20260318

🎇⛴️Çanakkale Deniz Zaferimizin 111. yılı kutlu olsun.🇹🇷🎆

Cumhuriyet'in önsözünü yazdığımız, emperyalizme ilk büyük tokadı attığımız Çanakkale Deniz Zaferimizin 111. yılı kutlu olsun.🇹🇷

Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi saygıyla anıyoruz.

#18MartÇanakkaleZaferi

Alıntı: Öncü Gençlik @OncuGenclik

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!

BİR DESTANIN DOĞUŞU 

1914 yazı, dünyanın kaderini değiştirecek bir fırtınanın habercisiydi. 1 Ağustos'ta Almanya, Rusya'ya savaş ilan eder etmez, Osmanlı İmparatorluğu ertesi gün, gizli bir antlaşmayla Almanya'nın yanına saf tuttu. Bu imza, bir imparatorluğun son büyük sınavının başlangıcıydı.

Enver Paşa, temkinliydi; seferberlik henüz tamamlanmamış, Çanakkale'nin tabyaları yarım kalmıştı. Savaşa girişi ertelemek istiyordu. Ama Almanya'nın baskısı durmuyordu. Akdeniz'de Britanya donanmasından kaçan iki dev savaş gemisi –Goeben ve Breslau– İstanbul'a sığındı. Bu kaçış, bir oldu bittiydi. Gemiler Osmanlı donanmasına katılmış gibi göründü; sonra, bir sonbahar gecesi Karadeniz'e açıldılar. 27 Ekim 1914'te Odessa, Sivastopol ve Novorossiysk limanları alevler içinde kaldı. Rusya'nın savaş ilanı, Osmanlı'yı resmen cehennemin ortasına attı.

Düşman gözünü Boğaz'a dikti. Birleşik Krallık Savaş Konseyi'nde Maurice Hankey ve Winston Churchill'in hayali, donanmayla Çanakkale'yi zorlayıp İstanbul'u ele geçirmekti. 1915 Şubat'ında dev zırhlılar Boğaz'a girdi. 19 ve 25 Şubat bombardımanları tabyaları sarstı; Cevat Paşa, giriş mevzilerini geri çekmek zorunda kaldı. Ama asıl fırtına 18 Mart'ta koptu. Nusret mayın gemisinin sessizce döşediği ölümcül hat, İngiliz-Fransız filosunu parçaladı. Bouvet, Irresistible, Ocean… dev gemiler birer birer dibe gömüldü. Boğaz kızıl kana boyandı, duman gökyüzünü kapladı. Deniz harekâtı, utanç verici bir yenilgiyle son buldu.

Denizden geçilemeyeceği anlaşılınca, kara devreye girdi. 25 Nisan 1915 şafağında, Gelibolu Yarımadası'nın güneyinde beş noktada müttefik askerleri karaya çıktı. Seddülbahir ve Arıburnu'nda kanlı köprübaşları kuruldu. Ama Osmanlı askerleri siperlerde direndi; süngüyle, göğüs göğüse çarpışmayla, inatla… Zaman zaman karşı taarruzlarla düşmanı geri püskürttüler. Ağustos'ta Suvla Koyu'na yeni bir çıkarma yapıldı. İngilizler ilerleyiş umuduyla hücum etti. İşte o anda, Conkbayırı'nda bir ses yükseldi: “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” Kurmay Albay Mustafa Kemal, askerlerini ateşe sürdü. Birinci Anafartalar'da İngiliz ihtiyat tümeni sahilde tutunduysa da, ertesi gün Kocaçimentepe-Conkbayırı hattında Anzaklar geri atıldı. İkinci Anafartalar Muharebesi'nde de Osmanlı savunması kırılmadı. Toprak susamıştı; siperler kanla doluydu, ama yarımada geçilmez kaldı.

325 gün süren bu destan, Aralık 1915'te sessiz bir veda ile bitti. Gece karanlığında İngiliz, Anzak ve Fransız kuvvetleri tahliye edildi. Arkalarında bıraktıkları siperler, mezarlar ve anılar, bir ulusun yeniden doğuşunun tohumuydu.

Çanakkale… Bir imparatorluğun son nefesi, bir milletin uyanışıydı. Geçilmezdi; çünkü orada ölümüne direnenler, vatanı göğüsleriyle siper etmişlerdi.

Sonsuz minnet ile Aziz şehitlerimizin ruhları şad olsun.

Alıntı: Leyla Düzel @TomrisGen65





⚽️🗣️🎙️Merhum İlber Ortaylı’nın 🇹🇷Arda Güler hakkındaki sözleri:

İlber Ortaylı’nın Arda Güler hakkındaki sözleri: “O küçük Arda'ya sahip çıkın. O çok, çok yetenekli bir çocuk ve çok iyi bir karakteri v...