📍 Bilecik’teki Karaağaç Tümülüsü’nde yer alan görkemli mezar, Frig Kralı Midas’ın ailesi ya da yakın çevresiyle bağlantılı olabilir. MÖ 8. yüzyıla tarihlenen mezarda, Frig kraliyet gömülerine özgü bronz kaplar ve üzerinde Frigce isim yazılı seramikler bulundu.
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nden Hüseyin Erpehlivan’ın yürüttüğü ve American Journal of Archaeology’nin Ocak 2026 sayısında yayımlanan çalışmaya göre, tümülüsün mimarisi ve mezardaki eserler Frig başkenti Gordion’daki kraliyet gömütleriyle dikkat çekici benzerlikler gösteriyor. Ahşap mezar odası, anıtsal planlaması ve zengin buluntularıyla, gömüt sahibinin yalnızca yerel bir elit değil, Frig güç sistemi içinde ayrıcalıklı bir konuma sahip olduğunu düşündürüyor.
Mezarda ele geçen buluntular arasında Frig mezarlarına özgü bronz kaplar, çok sayıda seramik ve üzerinde Frigce bir isim yazılı bir çömlek bulunuyor. Özellikle situla olarak bilinen, savaş ve alay sahneleriyle bezeli bronz kapların varlığı büyük önem taşıyor. Zira bu tür eserler daha önce yalnızca Gordion’daki Midas Tümülüsü’nde belgelenmişti. Bu durum, Karaağaç Tümülüsü’ndeki gömütün ya Midas’ın ailesinden birine ait olabileceğini ya da kraliyetle doğrudan ilişkili yüksek rütbeli bir yöneticiye işaret ettiğini gösteriyor.
Tümülüsün Frigya’nın siyasi merkezi Gordion’dan yaklaşık 160 kilometre uzaklıkta bulunması ise çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri. Erpehlivan’a göre bu durum, Frigya’nın Assur veya Urartu benzeri katı biçimde merkezileşmiş bir krallık olmadığına; siyasi gücün Orta Anadolu’ya daha dağınık biçimde yayıldığı çok odaklı bir yapı sergilediğine işaret ediyor. Başkentten uzak bir bölgede böylesine gösterişli bir mezarın inşa edilmesi, Frig elitlerinin yalnızca kentsel merkezlerde yoğunlaşmadığını ortaya koyuyor.
Karaağaç Tümülüsü’nün uzun bir zaman diliminde kullanıldığını gösteriyor. Alanda İlk Tunç Çağı’na ait bir mezarlık, Frig dönemine ait ana gömüt ve daha geç dönemlere tarihlenen definler tespit edildi. Bu çok katmanlı kullanım, tümülüsü Orta Anadolu’nun 3000 yıla yayılan gömü geleneklerini anlamak açısından da önemli bir arkeolojik referans noktası haline getiriyor.
Kaynak: American Journal of Archaeology
Türkiye'de bulundu dünyada gündem oldu: Altın dokunuş detayı... 'Benzersiz keşif'
Türkiye'de bulundu dünyada gündem oldu: Altın dokunuş detayı... 'Benzersiz keşif'
Heyecanlandıran keşfin adresi Bilecik. Bozüyük'teki Karaağaç Tümülüsü'nün, MÖ 8. yüzyılda yaşamış ve efsanevi altın dokunuşu ile tanınan Kral Midas’ın ailesinden birine ait olabileceği arkeoloji dünyasını hareketlendirdi. Çok sayıda akademisyen tartışamaya katıldı. Pensilvanya Üniversitesi arkeoloğu Brian Rose, "Yeni keşfedilen tümülüs, neredeyse üç bin yıllık bir dönemi kapsayan mezarlar içermesi bakımından benzersiz." ifadesini kullandı.
Ufuk Dağ
/ Mynet Kıdemli Şef Editörü
MYNET DETAY / Bilecik'te keşfedilen antik bir mezarın, MÖ 8. yüzyılda yaşamış ve efsanevi "altın dokunuşu" ile ünlü Kral Midas'ın ailesinden bir üye için yapılmış olabilme ihtimali arkeoloji dünyasını heyecanlandırdı. Konuyla ilgili çok sayıda akademisyen düşüncelerini dile getirdi. Yeni keşif döneme dair bazı bilinenleri de yeniden tartışmaya açtı.
BAŞKENTTEN 160 KM UZAKLIKTA
Antik Frigya Krallığı'na (MÖ 1200-675) ait olduğu düşünülen kraliyet mezarı, krallığın eski başkenti Gordion'dan 160 kilometre batıda bulundu. Yeni bir araştırmaya göre, bu uzak konum Frigya toplumunun siyasi olarak başkentte yoğunlaşmadığını göstergesi olarak öne çıktı. Bulgulara göre, siyasi gücün Orta Anadolu'daki antik krallık genelinde dağılmış olduğu anlaşılıyor.
"MERKEZİLEŞMİŞ BİR KRALLIK"
Bilecik Üniversitesi'nden arkeolog Hüseyin Erpehlivan, Live Science'a gönderdiği bir e-postada, "Tarihsel olarak Frigya, genellikle Asur veya Urartu imparatorluklarına benzer, merkezileşmiş bir krallık olarak görülüyordu." ifadelerine yer verdi.
MEZAR YENİ TARTIŞMALARI DOĞURDU
Bilecik'in Bozüyük ilçesinde bulunan Karaağaç Tümülüsü'ndeki mezar bunun aksini gösteriyor. Erpehlivan'a göre, başkentten bu kadar uzakta elit bir mezarın yapılmış olması, "Frigya siyasi örgütlenmesinin Gordion'daki gibi tamamen merkezileşmiş, kent odaklı bir sistemle sınırlı olmadığı fikrini destekliyor."
'HEDİYELEŞME' İHTİMALİ
Öte yandan Erpehlivan, mezardaki gösterişli mezar eşyalarının kraliyet ailesine ait bir cenaze törenini değil, bölge valisi gibi kraliyet bağlantıları olan önemli bir kişiyle yapılan kraliyet hediyeleşmesini gösteriyor olabileceğini de kabul etti.
2013'TEN İTİBAREN ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR
Tümülüs (veya mezar höyüğü), doğal bir tepeciğin yaklaşık 8 metre üzerinde ve çevredeki düzlüğün 30 metreden fazla üzerinde yer almakta olup, çapı yaklaşık 60 metre. 2010 yılında uydu fotoğraflarında yağmalama sonucu oluşan hasarın görülmesiyle keşfedilmiş ve araştırmacılar 2013 yılından beri bölgede akademik kazılar yapmakta.
ARKEOLOJİ DERGİSİ'NE KONU OLDU
Amerikan Arkeoloji Dergisi'nin Ocak sayısında yayınlanan tümülüsle ilgili yeni bir araştırmada Erpehlivan, mezarın mimarisini ve mezar eşyalarını analiz etti.
Türkiye de bulundu dünyada gündem oldu: Altın dokunuş detayı... Benzersiz keşif 2
KRALİYET MEZARLARINA BENZİYOR
Erpehlivan, tümülüsün içindeki ahşap odalı mezarın anıtsal mimarisinin Gordion yakınlarındaki seçkin mezarlarla karşılaştırılabilir olduğunu, mezardaki eşyaların ise başkentteki kraliyet mezarlarında bulunanlara benzediğini söyledi. Karaağaç Tümülüsü'ndeki bu mezarın özelliklerinin "Tamamen yerel, seçkin olmayan bir birey için beklenenden çok daha fazlasını gösterdiğini ve bunun yerine Frigya güç yapılarının içine yerleşmiş bir figüre işaret ettiğini" belirtti.
MEZARDA NELER BULUNDU?
Erpehlivan ve meslektaşları, mezarda bulunan eşyalar arasında çok sayıda seramik kavanoz olduğunu, bunlardan birinin üzerinde Frigyaca bir isim yazılı olduğunu ve birkaç situla (genellikle savaş, av ve geçit törenleri sahneleriyle süslenmiş, özenle işlenmiş bronz kaplar) bulunduğunu tespit etti. Bu bulgular, mezardaki kişinin yerel bir kraliyet rütbesine sahip olduğunu veya Midas kraliyet ailesiyle bağlantısı olduğunu ihtimalini güçlendirdi.
Ayrıca Situlaların varlığına dikkat çekildi. Sebebi ise bu çalışmadan önce, belgelenmiş tek örnekler muhtemelen babası Gordias'ın mezarı olan Gordion'daki "Midas Höyüğü"nde bulunmuştu. Erpehlivan, eserlerin mezarın tarihini MÖ 740 ile 690 yılları arasına tarihlendirmeye de yardımcı olduğunu yazdı.
ANTİK KRALLIK TARİHİ
Midas, günümüzde her şeyi altına çeviren "Altın Dokunuşu" veya "Midas Dokunuşu" efsanesiyle geniş çapta tanınmaktadır. Bu altın, yiyeceklerini, içeceklerini ve kızını da kapsar. Bu ibretlik öykü, MÖ 4. yüzyılda açgözlülüğe örnek olarak gösteren antik Yunan filozofu Aristoteles tarafından da biliniyordu. Efsane daha sonraki yazarlar tarafından hikayeleştirildi. Hikayedeki kız çocuğu ise 19. yüzyılda Amerikalı yazar Nathaniel Hawthorne tarafından eklendi.
MİDAS'IN MEZARI BULUNAMADI
Ancak Midas, MÖ 8. yüzyılda yaşamış, Orta Anadolu'daki Frigya'nın gerçek bir kralıydı. Antik Yunanlılar onun inanılmaz derecede zengin olduğunu düşünüyorlardı ve efsanenin bu kısmının doğru olduğu düşünülüyor. Birçok Frig kraliyet mezarında süslü metal işçiliği, mücevher, çömlek, nadir ahşap mobilyalar ve ince tekstil izleri keşfedildi. Gordion yakınlarında 120'den fazla mezar höyüğü var ve bunların yaklaşık yarısı incelenmiş durumda; ancak Midas'ın mezarı henüz bulunamadı.
BULUNAN ESKİ MEZARLAR NEYE İŞARET EDİYOR?
Erpehlivan ve meslektaşları Karaağaç Tümülüsü'nün içinde insan kalıntıları keşfettiler, ancak bunların mezarın asıl sahibine ait olduğunu düşünmüyorlar. Kemiklerin bazıları, bölgede zaten var olan eski bir mezarlıktan, diğerleri ise Frig mezar höyüğü ve türbesi inşa edildikten sonra yapılan definlerden kalma.
"BENZERSİZ"
Pensilvanya Üniversitesi arkeoloğu Brian Rose, Live Science'a gönderdiği bir e-postada, "Yeni keşfedilen tümülüs, neredeyse üç bin yıllık bir dönemi kapsayan mezarlar içermesi bakımından benzersizdir" dedi. Rose, son çalışmada yer almamış olsa da, Gordion'da onlarca yıldır mezar kazıları yapıyor. Rose yazısının devamında "Özellikle sevindirici olan, Frigya'nın başkenti Gordion'da yeni kazılan diğer iki mezar höyüğünün de aynı döneme ait olması nedeniyle, bu tümülüsün sekizinci yüzyılın sonlarında Kral Midas'ın saltanatına tarihlenmesidir" ifadelerine yer verdi.
"ÇOK ÖNEMLİ BİR KANIT"
Sofya'daki New Bulgarian Üniversitesi'nden, çalışmaya dahil olmayan arkeolog Maya Vassileva, yine Live Science'a gönderdiği bir e-postada, Karaağaç Tümülüsü'nün Gordion'dan uzakta bulunan seçkin bir Frigya mezarlığı için "çok önemli bir kanıt" olduğunu söyledi.
Ancak Vassileva, mezardan çıkan situla parçalarının kraliyet bağlarının bir işareti olduğuna dair şüphelerini de dile getirdi. Vassileva konuyla ilgili, "Situla parçalarının varlığını yerel bir kraliyet statüsünün veya kraliyet bağlarının kanıtı olarak görmezdim." dedi. Vassileva konuyla ilgili düşüncelerini "Önerilen diğer hipotez, yani seçkinler arasında hediye alışverişi daha makul görünüyor." ifadeleriyle belirtti.
Alıntı: https://www.mynet.com/turkiye-deki-kesif-dunyada-gundem-oldu-antik-mezarda-kraliyet-ailesinden-biri-mi-yatiyor-190101296779