Gaziantepli Mennan Usta’yı duydunuz mu?
— Türk Savunma Sanayii (@SavunmaEkseni) April 19, 2026
Gördüğü makineyi 10 dakikada çözen, uluslararası makine fuarlarına girmesi yasaklanan bir ustadan bahsediyoruz.
Gelin, bu sıra dışı hikayeye birlikte bakalım.
1952’de Gaziantep’te doğdu. 10 yaşında bir demir atölyesinde çırak olarak… pic.twitter.com/4kQkHUbuyC
Gaziantepli Mennan Usta’yı duydunuz mu?
Gördüğü makineyi 10 dakikada çözen, uluslararası makine fuarlarına girmesi yasaklanan bir ustadan bahsediyoruz.
Gelin, bu sıra dışı hikayeye birlikte bakalım.
1952’de Gaziantep’te doğdu. 10 yaşında bir demir atölyesinde çırak olarak çalışmaya başladı.
İlkokulu 9 yılda bitirdi. Sonrası yok. Ama atölye onun okulu oldu.
Bir gün Gaziantep’e bir Fransız gelir. Tekstilcilere seslenir:
“Makineleriniz yetersiz… Yenileyin, dünya pazarı sizin olsun.”
En iyi makinelerin Fransa’da olduğunu söyler. Bir makinenin fiyatı ise milyonlarca dolar.
Mennan Usta dinler. Kafasına takar. Gider, makinenin başında dolaşır. Ölçer, bakar, çözer. Ve geri döner.
Atölyesinde demiri eritir. Çeliği büker. Parçaları tek tek üretir.
Fransızların yaklaşık 1 milyon doların üzerinde sattığı makineyi, 400 bin dolar seviyesine indirerek üretir.
Başka bir örnekte, milyon Euro’luk makineleri çok daha düşük maliyetle yerli olarak ortaya çıkarır.
Bir gün Gaziantep’in başka bir sorunu karşısına çıkar: Kanalizasyon çamuru.
Şehir her gün yüzlerce ton atıkla mücadele eder. Çözüm dünyada aranır. Mennan Usta yine itiraz eder:
“Memleketteki ustalar öldü mü?”
Atölyeye döner. Gençleri yanına alır. Bir sistem kurar. Her gün yaklaşık 160 ton çamur işlenir. Kurutulurken enerji üretilir.
Kalan atık sanayide kullanılır.
Yaptıkları Gaziantep’te kalmaz.
Suriye’ye, İran’a, Pakistan’a, Fas’a, Romanya’ya… Hatta Brezilya’ya kadar uzanır.
Türkiye ilk kez bazı makineleri ihraç eder hale gelir.
Bu yetenek fark edilir. Ama takdir kadar korku da doğurur. Avrupa ve ABD’de düzenlenen makine fuarlarına girişi yasaklanır.
Gerekçe açık değildir. Ama herkes bilir: Gördüğünü yapmaktadır.
Yasaklanır. Ama vazgeçmez. Bir yolunu bulur. Yine girer. Yine bakar. Yine yapar.
Sadece üretmez. Yaklaşık 7 milyon dolarlık Ar-Ge yatırımıyla kendi teknolojisini geliştirir.
TÜBİTAK tarafından ödüllendirilir. Üniversiteler onu kürsüye davet etmek ister. Ama diploması yoktur. O da tebeşiri cebinden çıkarır, tasarımlarını yere çizerek anlatır.
O hep aynı şeyi söyler:
“Çeliğe hükmetmeyen, hiçbir şeye sahip çıkamaz.”
9 Haziran 2015’te hayata veda eden Mennan Usta, geride makinelerden daha büyük bir şey bıraktı:
Üreten bir akıl.
Kendi ayakları üzerinde duran bir sanayi fikri.
Ve bir vasiyet:
“Gençler bilim ışığında yetiştirilsin.
İmkanlar verilsin. Önleri kesilmesin.”