''Tartışılması gereken asıl nokta, düşünme yönteminin ne olacağıdır. Türkiye’nin fikir ve teori üretme noktasındaki eksikliğinin temelinde de bu vardır. Buradaki eksiğin felsefe ve edebiyat eksiğinden kaynaklandığını söylemektense aileden alınan ilk eğitimle başlayan düşünme – üretme denkleminin yöntem yetisine sahip olmayı sağlama eksikliği üzerinde durulmalıdır.
Doğanın değişmez ilkesi diyalektik, Antik Çağ’dan bu yana insanlığın en büyük kazanımlarından biri olmuştur. Hegel ile birlikte yeni bir vücuda kavuşan diyalektik, büsbütün bir idealizm içerisinde 19. yüzyılın sarsıcı fikir ve yöntemlerinden birini oluşturmuştur. Evreni “maddeleşmiş bir fikir” olarak gören Hegel, düşüncenin hareketini evrenin hareketine yöneltmişti. Yani ona göre önce fikir sonra maddeydi. Marx ise yıllar sonra diyalektiği “gökten indirerek” dünyevileştirdiğini söyleyecekti. ''
....
....
Kaynak/ Alıntı: Yiğit Çınar @yigitcinar_