Blog Listem

20240907

🎞️"Biz Anadolu'yu, bir Hristiyan devletten aldık. Bizans'ın Müslüman tebaası yoktu."

 

Kaynak: @DusunurYed60228


🇹🇷📺 RTÜK, Türk ordusunu karalayan Netflix dizisini #Famagusta engelliyor! 🚫🎬 Dizi Yunanistan dışında yayınlanmayacak.

🎞️ Netflix, Kıbrıs'taki şehitlerimizi ve Kanlı Noel gibi Yunan mezalimini hiç yokmuş gibi gösteren Yunan propaganda dizisini uluslararası yayından kaldırdı!


20240906

🇹🇷⚓️🚢Türk denizciliğinin Akdeniz hâkimiyeti ve ABD ile anlaşma



Türklerin denizciliğini küçümseyenler, Akdeniz hakimiyeti falan abartılı diyenler, deniz gazilerimizi hor görenler bu anlaşmadan haberdar mıdır sizce? İşte bundan tam 229 sene evvel 5 Eylül 1795 tarihinde ABD'yi haraca bağladığımız anlaşmanın orjinal metni. 

Osmanlı, o dönem ABD'yi muhatabı görmediği için anlaşma, George Washington ile Cezayir Dayısı Hasan Paşa arasında imza edilmiş. 

  • Anlaşma ile Garp Ocakları, Akdeniz'e giren ABD gemilerine el koymamayı taahhüt ediyor. ABD de daha önce el konulan gemi ve esirlerine karşılık 585.000 dolar fidye vermeyi, ayrıca her sene 12.000 Cezayir altını ödemeyi kabul etmiş. 
  • Dahası Akdeniz'de yaptıkları her ticaretin yüzde 5'ini de Garp Ocakları'na ödemeye mecbur kalmışlar. 
  • Bu anlaşma, hem ABD'nin kendi tarihinde haraç vermeyi kabul ettiği hem de İngilizce dışında bir dilde imzaladığı (Arapça harflerle yazılmış Türkçe metin) tek anlaşma.

20240905

🌃İstanbul Manzaraları

 

🏞Nallıhan Kuş Cenneti

 

        Nallıhan Kuş Cenneti 1959 yılında hizmete giren Sarıyar Barajı’nın kuzeyinde Aladağ Çayı’nın Sarıyar Barajı ile birleştiği yerde oluşmuş yapay bir sulak alan ekosistemidir. Ankara ili, Nallıhan ilçesi, Davutoğlan köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Tarihi ipek yolu üzerinde bulunan Nallıhan Kuş Cenneti, Ankara ve Eskişehir illerine 130 km, İstanbul’a 300 km, Bolu’ya 100 km, Beypazarı ve Nallıhan ilçelerine ise 30 km mesafededir.

        Nallıhan Kuş Cenneti ülkemizin önemli kuş alanlarından biridir. Barındırdığı kuş varlığı nedeniyle “Nallıhan Kuş Cenneti” olarak tanımlanmıştır. Aladağ Çayı’nın Sarıyar Barajı ile birleştiği yerde, kuşların daha yoğun olarak görüldüğü 425 ha’lık alan 1994 yılında Yaban Hayatı Geliştirme Sahası olarak tefrik edilmiş ve avcılık yasaklanmıştır. Sahada avcılığın yasaklanması, insan faaliyetlerinin sınırlandırılması ve kamuoyunda farkındalık düzeyinin artmasıyla, kuşlar güvenle üreyebilecekleri ve barınabilecekleri bir alana kavuşmuştur.

        Aladağ Çayı ve çayın baraja döküldüğü yerde oluşan söğütlükler, sazlıklar ve ılgınlar ile geniş tarım arazileri, kavaklıklar, bozkır alanları, kayalık yarlar ve tepelikler gibi ekolojik karakteri farklı yaşam alanları ve zengin besin varlığı değişik türden kalabalık kuş gruplarının alanda barınmasına imkan sağlamaktadır.

        Bugüne kadar Nallıhan Kuş Cenneti’nde 191 kuş türü gözlenmiştir. Sadece Nallıhan Kuş Cenneti değil, Sarıyar Barajı’nın tamamı kuş yaşamı açısından önemlidir. Sarıyar Barajı kışın binlerce su kuşunun alanda barınmasına imkan sağlamaktadır. Ülkemizde uzun yıllardır yapılan Kış ortası su kuşu sayımları (KOSKS) sırasında bazı yıllar barajda kışlayan su kuşu sayısının 50.000’i geçtiği gözlenmiştir. Alanda kışlayan kuşların önemli bir kısmını yeşilbaş, angıt, elmabaş patka, sakarmeke, karabatak ve karabaş martı türleri oluşturmaktadır. 

       Aladağ Çayı’nın baraja döküldüğü yerde oluşmuş söğütlük, balıkçı türleri için ülkemizdeki en önemli üreme habitatlarından biridir. 5 ha’lık söğütlük alanda; 190 çift küçük akbalıkçıl, 170 çift gri balıkçıl ve 140 çift gece balıkçılı üremektedir. Gri balıkçıl yuvalamak için söğüt ağaçlarının üst ve orta dallarını tercih ederken, küçük akbalıkçıl yuvalama alanı olarak üst dallara yakın ve/veya orta dalları kullanmaktadır. Gece balıkçılı ise söğüt ağaçlarının en alt dallarını kullanmaktadır. Her söğüt ağacında 8 ile 15 arasında yuva  yapmaktadırlar. Koloninin yakınlarındaki söğüt ağaçlarında ise kuluçkaya yatan 2 çift kara çaylak kaydedilmiştir. Kuş Cenneti’ndeki sazlık alanda ise küçük batağan (>5 çift), bahri (2 çift), alaca balıkçıl (2 çift), angıt (20-30 çift), yeşilbaş (15-20 çift), sakarmeke (10 çift) kuluçkaya yatmaktadır.

        Kuş Cenneti’nin arka sırtlarında yer alan ve doğu ve güney yönünde uzanan kayalık yarlar kara leylek ve yırtıcı kuş türleri için önemli üreme habitatları oluşturmaktadır. Bu bölgede 4 çift kara leylek, 1 çift kızıl şahin, 2 çift kukumav ve kaya kırlangıcı ile kaya sıvacı kuşunun üredikleri  kaydedilmiştir. Türkiye’nin Önemli Kuş Alanları Güncellemesi’nde ise bölgede 20 çift kara çaylak ve kara leyleğin ürediği belirtilmiştir (2004). Alanda şimdiye kadar geniş çaplı bir üreme çalışması yapılmamış olmasından dolayı bu rakamların daha da fazla olduğu tahmin edilmektedir. Yapılacak detaylı bir üreme çalışması sonucunda başta yırtıcılar olmak üzere alanda kuluçkaya yatan çok sayıda kuş türünün tespit edileceği düşünülmektedir.Alanda üreyen, kışlayan, beslenen ve barınan kuş popülasyonları için Aladağ Çayı’nın varlığı ve baraj su seviyesindeki mevsimsel salınım büyük önem taşımaktadır. Kuş Cenneti’nde üreyen balıkçıl ve leylek türlerinin hemen tamamı Aladağ Çayı ve Çay’ın etkilediği alanlarda beslenmektedir.  Kuşların üreme dönemi olan Mayıs- Temmuz ayları arasında barajdaki su seviyesinin yükselmesi ağaçlarda ve sazlıklarda kuluçkaya yatan kuşlar için güvenli ve korunaklı ortamların oluşmasını sağlarken, alanda kuşların besinini oluşturan kurbağa, böcek, balık vs. canlıların popülasyonlarının artmasını da sağlar. Kurak geçen yıllarda özellikle balıkçıl ve leylek türlerinin popülasyonlarında düşüşler görülmesinin nedeni baraj sularının alana ulaşamaması ve kuşların beslenmesi için uygun ortamların oluşmamasıdır. Bu nedenle alandaki kuş varlığının devamlılığı için Aladağ Çayı’nın korunması ve ilkbaharda baraj sularının söğütlüklerin bulunduğu alana yayılması hayati önem taşımaktadır.

        Alan jeolojik yapısı ile adeta bir açık hava laboratuarı niteliği sunmaktadır. Ayrıca, çökelme ortamının özelliklerini yansıtan sarı, kahverengi ve kırmızımsı tabakaların üst üste tekrarlanması ile görsel açıdan da olağanüstü bir peyzaja sahiptir.Nallıhan Kuş Cenneti gerek her mevsim barındırdığı kuş topluluklarıyla, gerekse jeolojik ve peyzaj değerleriyle doğa fotoğrafçılığı ve kuş gözlemciliği için ideal bir ortam oluşturmaktadır. Nüfus yoğunluğu bakımından Türkiye’nin ikinci büyü şehri olan başkent Ankara’ya günübirlik ziyaret mesafesinde olması ve alandaki alt yapı imkanları gerek günübirlik doğa fotoğrafçılığı ve kuş gözlemciliğine yönelik ziyaretler, gerekse Ankara’daki her düzeydeki öğrencilere doğa koruma bilincinin geliştirilmesine yönelik eğitim faaliyetleri için ülkemizdeki en uygun bir kaç sulak alandan biri olma özelliğine sahiptir.

Alanda gözlenen türlerin durumları:

  • Yerli tür: Yerli türler bütün yıl boyunca bölgede bulunurlar. Göç etmezler. 
  • Yaz ziyaretçisi: Kışı Afrika gibi güney bölgelerde geçirip üremek için bölgeye gelen türlerdir.
  • Kış ziyaretçisi: Kuzey bölgelerde üreyip kışı geçirmek için alana gelen türlerdir.

        Geçiş türü: Ülkemizde üremeyen ya da kışlamayan türlerdir, sadece ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde ülkemizden geçerken görülen türlerdir.

Alıntı: http://www.nallihan.gov.tr/kus-cenneti

🎞50.yıl Belgeseli - Kıbrıs Türkünün gerçekleri

 




 

20240903

Cumhurbaşkanlığı Forsu’nun özelliği

Cumhurbaşkanlığı Forsu, Ortada bir Güneş ve 16 yıldızdan ibarettir. Yani Toplam 17 Yıldız vardır. Bu Fors Atatürkün Emriyle, Deniz Matbaası Baş ressamı Hüsnü Tengüz'e yaptırılmıştır. Gördüğünüz yıldızlar Osmanlı İmparatorluğu da dahil, diğer Türk Devletlerini ifade eder.

@NurayBLGL1 Nuray Bilgili

20240831

Deniz, Kara ve Hava Harp Okulu'nda mezuniyetinde bir ilk. Üç okul birincisi kız öğrenciler oldu.

 

Deniz, Kara ve Hava Harp Okulu'nda mezuniyetinde bir ilk. Üç okul birincisi kız öğrenciler oldu. Teğmenlerimize vatan görevinde başarılar diliyoruz.

Şule Perinçek @suleperincek


20240830

🎞 İşgalci 🇬🇷Yunanlıların gözünde 🇹🇷Türk Kurtuluş Savaşı?


Bahaneler ardı ardına sıralanmış. Eğri oturup doğru konuşsunlar. Türklerin kahramanca savaşması ve yurdunu cesaretle, büyük bir fedakarlıkla savunması sonucunda yenildiniz

🎞 Başkomutan Meydan Muharebesi

 

Atatürk'ün 30 ağustos için söylediği sözler

Atatürk 30 Ağustos için ne dedi?

Atatürk'ün 30 ağustos için söylediği sözler merak ediliyor. 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar'da Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kazanılan Büyük Taarruz’un 102. yıldönümünü büyük bir gurur ve coşkuyla kutluyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu büyük zaferin ardından iki yıl sonra, 30 Ağustos 1924’te Dumlupınar’da yaptığı konuşmada, zafer yolunda yaşananları detaylı bir şekilde anlatarak Cumhuriyet tarihimizin önemli anlarını paylaşmıştı. İşte, Atatürk’ün 30 Ağustos konuşması...

Büyük Taarruz’un ilk büyük resmi kutlaması, Cumhuriyet’in ilanından sonra 30 Ağustos 1924’te Dumlupınar’da yapıldı. Bu törende Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, zafere giden süreci ayrıntılı bir şekilde anlatırken, tarihe geçen şu sözleri sarf etti: “Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz…” İlk kutlamanın detayları, dönemin Hakimiyeti Milliye Gazetesi’nde geniş bir şekilde yer aldı. Günün anlam ve önemine istinaden Atatürk'ün 30 Ağustos hakkındaki sözleri merak ediliyor. 

 🎞 Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 30 Ağustos 1924'de Zafertepe Çalköy’deki konuşması… 

İşte Atatürk'ün 30 Ağustos 1924 konuşması...

Atatürk'ün 30 ağustos için söylediği sözler

"Efendiler!

Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa verdiği kıymetli açıklamalarla burada hazır olanlara Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Savaşı’nın ve kesin sonuç veren 30 Ağustos Savaşı’nın oluş şekli hakkında bir fikri özetlemişlerdir. Beş gün aralıksız geceli gündüzlü süren en büyük Meydan Savaşı”nın gerçek içeriği bugün verilen açıklamalardan fazla, yarın tarihin hakemleri tarafından, araştırmacıların inceleme araştırma ve kararları okunduğu zaman daha açık, daha belirgin bir şekilde anlaşılacaktır. Beni milletim, Türk milleti, güvenine lâyık görerek bu hareketlerin başında bulundurdu. Bu görev ve işimin mutlu anısını duygulanarak sevinçle ve gururla saklıyorum. Görevlerini milletin vicdanından gelen gerçek ihtiyacına, yalnız onun yüksek fikrine uygun olarak yapmış olanlara özel bir vicdan rahatlığı ile bugün önünüzde bulunurken duyduğum mutluluğu ifade edemem.

Atatürk'ün 30 Ağustos esprisi

Tarihçi yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, Ankara'da gerçekleştirilen "Hürriyet ve Bağımsızlık Fikrinin Ölümsüz Abidesi 30 Ağustos Zaferi" başlıklı söyleşide başkentlilerle bir araya geldi. Ortaylı, etkinlikte Atatürk'ün 30 Ağustos Zaferi ile ilgili yaptığı espriyi de katılımcılarla paylaştı.

Ortaylı, konuşmasında şunları ifade etti:

"Ağustos zaferlerinin en sonuncusu 30 Ağustos'tur; 26 Ağustos-30 Ağustos arası, toplam 4 gündür. Geri kalan ise tamamen ricat eden bir orduyu kovalamaktan ibarettir. Gazi Paşa 14 gün süre istemişti. Ancak 13 günde bitti, 'Demek ki yanılmışız bir gün' diye espri yapmıştır."

Kaynak: Duygu Yeşilgöz / Sözcü

Yunan generallerin 'Mustafa Kemal' şaşkınlığı

 

Yunan generallerin 'Mustafa Kemal' şaşkınlığı

Mustafa Kemal Paşa'nın emriyle, 26 Ağustos sabahı başlayan Büyük Taarruz, başından sonuna kadar tarihe geçen pek çok olaya sahne olmuştu.  Büyük Taarruz'un 102. yıl dönümünde o günlere damga vuran olaylardan biri...

Büyük Taarruz esnasında birçok Yunan askeri esir alınmıştı. Bu askerlerin arasında generaller de vardı. Türk ordusu taarruzun üçüncü günü Dumlupınar'a ulaşmıştı. Fırka kumandanı Kazım Paşa, esir alınmış dört yunan generalini Mustafa Kemal Paşa'nın huzuruna getirdi.

Generallerden biri karşısındaki kişinin Mustafa Kemal Paşa olduğuna inanmakta güçlük çekti. Hayretle sordu:

"Bu Mustafa Kemal Paşa bizim bildiğimiz Mareşal Mustafa Kemal midir?"

"Başkumandanlık muharebesini bizzat kendisi idare etmiştir" yanıtını alınca bir müddet sustu ve dudaklarından şu sözler döküldü:

"Zafer, galibiyet, şeref ve bu topraklar, her şey sizin hakkınızdır. Bizim Hacıanestis İzmir'den kıpırdayamadı."

Yaşar Özer

 

‘’... Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”

“Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümid etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı, bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarları ile sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu; Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”

-Atatürk


Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve bağımsızlığımız uğruna şehit olmuş tüm kahramanlarımızı saygıyla yad ediyorum.

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu ve ebedi olsun! 

Selçuk Erenerol @selcukerenerol

Karikatür: Dünyanın kulağındaki küpe: 30 Ağustos 1922


 

🎞️ 30 Ağustos'a giden süreç... Büyük Taarruz nasıl hazırlandı?

  

30 Ağustos'a giden süreç... Büyük Taarruz nasıl hazırlandı? 

ATABE GYY Şule Perinçek

🇹🇷🇹🇷🇹🇷30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun....🇹🇷🇹🇷🇹🇷

 








20240827

Türk Mutfağı: Tandır restoranı

Aydın’ın köşk ilçesinde, Türkiye’nin en iyi on tandır restoranı arasında bulunan Uğur restoranda, tandır kebabı yedik.  Burada et açık ateşle, alevle  değil, taşların sıcaklığıyla 10-12 saatte pişiyor.  Kuyu kebabı da denen bu pişirme usülü, bin yıllık bir yörük geleneği.  Böyle pişen etin muhteşem bir tadı var.  Restoran sahipleri Sait Bey ve oğlu Volkan bey’i gönülden kutluyorum.

Ergun Kırlıkkovalı






20240826

Galata Kulesi ve "Süper Mavi Dolunay"

İstanbul'da "Süper Mavi Dolunay" olarak isimlendirilen dolunay, Galata Kulesi ile birlikte görüntülendi. 

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)

20240823

🇹🇷Sakarya Meydan Muharebesi'nin 103. yıldönümü kutlu olsun...🇹🇷🎆


«Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz.” 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

Kahramanmaraş’ta Yassıhöyük'te yapılan kazılardaki yeni buluntular

 📍 Kahramanmaraş’ta Yassıhöyük'te yapılan kazılarda 2800 yıllık karbonlaşmış nohut, buğday, kayısı çekirdeği, üzüm ve sarımsak taneleri bulundu.

21 kilogramlık bu bulgular, Afşin ve çevresinin Orta Demir Çağ sonlarındaki tarımsal çeşitliliğini ve potansiyelini gözler önüne seriyor. Kazı çalışmaları sırasında Demir Çağlarına ait önemli verilerin ele geçtiğini, özellikle Geç Demir Çağı tabakasında tespit ettikleri mermer tabaklar gibi prestij objeleri ile mimarinin genel özelliklerinin, Yassıhöyük'ün bu süreçte yerel bir yönetime ait idari merkez olabileceğine dair güçlü ipuçları sunduğunu dile getiren Kazı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Elif Baştürk, "Geç Demir Çağı'nın başları, Orta Demir Çağı'nın sonlarıyla tarihleyebileceğimiz daha alt dönem tabakalarda ise işlik ve depolama alanlarıyla bağlantılı bazı çukurlar ve silik bir mimari tespit ettik. Bu çukurlardan birinin içinden de 21 kilogram kadar karbonlaşmış nohut örneği açığa çıkarıldı. Bu nohut tohumlarının içerisinde aynı zamanda buğday kalıntıları, üzüm çekirdekleri, kabukları üzerinde kurumuş üzüm taneleri, kayısı çekirdekleri ve sarımsak taneleri çıktı. Bu bitkisel kalıntılar, bölgenin hem tarımsal potansiyelini hem çeşitliliğini göstermesi açısından önemli veriler. Bu tür bulgular pek çok kazıda taneyle, avuçla, gramla gibi bulunabilir. Ancak böylesine 21 kilogram ve daha fazlasının olduğu bulgular çok nadir” dedi. 

Kaynak: AA


🎞️ 1970'li Yıllarda İnsanların Yaşam Tarzı

 ''Toplumsal ve kültürel yapıdaki köklü dönüşümler, sanayileşme olgusunun ortaya çıkardığı sorunlar, köylerden kentlere ve yerleşme birimlerine göçler, teknoloji ve iletişim alanındaki hızlı gelişmeler, bunlara bağlı yan etkenler, kökü 70’lerden önceye dayanan bir oluşumun devamını oluşturmuştur. Bu dönemde hızlı ve dengesiz kapitalistleşmenin de etkisiyle kendilerini farklı yollarla ifade etmek isteyen aşırı uçlar, “sağ”, “sol”, “İslâmcı”, “milliyetçi” gibi ideolojik söylemlerle kutuplara ayrılmıştır.

Bunun yanında siyasi partiler içerisinde de gözlenen bu çeşitlilik ve bölünmüşlük gündelik hayata da yansımış, aynı düşüncede olanlar kendi kültür derneklerini, yayın organlarını, tiyatro gruplarını ve ortak giyim biçimlerini oluşturmuşlardır. Toplumdaki kutuplaşmanın boyutlarını göstermesi bakımından, 70’lerin sonlarına doğru her ilde, her mahallede “sağcı”/“solcu” örgütlerin elinde bulunan “kurtarılmış bölgeler” in oluşturulması, insanların siyasi tercihlerinden dolayı kolaylıkla hedef haline gelmesi tipik bir örnek olmuştur.
Sokaklarda yaşanan çatışmalar, protesto gösterileri, boykotlar, ölümler, sıkıyönetim uygulamaları, basına, ifadeye getirilen yasaklamalar kitlelerde huzursuzluğa yol açmış, üniversiteler başta olmak üzere, toplumun her katında siyasallaşmanın etkileri yoğun bir biçimde görülmeye başlanmıştır. İnsanlar artık daha rahat seyahat edebiliyor bu yüzden başka kültürlerin kıyafetlerini de beraberlerinde getiriyorlar. Etnik kıyafetler, doğuya özgü kıyafetler bu şekilde ortaya çıkıyor.Genç erkeklerin traşlı bir yüze ve kısa saçlara sahip olmaları gerektiği kuralı uzun saç ve sakallarla bozuluyor. Kızlarda saçlarını uzatıyor ve çok az makyaj yaparak doğallığı benimsiyorlar.Giyilen kıyafetler genelde açık ve bol ki bu da özgürlüklerinin simgesi. Bunun yanı sıra bol paça pantolonlar, batik boyalı tişörtler ve şal baskılar da hippie giyim tarzının önemli sembolleri oluyor. Öte yandan, 70’li yıllar, Türkiye’nin teknolojik gelişimi açısından da bir geçiş dönemi olarak değerlendirilmektedir. Özellikle otomotiv sanayide, takım tezgâhları, makine imalatı, fabrika donanımı gibi alanlarda yerli üretime geçilmesi, tesislerin artırılması gibi önemli atılımlar yapıldığı görülmüştür. Bu dönemde hız kazanan sanayileşme olgusu, yalnızca tüketim kültürünün oluşmasına değil aynı zamanda köyden kente göç hareketinin hız kazanmasına, Ankara, İstanbul gibi şehirlerde nüfusun yoğunlaşmasına ve yurt dışına işçi olarak gitmek isteyen insan sayısının artmasına yol açmıştır. 70’lerde toplumsal yaşama etki eden bir diğer unsur ise televizyonun 1970’li yıllarda hızla yaygınlaşmaya başlamasıdır. Televizyonun toplumsal yaşama katılmasının en önemli etkisi, iletişim olanaklarının artması ve taraflı yayıncılık nedeniyle devletin kültür politikalarının kitlelere en kısa yoldan ulaştırılması olmuştur. Televizyon, her şeyden önce toplumun eğitilmesinde bir araç olarak görülmüş, halkı kendi sorunlarından, dünya sorunlarından haberdar etmesi, devlet-halk ilişkilerini sağlamlaştırması, kalkınma bilincinin kazandırması beklenmiş, özellikle, “köylerin ve köylülerin bilgi ve görgü ufuklarını genişletmesi” için televizyon alıcılarının yurdun en ücra köşelerine kadar yaygınlaştırılması amaçlanmıştır. Televizyonun radyonun önüne geçmesinin temelinde ise “halk gördüğüne inanır” düşüncesi yatmaktadır. 70’li yılların müziğinde ise, dönemin ruhunu yansıtan çok seslilik egemen olmuştur. Bu dönemde gazinolar eğlence hayatına yön vermeyi sürdürmüş, bir müzik yapıtının televizyon ekranlarında yayımlanması, Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği, Türk Hafif Batı Müziği’nin “seçkin” örneklerine yer veren TRT’nin denetiminden geçtikten sonra mümkün olabilmiştir . 70’lerde “Anadolu Pop” yapmak ve dinlemek modadır. Özellikle Barış Manço’nun yaygınlaştırdığı, Anadolu folkloru, yerel deyişler ve atasözlerinden beslenen bu müzik türü, Moğollar, Üç Hürel ve Modern Folk Üçlüsü gibi gruplarca da benimsenmiştir''.
Video yapım ve seslendirme: Kadir Tanıkulu

Hasanoğlan Köy Enstitüsü

🎞️ Güzellik Nedir? - TRT Arşivi (1977)

 

Güzellik nedir? Kadınlar neden makyaj yapar? Halkın bu sorulara verdiği cevaplar (1977)

🎞️İlkokullarda Beslenme Saati Uygulaması (1977)

🎞️ Türk Dilinin Kullanımı (1995) | TRT Arşivi Çeşitli haber sunucuları ve sanatçıların değelendirmeleri

🎞️ Göksel Kortay, Türk dilinin kullanımı hakkındaki yorumlarını paylaşıyor.

 

🎞️ Ülkü Giray'ın yorumuyla Türk Dili (1995)- TRT Arşivi

🎞️"Kelimeler Benim Oyuncağımdı" Jülide Gülizar (1995) | TRT Arşiv



🎞️ TRT Arşiv'de Dikkat Çeken Röportajlar | Eski Kelimelere Özlem Arttı

 

20240822

📚Kemalist Eğitimin Tarih Dersleri Seti - 4 CiltTakım

 

1931-1941 Yılları Arasında Liselerde Okutulan Temel Eser

1931 yılında ilk basımı yapılan ve 1941'e kadar liseler de okutulan dört ciltlik Tarih kitapları, Atatürk'ün Avrupamerkezci Tarih tezlerine karşı ulusal-devrimci teorisini inşa etme amacıyla başlattığı Tarih çalışmalarının en önemli ürünlerinden biridir. Lise Tarih kitapları, Devrimci kuşakların ideolojisini belirleyen temel eser olmakla birlikte, Kemalist Devrim'in ideolojisini incelemek isteyenler için de, eşi bulunmayan bir kaynaktır. Tarih kitapları, evrenin ve insanın yaratılmış teorisini çürütüyor ve bu süreçleri bütünüyle bilimsel verilerle açıklıyor. Cumhuriyet'in lise öğretimi, İslamiyet'in dışından yazılmış bir İslam Tarihini içeriyor. İslam, Doğa üstü bir kuvvetin değil, fakat tarihsel-sosyolojik gelişmelerin ürünü olarak inceleniyor...

Bu kitapta, özgün metnin tarihsel havasının korunmasına dikkat edildi. Bu nedenle yalnız bugün bilinmeyen sözcükler değiştirildi. Tarih kitabı, yeni kuşaklara ilk yayımlandığı yazı karakteriyle, sayfa düzeniyle ve ciltle sunuluyor. O zamanın yoksul Türkiye’sinin devrimci eğitime verdiği önem, kitabın yalnız içeriğine değil, kâğıt, baskı ve cilt kalitesine de yansımıştı.

Kemalist Eğitimin Tarih Dersleri

I.CİLT

• İnsanlık tarihine giriş

• Kâinatın ve tabiatın oluşumu

• İnsanın Evrimi

• Türk tarihi ve medeniyeti

• Çin, Hun, İskit, Hint, Kalde, Elam, Asur, Mısır, Anadolu, Fenike, İbrani, İran, Ege, Etrüsk medeniyetleri


II.CİLT

• İslam tarihi

• Ortaçağ Asya ve Avrupa'sında Türk medeniyetleri

• İlk Müslüman Türk devletleri

• Ortaçağda Anadolu'da Türk devletleri


III.CİLT

• Osmanlı Devleti'nin kuruluşu, yükselişi ve gerilemesi

• 14. asırdan 19. asrın sonuna kadar Avrupa

• Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılması ve yıkılışı


IV.CİLT

• Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu

• İstiklal Harbi

• Devrimler ve reformlar


Kaynak: https://www.kaynakyayinlari.com/kemalist-egitimin-tarih-dersleri-seti-p362251.html 


📚Bilimin Türk-İslam Kaynakları: Ali Kuşçu: Çağını Aşan Bilim İnsanı - Yavuz Unat

 

AÇIKLAMA: 

15. yüzyılın önemli bilim insanlarından olan Ali Kuşçu, 

  • Osmanlı'da fen bilimlerinin yerleşmesine ve gelişmesine büyük katkıda bulunmuştur. 
  • Matematik ve astronomi üzerine çok sayıda eser yazan Kuşçu hakkında birçok araştırma yapılmış olmasına karşın, onun bilimsel kişiliği tam olarak ortaya konamamıştır. 
  • Kuşçu'nun çağının ötesinde bir bilim insanı olduğu henüz yeni anlaşılmaktadır, çünkü onun şimdiye kadar sadece beş eseri incelenebilmiştir.
  • Kuşçu'nun astronomi kitabı Fethiyye ve matematik kitabı Muhammediye, medreselerde okutulmak üzere yazılmıştır. Bu çalışmanin birinci bölümünde Kuşçu'nun hayatı, eserleri ve bilimsel çalışmaları ortaya konulmuş, ikinci bölümde ise şimdiye kadar üzerinde çalışılmış eserlerinden örnekler verilmiştir.

Ali Kuşçu   Çağını Aşan Bilim İnsanı   Yavuz Unat   9789753435680   Kaynak Yayınları    

📚📖Kitap: Sakalar / İskitler Gizlenen Kök Atalarımız - Bahtiyar Aydın

 

  • Neden Atatürk'ün ilk araştırdığı konu Sakalar/İskitlerdir?
  • Neden İskitlerin Anadolu'daki varlığı şimdiye kadar gizlenmiştir? 
  • Neden 1071'e "İskitlerin yeniden Anadolu'ya dönüşü" denmiştir?

Bahtiyar Aydın'ın incelemesi "Sakalar/İskitler-Gizlenen Kök Atalarımız", 11. baskıyı yaptı


AÇIKLAMA: 

Hiç düşündünüz mü?

Neden Atatürk’ün ilk araştırdığı konu Sakalar/İskitlerdir?

Neden İskitlerin Anadolu’daki varlığı şimdiye kadar gizlenmiştir?

İskitler kökenleri itibarıyla geçmişten günümüze en çok tartışılan kavimlerden biri. İskitlerin Türk, İranî, Slav kökenli bir kavim olduğuna dair araştırmacılar tarafından farklı değerlendirmelerde bulunulmaktadır.

Sibirya’dan Çin Denizi’ne, Moğolistan’dan Tuna Nehri’ne, Afganistan’dan Hindistan’a, Azerbaycan’dan, İran’dan Anadolu’ya, Trakya’ya, Mısır’a, Filistin’e kadar uzanan, tarihin gördüğü en büyük konfederasyondu ve bünyesinde çeşitli kavimleri barındırıyordu Sakalar ya da İskitler.

Atlı Çoban Kültürü’ne mensup olan İskitler  “Pazırık Halısı” ve “Altın Elbiseli Adam” gibi üstün nitelikli sanat ürünleri üretmişlerdi.

Bahtiyar Aydın bu çalışmasında antik Batı ve antik Doğu kaynaklarından yararlanarak İskitleri konargöçer yaşam tarzı, yazısı, beslenme kültürleri, töreleri, inançları açısından inceliyor ve Türklerin ve İskitlerin aynı topluluğa mensup Turani bir halk olduğu sonucuna varıyor.

“Türk Devlet Teorisi Ön Türklerin Atlı Çoban Kültürü’yle başlar. ‘Atlı Çoban Kültürü’nden devlet mi olur?’ diyen Batılılar, yıllardır coğrafyalarındaki arkeolojik kazılarda kendi atalarına ait bir at kemiği aramaktadır.

Bu çalışmada, İskitlerin dili, yazısı, parası, inancı, töresi, beslenmesi, yaşam tarzı, sanatı, kadınların konumu ve coğrafyası ortaya konularak, İskit-Oğuz aynılığı da karşılaştırılmıştır.”

(Bahtiyar Aydın)

En Çok Okunanlardan...