Blog Listem

20210205

Artvin'de geleneksel bir Türk evi

 







✍️ Nazım'a Bir Güz Çelengi - Pablo Neruda


Nazım'a Bir Güz Çelengi

Neden öldün Nazım? Senin türkülerinden yoksun ne yapacağız şimdi

Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar bulabilecek miyiz bir daha?

Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun ne yapacağız?

Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı, ateşle suyun birleştiği

Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözü pek bir sevinçle dolu?

Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler kazandırdın bana

Denizden esen acı rüzgar katsaydı önüne onları

Bulutlar gibi yaprak gibi uçarlar

Düşerlerdi orada, uzakta,

Yaşarken kendine seçtiğin

Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa



Sana Şili'nin kış krizantemlerinden bir demet sunuyorum

Ve soğuk ay ışığını güney denizleri üstünde parıldayan

Halkların kavgasını ve kavgamı benim

Ve boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan ...



Kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl da yalnızım sensiz

Senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyen yüzünden yoksun

Dostluğumuzdan, bana ekmek olan,

Rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katan.



Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle

Kuyu gibi kapkara zindanlardan

Canavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyuları

Ellerinde izi vardı eziyetlerin

Hınç oklarını aradım gözlerinde

Oysa sen parıldayan bir yürekle geldin

Yaralar ve ışıklar içinde



Şimdi ben ne yapayım? Nasıl tanımlanır

Senin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünya.

Nasıl dövüşülür senden örnek almaksızın.

Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun?

Teşekkürler, böyle olduğun için! Teşekkürler o ateş için

Türkülerinle tutuşturduğun, sonsuzca.



✍️ Pablo Neruda

Çeviren: Ataol Behramoğlu

Amerika'daki üstün zekalılar okuluna ilk kez bir Türk tam bursla kabul etti


📸 Yelken ve kanolarla canlanan Ordu'nun Topçam Barajı

 






Yelken ve kanolarla canlanan Ordu'nun Topçam Barajı, doğal güzelliğiyle #Fotofokus'ta.


20210204

✍️ Şiir: Türküler Dolusu - Bedri Rahmi Eyüboğlu


Türküler Dolusu

Kirazın derisinin altında kiraz
Narın içinde nar
Benim yüreğimde boylu boyunca
Memleketim var
Canıma ciğerime dek işlemiş
Canıma ciğerime
Sapına kadar.

Elma dalından uzağa düşmez
Ne yana gitsem nafile.
Memleketin hali gözümden gitmez
Binbir yerimden bağlanmışım
Bundan ötesine aklım ermez.

Yerliyim yerli olmasına
İlmik ilmik, damar damar
Yerliyim.

Bir dilim Trabzon peyniri
Bir avuç tiftik
Bir çimdik çavdar
Bir tutam şile bezi gibi
Dişimden tırnağıma kadar

Ressamım.
Yurdumun taşından toprağından şurup gelir nakışlarım
Taşıma toprağıma toz konduranın
Alnını karışlarım.

Şairim şair olmasına
Canım kurban şiirin gerçeğine hasına
İçerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum
Bıçak gibi kemiğe dayansın yeter
Eğri büğrü, kör topal kabulüm

Şairim
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım

Şairim
Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum
Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim
Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm.

Hey hey, yine de hey hey
Salınsın türküler bir uçtan bir uca
Evelallah hepsinde varım
Onlar kadar sahici
Onlar kadar gerçek
İnsancasına, erkekçesine
"Bana bir bardak su" dercesine
Bir türkü söylemeden gidersem yanarım.

Ah bu türküler
Türkülerimiz
Ana südü gibi candan
Ana südü gibi temiz
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla

Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.
Ah bu türküler,
Köy türküleri
Dilimizin tuzu biberi
Memleket ahvalini onlardan sor
Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen'i
Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni...
Ben türkülerden aldım haberi.

Ah bu türküler, köy türküleri
Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak
Hilesiz hurdasız, çırılçıplak
Dişisi dişi, erkeği erkek
Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara
Biçağı bıçak.
Ah bu türküler, köy türküleri
Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi
Kiminin reyhasından geçilmez
Kimi zehir, kimi zemberek gibi.

Ah bu türküler, köy türküleri
Olgun bir karpuz gibi yarılır içim
Kan damlar ucundan, mürekkep değil
İşte söz, işte ses, işte biçim:
"Uzun kavak gıcım gıcım gıcılar"
İliklerine kadar işlemiş sızı
Artık iflah olmaz kavak ağacı
Bu türkünün yüreğinde sancı var.

Ah bu türküler, köy türküleri
Ne düzeni belli, ne yazanı
Altlarında imza yok ama
İçlerinde yürek var
Cennet misali sevişen
Cehennemler gibi dövüşen
Bir çocuk gibi gülüp
Mağaralar gibi inleyen
Nasıl unutur nasıl
Ömründe bir defa
Kazım'ın türküsünü dinleyen...

Bedri Rahmi Eyüboğlu
Tuz

🇹🇷📊👥Türkiye nüfusu 83,6 milyonu geçti

 

Türkiye nüfusu 83,6 milyonu geçti #Türkiye'nin nüfusu, 2020'de bir önceki yıla göre 459 bin 365 kişi artarak 83 milyon 614 bin 362 kişiye ulaştı 

Türkiye nüfusu 83,6 milyonu geçti

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2020 Sonuçları"nı açıkladı.

Buna göre, 2019 yılı itibarıyla 83 milyon 154 bin 997 kişi olan ülke nüfusu, 459 bin 365 kişi artarak geçen yıl 83 milyon 614 bin 362 kişiye ulaştı.

Erkek nüfusun oranı yüzde 50,1 (41 milyon 915 bin 985 kişi), kadın nüfusun oranı yüzde 49,9 (41 milyon 698 bin 377 kişi) olarak kaydedildi.

Yıllık nüfus artış hızı, 2019'da binde 13,9 iken 2020'de binde 5,5'e geriledi.

İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin oranı 2019'daki yüzde 92,8'lik orandan 2020'de yüzde 93'e yükseldi.

Belde ve köylerde yaşayanların oranı ise yüzde 7,2'den yüzde 7'ye düştü.




İstanbul'un nüfusu azaldı

İstanbul'un nüfusu 2020'de bir önceki yıla göre 56 bin 815 kişi azalarak 15 milyon 462 bin 452 kişiye düştü. Türkiye nüfusunun yüzde 18,49'unun ikamet ettiği İstanbul'u, 5 milyon 663 bin 322 kişiyle Ankara, 4 milyon 394 bin 694 kişiyle İzmir, 3 milyon 101 bin 833 kişiyle Bursa ve 2 milyon 548 bin 308 kişiyle Antalya izledi.

Bayburt, 81 bin 910 kişi ile en az nüfusa sahip il oldu. Bayburt'u, 83 bin 443 kişi ile Tunceli, 96 bin 161 kişi ile Ardahan, 141 bin 702 kişi ile Gümüşhane ve 142 bin 792 kişi ile Kilis takip etti.

Yaşlı nüfus arttı

Doğurganlık ve ölümlülük hızlarındaki azalmaya bağlı olarak, yaşlı nüfusun arttığı ve ortanca yaşın yükseldiği görüldü. Türkiye'de 2019 yılında 32,4 olan ortanca yaş, 2020 yılında 32,7'ye yükseldi. Cinsiyete göre, ortanca yaş erkeklerde 31,7'den 32,1'e, kadınlarda ise 33,1'den 33,4'e yükseldi.

İllere göre dağılımında, Sinop'un 41,4 ile en yüksek ortanca yaş değerine sahip olduğu belirlendi. Sinop'u 40,6 ile Balıkesir ve Kastamonu izledi. Diğer yandan 20,4 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip il oldu. Şanlıurfa'yı 21,2 ile Şırnak ve 22,3 ile Ağrı takip etti.

Cinsiyete göre dağılımına bakıldığında, erkeklerde 40,2 ile Sinop'un en yüksek ortanca yaşa sahip il olduğu görüldü. Şanlıurfa 20 ile en düşük ortanca yaşa sahip il olarak dikkati çekti. Kadınlarda 42,7 ile Sinop yine en yüksek ortanca yaş değerine sahip il olurken, Şırnak ve Şanlıurfa 20,9 ile en düşük ortanca yaş değerine sahip il olarak belirlendi.

Çalışma çağı nüfusun oranı arttı

Çalışma çağı olarak tanımlanan 15-64 yaş grubundaki nüfusun oranı, 2007 yılında yüzde 66,5 iken 2020 yılında yüzde 67,7 oldu. Çocuk yaş grubu olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundaki nüfusun oranı yüzde 26,4'ten yüzde 22,8'e gerilerken, 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı ise yüzde 7,1'den yüzde 9,5'e yükseldi.


Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk ve yaşlı birey sayısını gösteren toplam yaş bağımlılık oranı, 2019 yılında yüzde 47,5 iken 2020 yılında yüzde 47,7'ye yükseldi.


Ekonomik olarak aktif olan birey başına düşen çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı, yüzde 34,1'den, yüzde 33,7'ye gerilerken, çalışan kişi başına düşen yaşlı birey sayısını ölçen yaşlı bağımlılık oranı ise yüzde 13,4'ten yüzde 14,1'e yükseldi. Diğer bir ifadeyle, Türkiye'de 2020 yılında, çalışma çağındaki 100 kişinin 33,7 çocuğa ve 14,1 yaşlıya baktığı hesaplandı.

Türkiye'de kilometrekareye 109 kişi düştü

Nüfus yoğunluğu olarak tanımlanan "bir kilometrekareye düşen kişi sayısı", Türkiye genelinde 2019 yılına göre 1 kişi artarak 109 kişiye yükseldi.

Nüfus yoğunluğu en yüksek il kilometrekareye düşen 2 bin 976 kişi ile İstanbul olurken, İstanbul'dan sonra 553 kişi ile Kocaeli ve 366 kişi ile İzmir nüfus yoğunluğu en yüksek iller oldu.

Diğer yandan nüfus yoğunluğu en az il ise bir önceki yılda olduğu gibi kilometrekareye düşen 11 kişi ile Tunceli oldu. Tunceli'yi 20 kişi ile Ardahan ve Erzincan illeri izledi.

Yüz ölçümü büyüklüğünde ilk sırada yer alan Konya'nın nüfus yoğunluğu 58, en küçük yüz ölçümüne sahip Yalova'nın nüfus yoğunluğu ise 326 olarak hesaplandı.

Yabancı nüfus oranı

Öte yandan, Türkiye'de ikamet eden yabancı nüfus bir önceki yıla göre 197 bin 770 kişi azalarak 1 milyon 333 bin 410 kişi oldu. Bu nüfusun yüzde 49,7'sini erkekler, yüzde 50,3'ünü kadınlar oluşturdu.

Yabancı uyruklu nüfus kapsamında, ikamet veya çalışma iznine sahip kişiler, ikamet izni yerine geçen kimlik belgeleri ve adres beyanı olanlar, izinle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkan geçerli adres beyanı olan mavi kart hamili kişiler değerlendirildi.

Kurs, turizm, bilimsel araştırma gibi nedenlerle 3 aydan kısa süreli vize veya ikamet iznine sahip yabancılar ile geçici koruma statüsüyle ülkede bulunan Suriyeliler nüfusa dahil edilmedi.

20210201

İngiliz The Truth Gazetesi 1937 : 'Kısa ve kestirme yoldan giden adam Atatürk'

 




Azerbaycan'ın milli müzik aletlerinden bazıları




✍️ Şiir: Karabiber - Bedri Rahmi Eyüboğlu

Karabiber

İzmir'de bir ağaç gördüm
Adı karabiberdi karabiber
Yaprağının ucunu ısırdım
Tadı karabiberdi karabiber.

Bir yaşıma daha girdim
Biber dediğin tuzluğa yaraşır
Fidesi olur fidan olur
Bir çınar boyunda karabiber
İnsanın başı döner

Çiçek mi,meyva mı,tohum mu nedir
Nar tanesi gibi pırıl pırıl
Çingen pembesinden sıcak
Karabiber ağaçlar dolusu
Karabiber sebil
Karabiber salkım saçak

İzmir'de bir ağaç gördüm
Adı karabiberdi
Ya karabiber türküsü Allahım
Necati Cumalı söylerdi
Soba borusu gibi bir sesi vardı
Karabiberim,derdi karabiberim
Candarmalar geliyor kalk gidelim

İzmir'de bir ağaç gördüm
Adı karabiberdi
Benim,avuç içi kadar saksılarda
Asma kütükleri,yeşerten anam
Bu ağacı görse sevincinden ağlardı

İzmir'de bir ağaç gördüm
Adı karabiberdi
Dalını,meyvasını,gölgesini
Getirdi masamıza serdi
Yapraklarını görsen bayılırsın
Bir yazma oyası kadar ince
Söğüt dallarından narin
Saçlarının arasında dolaştığını duyarsın
İncecik biberli ellerin

Bedri Rahmi Eyüboğlu
Merhaba Yeşil

 

 

20210131

🎞Sistem gençleri nasıl şekillendiriyor?


Yeni Ufuklar - 31 Ocak 2021 - Şule Perinçek - Ulusal Kanal
Konuklar: Furkan Kaplan  ve Rüveyda Mankan
  • Gençliğe dayatılan özentiler
  • Sistem gençleri nasıl şekillendirmek istiyor?
  • Dilde özenti ve bozulma
  • Gençliğe dayatılan özentiler
  • Gençlerin bağımlılık sorunu

Etkileyici yüzleriyle "Kuzeyin Atlı Beyleri"; Turushka'lar

 




📸 🇹🇷 Türkiye'nin güzelliklerinden





Ord. Prof. Dr. Ata Nutku kimdi? Türk gemi inşasının mihenk taşı

 








🎞 10 yaşında Türk müziğiyle tanışan Amerikalı Jesse Manno, 37 yıldır Türkçe şarkılar söylüyor


Anıl Sural @AnilSural

37 yıllık hikayenin devamını merak edenler için röportajımız  

Aşağıyı işaret etmek

https://oncevatan.com.tr/37-yildir-turk 


20210128

Kazak Türkçesi Ağızlarının Tasnifi Çalışmalarına Bir Bakış - Emine Atmaca (2016)

ATMACA, E. (2016)
Kazak Türkçesi Ağızlarının Tasnifi кalışmalarına Bir Bakış
Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, 5
(2), 589-625.













Alıntı/ Kaynak: https://www.academia.edu/34499280/14_Kazak_Türkçesi_tasnif_pdf

🇰🇿Kazakistan’ın Latin harflerine uyarlanan yeni alfabesi tanıtıldı



Kazakistan Ulusal Alfabe Komisyonu, 2023 - 2031 döneminde ülkede kademeli olarak kullanılma girecek Latin harflerine uyarlanan yeni Kazak alfabesini tanıttı.Kazakistan Ulusal Alfabe Komisyonu, Başbakan Askar Mamin başkanlığında toplandı. Toplantıda, komisyon üyelerince 2023 - 2031 yılları arasında ülkede kademeli olarak kullanılmaya başlanacak Latin harflerine uyarlanan yeni Kazak alfabesinin tanıtımı yapıldı. 

Ahmet Baytursunov Dil Bilimi Enstitüsü tarafından geliştirilen alfabe “bir ses-bir harf” ilkesine göre hazırlandı. Latin harflerine uyarlanan yeni Kazak alfabesinde, 9’u ünlü 31 temel harf bulunuyor. Ancak alfabede yer almayan x,w gibi harfler ise yabancı kökenli kelimelerde kullanılacak. Ayrıca Kazakistan Türkçesi'ne ait bazı sesler çift nokta imi, uzatma imi, çengel imi ve kısaltma imi gibi işaretlerle belirlenecek. 

Başbakan Mamin, toplantıda yaptığı konuşmada “Alfabenin geliştirilmiş nüshası, Kazak dilinin yaygınlaşmasına yeni bir ivme kazandıracak ve modernleşmesine katkıda bulunacaktır.” ifadesini kullandı. Söz konusu alfabeyi geliştirme sürecinde 40’tan fazla nüshanın incelendiği ve eğitim kurumlarında yeni alfabe ile yazma ve okumaya ilişkin anket çalışmaları gerçekleştirildiği belirtiliyor. 1940’tan itibaren Kiril alfabesini kullanan Kazakistan, 2017’de kademeli olarak Latin alfabesine geçme kararı almıştı.

Alıntı/Kaynak: https://aydinlik.com.tr/haber/kazakistan-in-latin-harflerine-uyarlanan-yeni-alfabesi-tanitildi-230997

🎞 Bozkurt- Zafer Anıtı, Ulus, Ankara

 

20210127

✍️Şiir: Yaşamaya Dair - Nazım Hikmet Ran


Yaşamaya Dair

Yaşamak şakaya gelmez,

büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın

bir sincap gibi meselâ,

yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,

yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,

yani, o derecede, öylesine ki,

meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,

yahut kocaman gözlüklerin,

beyaz gömleğinle bir laboratuvarda

insanlar için ölebileceksin,

hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,

hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,

hem de en güzel, en gerçek şeyin

yaşamak olduğunu bildiğin halde.


Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,

hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

yaşamak, yani ağır bastığından.


Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,

yani, beyaz masadan,

bir daha kalkmamak ihtimali de var.

Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini

biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,

hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,

yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğin son ajans haberlerini


Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,

diyelim ki, cephedeyiz.

Daha orda ilk hücumda, daha o gün

yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.

Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,

fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz

belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.


Diyelim ki, hapisteyiz,

yaşımız da elliye yakın,

daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.

Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,

insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla

yani, duvarın ardındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerede olursak olalım

hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak…


Bu dünya soğuyacak,

yıldızların arasında bir yıldız,

hem de en ufacıklarından,

mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,

yani bu koskocaman dünyamız.

Bu dünya soğuyacak günün birinde,

hattâ bir buz yığını

yahut ölü bir bulut gibi de değil,

boş bir ceviz gibi yuvarlanacak

zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Şimdiden çekilecek acısı bunun,

duyulacak mahzunluğu şimdiden.

Böylesine sevilecek bu dünya

“Yaşadım” diyebilmen için…


Nâzım Hikmet


Nazım Oratoryosu için tıklayınız.

Fazıl Say (feat. Genco Erkal) – Yaşamaya Dair (Live) / Nazım Oratoryosu

(Genco Erkal’dan sağlık çalışanlarına bir Nâzım Hikmet Şiiri (Yaşamaya Dair) )


Fazıl Say (feat. Genco Erkal) - Yaşamaya Dair (Live)

20210125

1933 yılında Ordu Süleyman Felek Caddesinde Halkevi önü

 


🥘 Kazan Tatarların sofra tadı Zur Beleş

 


✍️ Atatürk’ü anlamak, Atatürkçe düşünmek - Koray Gürbüz

11 Kasım 2018

Atatürk için ağlamak, Atatürk’e özlem duymak ya da onu çok sevmek ayrı şeylerken Atatürk’ü anlamak çok daha farklı bir şeydir. Onu anlamak için öncelikle yaşadığı dönemi bilmek, mücadelesinin satır başlarına bakmak ve yetim Mustafa’dan Atatürk’e kadar geçen süreci iyi analiz etmek gerekir. Bu yapıldığında görülecektir ki Atatürk sadece bir insanın adı değildir. Atatürk aynı zamanda teşkilatçılık, milliyetçilik, tam bağımsızlık, anti-emperyalizm ve halkçılık, ... da demektir. 

Atatürk, şartlar ne olursa olsun milletten ve davadan ümidi kesmemek ve gerektiğinde Elmadağ’a çıkıp son mermiye kadar savaşmayı düşünmek demektir. O halde Atatürk’ü gerçekten anlamak için Atatürkçe düşünmeyi öğrenmek ve hangi zaman diliminde yaşanıyorsa o zamanın gerekliliklerine göre birbirini tamamlayan adımlar atmak da gerekir.

ALKIŞ ALMAK İSTEYİNCE... 

Ne yazık ki bazı yurttaşlarımız Atatürk’ü anladıklarını düşünseler de Atatürk’ün eylemciliğini, devrimciliğini, stratejik bakış açısını çok iyi kavramış gibi görünmüyorlar. Bu yüzden kim televizyona çıkıp Atatürk’le ilgili birkaç güzel söz söylese onu Atatürkçü zannediyorlar. Pek çok siyasi de aynı şeyi yapıyor aslında. Örneğin HalkTV ekranlarına çıkanların ortak özelliklerinden biri bu! Ne zaman alkış almak isteseler başlıyorlar Atatürk’ü anlatmaya! Ancak alkıştan hemen sonra başlıyorlar Atatürk adına Atatürkçe düşünmeyi engellemeye. Mesela sürekli “yuvarlak cümleler” kuruyorlar. Oysa Atatürk hayatının her döneminde “köşeli düşüncelere sahip olmuş” bir liderdi. Hayatı da, siyaseti de, devrimciliği de ciddiye alırdı ve doğru bildiği sözü söylemekten çekinmezdi. Tarihe geçen yüzlerce sözün kaynağında da bu tavır vardı! O sadece inandıklarını söylerdi ve bunu tutkuyla yapardı. 

Bir de kendine Atatürkçü diyen zamane popülerlerine bakın! Aklınıza yer eden tek bir cümleleri var mı? Mesela “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak!” gibi on yıllardır hemen her gün kullanılan bir cümle söylemişler mi? Veya “Vatan Savaşı” gibi bir kavramsallaştırmanın yakınına bile yaklaşan tek bir analiz yapmışlar mı? Hadi bunları da geçtim örneğin son 5 yıl içinde herhangi bir konuda “tutarlı bir duruş” sergileyebilen kaç kişi var aralarında? 

Sanırım cevap koca bir “hayır!” Peki o zaman bu insanlar neden Atatürkçü olarak toplumun önüne sürülüyorlar? Ne yapmışlar da bugüne kadar, televizyonlarda sürekli Atatürkçü olarak tanıtılıyorlar? Gerçekten kim bunlar? Mesela HDP’ye oy verilmesini teşvik ederek nasıl Atatürkçü oluyorlar? Ya da PYD’yi şirin göstererek Atatürk’ün izinde olduklarını nasıl iddia edebiliyorlar? Veyahut son dönemlerde ortaya çıktığı gibi “Cerablus’a girilmesin, Afrin’e operasyon yapılmasın” diyerek nasıl Atatürk’ün eserine sahip çıkıyorlar?

SAHTE ATATÜRKÇÜLÜK

Bana göre cevap bir tane: Kafaların çok ama çok karıştırılmış olması! Özellikle 1980 darbesinden sonra melezlene melezlene ruhunu kaybetmiş sahte bir Atatürkçülüğün yaygınlaştırılmış olması. Atatürk’ü sadece 10 Kasımlara ve posterlere, heykellere hapseden ama onun fikirlerini itinayla bulanıklaştıran bir anlayışın Atatürkçülük olarak pazarlanması. Atatürkçü diye etnikçilerin, neo-liberallerin, mezhepçilerin ya da emperyalizmin işbirlikçilerinin sürekli ekranlara çıkarılması da cabası! Ancak umutlu olmak için de sebepler hâlâ var. Yetişen yeni nesil Atatürkçe düşünmeyi popüler ama sahte Atatürkçülerden çok daha önce öğrenmiş görünüyor. Onlar hayatın öğretmenliğini doğru kavrayarak örgütlü olmadan, mücadele etmeden Atatürkçü olunamayacağını da biliyorlar. Onları sizler de biliyorsunuz aslında!... 
...
Her yere koşuyorlar, her yere umut saçıyorlar onlar. Siz de tanıyorsunuz onları! Dün Türkiye’nin savunması Afrin’den başlar diyorlardı bugün de Türkiye’nin bekası için Suriye’nin kuzeyindeki terör yuvaları dağıtılsın diye mücadele rotası çiziyorlar. Yetişen yeni gençlik, 1980 sonrası melezlenen sözde Atatürkçülere inat, Atatürkçe düşünmeyi büyük Türk milletine yeniden hatırlatıyorlar.

https://www.aydinlik.com.tr/ataturk-u-anlamak-ataturkce-dusunmek-koray-gurbuz-kose-yazilari-kasim-2018

En Çok Okunanlardan...