
Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
Bedri Rahmi EyüboğluTuz
Türkiye nüfusu 83,6 milyonu geçti #Türkiye'nin nüfusu, 2020'de bir önceki yıla göre 459 bin 365 kişi artarak 83 milyon 614 bin 362 kişiye ulaştı
Türkiye nüfusu 83,6 milyonu geçti
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2020 Sonuçları"nı açıkladı.
Buna göre, 2019 yılı itibarıyla 83 milyon 154 bin 997 kişi olan ülke nüfusu, 459 bin 365 kişi artarak geçen yıl 83 milyon 614 bin 362 kişiye ulaştı.
Erkek nüfusun oranı yüzde 50,1 (41 milyon 915 bin 985 kişi), kadın nüfusun oranı yüzde 49,9 (41 milyon 698 bin 377 kişi) olarak kaydedildi.
Yıllık nüfus artış hızı, 2019'da binde 13,9 iken 2020'de binde 5,5'e geriledi.
İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin oranı 2019'daki yüzde 92,8'lik orandan 2020'de yüzde 93'e yükseldi.
Belde ve köylerde yaşayanların oranı ise yüzde 7,2'den yüzde 7'ye düştü.
İstanbul'un nüfusu azaldı
İstanbul'un nüfusu 2020'de bir önceki yıla göre 56 bin 815 kişi azalarak 15 milyon 462 bin 452 kişiye düştü. Türkiye nüfusunun yüzde 18,49'unun ikamet ettiği İstanbul'u, 5 milyon 663 bin 322 kişiyle Ankara, 4 milyon 394 bin 694 kişiyle İzmir, 3 milyon 101 bin 833 kişiyle Bursa ve 2 milyon 548 bin 308 kişiyle Antalya izledi.
Bayburt, 81 bin 910 kişi ile en az nüfusa sahip il oldu. Bayburt'u, 83 bin 443 kişi ile Tunceli, 96 bin 161 kişi ile Ardahan, 141 bin 702 kişi ile Gümüşhane ve 142 bin 792 kişi ile Kilis takip etti.
Yaşlı nüfus arttı
Doğurganlık ve ölümlülük hızlarındaki azalmaya bağlı olarak, yaşlı nüfusun arttığı ve ortanca yaşın yükseldiği görüldü. Türkiye'de 2019 yılında 32,4 olan ortanca yaş, 2020 yılında 32,7'ye yükseldi. Cinsiyete göre, ortanca yaş erkeklerde 31,7'den 32,1'e, kadınlarda ise 33,1'den 33,4'e yükseldi.
İllere göre dağılımında, Sinop'un 41,4 ile en yüksek ortanca yaş değerine sahip olduğu belirlendi. Sinop'u 40,6 ile Balıkesir ve Kastamonu izledi. Diğer yandan 20,4 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip il oldu. Şanlıurfa'yı 21,2 ile Şırnak ve 22,3 ile Ağrı takip etti.
Cinsiyete göre dağılımına bakıldığında, erkeklerde 40,2 ile Sinop'un en yüksek ortanca yaşa sahip il olduğu görüldü. Şanlıurfa 20 ile en düşük ortanca yaşa sahip il olarak dikkati çekti. Kadınlarda 42,7 ile Sinop yine en yüksek ortanca yaş değerine sahip il olurken, Şırnak ve Şanlıurfa 20,9 ile en düşük ortanca yaş değerine sahip il olarak belirlendi.
Çalışma çağı nüfusun oranı arttı
Çalışma çağı olarak tanımlanan 15-64 yaş grubundaki nüfusun oranı, 2007 yılında yüzde 66,5 iken 2020 yılında yüzde 67,7 oldu. Çocuk yaş grubu olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundaki nüfusun oranı yüzde 26,4'ten yüzde 22,8'e gerilerken, 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı ise yüzde 7,1'den yüzde 9,5'e yükseldi.
Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk ve yaşlı birey sayısını gösteren toplam yaş bağımlılık oranı, 2019 yılında yüzde 47,5 iken 2020 yılında yüzde 47,7'ye yükseldi.
Ekonomik olarak aktif olan birey başına düşen çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı, yüzde 34,1'den, yüzde 33,7'ye gerilerken, çalışan kişi başına düşen yaşlı birey sayısını ölçen yaşlı bağımlılık oranı ise yüzde 13,4'ten yüzde 14,1'e yükseldi. Diğer bir ifadeyle, Türkiye'de 2020 yılında, çalışma çağındaki 100 kişinin 33,7 çocuğa ve 14,1 yaşlıya baktığı hesaplandı.
Türkiye'de kilometrekareye 109 kişi düştü
Nüfus yoğunluğu olarak tanımlanan "bir kilometrekareye düşen kişi sayısı", Türkiye genelinde 2019 yılına göre 1 kişi artarak 109 kişiye yükseldi.
Nüfus yoğunluğu en yüksek il kilometrekareye düşen 2 bin 976 kişi ile İstanbul olurken, İstanbul'dan sonra 553 kişi ile Kocaeli ve 366 kişi ile İzmir nüfus yoğunluğu en yüksek iller oldu.
Diğer yandan nüfus yoğunluğu en az il ise bir önceki yılda olduğu gibi kilometrekareye düşen 11 kişi ile Tunceli oldu. Tunceli'yi 20 kişi ile Ardahan ve Erzincan illeri izledi.
Yüz ölçümü büyüklüğünde ilk sırada yer alan Konya'nın nüfus yoğunluğu 58, en küçük yüz ölçümüne sahip Yalova'nın nüfus yoğunluğu ise 326 olarak hesaplandı.
Yabancı nüfus oranı
Öte yandan, Türkiye'de ikamet eden yabancı nüfus bir önceki yıla göre 197 bin 770 kişi azalarak 1 milyon 333 bin 410 kişi oldu. Bu nüfusun yüzde 49,7'sini erkekler, yüzde 50,3'ünü kadınlar oluşturdu.
Yabancı uyruklu nüfus kapsamında, ikamet veya çalışma iznine sahip kişiler, ikamet izni yerine geçen kimlik belgeleri ve adres beyanı olanlar, izinle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkan geçerli adres beyanı olan mavi kart hamili kişiler değerlendirildi.
Kurs, turizm, bilimsel araştırma gibi nedenlerle 3 aydan kısa süreli vize veya ikamet iznine sahip yabancılar ile geçici koruma statüsüyle ülkede bulunan Suriyeliler nüfusa dahil edilmedi.
Bedri Rahmi EyüboğluMerhaba Yeşil
10 yaşında Türk müziğiyle tanışan Amerikalı Jesse Manno, 37 yıldır Türkçe şarkılar söylüyor
— Anıl Sural (@AnilSural) January 31, 2021
New York'lu sanatçıdan "Ankara'nın Bağları" performansı: pic.twitter.com/zMBliIelHV
Anıl Sural @AnilSural
37 yıllık hikayenin devamını merak edenler için röportajımız
Aşağıyı işaret etmek
https://oncevatan.com.tr/37-yildir-turk
Manno sadece şarkı – türkü söylemiyor aynı zamanda saz, ud, bağlama, akordiyon ve kanun da çalıyor.
— Anıl Sural (@AnilSural) January 31, 2021
Sıradaki eser "Ayva Çiçek Açmış" pic.twitter.com/oi3rWn2u8W

Yaşamaya Dair
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani, o derecede, öylesine ki,
meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından.
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğin son ajans haberlerini
Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
Diyelim ki, hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak…
Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hattâ bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
“Yaşadım” diyebilmen için…
Nâzım Hikmet
Nazım Oratoryosu için tıklayınız.
Fazıl Say (feat. Genco Erkal) – Yaşamaya Dair (Live) / Nazım Oratoryosu
(Genco Erkal’dan sağlık çalışanlarına bir Nâzım Hikmet Şiiri (Yaşamaya Dair) )