Farabi
Tanım
Atatürk:''Ne Mutlu Türküm diyene'' - Biz Türkler Asyai bir milletiz - Anadolu İrfanı'yla aydınlanır yolumuz... arşivi derleyen: Alp İçöz, gönül dostu bir şair
“Kitabıma, okuyana mutluluk getirsin, ona doğru yolu getirsin diye Kutadgu Bilig adını koydum. Ben sözlerimi söyledim,düşüncelerimi yazdım. Bu kitap her iki dünya için de doğruyu gösteren bir rehberdir, yardımcı bir eldir. Dosdoğru bir söz söyleyeyim size: Her iki dünyayı da devletle elinde tutabilecek kişiden daha mutlu kimse yoktur. Önce Gündoğdu’yu tanıtayım. O hükümdardır, doğru yasayı (töre) temsil eder. Aydoldu ile mutluluk güneşi doğar, o da mutluluğun (kut) temsilcisidir. Öğüdülmüş aklı, Odgurmuş akıbeti temsil eder. Ben sözlerimi bu dört değer (doğru yasa, mutluluk, akıl, akıbet) üzerine kurdum. Okuduğunda anlayacaksın, dikkat et.”
Eski insanların yürekleri titreten, hak hukuku!
Osmanlı devletinin ilk yılları..
Bursa’da bir kişi, satın aldığı atın hemen sonrasında, atın hasta olduğunu fark etti.
Onu geri vermek istiyor ancak satan adamın atı geri almayacağından endişe ediyordu. Bu yüzden önce kadıya gidip işi resmi olarak halletmek istedi. Ancak kadıyı yerinde bulamadı, mahkeme ertesi güne kaldı, hasta at ise gece öldü. Adam, ertesi gün olanları kadıya anlattı, ne yapılabileceğini sordu.
Kadı, “Zararını ben ödeyeceğim” dedi. Şaşkınlıkla kadıya bakan adam “Sizin konuyla bir ilginiz yok, niçin siz ödeyeceksiniz ki…” dedi.
Kadı, şu manidar cevabı verdi: “Evet, görünürde benim konuyla ilgim yok ama işin aslı öyle değil.
Sen dün geldiğinde ben yerimde olsaydım, atı geri verdirirdim, sen de paranı geri alırdın. At da senin elinde değil, sahibinin elinde ölmüş olurdu. Şimdi buna imkân kalmamıştır.
Senin zararına benim makamımda bulunmamam sebep oldu. O yüzden zararını ben ödeyeceğim” dedi ve ödedi.
O kadı, sonradan Osmanlının ilk şeyhülislamı olacak olan zamanın din ve fen bilgilerine vâkıf Molla Fenari Şemseddin hazretleri (1350-1431) idi.
1947-2017; Halit Akçatepe'nin yıllar içerisindeki değişimi. pic.twitter.com/F0PKanb7Yl
— Tamga Kültür Sanat (@TamgaSanat) June 20, 2024
Yaklaşık 1500 yıl önce Altay'da yaşamış ve atıyla gömülmüş bir Türk kadınının mezarına bakıyorsunuz. Dini inancı Şamanizm olan eski Türkler, (Müslümanlığı kabul etmeden önce) cennet ve cehenneme değil, ölümden sonra yaşamın devam edeceğine inandıklarından kadınları da erkekleri de atları ve eşyalarıyla gömüyorlardı.
Ata dini Şamanizm olan Türklerin dünya uygarlığına kattığı eski Türk yazısını, orta okullarında çocuklara öğreten ve böylece Türk kültürünü sözde değil, özde koruyan kardeş Azerbaycan Türkleri esen olsunlar, var olsunlar
İkinci Türk uzaycısı Tuva Cihangir Atasever (@AstroTuva) uzay görevini başarıyla tamamlayıp dünyaya döndü ve Türkiye, Azerbaycan bayraklarını açarak Türk dünyası gençliğini gururlandırdı
❝Şu anda 30 kişiyle çalışmam var ve maalesef hiçbiri hayatta değil. Onlar, çok ilginç hikayelerini, gençlik yıllarını, aşklarını, hüzünlerini bana anlattılar❞
— Anadolu Ajansı (@anadoluajansi) May 30, 2024
Bursa'nın Mudanya ilçesinde yaşayan serbest muhasebeci Emir Doğan Savaş, Giritli mübadillerin anıları unutulmasın diye… pic.twitter.com/KUmsTymxU4
Giritli mübadillerin anıları unutulmasın diye dijital arşiv oluşturdu
Bursa'nın Mudanya ilçesinde yaşayan serbest muhasebeci ve mali müşavir Emir Doğan Savaş, yaptığı sözlü tarih çalışmasıyla doğdukları topraklardan ayrılarak Türkiye'ye gelen Giritli mübadillerin anılarını kaydetti.
Büşra Nur Yılmaz | 30.05.2024
Giritli mübadillerin anıları unutulmasın diye dijital arşiv oluşturdu
Fotoğraf: Büşra Nur Yılmaz/AA
Bursa
Mübadillerin anılarının unutulmaması için çalışma başlatan 65 yaşındaki Savaş, Türkiye ile Yunanistan arasında 30 Ocak 1923'te imzalanan mübadele sözleşmesinin ardından 1924'ten 1933'e kadar Girit Adası'ndan Mudanya'ya gemiyle gelenler ve ikinci kuşakta Türkiye'de doğan çocuklarından oluşan 30 kişinin hikayelerini kayda aldı.
Giritli mübadillerle söyleşi yaparak kamerasıyla binlerce dakikalık video kaydı alan ve ses kayıtlarının dökümlerini çıkaran Savaş, fotoğraflarını çektiği mübadillerin gençlik yıllarını, hüzünlerini, sevinçlerini, şu anda hayatta olmayan bu kişilerin ilginç hikayelerini topladı.
Savaş, biri ikinci, diğerleri üçüncü kuşak mübadil 12 kişiyle yapacağı söyleşileri de tamamlayarak tüm anıları kitaplaştırmayı hedefliyor.
Emir Doğan Savaş'ın Lozan Mübadilleri Vakfı Mudanya Temsilciliğinde muhafaza edilen video ve ses kayıtlarının çözümlerinden oluşan arşivi, mübadeleyle ilgili akademik çalışma yapanlarla da paylaşılıyor.
"Her yaptığım söyleşinin kaydını ailelerine hediye ettim"
Kendisi de ikinci kuşak mübadil olan Emir Doğan Savaş, AA muhabirine, sözlü tarih çalışmasında kaynak kişilerle görüşürken duygusal anlar yaşadıklarını söyledi.
Savaş, 2-2,5 saatlik söyleşilerde mübadillerin o günleri yeniden yaşadığını dile getirerek, "Şu anda 30 kişiyle çalışmam var ve maalesef hiçbiri hayatta değil. Onlar, çok ilginç hikayelerini, gençlik yıllarını, aşklarını, hüzünlerini bana anlattılar. Tabii bu, beni çok mutlu etti çünkü onları kayıt altına almak, bir tarihçi değilim, ona rağmen böyle bir işi, Mudanya'da yaşayan mübadilleri kayıt altına alma işini gerçekleştirdiğim için çok huzurluyum. Vicdanen de çok rahatım." diye konuştu.
O yıllarda birinci kuşak mübadillerin 80'li, 90'lı yaşlarda olduğunu, onları söyleşiye zor ikna ettiğini belirten Savaş, bu kişilerle baba oğul, anne oğul gibi saatlerce sohbet ettiklerini dile getirdi.
Bazı anıların, kayda alınmaması şartıyla kendisine anlatıldığını aktaran Savaş, şöyle devam etti:
"Zaman zaman ağlayanlar, hüzünlenenler oldu elbette ama sonuçta onlar da çok mutlu oldular. Böyle bir ömrün kayıt alınması çok önemliydi. Her yaptığım söyleşinin kaydını ailelerine hediye ettim. Çoğu farkında bile değildi ama ölümlerinden sonra aileler için de çok kıymetli bir hediye oldu. Planımda 12 söyleşi daha var. Bu kişilerden biri, ikinci kuşak mübadil. Onun da yaşı 90'ın üzerinde. Çok arzu ediyorum, inşallah imkanım doğar. O insanın da sağlığı yerinde. Onunla bir söyleşi gerçekleştirebilirsem çok mutlu olacağım. Kalanları en kısa zamanda bitirip kayıt altına almak zorundayım çünkü kitabıma bunları da dahil etmek istiyorum."
Evlatlık verilen halasından haber alamadılar
Savaş, yaptığı çalışmalarla bilgi, belge ve veriler elde ederek mübadele bilinci oluşturmayı amaçladığını, Mudanya'da kimliğini yitirmeyen, mutfağından, düşüncesinden hayat biçimine kadar farklı olan ve halen yaşayan mübadele kültürünün farkında olunması gerektiğini vurguladı.
Anne ve babasının çocuk yaşta Girit'ten Mudanya'ya geldiğini, babasının ölünceye kadar sürekli ağladığını anlatan Savaş, şu bilgileri paylaştı:
"Babam, babası ve iki ablasıyla gelmiş. Ablalarından Hatice Hanım, yoksulluktan dolayı bir subaya evlatlık veriliyor. Bir daha da babam, ablasına kavuşamıyor. İzini kaybettiler. Yıllarca aradılar, soruşturdular fakat hiçbir şey elde edemediler. Babam, 2003 yılında vefat etti, 83 yaşındaydı. Ölünceye kadar sürekli ablasını ağlayarak yad etmiştir. Halen de halama ulaşamadık. Tabii ki de ölmüştür ama çocukları var mıdır yok mudur, ben de çok aradım fakat bir sonuç elde edemedim. Ne annem ne de babam mübadeleyle ilgili bir şeyler anlattı. Onlar sürekli suskunluğu, bir hafıza kaybı yaşamayı tercih ettiler. Sadece gözyaşlarıyla duygularını ifade ettiler. Bir film izlediğimizde, böyle bir konu olduğunda sürekli ağlarlardı. 'Anne, babam niye ağlıyor?' diye sorardım. Annem hiçbir şey söylemezdi."
Mübadillerin bir taraflarının hep eksik kaldığını ifade eden Savaş, "Bu insanlar, maalesef doğdukları topraklarda ölemediler. Onlar, her zaman yüreklerinde iki vatan sevdasını taşıyan insanlardı; yeni topraklara ekilen tohumlardı adeta. Çünkü orada bir yaşamdan koparıldılar. Hemen hemen hepsi, geri döneceğine dair umut içinde öldüler. Maalesef kimi anahtarını saksısının içine koydu, kimi komşusuna bıraktı ve buraya geldi. Göç çok zor, ağır bir travmadır." değerlendirmesinde bulundu.
Emir Doğan Savaş, Yunanistan'ın birçok bölgesini gezdiğini, rehberlik yaptığını, Girit'e 3 kez gittiğini belirtti.
Mübadele döneminde Türkiye'den Girit'e giden Rumlarla onların çocuklarıyla konuştuğunu ifade eden Savaş, şunları kaydetti:
"Onlar da aynı duygu içinde çünkü onlar da kimi Manisa'dan kimi İzmir'den kimi işte Kapadokya'dan gelmiş insanlardı ve hepsinde bir ortak hüzün sezdim. Tanıştıkça ellerimizi nasıl tuttuklarını size anlatamam. Girit'te karşılaştığımız bir kadıncağız, Manisalıymış, 'Biz Türkiye'den geldik' deyince bize kapısını açtı. Bize Rumca 'Nereden geliyorsun?' deyince, annemler de 'Türkiye'den' diye karşılık verince kadın, ağladı. Kendisinin de Manisalı olduğunu söyledi. Bizi içeri aldı, ikramlarda bulundu. Biz de hediyeler verdik ve 1 saate yakın annemle hüngür hüngür ağladılar, anlattılar. Kadın 85 yaşının üzerindeydi. İster Rum ister Türk olsun aynı yoğun duygu içinde. Hiçbir pişmanlık, nefret ve kin olmaksızın içi tamamen insani duygularla birbirleriyle kucaklaştılar, söyleştiler. Biz oradan zor ayrıldık."
Kaynak / Alıntı: https://www.aa.com.tr/tr/kultur/giritli-mubadillerin-anilari-unutulmasin-diye-dijital-arsiv-olusturdu/3235054
İLK YOLCU UÇAĞIMIZ
25 Mayıs 1944 günü Türkiye Cumhuriyeti için bir ilk yaşandı.
Türk Havacılığının en önemli isimlerinden Nuri Demirağ, fabrikasında imal ettiği ilk yolcu uçağı ile uçuşunu gerçekleştirdi.
İskitlerin Türk soyundan olduğuna dair kanıtlardan biri, II. Justinianus tarafından Köktürklere elçi olarak gönderilen Zemarkhos’un Türklere eskiden İskit denildiğini ve getirdiği mektubun İskit harfleriyle yazıldığını belirtmesidir.
Başka kanıta ihtiyaç bile yok.

Türk mühendisler yaptı: Türkiye'nin ilk insansız helikopteri ALPİN için sıraya girdiler
AA
Türkiye'nin ilk insansız helikopteri ALPİN'i, geliştiren Titra Teknoloji ve Airbus arasında ana yurt güvenliği fuarı SEDEC kapsamında işbirliği protokolü imzalandı. ALPHİN, deniz platformlarına iniş-kalkış yapabilme yeteneği kazanacak. Titra Teknoloji Üst Yöneticisi (CEO) Abdulkadir Şener, yaptığı açıklamada, Airbus ile proje için yaklaşık 4-5 aydır çalıştıklarını söyledi. ALPİN'in muharebe sahasında kendini kanıtlamış bir ürün olarak ilk defa Türkiye'de Kuzey Irak bölgesinde kullanıldığını ifade eden Şener, bunun yanında platformun deniz kuvvetleri tarafından kullanılmasına yönelik dünyadan ve Türkiye'den talepler aldıklarını belirtti.
ALPİN'i geliştiren Titra Teknoloji ve Airbus arasında ana yurt güvenliği fuarı SEDEC kapsamında işbirliği protokolü imzalandı.
Titra Teknoloji Üst Yöneticisi (CEO) Abdulkadir Şener, yaptığı açıklamada, Airbus ile proje için yaklaşık 4-5 aydır çalıştıklarını söyledi.
SEDEC'te beraber bir platform geliştirme anlamında imza attıklarını bildiren Şener, ALPİN'in Türkiye'nin ilk insansız helikopteri olmakla beraber dünyada da sınıfında sayılı helikopterler arasında yer aldığını bildirdi.
ALPİN'in muharebe sahasında kendini kanıtlamış bir ürün olarak ilk defa Türkiye'de Kuzey Irak bölgesinde kullanıldığını ifade eden Şener, bunun yanında platformun deniz kuvvetleri tarafından kullanılmasına yönelik dünyadan ve Türkiye'den talepler aldıklarını belirtti. Şener, projeye ilişkin şu bilgileri verdi:
"Helikopterin gemiye inmesi biraz kompleks bir proje. Airbus ile projemizin fokusunda bu var. ALPİN'i gemiye inebilen bir platform haline dönüştürmek için iş birliği protokolü yaptık. Bunun sonrasında da Airbus ile farklı iş birliği projeleri yapmayı ümit ediyoruz. Deniz taşıtlarına hareket halindeyken helikopterin kalkması ve inmesi çözülmesi zor problemlerden bir tanesi. Bunu yapabilen de çok az sayıda çözüm var. ALPİN de bunlardan bir tanesi olacak önümüzdeki 6 ay içinde. Bundan sonra ALPİN'i sadece Kara Kuvvetleri'nin, Özel Kuvvetler'in değil, Deniz Kuvvetleri'nin de kullanımına sunmuş olacağız.
Platformda temelde çok büyük değişiklikler yok. Otopilotunu Titra'nın kendisinin geliştirdiği bir platform. Birtakım donanım ve yazılım entegrasyonunu içeren bir süreç. Beraber bir geliştirme yapılacak. Airbus'ın bununla ilgili bir tecrübesi var. Bu tecrübeden istifade etmek istiyoruz. Onların da bu sınıfta bir platformla şimdiye kadar bu konuda bir çözümü yoktu. Onlar da kendilerine bu kabiliyeti kazandırmış olacaklar. İki taraf da bu konuda çok heyecanlı."
Yurt dışında testlere hazırlanıyor
ALPİN için hemen hemen her kıtadan birçok ülkeyle görüşmeler devam ettiğini bildiren Şener, "Gelip demolarını gören, memnun olan, fiyat isteyen, teklif isteyen çok fazla ülke var. ALPİN'in hem geliştirilmesini hem üretimiyle alakalı HAB bölgesinde yeni bir fabrika kuruyoruz, bunun altyapılarını oluşturuyoruz. Sene sonuna kadar en az birkaç ülkeyle ALPİN'le, kamikaze ürünlerimizle, ürün gruplarının tamamıyla ilgili protokoller imzalamayı hedefliyoruz. Çok fazla talep var. Açıkçası biz biraz ince eleyip sık dokuyoruz." dedi.
ALPİN Kuzey Irak'ta kullanıldıktan sonra sahadan birtakım geri bildirimler aldıklarını dile getiren Abdulkadir Şener, bunlara ilişkin geliştirme süreçlerinin devam ettiğini bildirdi. Her geçen gün platformlarının daha da ayakları yere basar hale geldiğini vurgulayan Şener, "Yurt dışında test yapacağımız ülkeler var. Platformu oralara götürüp testlerimizi yaptıktan sonra bu protokollerin hızlanacağını düşünüyoruz." diye konuştu.
ALPİN İnsansız Hava Aracı Özellikleri:
ALPİN Faydalı Yükler:
Alpin Teknik Özellikleri:
Uzunluk: 7,05 m (23,4 ft)Kullanım alanlarından bazıları;
ALPİN İnsansız Helikopter Sistem Özellikleri: