Blog Listem

20171129

Atatürk'ün Konyalı manevi annesi ve babası

Atatürk'ün Konyalı manevi annesi ve babası

Konya’da, Fikir Sanat Kültür Adamları Derneği Başkanı Seyit Küçükbezirci tarafından yazılı kaynaklardan, kişilerden ve hatıralardan toparlanarak, hazırlanan “Mustafa Kemal Atatürk'ün Konya ile Yakınlığı” isimli kitap, ilgi gördü...

Fikir Sanat Kültür Adamları Derneği Başkanı, araştırmacı ve yazar Seyit Küçükbezirci, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Konya ile bağlantısını yazılı kaynaklardan, kişilerden ve hatıralardan aldığı bilgilerden toparlayarak, “Mustafa Kemal Atatürk'ün Konya ile Yakınlığı” isimli kitabında yazdı. Necmettin Erbakan Üniversitesi'nce basılan kitap, geçen 10 Kasım günü Atatürk ile ilgili açılan ve 10-30 Kasım tarihlerinde 55 ulusal gazetenin yer aldığı sergide ziyaretçilere hediye edildi.


“SEN BABAM OLUR MUSUN”
Kitapta Atatürk’ün Konya’ya gerçekleştirdiği ziyaretler ve yaşadıklarının yanı sıra başka kaynaklardan Konya ile bağlantısına ilişkin bilgilerin de yer aldığını belirten Küçükbezirci, bu bilgilerin, okuyanların dikkatini çektiğini söyledi. Kitapta Atatürk’ün manevi babasıyla annesinin Konyalı olduğuna dair bilgilerin de yer aldığını dile getiren Küçükbezirci, şunları söyledi:
"Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 1923 yılında, Konya’ya 5’inci kez geldiğinde, karşılamaya gelen bir heyet içerisinde 80 yaşındaki bir köylü dikkatini çeker ve konuşmaya başlar. Abditolu köyünden Hacı Hüseyin Ağa’nın bir oğlu Çanakkale’de, bir oğlu da Sakarya’da şehit düşmüştür. Anlatılanlara çok duygulanır. Hüseyin Ağa’ya, ‘Sen, babam olur musun?’ der. Köylünün şehit çocukları yerine çocuğu olmak ister. Abditolu Köylü Hüseyin Ağa, artık Gazi’nin babalığıdır. Konya’ya 6’ncı gelişinde, yanında eşi Latife Hanım olduğu halde Konya’da 11 gün kalır. Gazi babalığı unutmaz ve Latife Hanım ile birlikte Hüseyin Ağa’nın Sedirler Mahallesi’ndeki iki göz kerpiç evine tanıştırmak için götürür. Latife Hanım, Hüseyin Ağa’nın eşi Akife Hanım'la tanışır. Evde yemeğe kalırlar, saç böreği ikram edilir."



“ATATÜRK’ÜN ATALARI KONYALI”

Atatürk’ün manevi kızı Rukiye Hanım’ın da Konyalı olduğunu belirten Küçükbezirci,
  "Ulu Önder, bir yurt gezisi sırasında Konya’dayken, Birinci Dünya Savaşı sırasında, yanında bulunan Konyalı yazıcı çavuşunu hatırlar. Araştırma yaptırır. Çavuşu da eşi de vefat etmiştir. En küçük çocuğunun da 10 yaşlarındaki Rukiye’nin de akrabalarının yanında kaldığını öğrenir. Rukiye’yi getirtir ve ‘Benim kızım olur musun?’ diye sorar. Kabul etmesi üzerine de yanında Ankara’ya götürür. Rukiye’yi Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nde okutur. 1930 yılında ise Jandarma Yüzbaşı Hüsnü Erkin ile evlendirir. Rukiye, Atatürk’ün hastalığında da Saravona’da devamlı babasının yanında kalmıştır

dedi. Atatürk’ün atalarının da Konyalı olduğunu dile getiren Küçükbezirci, kitapta bununla ilgili bilgiler bulunduğunu söyleyerek, şöyle konuştu:

"Gazi Mustafa Kemal’in kökleri, o dönem içerisinde Konya’nın şu anda il olan Karaman ilçesi sınırları içerisinde kalan Taşkale köyüne dayanmaktadır. Bu köyün eski adı Kızıllar’dır. Atatürk’ün soyunda ise en önde gelenlerden bir tanesi de Kızıl Hafız'dır. Atatürk ve sülalesi evlad-ı Fatihan’dandır. Karamanoğulları Devleti’ne Osmanlılar, son verdikleri zaman buradaki halkı alırlar ve Türk ve İslam yapmak için Rumeli’ye götürürler. İç Anadolu’dan yani Konya, Nevşehir, Niğde gibi illerin halkının yüzde 90’ı, Avrupa’daki Türkleri oluşturmuştur. Bunların dedeleri de öyle gitmiştir."


ATATÜRK SOYADININ VERİLMESİ

Atatürk” soyadının, dönemin Konya milletvekili Naim Hazım Ülkü Onat’ın teklifiyle verildiğini ve bu bilginin hazırladığı kitapta yer aldığını anlatan Küçükbezirci, şunları söyledi:


"1934 yılında, Soyadı Kanunu çıkarılır. Gazi Mustafa Kemal’e layık soyadı bulmak için ileri gelenler, dilciler ve tarihçiler çalışmaya başlar. Pek çok soyadı, Gazi’ye sunulur; ama uzun süre teklif edilen soyadlarına sıcak bakmaz. Soyadı konusunda yapılan bir toplantıda Konyalı Naim Hazım Ülkü Onat, 'Türk’e her alanda atalık etmiş, Türklüğü kurtarmış olan büyük gazimize ‘Atatürk’ diyelim, bunu soyadı olarak verelim' der. Nazım Onat’ın teklifini gazi, kabul eder. Konu ile kaynaklar gazinin memnun olduğunu ve Onat’a teşekkür ettiğini belirtir. Üç maddelik cumhur reisi Gazi Mustafa Kemal’e ‘Atatürk’ soyadının verilmesi hakkında kanun kabul edilir. Naim Hazım Ülkü Onat, Konyalıdır. Dil bilginidir. TBMM’de Konya milletvekili olarak görev yapar. Milli mücadele döneminde cesur kalemi ile hizmet verir. Naim Hazım’a Ülkü Onat soyadını da Atatürk vermiştir."



Alıntı Kaynak: http://odatv.com/ataturkun-konyali-manevi-annesi-ve-babasi-2711171200.html

'Moskova'daki Yabancı Edebiyat Kütüphanesi'nde Atatürk üzerine kitaplar

Mehmet Perinçek@MehmetPerincek 

'Moskova'daki Yabancı Edebiyat Kütüphanesi'nde bugün karşıma çıkan Doğu Avrupa baskı Atatürk üzerine kitaplar: 
1. Budapeşte, 1970 

2. Prag, 1967 

3. Bükreş, 1969 

4. Sofya, 1973

20171128

Adana biraz da Türkiye’dir! / Feridun Andaç



Yakın zamanda Adana’ya üç kez geldim. Bu gelişimde Yaşar Kemal Sanat Günleri’nde usta yazarımızı konuşacaktık.

Çukurova dendi mi ilk akla gelen Orhan Kemal’dir, Yaşar Kemal’dir. Benim için biraz da Reşat Enis’tir, Yılmaz Güney’dir, Demirtaş Ceyhun’dur. Onların buraya dair yazdıkları, anlattıklarıdır.
Kenti adımlarken o duyguya kapılırsınız. İzler, renkler, sesler ararsınız yazdıklarından. Her ne kadar Adana da küreselleşme salgınından payını almışsa da kenti adımladığınızda yer yer sözünü ettiğim izlere rastlamanız mümkün.

Bir kenti var eden, tarihsel/kültürel doku kadar, gündelik yaşama seyridir. Ve elbette ki o kentin ekonomisi, doğası... Bu bağlamda Adana kadim bir kent... Doğu Akdeniz uygarlığının kavşağında bir yerde olması onu, buluşturan dönüştüren, hatta taşıyan kent kimliğine büründürmüştür bence.

MAHSULAT-I HAYAT SATIŞEVİ

Sanatın, kültürün neredeyse her alanında birçok insanı var etmesi rastlantı değildir. Aynı zamanda ülke ekonomisinin dinamosu olması da öyle...

Dünkü Adana’dan bugünkü Adana’ya kıyas yapacak değilim, öyle bir dağarcığım da yok. Ama okuduklarım kadar görüp gözleyebildiklerimin bana anlattığı şu ki; dünkü Adana, geleceği kurma düşlerini insanlara taşıyan birikime sahipmiş. Bunu nereye/neye dayanarak söylüyorum?
Edebî okumalarımın yanı sıra yüzümü döndüğüm tarih çok şey söylüyordu aslında. Hele hele Millî Mensucat Fabrikası’nın tarihçesini okuduğumda gördüğüm başlı başına bir ülke gerçeğiydi. Ama bu gelişimde karşıma çıkan bir kitap vardı ki; okumaya başladığımda Adana’nın yüz yıllık yakın tarihi ile karşı karşıya kalmıştım. Bu yörede simge bir ad olan Selahattin Canka’nın “Bitpazarı: Ticaret, Sanayi, Hırdavat, Siyaset, Matbuat, Zuhurat, Hitabet, Kitabet, Vukuat, Hikâyet, Tezvirat, Tevkifat ve tüm mahsulat-ı hayat. Satışevi” adını verdiği kitabı hem bu öyküyü baştan sona anlatıyor, hem de size Türkiye’nin neden “AKP” den ibaret olmadığını gösteriyordu.



GÜNEY SANAYİİ’Nİ KİM BATIRDI


Bugün Adana için İstanbul’dan daha çok Türkiye diyebilirsiniz. Ama küresel kapitalizmin adeta simgesi haline gelen siyasi bir angajmanı Türkiye kılamazsınız.

1904 yılında Millî Mensucat Fabrikasının kuran Adana, ülkenin tarımsal ekonomisinin geleceğe dönük ibresini pekâlâ gösterir size. Canka’nın anlattıklarında karşımıza çıkan gerçeklikte de bunları bulabiliriz. Bir kentin yakın tarihini onun tanıklıklarından okurken aslında ülkenin tarihine de notlar düştüğünü gözleriz. Adana aynı zamanda yükseliş ve düşüşlerin de kentidir. Türkiye’nin ekonomisi kadar siyasetini de oradan okuyabiliriz. Canka’nın “Bitpazarı” adını verdiği tanıklık öyküsünde okuduklarımız bizi şaşırttığı gibi birçok gerçeği de karşımıza çıkarıyor.

Adana’nın önemli tekstil fabrikası Güney Sanayii’nin batışında dönemin siyasi aktörü Turgut Özal’ın rolünün ne olduğunu anlatan Canka, siyasilerin ülke ekonomisini/sanayicisini yıkıma nasıl sürüklediklerini de gözler önüne serer. Bir bakıma, ya bendensin ya da değilsin denerek üstelik.

....
....

Alıntı Kaynak: https://www.aydinlik.com.tr/adana-biraz-da-turkiye-dir-feridun-andac-kose-yazilari-kasim-2017

Gazi Osman Paşa

'Her iki tarafça Kahraman Kabul Edilen Gazi Osman Paşa, Sonda Gelen Mağlubiyeti Haketmemiştir Başlangıçta Osmanlı Ordusu Hatasıyla Vidin'dedir'

Alıntı Kaynak.  

93 Harbi - Osmanlı Yabancı Paşa/Doktor Kullanmak Zorunda Kaldı

'Osmanlı Yabancı Paşa/Doktor Kullanmak Zorunda Kaldı Stratejik-Taktik Hazırlıklar Yetersiz Donanma Gücü Yerindeyken Bile En Büyük Kayıp Yaşar

Eğitimsizlik Osmanlı'yı Ne Hale Getirdi, Sonunda Çöktük! Fatih İlk Savaşında Fethederken Sultan Abdülhamit Rumeliyi Kaybetti 93 Harbi nde!'






Alıntı Kaynak.  

Atatürk 'Mehmetçik' i tarif ediyor



“Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir” 

 Ulu Önder ve Ebedi Lider 
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK 


Göktürk Yazıtlarında Tanrı ve Türk vb. Okumalar ve Avrupa'dan Bir Yazıt Jelling İsveç ve Türkçe

'Göktürk Yazıtlarında Tanrı ve Türk vb. Okumalar ve Avrupa'dan Bir Yazıt Jelling İsveç ve Türkçe en.calameo.com/books/00233386

 









'Göktürkçe'yi Avrupalı Çözdü Avrupalı da Ordakinin Çözümünü Türkten Bekliyor! İnsanlık Çoğaldıkça Batıya Göçer Alfabe Paylaşılır TürkArşiv'

 


Alıntı Kaynak:   TC.tarih @okuSalar

Malazgirt'ten Önce Türkler (Hunlar) Anadolu ve Ortadoğu'ya M.S. 395'te Kafkasya'dan Girmişlerdir



Malazgirt'ten Önce Türkler (Hunlar) Anadolu ve Ortadoğu'ya M.S. 395'te Kafkasya'dan Girmişlerdir B.İskender Derbent'te Buna Önlem İçin Çalışmıştr

 

Anzaklar'dan Mustafa Kemal Atatürk'e

Türklerin anadili Türkçedir



20171127

Türk Einstein'i, Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu: ''Diline ve gönlüne sahip çık''

22 Mayıs  2013


Türk Einstein'i olarak bilinen Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu konferansın son konuşmacısı olarak sahneye çıktı. Türkçe'ye olan düşkünlüğü ile bilinen Sinanoğlu'nun konuşması sık sık alkışlarla kesildi. 

Bir milletin kültürüne sahip çıkması gerektiğinin altını kalın çizgilerle çizen Sinanoğlu, aklın bilimle, gönlün de dille korunacağını söyledi. 

Yunus Emre'den ve Hoca Ahmet Yesevi'den örnekler veren Sinanoğlu yozlaşan batı kültürünün defedilmesi gerektiğini söyledi.

'Aşk ile kalınız': Canan Dağdeviren - TEDxReset 2014


CANAN DAĞDEVİREN Illinois University Araştırma Asistanı / Illinois University Research Assistant CD28: Aşk ile Kalınız / CD28: Stay with Love

 Canan, 4 Mayıs 1985'te İstanbul'da doğdu. Çocukluktan beridir, fizik ve tıp ile ilgili konular ilgisini çekmiştir. Prof. Erdal İnönü'nün etkisiyle üniversite sınavı sonunda fizik okumaya karar verdi. Haziran 2007'de Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği'nden mezun olduktan sonra, tam burslu kabul aldığı Sabancı Üniversite'si Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Programı'nda yüksek lisans eğitimime başladı, Haziran 2009'da üstün başarı ile mezun oldu. 2009 yılında ilk defa verilemeye başlanan Fulbright Doktora Bursu'nu Türkiye'de kendi alanında ilk sırada kazanarak The University of Illinois at Urbana, Champaign'de (UIUC) Malzeme Bilimi ve Mühendisliği bölümde doktora eğitimi almaya hak kazandı. Prof. John A. Rogers danışmanlığında; fizik, elektronik, kimya, malzeme, mekanik ve tıp alanlarının kapsamına giren esnek ve katlanabilir vücut içine ve deri üstüne yapıştırılabilir elektronik aletler üzerine doktora çalışmaları yapmaktadır. Canan aynı zamanda; 12 makale, 2 patent ve 25'in üstünde ulusal ve uluslararası ödül sahibi. 

In English
 Canan Dagdeviren was born on 4th of May, 1985 in Istanbul. She has been fascinated by science ever since she was a child. By the influence of Prof. Erdal İnönü, she decided to study physics and obtained her B.Sc. in Physics Engineering from Hacettepe University. She was awarded with full-scholarship throughout her M.Sc. studies in Materials Science and Engineering at Sabanci University. Dagdeviren was the top of the list in her field to be entitled to a Fulbright Doctoral Fellow, which was given for the first time in Turkey in 2009, and she pursues her Ph.D. in Material Science and Engineering at the University of Illinois at Urbana-Champaign under supervision of Prof. John A. Rogers. The primary focuses of her research are applications of ferroelectric/piezoelectric materials and patterning techniques for unusual electronics with an emphasis on bio-inspired and bio-integrated systems, such as bio-sensors, actuators, transducers, and mechanical energy harvesters in flexible/stretchable forms. She is expected to receive her Ph.D. in June, 2014. Dagdeviren serves as a research assistant in Frederick Seitz Materials Research Laboratory, Beckman Institute for Advanced Science and Technology. Currently, she has 12 journal papers, is inventor on 2 patent applications, and holds over 25 prestigious awards. In the spirit of ideas worth spreading, TEDx is a program of local, self-organized events that bring people together to share a TED-like experience. At a TEDx event, TEDTalks video and live speakers combine to spark deep discussion and connection in a small group. These local, self-organized events are branded TEDx, where x = independently organized TED event. The TED Conference provides general guidance for the TEDx program, but individual TEDx events are self-organized.* (*Subject to certain rules and regulations)

32 yaşındaki Canan Dağdeviren'in hayatı başarılarla dolu

32 yaşındaki Canan Dağdeviren'in hayatı başarılarla dolu

O'nu Cumhuriyet okuttu ve yetiştirdi. Şimdi o da "Gittiğim her yere Cumhuriyet'in altınını götürüyorum." diyor. 32 yaşındaki bilim insanı Canan Dağdeviren, Türkiye'nin Amerika'daki gururu. Dünya gençler nobelini kazanan Dağdeviren, Ulusal Kanal'a özel açıklamalar yaptı. "Hayat felsefemi Atatürk'e borçluyum" dedi

.."Giyilebilir kalp pilinin" mucidi o. Hastalıkların tedavisinde tıpta devrim sayılan vücuda yerleştirilen sensörlerin de yaratıcısı.

Hayal kuran ve başaran genç bir bilim insanı 32 yaşındaki Canan Dağdeviren. Aşık olduğu bilime, yolculuğunu başlatan da Atatürk.

Canan Dağdeviren,  Adanalı bir anne ve Sivaslı bir babanın çocuğu. Cumhuriyet'in yetiştirdiği onca ışıktan sadece biri...

Cumhuriyet'ine ve Atatürk'e de bağlı. "Gittiğim her yere Cumhuriyet'in altınını da götürüyorum." diyor. Genç yaşına rağmen Türkiye'yi gururlandıran birçok ödül kazandı.

Dünyaca ünlü Forbes Dergisi'nde 30 yaş altı 30 bilim insanı listesine girdi. Geçtiğimiz ay da Londra'daki Başarı Akademisi'ne Türkiye'den seçilen ilk delege oldu.

Hayallerle başladığı yolculuğunda şimdiki durağı Massachusetts ((Massaçiyu sed))Teknoloji Enstitüsü, kısa adıyla  MIT (Emayti)'de yardımcı doçentlik. 

O'nun hayelleri Emayti'ye 5 milyon dolarlık bir labaratuvar kurdurdu. 

Sık sık Türkiye'ye gelen Canan Dağdeviren, çalışmaları ve başarılarıyla ilgili Ulusal Kanal'a özel açıklamalar yaptı.

Dağdeviren'in hayatında Atatürk'ün yeri bambaşka.

Genç bilim insanı, geleceğin gençlerine de tavsiylerde bulundu.
Haber: Deniz Adalı
Kamera: Şengül Derin


ulusal.com.tr


Isparta'da 17. Geleneksel Kültür Şöleni yapıldı


Isparta'da 17. Geleneksel Kültür Şöleni yapıldı

Mayıs 2017

'Seksenli yılları hatırlatan eşyalar, anılar, diziler - 1980'lerde Türkiye'



Seksenli yılları hatırlatan eşyalar, anılar, diziler 
- 1980'lerde Türkiye Seksenli Yıllar Fotoğrafları, seksenli yılları anlatan eşyalar, seksenli yıllarda çocuk oyunları, Seksenli Yılları Hatırlatan Eşyalar Ve Anılar...

İlk Yerli Otomobil DEVRİM

Yerli otomobil için ilk aday İzmir oldu

Türkiye'nin ilk milli yüksek hızlı treni için düğmeye basıldı

Türkiye'nin ilk milli yüksek hızlı treni için düğmeye basıldı

Türkiye'nin ilk milli yüksek hızlı treni Eskişehir'de kurulu TÜLOMSAŞ'ta üretilecek.

Yüksek Hızlı Tren (YHT) seti, ilk etapta 250 Km/H hıza haiz olarak 96 adet üretilecek. Konuyla ilgili 23 Kasım'da yayınlanan Kamu İhale Bülteni'nde ön yeterlilik ihalesi açıldığı duyuruldu. Duyuruya göre Yerli Üretim ve Test Tesisi kurulumu Eskişehir’de yapılacak olup, talep edilen mallar için teslim yeri Ankara olacak. Talep edilen hizmetlerin gerçekleştirileceği yerler ise ilgili şartnamelerde detaylı olarak belirtildi. Duyuruda, "20 adedi en az yüzde 10 yerli katkı payı ile komple imal edilmiş olarak ithal, 60 adedi en az yüzde 53 yerli katkı payı ile Türkiye’de TCDD’nin Eskişehir’de göstereceği arazi TÜLOMSAŞ’da kurulacak tesiste imal, 16 adedi ise milli YHT projesi dâhilinde en az yüzde 74 yerli katkı payı ile Türkiye’de TCDD’nin Eskişehir’de göstereceği arazi TÜLOMSAŞ’da kurulacak tesiste imal edilecektir" denildi.

Alıntı kaynak: http://www.habervitrini.com/ekonomi/turkiye-nin-ilk-milli-yuksek-hizli-treni-icin-dugmeye-basildi-910999

Türk Tarihi'ne imzasını atan hakanların hakanı



RUHUNDA 
BÜTÜN TÜRK HAKANLARININ BİRLEŞTİĞİ
20. YÜZYILIN BAŞINDA, 
EMPERYALİZMİ DİZE GETİREN 
TEK DÜNYA LİDERİ 
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, 
BÜTÜN ATEŞLİ SİLAHLARIN İCAT OLDUĞU, 
VE MERTLİĞİN BOZULDUĞU 
20. VE 21. YÜZYILDA 
TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN 
DÜNYA TARİHİNDEKİ YERİNİ  
BİR DEFA DAHA BELİRLEDİ...  

İstanbul'da düzenlenen 5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali sona erdi

İstanbul'da düzenlenen 5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali sona erdi

İstanbul'da düzenlenen 5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali sona erdi. İstanbul Medya Akademisi ve Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği tarafından düzenlenen festivalde Türk, İranlı, Macaristanlı yönetmenler ödül aldı. 

...

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkılarıyla İstanbul'da düzenlenen festival bugün ödüllerin verilmesiyle sona erdi.

5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali Cemal Reşit Rey Konser Salonunda yapıldı.

Ödül töreninin açılış konuşmasını Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Ömer Arısoy yaptı.

Festival Başkanı Ogün Şanlıer festivale 102 ülkeden 3 bin 400'ün üzerinde uluslararası alanda film başvurusu yapıldığını belirtti.

Festival kapsamında İranlı yönetmen Parvız Shahbazı'nın "Malaria" filmi, "En İyi Senaryo", "En İyi Uzun Metraj Film", "En İyi Yönetmen" ve "En İyi Kadın Oyuncu" ödüllerinin sahibi oldu.

Macar yönetmen Bela Tarr, "Yaşam Boyu Başarı Ödülü"ne layık görüldü.

Türkiye'den ise Andaç Haznedaroğlu'nun yönetmenliğini yaptığı "Misafir", "En İyi Film" ve "En İyi Kurgu" ödüllerine değer bulundu.



ulusal.com.tr


20171126

En fedakâr öğretmen. Türkiye bu fedakar vatansever insanlar sayesinde ayakta duruyor

 

Sütçü İmam ve Mustafa Kemal Atatürk


Türk kadınına uzanan eli kıran, Kahramanmaraş'ta düşmana ilk kurşunu sıkan,kahraman Sütçü İmam'ı, ölümünün 95. yılında sevgi ve saygıyla anıyoruz. 
 "Her kim ki Mustafa Kemal ve Kuvayı Milliye aleyhine fetva verip düşmanlık yapar, bilin ki damarlarında kafir kanı akar''

Alıntı kaynak: TürkDüşün @DusunTurk 

Kozalaklardan tohum çıkarma, gelir kapısı oldu haberi



Kozalaklardan tohum çıkarma, gelir kapısı oldu haberi

Adıyaman'ın Gölbaşı İlçesi'ne bağlı Yaylacık Köyü'nde, sedir ağacı kozalaklarından tohumları ayıklayarak ailelerinin geçimine katkı sunuyor.


Kozalaklardan tohum çıkarma, gelir kapısı oldu
Adıyaman'ın Gölbaşı İlçesi'ne bağlı Yaylacık Köyü'nde, sedir ağacı kozalaklarından tohumları ayıklayarak ailelerinin geçimine katkı sunuyor.

Tarıma elverişli arazinin pek olmadığı 70 hanelik Yaylacık Köyü'nde vatandaşlar, Adıyaman Orman İşletme Müdürlüğü tarafından getirilen sedir ağacı kozalaklarından tohum çıkarıyor. Sulanan kozalaklardan çıkarılan tohumlar, yeniden Adıyaman Orman İşletme Müdürlüğü'ne teslim ediliyor. Köylüler, günlük 60 lira yevmiye ile çalışarak aile geçimlerine katkı sağlıyor. Yaylacık Köyü Muhtarı Bilal Kaydu, tohum ayıklamanın 60, 40 gün sürdüğünü belirterek, Yaylacık Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi olarak Adıyaman Orman İşletme Müdürlüğü'nden temin edilen sedir ağacı kozalaklarının tohumlarını ayrıştırıyoruz. Kozalakları önce yere sererek gündüz suluyoruz, sonra tohumunu ayrıştırıyoruz. Bunlar, daha sonra çalışanlarımızca torbalandıktan sonra Adıyaman'a gönderilip, işçiler tarafından toprakla buluşturuluyor. Her aileden bir kişi bu işte çalışmaktadır dedi.

 Alıntı Kaynak:  Ulusal Kanal

Gülten Dayıoğlu’ndan çocuklar için öneri



Gülten Dayıoğlu, öğretmenler gününde Hataylı öğrencilerle bir araya geldi. Çocuk edebiyatının duayen ismi, "Çocuklar hayatın içinden bilgilerle yetiştirilmeli" dedi.

Eski bir öğretmen olan ve yazdığı kitaplarla üç kuşağı büyüten Gülten Dayıoğlu, Öğretmenler Günü’nde Hatay’da öğrencilerle bir araya geldi. Günümüz çocuklarına erişebilmek için öğretmenlerin kendini her zaman güncellemesi gerektiğini vurgulayan Dayıoğlu, eğitim sisteminde ezberci yönteme karşı müfredatın esnek olması gerektiğini söyleyerek, “Çocuklar hayatın içinden bilgilerle yetiştirilmeli” dedi.


Çocuk kitaplarının psikologlar tarafından denetlenmesi konusunda da açıklamalarda bulunan Dayıoğlu, şöyle dedi: “Kimse yazarın zihnine dizgin vuramaz. Bu konuda asıl sorumluluk yayınevinindir. Çocuk edebiyatının süzgecinin delikleri sık olmalı, niteliksiz kitaplar bu süzgeçten geçememeli. GDO'lu gıdaları nasıl seçiyorsak GDO'lu kitapları da seçmek, ayıklamak gerekiyor. Bu noktada ikinci büyük sorumluluk öğretmenlere ve velilere düşüyor. Çocuklarına ne okuttuklarının farkında olsunlar.”

Alıntı Kaynak: http://www.sozcu.com.tr/hayatim/kultur-sanat-haberleri/gulten-dayioglundan-cocuklar-icin-oneri/


Onlar hem edebiyatın devleriydi, hem de öğretmen...
 
















 

Hatay dünyaya defne yaprağı ihraç ediyor

Hatay dünyaya defne yaprağı ihraç ediyor


Hatay'da ormanlardan elde edilen binlerce ton defne yaprağı, ilaç ve kozmetik sanayinde kullanılmak üzere çeşitli ülkelere ihraç ediliyor.

Defne yaprağından elde edilen uçucu yağlar sabun, şampuan, vücut losyonu, parfüm, kozmetik sanayinin yanında ilaç sanayinde de kullanılıyor. Gıda sanayinde, et yemeklerinde, balık konservelerinin yanında, pilavda da tercih edilen defne yaprağı, aynı zamanda barutun hammaddesi olarak savunma sanayinde de kullanılıyor. 


Hatay'ın Yayladağı ilçesinde köy halkının belli başlı geçim kaynaklarından olan defne yağı ve defne yaprağı çok amaçlı değerlendiriliyor. Yağından sabun, yaprağından ise çeşitli dertlere deva baharatlar elde edilen defne, ilaç ve kozmetik sektörlerinde kullanılmak üzere dünyanın birçok ülkesine gönderiliyor.

AMERİKA, ÇİN, AVRUPA VE UZAKDOĞU…

Hatay'ın Yaylağı ilçesinde defne yapraklarını kurutup balyalayarak başta Amerika, Çin, Avrupa ülkeleri ve Uzakdoğu ülkelerine gönderen Abdullah Taşkıran, yıllık işledikleri kuru yaprağın 800 ton olduğunu belirtti



Kurdukları defne işleme tesisinde yılın 9 ayı köylüler tarafından dağlardan toplanan defne yapraklarını kurutma ve ayıklama işlemlerinin yapılmasının ardından balyalar şeklinde dünyanın birçok ülkesine gönderdiklerini anlatan Taşkıran, “Orman köylüleri defneyi kesip kilo bazında, ton bazında bize getiriyor.



Defne teslim edildikten sonra iş bize düşüyor. Fırınlarda kurutulması, oradan çıktıktan sonra çırpılması, kaba çöplerini aldıktan sonra bir de işleme tesisinden geçtikten sonra isteğe göre istenirse çuval, istenirse balya haline getirilip yurt dışına gönderiyoruz” dedi.



‘AVRUPA’NIN İHTİYACININ YÜZDE 80’İ TÜRKİYEDEN’

Defte yaprağı tesisinde çalışan Aliye Taşkıran, 3 ay boş kaldıklarını, yılın 9 ayında çalıştıklarını söyledi. İşledikleri defne yapraklarından ürettikleri kişisel bakım ürünlerini satan Ayşegül Abacı ise, “Doğanın biz insanlara sağlamış olduğu birçok faydalı seçenek vardır.



Onlardan bir tanesi de defne yaprağı. Defne yaprakları, genelde tıp alanı, tıbbi ve kozmetik alanı, temizlik alanı ve sağlık alanlarında kullanılmaktadır. Avrupa'nın defne ihtiyacının yüzde 80’i Türkiye'den karşılanıyor” diye konuştu.

Alıntı Kaynak: http://www.sozcu.com.tr/2017/ekonomi/hatay-dunyaya-defne-yapragi-ihrac-ediyor-2106093/

En Çok Okunanlardan...