Blog Listem

20210302

📚Kemalist Devrim Dizisi - ✍️Doğu Perinçek - 📖Kaynak Yayınları



📖 Kemalist Devrim - 1

Tarihsel ve Sınıfsal Karakteri

Doğu Perinçek, Bilimsel Sosyalizmin bakış açısıyla Kemalist Devrimin tarihsel ve sınıfsal anatomisini gerçekleştiriyor. Kemalist Devrim konusunda özellikle İslamcı, “sol” ve liberal çevrelerin emperyalist Batı literatüründen etkilenen yaklaşımlarını eleştiren Perinçek, Kemalist Devrim önderliğinin sınfsal karakteri konusunda bugüne kadar alışılagelen yaklaşımların dışında özgün tahliller yapıyor.
Yeni bilgilerle zenginleştirilen ve güncelleştirilen kitapta Kemalist Devrim bir tarih sorunu olmasının ötesinde günümüz Türkiye’sinin önündeki önemli sorunların çözümü açısından incelenmeye tabi tutuluyor.

📖 Kemalist Devrim - 2
Din ve Allah

Kemalist Devrim’in din ve Allah felsefesi ilk kez bu kitapta kapsamlı olarak incelendi.
Atatürk’ün din, Allah, İslamiyet ve Hz. Muhammed konusundaki gizlenen elyazıları, Cumhuriyet Devrimi’nin ders kitapları ve resmî kaynaklar, ilk kez bu araştırmayla gün ışığına çıkarıldı.
Cumhuriyetimizin bir karşıdevrimle karanlıklara gömülmek istenen laiklik anlayışı, bütün boyutlarıyla açıklanıyor, tarihsel ve bilimsel verilerle özgün bir laiklik teorisi geliştiriliyor.
Kitap, 1995 yılında, Toplumsal Bilimler alanında Yunus Nadi Ödülü’nü kazandı.


📖 Kemalist Devrim - 3
Altı Ok

Bu kitap, 1931 yılında CHP programına, 1937 yılında ise Anayasa’ya konan ve Türkiye devriminin programı olan Altı Ok’u tarihsel gelişimi ve pratiği içinde ele almaktadır. Kitaptan bazı konu başlıkları:
Türk Devriminin Altı Ok Programı hangi tarihsel süreçlerde filizlendi ve gelişti?
Altı Ok’un milli devrimci pratiğimizdeki yeri ve uluslararası kaynakları.
Altı Ok’un bütünlüğü ve tarihsel tutarlılığı.
Altı Ok’un dünyadaki yeri.
Ezilen dünyadaki iki devrim modeli.
Kemalist Devrim niçin yarım kaldı?
Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve devrimciliğin Türk devrimindeki ve Atatürk dönemi CHP programlarındaki anlamı.
Kitabın sonunda ise iki önemli belge okura sunuluyor:
Altı Ok’un 1931’de CHP programına, 1937’de de Anayasa’ya konmasına ilişkin, Recep Peker ve Şükrü Kaya’nın resmi görüşü açıklayan konuşmaları.
Altı Ok Türkiye'nin bugünkü ihtiyaçlarına da yanıt veren bir programdır.


📖 Kemalist Devrim - 4
Kurtuluş Savaşında Kürt Politikası

Kemalist önderliğin 1919-1926 yıllarında Kürt sorununa ilişkin anayasal ilke ve politikaları.
Müdafaai Hukuk Cemiyeti'nin, Erzurum ve Sivas Kongreleri'nin, Amasya Görüşmesi’nin,
Misakı Millî'nin üstündeki perde kaldırılıyor.
Makaslanmış veya değiştirilmiş belgelerin asılları bu kitapta.
Kemalist önderliğin hedef ve stratejisi, millî devlet projesi…
Türk ve Kürt tekmil milleti birleştirmek…
Kürtlerin Kurtuluş Savaşı'na katılımı…
Doğu'da bir dayanak yaratarak bütün vatanı kurtarmak…
Türkiye'yi birleştiren prensip… Ortak örgütlenme…
Ortak karar…
Ortak vatan: Misakı Millî… Atatürk'te Millî Hudutlar kavramı…
Cumhuriyet'in kurucu unsurları: Türkler ve Kürtler…
Ortak kimlik… Ortak cumhuriyet…
Şûralarla özerk idare, 1921 Anayasası'nın halkçı idare sistemi…
Kemalist hükümetin "Kürtlere Mahallî İdare" kararı…
Kurtuluş Savaşı belgelerinde ve uluslararası konferanslarda Kürtlerin hak ve hürriyetleri…
Ortak Mustafa Kemal…
Kurtuluş Savaşımızın sınanmış çözümü


📖 Kemalist Devrim-5
Kemalizmin Felsefesi ve Kaynakları

• Kemalizm nedir; ideoloji mi, teori mi, öğreti mi yoksa bir devrimin pratiği mi?
• Kemalizmin felsefesi nedir?
• Kemalizmin varlığın ve bilginin kökeni konusundaki görüşü nedir?
• Kemalizm, toplumların gelişmesini nasıl açıklıyor?
• “Determinizm”, “pratik maddiyetçilik”, “tarihsel materyalizm”…
• Kemalizm, evrimci mi devrimci mi?
• Kemalizmin millî ve milletlerarası kaynakları nelerdir?
• Aydınlanma hareketinin, büyük Fransız Devrimi’nin, Alman materyalizmi ve devlet sosyalizminin, narodnizmin ve
Sovyet Devrimi’nin Kemalist Devrim üzerindeki etkileri nelerdir?
• Pozitivizm ve kemalizm...

📖 Kemalist Devrim-6
Atatürk'ün CHP Program ve Tüzükleri

Biz İstiklal Savaşı’nı hangi programla başardık?
Biz 1920 ve özellikle 1930’ların Türk mucizesini hangi programla gerçekleştirdik?
Biz bugünkü kör çıkmazlarda o büyük çıkış yolunu nasıl buluruz?
İster geçmişin başarılarını araştırınız ister geleceğin yolunu açmak için ayağa kalkınız, Türkiye yeniden Atatürk’ü keşfetme yıllarına girmiştir.
Doğu Perinçek bu kitapta 1919’dan 1938’e uzanan süreçte CHP program ve örgütlenme ilkelerinin gelişme sürecini inceliyor.
Ayrıca Atatürk önderliğinde hazırlanan CHP program ve tüzüklerinin tam metinleri…


📖 Kemalist Devrim-7
Toprak Ağalığı ve Kürt Sorunu

Kemalist Devrim'in köylü felsefesi ve programı…
Cumhuriyet döneminde toprak ağalığı, aşiret ilişkileri ve şeyhlik…
Şeyh Sait, Ağrı ve Dersim isyanı dersleri…
Şark raporlarında Doğu ve Güneydoğu Anadolu gerçekleri…
İnönü ve Bayar raporlarının içeriği ve değerlendirmesi…
Cumhuriyet yönetimine göre Kürt meselesinin özü…
Şarkta derebeyliğe karşı sınıfsal çözüm arayışları…
CHP Programı ve Anayasa'da toprak reformu değişiklikleri…
Derebeyliğe karşı yasalar ve uygulamalar…
"Derebeylik Sistemi Böyle Yıkılır mı?"…
Küçük Amerika döneminde toprak reformu masalları…
Bölücü terörün zemini ve nedeni…
Günümüzde toprak ağalığı ve Kürt sorunu…
40 tez: Kürt sorununa ilişkin 40 saptama ve çözüm…


📖 Kemalist Devrim-8
Birinci Dünya Savaşı ve Türk Devrimi

Doğu Perinçek bu kitabında, Birinci Dünya Savaşı'na ilişkin hurafeleri ele alıyor.
Osmanlı Devleti, savaşın dışında kalabilir miydi?
Savaşa niçin ve nasıl girdik?
Almanya'yla ittifaktan kaçınabilir miydik?
Dünya Savaşı, Türkiye için bir yıkım mıydı yoksa Kemalist Devrimin başlangıcı mıydı?
Atatürk'ün savaşa ilişkin görüşleri niçin yanlış aktarılıyor?
Perinçek, Kurtuluş Savaşımızın 1914 yılında başladığını tarihsel kanıtlarıyla ortaya koyuyor; Birinci Dünya Savaşı'ndaki vatan savunmasının Türk Devrimi sürecindeki yerini inceliyor ve Kemalist Devrimin başlangıç aşamasını aydınlatıyor.
Bu çalışmada tarihçilerin konuyla ilgili görüşleri tartışılıyor ve eleştiriliyor; günümüzdeki vatan savunmasını anlamak açısından önemli dersler sunuluyor.
Kitap, Atatürk'ün Bütün Eserleri başta olmak üzere Birinci Büyük Savaş konusunda yazılmış yerli-yabancı iki yüze yakın kaynak titizlikle araştırılarak kaleme alınmış.
Kaynak Yayınları, tarihçilerimize ve tarih meraklılarına Birinci Dünya Savaşı konusunda ufuk açan bir kitap sunmaktadır.

Stok Kodu
:
Kemalist Devrim Seti
Kapak Türü
:
Karton
Kağıt Türü
:
2. Hamur

🇹🇷🪙 Gümüş para 830 ayar 27 Mayıs 1960'da basılmış

Terazi, meşale, kılıç ve sancak figürlü bu gümüş para 830 ayar ve 15gr.dır. Bu para 27 Mayıs 1960'da basılıp, 12 yıl tedavülde kullanılmıştır. 



21 parça ağır İngiliz Savaş Gemilerine karşı savunma yapan Çanakkale'nin meşhur Türk Donanma gemileri

 21 parça ağır İngiliz Savaş Gemilerine karşı savunma yapan Çanakkale'nin meşhur Türk Donanma gemileri. Nusret Mayın Döşeme gemisi, Hamisiye, Midilli, Yavuz, Muavenet Kruvazörleri şimdi beşi bir yerde. 5 li Bronz Set. 



Sonsuzluk sembollü Atatürk'ün hatıra avrosu.

 


İstiklal Harbimizi başlatan iradenin Samsun yolculuğunun anısına bastırılan hatıra avrolar




Tedavülden kalkan 🇹🇷Türk paralarından (amatör kolleksiyoncular için)

 (1978-2006) bir set 

Sözcükler üzerine

Devrim Kanunları

Efes Antik Kenti'nde bulunan Curetes Caddesi'nin gerçek döneminde nasıl gözüktüğünü gösteren sanal canlandırma.

 

Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi - Yıl 1900-İzmir



20210228

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk kadınları





Türkiye Cumhuriyeti'nin aydınlanmasında eğitimin önemi

 

Cumhuriyet döneminin, seçkin bir eğitim, kültür ve siyaset adamı olarak kabul edilen Hasan Ali Yücel ölümünün 60. yılında anılıyor. Köy Enstitüleri'nin kurucusu olan Hasan Ali Yücel, aynı zamanda 8 yıl Milli Eğitim Bakanlığı yapmıştı.

Türk felsefe öğretmeni, eski millî eğitim bakanı ve Köy Enstitüleri’nin kurucusu olan Hasan Ali Yücel, Cumhuriyet tarihinin en uzun süreli Eğitim Bakanı olmuştur. Köy Enstitüleri, tamamen Türkiye'ye özgü bir eğitim ve aydınlanma projesi olarak Hasan Ali Yücel tarafından başarılı bir şekilde bizzat yönetilmişti. 

Alıntı: Sosyal Medya

📸" Denizden direk tavaya " demiş Ara GÜLER üstad

 


20210227

Smyrna Antik Tiyatrosu gün yüzüne çıkıyor


İzmir şehir merkezindeki Smyrna Antik Kenti'nin önemli yapılarından Antik Tiyatronun gün ışığına çıkarılması çalışması devam ediyor. Kazı Başkanı Doç. Dr. Akın Ersoy tarihi yapıyla ilgili son durumu Ulusal Kanal'a anlattı.

27.02.2021

Haber: Özgür Doğu Saymaz - Kamera: Samet Can Kocagür

İzmir'deki Smyrna Antik Tiyatrosu kazı çalışmaları ilerledikçe tiyatro meydana çıkıyor.

Kazı Alanı Başkanı , İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Türk İslam Arkeolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Akın Ersoy, çalışmaları Ulusal Kanal'a anlattı.

Smyrna Antik Tiyatrosu, Bergamon Krallığı döneminde tek katlı, Roma'nın Fethiyle beraber 3 katlı bir yapı halini alıyor.

Kazı başkanı Ersoy, çalışmalarda elde edilen bilgiler ışığında antik tiyatronun yakınlarında keşfi yapılacak yeni yapılar olabileceğinin müjdesini verdi.

Kapasitesi ile Akdeniz'in en büyük tiyatrolarından gün ışığına çıkıyor.

https://www.ulusal.com.tr/kultur-sanat/smyrna-antik-tiyatrosu-gun-yuzune-cikiyor-h277690.html

Köy Enstitüleri: Büyük Türk Devriminin gurur kaynağı

 











Atatürk’ten sonra Cumhuriyet aydınlanmasının ikinci büyük ismi'' Köy Enstitüleri kurucu Milli Eğitim Bakanı HASAN ALİ YÜCEL

''Atatürk’ten sonra Cumhuriyet aydınlanmasının ikinci büyük ismi'' Köy Enstitüleri kurucu Milli Eğitim Bakanı HASAN ALİ YÜCEL'i sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.

17 Aralık 1897'de İstanbul'da doğdu. 26 Şubat 1961'de İstanbul'da yaşamını yitirdi.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi.

İzmir ve İstanbul'da edebiyat ve felsefe öğretmenliği, maarif müfettişliği yaptı.

Fransız eğitim sistemini incelemek üzere bir yıllığına Paris'e gönderildi. 

1932'de yurda dönüşte Gazi Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü görevine atandı.

1933-1935 arasında Milli Eğitim Bakanlığı Orta Eğitim Genel Müdürlüğü yaptı.

1935'te İzmir milletvekili seçildi. 

1938'de Celal Bayar hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı'na getirildi.

1946'ya kadar Refik Saydam ve Şükrü Saracoğlu hükümetlerinde de Milli Eğitim Bakanı olarak görevini sürdürdü.

Birinci Eğitim Şürası'nı topladı.

Ankara Fen ve Tıp fakültelerini, İzmir Yüksek Ticaret ve İktisat Okulu'nu, Balıkesir ve Edirne öğretmen okullarını eğitime açtı. 

Yüksek Mühendis Okulu'nun İstanbul Teknik Üniversitesi'ne dönüşmesini sağladı.

Köy enstitülerini kurarak eğitim ve bilimi Türk köylerine kadar ulaştırdı.

Dünya klasiklerinin Türkçe'ye çevrilmesini sağladı.

1950 seçimlerinde parlamentoya giremedi. İstanbul'a yerleşti. Akşam ve Cumhuriyet gazetelerinde makaleler yazdı. 

1958'de UNESCO Türkiye Milli Komisyonu üyeliğine atandı. 

1961'de Kurucu Meclis üyesi oldu.

Şiirlerini önce aruzla, sonra heceyle yazdı. 

Asıl önemli yanı Türk kültürü ve eğitimine yaptığı unutulmaz hizmetlerdir.

Alıntı:
TC Ankara Hasanoğlan Köy Enstitüsü & Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü



İlk kadın matematik profesörümüz Selma Soysal



20210226

✍️Kısa Yazı: KARANLIKLARDAN ÇIKIP AYDINLIĞA YÜRÜMEK/ Alp Icoz


KARANLIKLARDAN ÇIKIP AYDINLIĞA YÜRÜMEK


''Dünyada sadece Türk milletine nasip olan en büyük devrimci önder Mustafa Kemal Atatürk'ün görüş alanının sınırlarını hayal edip anlayabilmemiz için bizim de yükseltilmiş bir bilince ve sadece bir ağacı değil, ormanı, yani tüm resmi görebilme yeteneğine ihtiyacımız var. Eğer o düzeye gelemezsek, çocukluğumuzdan itibaren hayran olduğumuz ve izinden gittiğimizi söylediğimiz o büyük devrimciyi gerçekten anlayamayız... Küreselciliğin algı bombardımanına teslim olur, 'aslanlı yol'dan çıkar, milli değerlerimizden, ülkülerimizden uzaklaşırız. 


O nedenle, geçmiştekinin tam tersi yönde, Asya Çağı’na girişle değişen dünya ve ülke koşullarına, uzun bir süre karanlıkta bırakıldığımız için farkında olmadığımız ama bugün aydınlığa kavuşan gerçeklere göre, sürekli kendimizi geliştirmek, görüş alanımızın sınırlarını genişletmek, devrimci bir bakış açısına sahip olmak zorundayız. 


Yükseltilmiş bilinçle, bilgilenirken bilgiyi ve kaynağı sorgulamalı ve gerçeklerin ışığındaki aydınlığa yönelmeliyiz. Bunu yapmazsak karanlıkta kaybolur, cahil kalırız. Okuduğumuz, yazdığımız kitaplar ve makaleler ve aldığımız diplomalarımız, bulunduğumuz makamlar anlamlarını kaybeder. Aydınlanmada meşalemiz, Atatürk’ün yaşamı, öngörüleri, söyledikleri, yazdıkları ve özellikle yaptıkları olurken, pusulamız da Türk milletine ve insanlığa gösterdiği hedefler olmalıdır…''

Alp İçöz ✍️

Hasan-Ali Yücel ile geleceğin eğitimini yeniden düşünmek

Birinci Maarif Şurası, Üniversiteler Kanunu, Tercüme Bürosu’nun kurulması, Köy Enstitülerinin açılması, Türkiye’nin UNESCO’yu kurucuları arasına alınması, Devlet Konservatuvarı, Teknik Eğitim Müsteşarlığı, Fen Fakültesi’nin kurulması gibi pek çok çalışmanın mimarı Yücel olmuştur.

H. Haluk Erdem / Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi

“El koyduğumuz ilköğretim davasını gerçekleştirerek Türk vatanının dağlarında, bayırlarında ve kırlarında, hatta en ücra yerlerinde kendi kendine açıp solan çiçek bırakmıyoruz.”

Hasan-Âli Yücel

Altmış yıl önce Türk eğitim ve kültür tarihinde en kalıcı izler bırakarak yaşama veda eden Yücel’i yeniden anlamanın gerektiği bir dönemin içindeyiz. Kaleme aldığı eserler, kurulması için uğraş verdiği kurumlar, kısacası ülkenin geleceğine atılan her adım için Yücel’in unutulmazlığının nedenleri vardır. Uluslararası bir kuruluş olan UNESCO’nun, Yücel’i kendi anma listesine koyması ve sonucunda 1997 yılını Hasan- li Yücel yılı olarak ilan etmesi bu Cumhuriyet aydınının önemini yeniden vurgulaması dikkat çekicidir. İzmir ziyaretinde yaptığı konuşma sırasında Atatürk’e “Paşam medreseleri kapatmayacak mısınız? Bu ikilik ne olacak” sorusunu soran genç Yücel, eğitim ve kültür devrimi olan Cumhuriyet’in en çalışkan kişilerinden biri olacaktır. Maarif müfettişi olarak yurt gezisine çıktığında Yücel Atatürk’le ikinci karşılaşmasını yaşar. 1938’den 1946 yılına kadar sürdürdüğü bakanlık görevi sırasında bugün de aşılamayan çalışmalar peş peşe gelir. 

  • Birinci Maarif Şurası, 
  • Üniversiteler Kanunu, 
  • Dünya Klasiklerinin Türkçeye kazandırılması için Tercüme Bürosu’nun kurulması, 
  • Köy Enstitülerinin açılması, 
  • Türkiye’nin UNESCO’yu kuran ülkeler arasına alınması, 
  • Coğrafya Kongresi, 
  • Devlet Konservatuvarı, 
  • Teknik Eğitim Müsteşarlığı, 
  • Fen Fakültesi’nin kurulması 

  • gibi pek çok çalışmanın mimarı Yücel olmuştur.

Zaman zaman ziyaretine gittiğim Yücel’in kızı Canan Yücel Eronat’tın anılarını dinlerdim. Anlattıkları Yücel’in portresini anlamak açısından son derece yararlı olmuştur. Kendisinin anlattıklarından bazı satırları paylaşıyorum: “Can henüz altı yaşındayken bile babama yazdığı bir mektubu Ozan Can diye imzalıyor. Dar gelirli bir öğretmen ailesiydik. Evde eşya yoktu; mangaldan sobaya, siniden masaya yeni geçmiştik ama gramofonumuz vardı. Aşık Veysel de, Dede Efendi de, Beethoven da dinleniyordu bizim evde. Farklı idi babamın bakışı, etkilenmemek ne mümkün. Bir şair için gerekli ortam hazırdı o evde.” “Yaşam zordu o zamanlar. Memurlar kooperatiflerle yıllarca ödeyerek ev sahibi oldular. Babam dişinden tırnağından arttırarak 10 bin lira biriktirebilmişti. 17.500 liraya sobalı bir ev aldı ve kalan 7.500 lirayı yıllarca ödedi. Babaannem yüreğine inecek oğlanın diye korkardı. O sobalı evden son yolculuğuna uğurladık babamı. 39 derece ateşle ağır bir grip geçirmişti. Henüz istirahat evresindeydi, 'UNESCO toplantısına gidiyorum’' dedi. Haberi alınca çocukları eşime emanet edip, babamı yolcu etmek üzere eve gittim. Musluktan buz gibi akardı su. Sobanın üzerindeki güğümde ılımış sudan ellerine döktüm. Kalp rahatsızlığı nedeni ile eğilemiyordu, ayakkabılarını bağladım ve gara beraber gittik, motorlu trene bindi. Düşünün durumu, dönemin bakanı ağır bir hastalığa rağmen yataklı trenle bile seyahat edemiyor. Ama amacından da kesinlikle vazgeçmiyor. Babamın, gözümde kalan son hatırası o tren penceresidir.”

ÜNİVERSİTELER ÖZERK OLDU

Yücel üniversite kavramını Atatürk’ün anladığı anlamda çağdaşlaşmayla ilgisinde ele almaktadır. Geleceğin çağdaş Türkiye’sinde önemli bir yer tutan 1946 Üniversiteler Kanunu ile bilimsel düşünüş ve özerk yapı güvence altına alınmıştır. Bu Kanunla üniversiteler özerk ve otonom bir yapıya kavuşmuştur. 24 Haziran 1946 tarihinde Yücel üniversite rektörlerine gönderdiği kutlama iletisinde, üniversitelerin ulusal yaşam içinde almaları gereken yeri aldığını belirterek üniversitelerin kendi yönetimlerini kendi ellerine almaları gerektiğini yazar. Ona göre üniversiteler ülkemizin kendi gerçeklerinden başlayarak bütün insanlık gerçeklerinin aranıp bulunduğu, toplum gereksinimlerine ve ülkülerimize uygun insanların yetiştirildiği yerler olacaktır. Kutlama iletisinde “Ulusumuzun düşünce organları olan üniversitelerimizin bir gün insanlığın da onuru olacak kurumlar durumuna gelebileceklerine inancım vardır” der ve üniversitelerin ve fakültelerin özerkliklerini ve tüzel kişiliklerini kutlar. Yücel için üniversite ve bilim çağdaşlaşmadan ayrı düşünülemez. Bireylerde her türlü dogmatik tutumdan uzak bağımsız bir kafa yaratmanın merkezinde üniversite ve buna bağlı olarak bilimsel düşünüş vardır. Yücel’in eserlerinin günümüzde etkili olması için neler yapılabilir? Elbette daha önemli bir soruyu önceliğe alarak soralım: Eğitim ve kültür devrimi Cumhuriyeti en iyi anlayabilmiş kişilerden birisi olan Yücel’i anlamak gerekiyor mu? Böylesine önemli bir isim için yapılmayanları düşünürsek, çok da anlamak gibi bir sorunumuz görünmüyor. Eğitim ve kültür bir ülkenin geleceğini belirleyen iki olmaz olmaz güçtür. Bu gücün farkında olunduğu zamanlarda Yücel ismi yeniden gündeme gelecektir.

https://aydinlik.com.tr/haber/hasan-ali-yucel-ile-gelecegin-egitimini-yeniden-dusunmek- 234898

20210225

📚'Atatürk ve Ayasofya' - Mustafa Solak





''Tarihçi yazar Mustafa Solak'tan değerli ve boşluk dolduran bir çalışma. İmzalama nezaketini göstermiş sağolsun. Tarih meraklılarına duyurulur.''


Atakan Hatipoğlu @Dr_A_Hatipoglu

20210219

Türkiye, karadaki elektrikli otomobil çalışmasının benzerini denize taşıyor

Türkiye, karadaki elektrikli otomobil çalışmasının benzerini denize taşıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarını gemilerde kullanan tersaneler, Norveç, İzlanda ve Danimarka’ya ihracata hazırlanıyor

Türkiye 2022'de banttan inecek seri üretim ilk yerli elektrikli otomobillerin heyecanını yaşarken, sera gazı emisyonlarını azaltarak iklim değişikliklerinin etkilerini düşürecek önemli bir proje de denizlerde hayata geçiriliyor. Dünyanın sayılı gemi üreticileri arasında yer alan Türkiye, yeni nesil gemilerin yapımı için de tersanelerini dönüştürmeye başladı.

ÖNCÜ ÜLKE OLDU

Küresel ısınma ve iklim değişikliğine sebep olan zararlı sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunda son yıllarda uluslararası toplumda yükselen bir hassasiyet oluşurken, Türkiye bu alanda yaptığı çalışmalarla öncü ülke konumuna yükseldi.

Ulaşım araçlarında fosil yakıt yerine alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı konusunda genel bir eğilim ortaya çıkarken, bunun denizlerde de sağlanması için Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) de harekete geçti. Deniz taşımacılığından kaynaklanan zararlı sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunda çalışmalar yapılmasını hedefleyen IMO'nun bu hassasiyetine ilk adapte olan ülke ise Türkiye oldu.

NORVEÇ'E GEMİ İHRACI

Türkiye'de bazı tersanelerde özellikle Norveç, İzlanda ve Danimarka gibi Kuzey Avrupa ülkelerine ihraç edilmek üzere elektrikli ve hibrit gemiler üretilmeye başladı.

Elektrikli gemi üretiminin tüm tersanelere yaygınlaşmaya başladığı öğrenilirken, bu kapsamda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bünyesinde kurulacak "Araştırma ve Teknik Kural Geliştirme Komisyonu" ile de elektrikli gemi alanında yapılacak çalışmaların tek çatıda toplanması kararlaştırıldı.

BATARYAYA ÖZEL GÜVENLİK

Gemilerde elektriği depolayacak batarya sistemi için de özel güvenlikli alanlar belirlenecek. Bataryaların yer aldığı bölümler yangın ve su baskını gibi dış etkenlere karşı sızdırmaz hale dönüştürülecek.

Gemilerdeki elektrik enerjisi depolama sisteminin minimum kullanılabilir enerjisi ise geminin seyir sırasında ana güç kaynaklarından birini kaybetmesi durumunda dahi en yakın güvenli limana ulaşabilmesini sağlayacak şekilde hesaplanacak.

Yunanistan’da bir skandal daha: ​Osmanlı mezarı üzerine spor salonu

Toprak üstündeki Türk-İslam eserlerini yok eden Yunanistan toprak altında yatan ölüleri de rahat bırakmıyor. Selanik’e bağlı Kesendire ilçesinin Gargara köyünde yapılan Kapalı Spor Salonu’nun kazı çalışmaları sırasında, Osmanlı dönemine ait 201 mezar ortaya çıktı. Ancak Yunan makamları skandal bir karar alarak mezarların usulüne uygun olarak nakledilmesini beklemeden inşaat devam etti.

NAKLİNE İZİN VERMEDİLER

Edinilen bilgiye göre spor salonunun kazı çalışmaları sırasında iş makinesi operatörü kemikler çıktığını gördü ve durumu yetkililere bildirdi. Mezar alanına Halkidiki Eski Tarihi Eserler Müdürlüğü ve Yeni Bandırma Belediyesi yetkilileri gelerek incelemelerde bulundu. Yunan idarecilerin yaptıkları incelemeler sonrasında, bölgede 201 adet Osmanlı mezarı olduğu belirlendi. Ancak İslami usule uygun olarak kabirlerin başka bir yere taşınmasına müsaade edilmeden inşaat çalışmasına devam edilmesi kararlaştırıldı.

KEMİKLER NEREDE BELLİ DEĞİL

Bölge halkına yapılan yazılı açıklamada da, "Kazıda Osmanlı dönemine ait iki yüz bir (201) çukur şeklinde mezarlar ortaya çıkarıldı ve bunlar fotoğrafları çekildikten ve planlandıktan sonra inşaat alanından uzaklaştırıldı" ifadelerine yer verildi. Bölge halkı, Yunan yetkililerin mezarlardan çıkan kemiklerin nereye kaldırıldığına dair kendilerine bilgi verilmediğini belirtirken bu yapılan uygulamanın tarihe ve İslam'a saygısızlık olarak değerlendirdi. Mezarlardan çıkarılan kemiklerin bir kamyona doldurularak gelişi güzel bir yere boşaltıldığını ve bu yapılanın Osmanlı büyük saygısızlık olarak dile getirdi.

MİRAS YOK EDİLİYOR

    Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Başkanı Avukat Necmettin Hüseyin, atılan adıma tepki gösterdi. Hüseyin şunları kaydetti: “Genel olarak tamamında aynı sıkıntıyı yaşıyoruz. Sadece Selanik de değil, diğer şehirlerde de Osmanlı eserlerinin üzerlerine kafeterya, bar ve benzeri yer olarak kullanılan bir sürü mekan var. Genel olarak Yunanistan’ın yaklaşımı, Batı Trakya’daki ya da Yunanistan genelindeki mübadele sonrasında boşaltılan alanlarla ilgili tamamıyla geçmişe dönük olarak mevcut mirası yok etmek. Yani geçmişin izlerini bu şekilde silerek oradaki tarihi de yok edeceklerini düşünüyorlar. Yunanlıların klasik yaklaşımı maalesef bu. Hali hazır da bile mevcut olan eski tarihi yapıları oradaki azınlığa ait gerek dini kurumlar gerekse diğer yapılar da aynı şeyi görüyoruz. Azınlıktan rahatsız olan bir zihniyetin yaşayan insanlardan rahatsız olan bir zihniyetin aynı zamanda ölmüş olan toprak altında olanları dahi rahat bırakmamak adına mezar taşlarını hedef aldığına şahit olduk. Selanik de ya da farklı şehirlerde yaşayan Türklerin veyahutta Osmanlı eserlerinin orada yok edilmesi ya da bu tarz tarihi mirasın yok edilmesi yoluyla geçmişe ait izlerinin silebileceğini düşünüyoruz.”

Alıntı/Kaynak: https://www.yenisafak.com/dunya/yunanistanda-bir-skandal-daha-osmanli-mezari-uzerine-spor-salonu-3600010

EVERTU ( DEREBOYU ) CAMİ 1900’lü yıllarda inşa edilen Dereboyu cami halen harabe durumundadır.

Ayakta cami bırakmadılar: Yunanistan camileri ya kiliseye ya da sinema salonuna çevirdi

Güney Kıbrıs ve Yunanistan’da camilere saldırılar yine arttı. Limasol’da Köprülü Camii molotofla yakılmak istenirken Tuzla’da camiye Bizans bayrağı asıldı. Dimetoka’da minareye Yunan bayrağı asıldı. Saldırılarda Ayasofya’da Fetih Suresi okunması bahane edilse de, Atina vandalizminin uzun geçmişi var. Rum Kesimi’ndeki 100 camiden bugün sadece bir kaçı ayakta.

İstanbul’un fethinin 567’nci yıl dönümünde Ayasofya içinde Fetih Suresi okunmasının ardından Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ta camilere saldırılarda artış yaşandı. Rum Kesimi’nde bulunan Limasol’da Köprülü Camii molotof atılarak yakılmak istendi. Cami duvarına İslamofobik ve ırkçı slogan yazıldı. Ardından da Yunanistan’dan bir saldırı haberi geldi. Dimetoka’da bulunan ve Avrupa’daki en eski Osmanlı camisi olan 597 yıllık Çelebi Sultan Mehmet Camii’nin minaresine Yunan bayrağı asıldı. Tacizler önceki gün de devam etti. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki Tuzla köyündeki bulunan camiye Bizans bayrağı asıldı.

Osmanlı döneminde inşa edilen Finike Camii şimdi harabe halde ve kümes olarak kullanılıyor.

İSLAM ESERLERİ YOK EDİLDİ

Aslında bu saldırılarla gündeme gelse de hem Yunanistan’da hem de Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde kültürel bir soykırım uygulandı. Başta camiler olmak üzere Türk-İslam eserleri bir bir yok edildi. Kıbrıs’ın bütününde İngilizlerin hüküm sürmeye başladığı 1878 yılında 596 Türk mezarlığı, 400 cami ve 109 evkaf çiftliği bulunuyordu. Bu camilerden 100 kadarı Rum Kesimi’nin sınırları içerisindeydi. Ancak bugün 100 camiden sadece bir kaçı kullanılabilir durumda. Özellikle Limasol, Baf ve Larnaka’daki camilerin tamamen yerle bir oldu. Rum yönetimi Baf şehrinde 1825 yılında Köprülü İbrahim Ağa tarafından yaptırılan Cami-i Cedit’i yıktı. Ardından 1963 saldırılarından sonra da meydan yaparak adını 25 Mart Meydanı koydu. 25 Mart 1821, Yunan veya Rumların Osmanlı’ya karşı başlattıkları isyan olarak biliniyor. Yıkılan cami avlusu da kafe-bara dönüştürüldü.

Alıntı/Kaynak: https://www.yenisafak.com/dunya/ayakta-cami-birakmadilar-yunanistan-camileri-ya-kiliseye-ya-da-sinema-salonuna-cevirdi-3543744

Türk Tarihinde Yaşanan Zorlu Dönemleri

Lozan Antlaşması'nın erken Cumhuriyet Dönemi'nde temsili. Antlaşmayı imzalayan, İsmet İnönü'nün demir eli.

Atatürk'ün Türkiye'sinde "Trakya'yı istiyoruz" diyen Bulgaristan'a cevap.

Atatürk ve silah arkadaşlarını karşılayanlar: 
Alparslan, Fatih, Sevr'i ezen Atatürk'ü kucaklayan Mimar Sinan.

Hatay bir devlet iken Atatürk'ün vefatından sonra 1939 yılında Anavatan'a katılma kararı aldığında o günler böyle anlatılmış.



Türk Kültüründe Bozkurt

''Bozkurt hiç bir siyasi iradenin tekelinde olamaz milli bir simgedir. Bu sebeple siyasi bir önerme yada anlatım değildir. Türklerin tarih sahnesinde var oluşundan bu yana bayraklarında, paralarında …''
Alıntı: Sosyal Medya





En Çok Okunanlardan...