Blog Listem

20180103

Atatürk’ün, “heykelini yapın” diyecek kadar önemsediği bir liderdi Fatih Sultan Mehmet

''Fatih mi? Bence Fatih Osmanlı’nın incisidir. İnsandır, tabi eleştirilir, ama 15. YY’da akıl, bilim diyen, antik tarihi bilen,çağdaş dünyayı tanıyan,sanata, matematiğe önem veren biriydi Fatih. Atatürk’ün, “heykelini yapın” diyecek kadar önemsediği bir liderdi Fatih.'' 

- Tarihçi yazar Sinan Meydan





FATİH SULTAN MEHMET'İN SÖZLERİNDEN BAZILARI
 







Anadolu İnsanı: ÇOBANLIKTAN SERGİ SALONLARINA, MEMİK KİBARKAYA..

ÇOBANLIKTAN SERGİ SALONLARINA, MEMİK KİBARKAYA.. - İnsan ve Sanat


Öncelikle sizi tanımayanlar için Memik Kibarkaya kimdir? Buradan başlayalım isterseniz.

Memik Kibarkaya bir köylü çocuğu. Çok küçük yaşlarda oğlak çobanlığı yapardı dağ başında; tabiatın içinde, söğütler, nehirdeki balıklar, taştan yaptığım bilyalar, çam kabuğundan kendime oyuncaklar; tel arabalar daha sonra tahta araba ve tahtadan yaptığım üç tekerlekli bisikletler oyuncaklarımdı. Bir gün tahtayı oyup saz yaparken anam 'ne yapıyorsun?' dedi. Saz yapıyorum, dedim. 'Oğlum sakın icat çıkarma!' demişti. Oysa ben icat çıkarmakla ugraşdım hep...


Resime nasıl başladınız?
Dedim ya, kendi oyuncaklarımı yapardım; çamurdan su değirmenleri, heykeller yapardım. Sanırım 1956 yılı ilçemzden NATO Boru Hattı geçti ve bol mikdarda katı zifler vardı. Onlardan ateşte heykeller yapardım. Bir gün orada çalışan bir yabancıya gösderdim, o heykeli, okul önündeki Atatürk büstüne benzettim. Yabancı 50 krş verdi, benden onu almıştı. Evimizin bir köşesinde bir tahta kesidinde sanki bir geyik resmi gibi desen vardı, hep onu seyrederdim. Taşları kırar, içindeki desenleri incelerdim. Çamuru boyamak isterdim çocukluk yıllarımda ama sonradan boyayı farklı versiyona çevirdim. Ama boya, fırçaya bulanmıyordu. Türkiye atom enerjisinde bu bence buluştu. Keşfetme dürtüleriyle kodlanmıştım ama resim bir aşktı, tutkuydu bende. Daha sonra bu karışım boyayı atom enrjisinde ince bir süzgeç kağıdında denedim. Parmaklarım, meyve bıçağım ve silgiyle resim yapmaya başladım. Aykırılığım lise yıllarında vardı. Bir gün askerlik dersimizde hoca, "içinizde icat çıkarsanız ne yaparsınız" dedi. Ben de İstanbul Boğazı'naki ters akıntıyla dev çarklar yapar, İstanbul'un tüm caddelerini yürüyen merdiven yaparım demiştim. Çizdiğim şekillere baktı, 'sen resim yap oğlum' demişti ama ben müzik bölümü seçmelerini tercih etmiştim. Bir arkadaşımın kitap kapağı ödevini çizdim. Hoca bunu kim yaptıysa çağır dedi, onunla birçok resimler yaptım. Öğretmen odasına asıldı resimlerim. Ortaokul yıllarımda, çoban köpeğimin ölümü nedeniyle veteriner olmayı tercih ettim, orada da muhteşem bir şekilde Anadolu insanını tanıdım; o yüzler beni çok etkiledi.

Zorlu bir hayatınız olmuş. Hep bir azim ve arayış var... Siz sanatçının hassasiyeti ve sanatın kırılganlığı kavramlarını nasıl tanımlıyorsunuz?
Sanat kırılgan değildir, Rönesans'ın temelidir. Kilise duvarlarına Batı resimler yapmakta oysa bizde yasak denmiş, günah denmiş. Osmanlı'nın son dönemlerinde sanat belli bir çığıra girmiştir. Başta Osman Hamdi, gerek resimde gerekse Anadolu'daki kazılarda, Sanayi-i Nefise'nin kurulmasında büyük rolü olmuştur.
Dokunma sizin için çok önemli. Tuvali bir kısıtlama olarak görüyorsunuz. Peki neden tablolarınıza gözlerden başlıyorsunuz? Sanatın kaynağı görmek mi, hissetmek mi?
Göz ve parmak ucu birbirini tamamlar. Görme özürlüler parmak ucuyla görürler. Bence iki organ, bir birini tamamlar. Tüm çalgılarda parmak baş roldür; vurdukça hisseder. Piyano tuşu gibi geçişlerde sert ve yumuşak tını, resimde de odur. Bir de benim parmak izlerim DNA kodlarımdır, resimlerimi kimse kopya edemez.

Resim için bir eğitim almamışsınız. Ülkemizdeki sanat eğitimine mi güven miyorsunuz yoksa sizce resim yapmak için eğitim gerekli değil mi?
Beethoven sağırdı ama dünyanın en güzel sesini çıkarırdı ve bir gün asistanına, aslında ben sağırım ama bu notaları bana Tanrı yazdırıyor, demişti. Sanat, içgüdüseldir. Aşık Veysel, Akademi mi okudu, Mahzuni şan dersimi aldı? Bence sanat Allah vergisidir, sanatçı ayrıcalıklıdır. Bir gün ben de "Bu resimleri bana Tanrı yaptırıyor dediğimde" bana kızmışlardı. Ülkemizde yüzlerce Güzel Sanatlar Fakültesi var, bir tane Veysel yetiştiremedik... Demek ki Tanrının bir lütfudur sanatçılık..
Kendini yetiştirmiş, özgün bir sanatçısınız. Ülkemizdeki resim ve sanat algısını nasıl görüyorsunuz?
Ülkemizde elbette Cumhuriyetle sanat belli bir noktaya ulaştı ama son zamanlarda sanat da bilim de hak getire...
Bunca kurslar açılıyor, fakültelerde eğitim veriliyor. Sizce bu kurumlar sanat ve özgünlük, sanatçı ruhu gibi kavramları yeterince aşılayabiliyor mu?
Ülkemizdeki eğitimde sadece resim öğretmeni olayım çabası var bence.


Köylü kadınlarını da İngiltere kraliçesini de resmettiniz. Kadın portreleri çalışmanızda etken sebep nedir?
Köylü yüzler, elbette onunla haşırım çünkü veteriner hekim en son mezraya bir de jandarmaya gider. Onun tüm ruhunu tanıdım ve yüzlere o aksederdi. Neden İngiltere kraliçesinin resmini yaptım? Sanatçıya bizde Ataürk, Özal, ressamın ayağına gitmiş, poz vermiş; kraliçe de İngiltere'de kirli paslı bir atölyede Lucian Freoud' a poz vermiş. O nedenle üçünü de resmettim.
Memik Kibarkaya'ya sorsak. Keşke şu ressamla tanışsaydım, aynı devirde yaşasaydım dediğiniz bir sanatçı var mı?
Keşke dediği ressam, Rembrant ve Vincent Van Gogh'dur. Hollanda, İkinci Dünya Savaşı'nda Almanlar Hollanda'ya bombalar yağdırırken dönemin idarecileri Rembranth'ın Gece Bekçileri resmini saklayacak yer aramış, kendi can derdine düşmemişlerdir. Bir de Renoir'i çok severim.


Memik Kibarkaya'nın resim tarihinde en çok hayran olduğu tablo ve ressam kimdir, neden?
İlya Repin, Rus ressamı Karamoskof çok beğenirim. Rus resamları, Türklere çok benzerler belki de ondandır.
Sizce insan ve sanatın öyküsü nasıl başlıyor? Sanat bir yaratma işi mi yoksa taklit mi?
İnsan ve sanat bence insanlığının varoluşuyla başlar, mağra resimleri bunun delilidir. Sanat, yoku görmektir. Bilim de öyledir. Allah'ın yeryüzünde gizlediklerini keşfetmek, bulmaktır. Bana göre Allah, bu özelikleri insana kotlamıştır. 
Saygılarımla...
Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür eder sanat yaşamınızda başarılar dileriz...
Alıntı Kaynak: 
http://insanvesanat.com/haber-cobanliktan-sergi-salonlarina-memik-kibarkaya-511.html

Türk Mutfağı: 'Sivas katmeri'


"Bu tadı ve lezzeti koruyarak, gelecek nesillere aktaracağız" Sivas katmeri tescil yolunda 

Sivas katmeri tescil yolunda


Sivas Ticaret ve Sanayi Odası, kente özgü lezzetlerden katmerin coğrafi işaret olarak tescillenmesi için Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuruda bulundu.

 SİVAS
Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Başkanı Osman Yıldırım, yaptığı yazılı açıklamada, Sivas'a özgü yöresel lezzetlerin markalaştırılması amacıyla girişimlerini sürdürdüklerini, Sivas köftesinden sonra Sivas katmerini de tescillendirmek istediklerini belirtti.

Türkiye'deki kalabalık nüfusuyla bilinen Sivas'ta özellikle yaz aylarında memleketlerini ziyarete gelen Sivaslıların büyük ilgi gösterdiği katmerin coğrafi işaret olarak tescillenmesi için Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuruda bulunduklarını aktaran Osman Yıldırım, şunları kaydetti:

"Daha önce Sivas köftemizin patentini almıştık. Köftemizi markalaştırdık. Şimdi de Sivas katmeri, peskutan çorbası, pezik turşusu olarak 3 ürünümüz için de müracaat ettik. Sivas katmeri en fazla tüketilen ürünlerimizden. Sivasımızın değerlerini gelecek nesillere aktarmak için ve korumak için STSO olarak yöresel değerlerimizi tescillendiriyoruz. Önümüzdeki günler içerisinde başvurumuz onaylanacak. Bizler bu tadı ve lezzeti koruyarak, gelecek nesillere aktaracağız."

20180102

Bir Türkçe sözcük kaç İngilizce sözcüğe bedel?




Güzel Türkçemiz

Virgül:
Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur:
'Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sı­cak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum.'
(Halide Edip Adıvar)


-----

Rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz: 
2010 yılında Türk Dil Kurumunun 78. yılını kutladık.

-----

Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: 

  • kaynana (< kayın ana), 
  • kaynata (< kayın ata), 
  • nasıl (< ne asıl), 
  • niçin (< ne için), 
  • pazartesi (< pazar ertesi), 
  • sütlaç (< sütlü aş), 
  • birbiri (< biri biri).

Türkçemizi doğru kullanalım...


İzmir'de 2 bin yıllık 'oda mezarlar' bulundu

İzmir'de 2 bin yıllık 'oda mezarlar' bulundu

İzmir'deki Metropolis Antik Kenti'nde, ilk kez içinde bir aileye ait kemik parçaları ile çeşitli hediyelerin yer aldığı oda mezarlara rastlandı.

Sabancı Vakfı'ndan yapılan açıklamaya göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün izni, Sabancı Vakfı'nın işbirliğiyle sürdürülen Metropolis Antik Kenti'nde 2017 yılının kazı çalışmaları tamamlandı. Kazı çalışmalarında, kentteki sosyal yaşama ve ölü gömme adetlerine ışık tutan buluntular tespit edildi. Yüzey araştırmalarıyla da Metropolis'in ticari hayatına dair önemli yapılar kayıt altına alındı.


ODA MEZARLAR 

Şimdiye kadar hep tek kişilik mezarların bulunduğu Metropolis'te, ilk kez antik dönemin önemli mezar yapılarından biri sayılan ve milattan sonra birinci yüzyıla tarihlendirilen tonozlu oda mezarlara rastlandı. Mezar odalarında aile, akraba ve dostların ölünün arkasından gerçekleştirdiği ritüel olduğuna işaret eden kandil, bronz ayna ve kaşık, cam ve seramik gözyaşı şişesi gibi mezar hediyeleri bulundu.


Oda mezarlarda en çok rastlanan obje ise "ölünün yolunu aydınlatması" amacıyla konulduğu düşünülen kandiller oldu. Şimdiye kadar 11 binin üzerinde tarihi eserin gün yüzüne çıkartıldığı ve 'ören yeri' statüsü kazanan antik kenti son iki yıldır binlerce yerli ve yabancı turist ziyaret etti.


ANTİK ÇAĞDA AİLE KAVRAMI 

Kazı Başkanı Manisa Celal Bayar Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Serdar Aybek, Metropolis'te ve çevresinde yürütülen çalışmalarla yeni keşiflerin yapıldığını vurguladı. Aybek, kazılarda hem Metropolis halkının sivil yaşamına hem de çevre kentlerle ilişkilerine dair pek çok yeni buluntularla karşılaştıklarını şu sözlerle anlattı:


"Kentte ilk kez gördüğümüz tonozlu oda mezarlar, Metropolis halkının kültürel izleri ve ölü gömme adetleri ile ilgili önemli veriler ortaya koyuyor. Yeni buluntulara göre Metropolis'te aile kavramı milattan sonra birinci yüzyılda sağlam temellere dayanıyor, toplumda saygı görüyor. Kaleler ise kentin, döneminin ticari hayatında üstlendiği kilit noktaya vurgu yapıyor."


Sabancı Vakfı Genel Müdürü Zerrin Koyunsağan ise vakıf olarak kültürel mirasa sahip çıkmayı ve dünya tarihi için önemli bir kenti gün ışığına çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. Kazı çalışmalarına ilişkin bilgileri paylaşan Koyunsağan, şöyle konuştu: 


"Metropolis Antik Kenti kazı çalışmalarını heyecanla takip ediyor, zenginliği ve derinliğiyle hayranlık uyandıran bu kentteki yeni buluntuların mutluluğunu paylaşıyoruz. Kente ve kültürel mirasımıza değer katan çalışmanın her yeni yılda bu denli önemli gelişmelerle ilerlemesinin arkasında başarılı bir ekip var." (AA)



Alıntı Kaynak: http://www.haberturk.tv/burasi-turkiye/haber/1780011-izmir-de-2-bin-yillik-oda-mezarlar-bulundu/6

İskoçya’ya Kaçırılan Altın Taç da Türkiye’ye Dönüyor

Herakles Lahdi’nden Sonra İskoçya’ya Kaçırılan Altın Taç da Türkiye’ye Dönüyor

Türkiye topraklarından yasa dışı olarak çıkarılan ve İskoçya’da bulunan M.Ö. 4. yüzyıla ait altın taç yakın bir zamanda Türkiye’ye iade edilecek.


Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Türkiye’den çeşitli yollarla yurt dışına kaçırılan eserlerin ait oldukları topraklara döndürülmesine yönelik çalışmalar hakkında açıklama yaptı. Bu yıl 44 eserin Türkiye’ye kazandırıldığına dikkati çeken Kurtulmuş, “Şu anda sırada İskoçya’nın Edinburgh kentinde bulunan altın taç eseri var. Bu eserin Karyalılar dönemine ait olduğu biliniyor, ispat edilmiş durumda. Şu anda yedieminde bekletiliyor” dedi.

10 yıldan uzun sürebiliyor 

Bir eserin Türkiye topraklarına geri döndürülmesine yönelik çalışmaların ciddi bir emek ve takip işi olduğunu anlatan Kurtulmuş, “Bir eserin gelmesi yıllar alıyor. 5, 7, 10 yıl hatta daha uzun süre alan eserler var. Önce o eserin ait olduğu alanın Türkiye olduğunun ispat edilmesi, bununla ilgili bilirkişilerin oluşturulması, mahkeme süreçleri ve en nihayetinde muhatap ülkenin de bu süreçlerde iş birliğine hazır olması lazım” değerlendirmesini yaptı. 

56 eser daha sırada

Bakan Kurtulmuş, bu yıl Türkiye’ye iadesi sağlanan en önemli eserlerin başında Herakles Lahdi’nin geldiğini anımsattı. Eserin Antalya Müzesi’nde çok sayıda kişi tarafından ziyaret edildiğini belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: 
“Altın taç da geldiği zaman, onun da Türkiye’ye çok büyük bir kazanım sağlayacağını düşünüyoruz. 56 eser daha sırada bekliyor, her birini hafiye gibi takip ediyoruz. Hatta öyle ki takip ederek durduğumuz bazı müzayedeler oldu. Bu sene içerisinde bunlardan en önemlisi Londra’da çok önemli bir müzayede salonunda 16. yüzyıla ait olan, Karahisari’nin oğlunun el yazması Kur’an-ı Kerim eserinin müzayedeye çıkarılacağını öğrendik, takip ettik. Eserin Türkiye’ye ait olduğunu ortaya koyarak müzayedeyi durdurduk. Şimdi Türkiye’ye getirilmesi için de teşebbüslerimizi sürdürüyoruz. İnşallah onu da getireceğiz.” Numan Kurtulmuş, altın tacın iadesiyle ilgili sürecin de son aşamaya geldiğini vurguladı.


8 yıldır takipteydi

Edinilen bilgiye göre, İskoçya’nın Edinburgh şehrinde ele geçirilen, Türkiye topraklarına ait altın tacın iadesi için ilk çalışmalar Bakanlık Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünce 2010’da başlatıldı. Binlerce yıllık altın tacı elinde bulunduran Türk şahsın İskoçya’da 2013’te Bakanlığa karşı “multiplepoinding” denilen mülkiyetin tespiti davası açması üzerine Bakanlık, eserin Türkiye’ye ait olduğuna yönelik argümanları mahkemeye sundu. Söz konusu kişi, taç üzerinde hakkı olduğuna yönelik talebini 5 Aralık 2017’te geri çekti ve mahkeme tacın Türkiye’ye iade edilmesine karar verdi. Böylelikle yıllar süren takip sonucunda yasa dışı olarak çıkarılan bir eserin daha Türkiye’ye kazandırılmasında önemli bir başarı elde edilmiş oldu.

İşlemlerin tamamlanması bekleniyor

Bakanlık uzmanlarınca yapılan değerlendirmelerde, altın tacın M.Ö. 4. yüzyılda, Anadolu’nun eski Karya bölgesine (Güneybatı Anadolu Bölgesi) ait bir eser olduğu belirlendi. Varlıklı bir kişiye ait mezara ölü hediyesi olarak bırakıldığı düşünülen tacın, en yakın örneğinin Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesinde sergilenen Prenses Ada’ya ait altın taç olduğu öğrenildi. Halen adli emanette tutulan tarihi taç, işlemlerin tamamlanmasının ardından çok yakın bir zamanda Türkiye’ye getirilecek.

Alıntı Kaynak: 26.12.2017 ntv.com.tr


Antalya’daki Seleukeia Antik Kenti’nin Duvarlarına Yazı Yazıldı



20180101

Türk Sanat Müziği: Mediha Demirkıran'ın sesinden plak dinletisi

A post shared by Nardugan Antik (@narduganantik) on

Kitap: 'Öteki Mehmet Akif: Vaiz' - Sinan Meydan

Bana anlat bakayım şimdi; şu biçare ocak Zorbalar saltanatından ne zaman kurtulacak Hiç bu mantıkla a divane, hükümet mi yürür Bir cemaat ki,erenler işi yumrukla görür Ya kuzum, zaptiye ruhuyla hükümet sürenin Yeri altındadır, üstünde değil kürenin (Mehmed Akif Ersoy)

Şanlıurfa’da Kazı Çalışmaları Sırasında 800 Yıllık Hamam Bulundu

Şanlıurfa’da Kazı Çalışmaları Sırasında 800 Yıllık Hamam Bulundu

Harran ilçesindeki İçkale’de devam eden arkeolojik kazılarda, 14 tane olduğu rivayet edilen hamamlardan birine ulaşıldı. Yaklaşık 800 yıllık olduğu tahmin edilen hamamın Zengi Atabeyliği ve Eyyübiler dönemine ait olduğu belirtildi.
Hamamdaki kazı çalışmalarını yerinde inceleyen Vali Abdullah Erin ve Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal’dan bilgi aldı. Yetkililere kazı alanını gezdirip yapı hakkında bilgi veren Önal, “2017 yılında Harran ören yerinde, Harran Üniversitesinin Arkeoloji Bölümü kazı ekibi olarak yaptığımız çalışmada İçkale Saray’da bir hamam gün ışığına çıkarttık. Bu hamam sarayın ikinci katında yer alıyor ve üç kubbeden oluşuyor. 12’nci ve 13’üncü yüzyılda bu hamam yapılmış” dedi.
Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin ise “Eyyübiler dönemine ait olduğunu değerlendirdiğimiz ve muhtemelen Sultan Selahattin Eyyübi’nin de kullandığı bir hamam olduğunu değerlendiriyoruz. O açıdan da ayrı bir önemi var” şeklinde konuştu.
Harran ören yerinde Ulu Cami Külliyesi ve İçkale Saray’daki kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Şanlıurfa Valiliği, ŞURKAV, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Harran Üniversitesi, Harran Kaymakamlığı ve Harran Belediyesinin katkılarıyla yapılıyor.




Emperyalizmin Anadolu'dan kopardığı insanlardan bazıları


'Dünyaca tanınmış hikaye ve piyes yazarlarından olan William Saroyan, Bitlis'te baba evini ziyareti'
-Natali AVAZYAN
4 hours ago

ECDADIN SÜSLÜ AĞAÇLARI 🎄 “Türklerde Yeni Yıl ve Ağaç Süsleme”

Sinan Meydan:
ECDADIN SÜSLÜ AĞAÇLARI 🎄 “Türklerde Yeni Yıl ve Ağaç Süsleme”




Türk askerinin Hatay'a girişi . "Kırk Asırlık Türk Yurdu Esir Olamaz"

Türk askerinin Hatay'a girişi tabelada "Kırk Asırlık Türk Yurdu Esir Olamaz" yazıyor, 
1939.

Harvard üye kulübünün tarihinde seçilmiş ilk bilim kadını bir Türk

Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği mezunu, Canan Dağdeviren, en yüksek oyla Harvard Üniversitesi'nin genç akademi üyesi seçildi. Canan Dağdeviren, Harvard üye kulübünün tarihinde seçilmiş ilk bilim kadınını oldu.



'Gerçekleri görmek...'






En Çok Okunanlardan...