Blog Listem

20180418

“HAYIR” VE “EVET” NE KADAR BİZİM?


“HAYIR” VE “EVET” NE KADAR BİZİM?
-Arif Cengiz Erman Yazdı
“HAYIR” VE “EVET” NE KADAR BİZİM?
Diğer Türk dillerinde “hayır” yerine YOK/YOX/COK/JOK deniyor. Bizde ise HAYIR”. Arapça “iyilik” anlamına gelen XAYR sözünü biz olumsuz anlamda kullanıyoruz.
Arapça “xayr” sözü “iyi olanı seçmek” anlamına gelen XÂRA kökünden geliyor. Bu sözün Akadçası HARÛ ve ”süs/bezeme/takı” anlamlarına geliyor. Diğer bir çok söz gibi bu söz de Akadçaya Sümerceden geçmiş. Sümercesi ”süs/bezeme/takı” anlamlarına gelen HARA.
hara [ORNAMENT] hara “ornament” Akk. harû

Diğer Türk dillerinde kullanılan YOK ve türevleri ise Sümerce “yitik/yok” anlamına gelen ZAH sözünden evrilmiş.
zah [LOST] zah “lost”

Sümercede “hayır” anlamına gelen, ancak günümüz Türk dillerine evrilmeyen iki söz daha var. Bunlardan birincisi “olumsuz yanıt” anlamına gelen UL sözü. Bu söz Akadçaya ULLU, ULA ve LÂ biçimlerinde geçmiş. Akadçadan da Arapçaya “hayır” anlamına gelen LÂ olarak kalmış.

ul [NEGATIVE] wr. ul “negative answer, refusal” Akk. ullu, ula, lā
Sümerce “hayır” demek lan ikinci söz ise, NU.
nu [NOT] nu “(to be) not, no; without, un-”
Bu söz Etrüskçede “hayır/hiç/hiç biri” anlamına gelen NANA olarak bulunuyor.
nana “none, no one” [az96]

Etrüskçeden de Latinceye NON (hayır) ve NE (olumsuzluk öneki) olarak evrilmiş.
Ön Türk dillerindeki bu sözler, İran dillerine “na”, Slav dillerine “ne/net”, Latin ve Germen dillerine “no/non/nein/nej”, Romenceye “nu” ve Arnavutçaya “nuk” olarak geçmiş.
Bu söz bugün Çuvaşçada Nİ, diğer Türk dillerinde ise NE olarak yaşamaktadır; örneğin “ne gel, ne git” (“gelme gitme”) gibi. Macarcada ise NEM olarak bulunmakta ve yine sözün önüne gelerek sözlemi olumsuzlaştırmaktadır.

Türkçe EVET, Türkmence HAWA ve diğer Türk dillerinde HA (Anadolu halk ağzında HA ya da HE) olarak kullanılan sözün kökeni de Sümercede var. Sümerce “olsun”, “evet” anlamına gelen HE / HEA sözünden günümüze evrilmiş.
he [BE] he; he-a “be it”

he’am [SO BE IT] he-am “so be it”
Türkçedeki “evet” ve Türkmencedeki “hawa” sözleri de HE sözünden dönüşmüştür. Sümerce “Öyle olsun” anlamına gelen HE’AM sözü ise, günümüze HEM olarak evrilmiş.
Arif Cengiz Erman

Kaynak: https://turkcenindirilisi.com/hayir-ve-evet-ne-kadar-bizim-arif-cengiz-erman-yazdi/

“Atatürk’ün Kültür Kurumu HALKEVLERİ”

Prof. Dr. Anıl Çeçen’den kaynak bir eser: “Atatürk’ün Kültür Kurumu HALKEVLERİ” Atatürk’ün Cumhuriyet rejimini dayandırdığı Halkçılık anlayışının halk okulları ve ulusal kültür merkezleri olarak kurduğu Halkevleri..

Geleneksel 🇹🇷 Türk Takıları- 1 -Prof. Dr. Tevhide Özbağ

GELENEKSEL TÜRK TAKILARI 1 -Prof. Dr. Tevhide Özbağı

GELENEKSEL TÜRK TAKILARI

Prof. Dr. Tevhide Özbağı

Kaynak: https://turkcenindirilisi.com/geleneksel-turk-takilari-prof-dr-tevhide-ozbagi/

Makedonya’da Türkçe eğitim sorunu sürüyor

Makedonya’da Türkçe eğitim sorunu sürüyor

Makedonya’da Türkçe eğitim sorunu sürüyor Makedonya’danın batısında bulunan Kırçova kentindeki bir lisede Türk öğrencilerin eğitimi boykot etmesi ülkede defalarca dile getirilen Türkçe eğitim sorununu bir kez daha gündeme getirdi.
Yıllardır eğitimci ve idari şartların yetersizliğinden yakınan Makedonyalı Türkler, bu kez Kırçova’daki Mirko Milevski Belediye Lisesi’nde Türkçe eğitim gören öğrencilere imkanların sağlanamaması nedeniyle şikayetçi oldu. Ülkede eğitimde ikinci yarı yılının 22 Ocak’ta başlamasıyla öğretmenlerin eksik maaş almaya devam etmesi ve ulaşım sorunlarının çözülmemesi üzerine ailelerinin de desteğini arkasına alan öğrenciler eğitimi boykot etmeye başladı. Öğrenciler, sorunları çözümüne kadar eylemlerini sürdüreceklerini kaydetti. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türk Hareket Partisi (THP) Genel Başkanı ve milletvekili Enes İbrahim, Kırçova’daki Türk öğretmenlerin yıllardır maaşlarını tam alamadıklarını söyledi.
KIRÇOVA’DA 10 YILDIR SORUN VAR
Kırçova’da Türkçe eğitimin başladığı 10 yıldır sorunun var olduğuna işaret eden İbrahim, kurumlar arası iletişimsizlikten kaynaklanan öğretmenlerin bu sorununa çözüm bulunması amacıyla bazı çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi. İbrahim, öğretmen olarak işe girmiş olsa da eğitim vermeye gitmeyenler nedeniyle Kırçova’daki Türk öğretmenlerin maaş alamadıklarını ifade ederek, “İktidara gelmemizle bu sorunu çözmek için net bilgilere ve verilere ulaştık.” dedi.
Çevre köylerden okula gelen öğrencilerin ulaşımını sağlayan otobüslerin eski olması dolayısıyla da ulaşım sorunu yaşandığını aktaran İbrahim, “Esasen en büyük sıkıntı öğretmenlerin maaş alamama durumu ancak ulaşım da çözülmesi gerek bir sorun. Öğrenciler ve veliler tamamen Türk öğretmenlerin yanında bir duruş sergilediler. Bu duruştan dolayı onları tebrik etmek gerek.
Eğitim konusunda Kırçova Türkleri arasında ciddi bir dayanışma var.” diye konuştu. Öte yandan geçmiş dönemde Türk İşbirliği ve Koordinasyon Başkanlığının (TİKA) okula ek bina inşaatı gerçekleştirdiğini hatırlatan İbrahim, dönemin belediye başkanının okulun adının Mehmet Akif Ersoy olacağına dair söz verdiğini ancak bunun yapılmadığını belirtti. İbrahim, ilerleyen dönemlerde öğrenci sayısının da artmasıyla Mehmet Akif Ersoy lisesinin tamamıyla bağımsız bir lise olabileceğini aktardı.
Sorunların çözümü için Devlet Bakanı Adnan Kahil ve bazı ilgili kurumlarla görüşmelerine devam ettiklerini söyleyen İbrahim, “Bu doğrultuda önümüzdeki hafta belediye başkanı ile son bir defa görüşüp çözüm bulunacağını ümit ediyoruz çünkü haklı bir davanın peşinde koşmaktayız. Kesinlikle oradaki Türk öğretmenlerinin sorunu çözülecektir.” ifadelerini kullandı.
İbrahim, süreci başarılı şekilde atlatıp en kısa zamanda Türkçe eğitimin Kırçova’da devam edeceğini ümit ettiklerini sözlerine ekledi. Okulda coğrafya öğretmenliği yapan Elmedin Karareşit ise düz lise dördüncü sınıf ile elektroteknik bölümündeki ikinci ve üçüncü sınıf derslerinin parasını alamamalarından şikayetçi oldu. Elektroteknik bölümünün Makedonca dilinde dört yıl, Türkçe okuyan öğrenciler de ise üç yıl olduğunu anlatan Karareşit, Türkçe okuyan öğrenciler için de 4 yıllık eğitim olması halinde Türk öğrencilerin pedagog veya müdür yardımcısı gibi ellerinden alınan haklarının iade edilebileceğini kaydetti.
Ulaşım konusundaki sorunlar hakkında gerekli kurumlara konuyu ilettiklerini söyleyen Karareşit, sorunlar çözülene kadar öğrencilerin boykota devam edeceklerini vurguladı.

Bilge Kağan Anıt Mezar Kazıları



.. ...



1BİLGE KAĞAN ANIT MEZAR KAZILARI

Doç. Dr. Remzi KUZUOĞLU
BİLGE KAĞAN
Türk tarihinin en önemli arkeolojik eserlerinin yer aldığı bölgede ilk araştırma, 1891 yılında Radloff tarafından gerçekleştirilmiş, 1958 yılında ise, Köl Tigin Anıt Mezarı’nda Jisl tarafından kapsamlı bir kazı çalışması yapılmıştır. Radlof ’un çalışmalarından yaklaşık 109 yıl sonra “T.C. Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) ve Moğolistan Eğitim, Kültür ve Bilim Başkanlığı Ortaklaşa Projesi” ile Türk bilim insanları, ilk defa bu bölgede bulunmuşlar ve 2000-2003 yılları arasında Bilge Kağan Anıt Mezarı’nda Moğol meslektaşları ile birlikte arkeolojik kazı çalışmaları gerçekleştirmişlerdir.
2000 yılı çalışmalarında öncelik, korumasız şekilde üç parça halinde yerde yatık vaziyette duran Bengü Taşın, yüzeyde görülen Bilge Kağan ile eşini tasvir eden heykellerin ve Köl Tigin Anıt Mezarı’nda yazılı abidenin haricinde kalan diğer heykellerin, TİKA tarafından müze amaçlı yaptırılmış olan binaya taşınarak, koruma altına alınmasına verilmiştir.
Kaynak: https://turkcenindirilisi.com/bilge-kagan-anit-mezar-kazilari-doc-dr-remzi-kuzuoglu/

20180417

Türk mühendislerden tıp tarihini değiştiren buluş :Diş dolgusu tarihe karışacak

Diş dolgusu tarihe karışacak

Türk mühendislerden tıp tarihini değiştiren buluş. Washington Üniversitesi’nde görevli Mehmet Sarıkaya, Sami Doğan ve Deniz Yücesoy diş minesini onarıp çürükleri yok eden solüsyon geliştirdi.

ABD'deki Washington Üniversitesi'nde Malzeme Bilimi Mühendisliği Bölümü'nde görevli 3 Türk önemli bir buluşa imza attı. Prof. Mehmet Sarıkaya, Yrd. Doç. Sami Doğan ile Deniz Yücesoy diş çürüklerini tarihe karıştıracak bir tedavi yöntemi geliştirdi. Ekip, peptit adlı aminoasitten oluşan bir solüsyon üretti. Solüsyon, diş minesini oluşturan doğal enzim ‘amelogeninin' işlevi görüyor.

TEDAVİ FİYATI DÜŞECEK
Solüsyon dişe sürüldüğünde, çürüğün yüzeyi kalsiyum ve fosfat toplayıp mineleşmeye başlıyor. Bu da dişin onarılmasını sağlıyor. İlk testlere göre solüsyonun çürük dişte 10 ilâ 50 mikrometre boyutunda yeni mine oluşturduğu tespit edildi. Araştırmacılar, bu solüsyonun diş macunlarına konulması için çalışma başlattı. Çürük tedavisinin fiyatının bu şekilde ucuzlaması da bekleniyor.

Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/2018/saglik/dis-dolgusu-tarihe-karisacak-2356991/

📸 Fotoğraf Arşivi: Mustafa Kemal Atatürk hedefe nişan almış...




Cumhuriyetin Sabah Güneşi Köy Enstitüleri

Sinan Meydan @SMEYDAN

Cumhuriyetin Sabah Güneşi Köy Enstitüleri “1940'da dünyanın büyük bir bölümü İkinci Dünya Savaşı'na tutuşmuşken Türkiye'de, birkaç yıl önce Atatürk'ün başlattığı uygarlık savaşının eğitim cephesini güçlendirmek için Köy Enstitüleri kuruluyordu” 

 


Sinan Meydan @SMEYDAN
“Köy Enstitüleri hiçbir yerden kopya edilmemiştir, tümüyle ulusaldır. Köy Enstitülerinin hiçbir yabancı düşünceye borcu yoktur…” (Fay Kirby,Türkiye’de Köy Enstitüleri) 


📸 Mardin sokaklarından




İstanbul Boğazı'ndaki akıntılar


'İnciciyan'ın Boğaziçi Sayfiyeleri' kitabından

Köy Enstitüleri





20180411

İzmirli Ceylan, MIT'ye %100 Bursla Kabul Edildi!



İzmirli Ceylan, MIT'ye %100 Bursla Kabul Edildi!


İzmir Fen Lisesi’nde 12. sınıf öğrencisi olan Ceylan Ceylan, elde ettiği başarılar ile dünyanın en önemli üniversitesi olan MIT’ye %100 burslu olarak kabul edildi.

Daha önce elde etmiş olduğu başarılar ile büyük bir bilim insanı olacağını çoktan kanıtlamış olan İzmir Fen Lisesi 12. sınıf öğrencisi Ceylan Ceylan, dünyanın en saygın üniversitesi olarak kabul gören ve daha önce pek çok Nobel ödüllü bilim insanı yetiştirmiş olan Massachusetts Institute of Technology’ye (MIT) %100 burslu olarak kabul edildi.

Ceylan Ceylan ise geçtiğimiz yıl Asya’da düzenlenen Mendeleyev Kimya Olimpiyatları’nda gümüş madalya, Uluslararası Kimya Olimpiyatları’nda ise altın madalya kazanarak yaklaşan başarının sinyallerini vermişti. Genç Ceylan ayrıca TÜBİTAK’ın bilim olimpiyatlarında da bir bronz bir de altın madalya kazanmıştı.

MIT eğitimi sonrasında Türkiye’ye döneceğini belirten Ceylan, gelecek hedefleri hakkında da, ‘’Bizleri yetiştiren, ekmeğini yediğimiz, suyunu içtiğimiz ülkeme hizmet etmeye devam edeceğim. MIT’de alacağım eğitimle bilime katkı sunacak çalışmalar içerisinde yer almak için her şeyi yapacağım. Umarım bir gün ben de Aziz Sancar gibi kimya alanında ülkeme Nobel ödülü kazandırırım.’’ dedi.


Ege Üniversitesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Elemanları Milli Aşı Geliştirecek



Ege Üniversitesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Elemanları Milli Aşı Geliştirecek

Ege Üniversitesi’nde Türkiye’nin aşı konusunda yurt dışına bağımlılığını azaltmak için ‘Aşı Geliştirilmesi ve Üretimi Altyapı Projesi’ geliştirildi.

Projesi kapsamında öncelikle çocuk felci, boğmaca gibi hastalıkların tedavisi için kullanjjılan aşılarının prototiplerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Ardından da kanser tedavisine yönelik aşıların prototiplerini geliştirilmesi planlanıyor. Aşı üretimi için ihtiyaç duyulan en önemli zenginliğin, bilgi birikimi ve kültür olduğuna dikkat çekerek Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak “Bu projeyi üniversite-sanayi işbirliğiyle hayata geçireceğiz. Öncelikle ulusal gereksinimlerin karşılanarak, dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyoruz. Projemizde Mühendislik Fakültesi Biyomühendislik, Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı, Eczacılık Fakültesi, Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi ile İlaç Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma Uygulama Merkezi bölümleri bir araya geldi” dedi.

Maliyeti 40 milyon dolar

Projenin koordinatörü Ege Üniversitesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmet Deliloğlu Gürhan “Türkiye’de, bağışıklamada kullanılan insan aşılarının yaklaşık yüzde 60’ı Sağlık Bakanlığı, yüzde 30’u özel sektör tarafından ithal ediliyor, yüzde 10’u ise bağış olarak sağlanıyor. Bu ithal aşıların hepsinin Türkiye’de üretilebileceği ‘Aşı Üretim Tesisleri Kurulması Projesi’nin maliyeti yaklaşık 40 milyon dolar olarak hesaplandı” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Doğan Haber Ajansı

Türkiye Genom Projesinde üç yılda 100 bin genom taranacak

Türkiye Genom Projesinde üç yılda 100 bin genom taranacak

Türkiye Sağlık Enstitüleri (TÜSEB) Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Keleştemur yaptığı açıklamada, insan genomunun, tarihteki en büyük bilimsel gelişmelerden, bilimsel buluşlardan birisi olduğunu belirterek, bununla insan geninin haritasının çıkarıldığını ve sağlık biliminde yeni bir çağ açıldığını söyledi.

İnsan genomunun bilinmesinin, hastalıkların önlenmesi ve yeni tedavi metotlarının uygulanabilmesi açısından önemli olduğunu ifade eden Keleştemur, bu projeyle hastalıklara yol açan genetik anomalilerin daha iyi anlaşılabildiğini kaydetti.

Türk toplumunun normal genetik yapısının bilinmediğine dikkati çeken Keleştemur, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla öncelikle bizim toplumumuzun genetik yapısının anlaşılması lazım ki neyin anormal, neyin normal olduğunu bilebilelim. Bu normal popülasyon genetiği dediğimiz genetik araştırmanın yanında ayrıca farklı hastalık gruplarında da genetik çalışmalar bu hastalıkların genetik sebeplerinin açığa çıkarılması bakımından önem taşımakta. O nedenle bir yandan normal genetik yapımızı ortaya çıkartırken, bir yandan da kanser gibi kronik beyin hastalıkları gibi veya çok uzun yaşayan insanlar neden bu kadar uzun yaşıyorlar onların sebeplerini anlayabilmek için Türkiye Genom Projesi’ni planladık.”

Projenin başladığını, bu yılın sonuna kadar bin 500 tüm genomun taraması, varyasyon analizleri ve raporlanmasının biteceğini bildiren Keleştemur, “Bu hızlı bir şekilde devam edip, giderek sayı artıp üç yıl içerisinde 100 bin genomu tamamen okuyup, analizlerini yapıp sonuçlarını raporlamayı düşünüyoruz. Bir aksilik olmazsa üç yıl içerisinde bu projeyi bitirmek niyetindeyiz.” bilgisini aktardı.

Keleştemur, bu proje kapsamında yeni tedavi, tanı metotlarının ortaya çıkacağını vurgulayarak, hastalıklardan korunmada da Türkiye Genom Projesi’nin büyük faydasının olacağını ifade etti.

Projenin önemine değinen Keleştemur, doğru ilacın doğru hastada doğru zamanda kullanılması için de çalışmanın gerekli olduğunu belirtti.

Çalışmalar sonucunda genetik danışmanlıklar verilebileceğinin altını çizen Keleştemur, nadir hastalıkların anlaşılabilmesi açısından da projenin önemli olduğunu vurguladı.

Türkiye kendi aşısını yapıp ihraç edecek duruma gelecek

Yürüttükleri Yerli Aşı Projesi’ne de değinen Keleştemur, bu alanda Türkiye’nin dışa bağımlılığının büyük oranda devam ettiğini söyledi.

Aşıların Türkiye’de üretilmesi çalışmalarını Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı olarak başlattıklarını hatırlatan Keleştemur, bu kapsamda dünyada ilk defa Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına karşı aşının Türkiye’de geliştirildiğini, bunun ticari ürüne dönüştürülme aşamasında olduğunu kaydetti.

Keleştemur, bir aşının sıfırdan üretilmesinin yaklaşık 10 yıl aldığını vurgulayarak, bu süre sonunda Türkiye’nin kendi aşısını yapıp ihraç edecek duruma geleceğini belirtti.

20180410

🎼 🇹🇷 Nostaljik müzik: 1970'li yılların sanatçılarından



"Dünya dönüyor, sen ne dersen de. Yıllar geçiyor, fark etmesen de..."
Nilüfer'den dinliyoruz. Yıl 1974, albümün adı "Nilüfer '74".

Yıl 2016, tam 42 yıl geçmiş. Kırk iki yıl. "Dünya Dönüyor"u bugün ilk defa dinlesek yine hit olur, bugünün Türk popuna nefes aldırır, yeni bir dönem, yeni bir sayfa açar. O kadar ölümsüz, o kadar zamansız.

Yanlış anlaşılmasın, yalnız değil Nilüfer. Ajda Pekkan, Tanju Okan, Barış Manço, Füsun Önal, Erkin Koray, Edip Akbayram, Esmeray, Timur Selçuk, Erol Evgin... 1970'lerin o efsane kadrosu şimdi ellerine mikrofonu alsa hepimiz diz çöker, tövbe diler, "biraz daha söyleyin, biraz daha çalın, ne olur bırakıp gitmeyin bizi" deriz.

28 şarkıda 70'lerin Türk müziğini özetlemek mümkün değil tabii ama zaten amacımız o zamanın Türk mutfağını size bir kuple de olsa hatırlatmak, dileğimiz dudaklarınızda hafif bir tebessüm oluşması, gönlümüzden geçen de gönüllerin bir olması, hep öyle kalması.

Alıntı kaynak: https://yemek.com/yemekcom-spotify-70ler-turk-mutfagi/

 

20180407

En güzel 🇹🇷 sözcük 'yakamoz'

En güzel sözcük 'yakamoz'
Almanya'nin baskenti Berlin'de 60 ulkeden yaklaşık 2 bin 500 kelimenin goz onunde tutuldugu yarismada, Turkce 'Yakamoz' sözcüğü dünyanın en guzel sözcüğü olarak belirlendi. Yarişmada ikinciliği, horlamak anlamına gelen Çince 'Hu lu' sözcüğü kazandı.
YAKAMOZ, (Bioluminicence)
Turkce okunusu Biyoluminesans.
   
Genellikle yanlış bilinen "Yakamoz" ayışığının suya, denize vuran yansıması değildir. Yakamoz bir canlıdır, latince ismi Noctiluca Milliaris olan bu canli, bir bicimde ates boceginin denizde yasayan versiyonudur. Luminisens maddesini vucudunda barindiran bu canliya dokunuldugunda bir ışık saçar. Bu canli bir planktondur, yani milimetrik boyutlarda bir canlidir. Bunlardan milyonlarcasi bir araya geldiginde geceleri bir kayik gecerken, veya bir balik surusu gectiginde bu canlilara carparak ışık cikartmalarina neden olurlar.
O yuzden balıkçı sandallarında yuksek bir direk ve bu diregin ucunda oturulacak bir yer vardir. Girgir motorlarinin koprulerinin cok katli ve en ust kattan bile kumanda edilebiliyor olmalarinin bir sebebi de budur. Balıkçılardan biri buraya oturarak ay olmayan geceleri balıkların yakamoz yaparak gectikleri yollari gorup dumenciyi oraya yonlendirirler veya dogrudan kendileri tekneye (gemiye) kumanda eder. O yuzden Lüfer avlarken Lüks ışığı kullanilir, ışık balık gelsin diye değil misinanın değdiği, yakamozların çıkardığı ışıktan Lüfer korkmasın diye Lüks ışığı ile yakamoz ışığını öldürmek için kullanilir.

Kelimeleri harcarken yanlişlara dusmeyelim. Esasında Yakamoz (eger goreniniz varsa bilir) olağanüstü bir seydir, Yakamoz oldugunda denizde uzun floresan lambalar yaniyormus gibi olur. Ama bunun icin ay isigi olmamasi gerekir. Ay isiginda (daha baskin oldugu icin) goremezsiniz. O kadar muhtesemdir ki, o anda tum romantizm biter sanki uzaylilar gelmis gibi denize yonelirsiniz. Birde Yakamozlu ve Ay isIksiz gecelerde denize girince piril piril uzayli gibi olursunuz. Ozellikle gece dalişlarinda (scuba) daliş sonrasi su yüzeyine çıkınca yakamozlar binlerce yildiz halinde parmaklarınızın arasindan büyüleyici biçimde gecçerler.

ALINTI-Kaynak: Anonim

20180406

Atatürk'ün Arjantinli hayranı




İnternet ve dijital dünya hayatı olumsuz etkiliyor

İnternet ve dijital dünya hayatı olumsuz etkiliyor

Aydın Liva Hastanesi Başhekimi Erdal Gezer, hayatı her alanda kolaylaştırması beklenen internet ve sosyal medyanın iş verimini ve aile içi sosyal yaşamı olumsuz etkilediğini açıkladı.


Kısa süre öncesine kadar gelişmişliğin bir göstergesi gibi algılanan dijital yaşamın bugün ayarı bozulduğu için ciddi sıkıntıları beraberinde getirdiğini kaydeden Gezer, “Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de günlük bilgisayar ya da internet başında kalma zamanı günlük 7 saate yükselmiş. Türkiye’de internet kullanım oranı yüzde 60’lara ulaşmış. Yaklaşık 42 milyon kişi ise mobil hatları ile sosyal medya kullanıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı verilerine göre, gün içinde bilgisayar başında ortalama 7 saat sosyal medyada ise günde en az 3 saat zaman harcıyoruz. Bu sadece zaman kaybı değil, iş kaybı, ekonomik kayıp. En önemlisi zaman ve para kaybı ile birlikte sağlığımızı da kaybediyoruz. Bilgisayar ve internet kullanımının yaygınlaşması ile obezite rahatsızlığı da arttı” diyerek büyüklerin bu konuda hem örnek hem de duyarlı olmasını isteyerek çocukların sanal hayattan doğal hayata döndürülmesini istedi.

İnternet öncesi daha mutlu ve uyumlu olan bireylerin internet ile doyumsuz ve mutsuz hale geldiğini belirten Başhekim Gezer, internet ve dijital kullanımında ayarın kaçtığını söyledi.


Kaynak: İnternet ve dijital dünya hayatı olumsuz etkiliyor

20180401

📸 🖼 Nostaljik Fotoğraf Arşivi: İzmir

Altaylı futbolcular Alsancak Stadı önünde, 1970'ler... 


Alsancak Stadı'ndaki bir tören esnasında kortejde yürüyen gençler, 1930'lar... 


Kazı çalışmaları, Efes, Selçuk, 1930'lar...


Büyük Sinema önü, yıl: 1976... 


Yeşillikler içinde Alsancak, 1960'lar... 


 Bir FOTO CEMAL mirası... 

İzmir umumî manzara, 1930'lar... 


Kordon, Alsancak, 1950'ler... (İleride Alsancak İskele görülüyor.) 


Hükümet Konağı yanıyor, yıl: 1970... 
 (Birkaç yıl sonra aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir.)

Fotoğraflarla_İZMİR @nostalji_izmir
#izmir #FF #Nostalji

'Turkuaz' rengi


Arşiv Tarih‏ @arsivtarih

Köktürk Alfabesini çözen Danimarkalı dil bilimci Vilhelm Thomsen



Dilbilimci Thomsen'in ilk çözdüğü Köktürkçe sözcükler:

  • 'Kül Tigin'
  • 'Tengri'
  • 'Türk'
Arşiv Tarih‏ @arsivtarih

En Çok Okunanlardan...