Blog Listem

20180321

Halk Ozanı Aşık Veysel'in Son şiiri


Benim sadık yarim kara topraktır! - Aşık Veysel


Aşık Veysel'e sormuşlar,Hayat nasıl gidiyor?
Aşık Veysel demiş ki; Gördüğün gibi...
Gönül gözüyle gören (AŞIK VEYSEL)



Aşık Veysel - Benim sadık yarim kara topraktır!



Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sâdık yârim kara topraktır
Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sâdık yârim kara topraktır
Âdem'den bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyva yedirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sâdık yârim kara topraktır
Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sâdık yârim kara topraktır
İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkes de gördü
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Benim sadık yârim kara topraktır
Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Dileğin varsa iste Allah'tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan
Benim sâdık yârim kara topraktır
Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın kul da Allah'a
Hakkın gizli hazinesi toprakta
Benim sâdık yârim kara topraktır
Bütün kusurumuzu toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarımı düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sâdık yârim kara topraktır
Her kim ki olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel'i bağrına basar
Benim sâdık yârim kara topraktır
Aşık Veysel Şatıroğlu

''Dava insanlık davası…'' - Aşık Veysel



Allah birdir Peygamber Hak
Rabbül âlemindir mutlak
Senlik benlik nedir bırak
Söyleyim geldi sırası
Kürt’ü Türk’ü ne Çerkez’i
Hep Ademin oğlu kızı
Beraberce şehit gazi
Yanlış var mı ve neresi
Kuran’a bak İncil’e bak
Dört kitabın dördü de hak
Hakir görüp ırk ayırmak
Hakikatte yüz karası
Binbir ismin birinden tut
Senlik benlik nedir sil at
Tuttuğun yola doğru git
Yoldan çıkıp olma asi
Yezit nedir, ne kızılbaş
Değil miyiz hep bir kardaş
Bizi yakar bizim ataş
Söndürmektir tek çaresi
Kişi ne çeker dilinden
Hem belinden, hem elinden
Hayır ve şer emelinden
Hakikat bunun burası
Şu âlemi yaratan bir
Odur külli şeye kâdir
Alevi Sünnilik nedir
Menfaattir varvarası
Cümle canlı hep topraktan
Var olmuştur emir Haktan
Rahmet dile sen Allah’tan
Tükenmez rahmet deryası
Veysel sapma sağa sola
Sen Allah’tan birlik dile
İkilikten gelir bela
Dava insanlık davası…
Aşık Veysel Şatıroğlu

Aşık Veysel'in Vasiyeti

Aşık Veysel'in Vasiyeti 
 "Mezarıma taş koymasınlar. Üzerinde otlar bitsin, çiçek açsın. Taş kapatır. Çimento kapatır. Benim toprağımda milletime hizmet etsin. Otlardan koyun yesin et olsun. Kuzu yesin süt olsun. Arı yesin bal olsun."


20180320

2015 yılında yaşamını yitiren Türk modacı Aybüke Baran'ın 2010 yılındaki tanıtım yazısından

2015 yılında yaşamını yitiren Türk modacı Aybüke Baran'ın 2010 yılındaki tanıtım yazısından



"Yıllardır Türk El Sanatları koruma, tanıtma ve değerlendirme dalında uğraş vermekteyim.
Moda geçici bir kavram. Bense Türk El Sanatlarının sonsuzluğunu anlatmayı önemsemekteyim. Bu kültür objeleri bir saray kültürü değildir. Ben saray kültürünü Türk’ün yaşam mücadelesiyle özdeşleştiremediğim için özümsemedim. Türk Anadolu kadının nakışlarla işlediği çilelerini, sevinçlerini, aşklarını ve tüm öz duyuşlarını anlatmaya çalıştım. Biz saraylardan değil, Anadolu’nun toprağından geldik. Türk’ün özü kökeni Anadolu’dur. Şöyle bir Denizli, Milas, Muğla yörelerini dolaşıp ve Anadolu’ya uzanın. Görün gerçek kültürlerimizi. Türk insanı neler yaratmış.
Bu kültür objelerinin hiçbirini bir giysi anlayışı içerisinde yapmadım. Benim eserlerim kendini anlatamayan veya yanlış bir tanımla oryantal dansıyla adını duyuran kadınlarımızın çığlıklarıdır. benim yurdumun kadını oyuncudan çok eserleri ile ölümsüzleşmiş birer kültür elçileridir. Onların eserleri ruhlarındaki incelik, tarlada çapa çapalayarak, ekmeğini kazanan ve iğne oyasıyla evini süsleyen kadınlarımızın üstün zekası işte bu nakışlarla kendisini anlatmaktadır. Tüm el dokumaları ve el sanatlarından oluşan ve bizden esinlenerek yapılan natüralizmin bizim kültürümüz olduğunu dünyaya tanıtmayı amaçlamaktayım.

Natüralizm ve romantizmin birleştiği koleksiyonum bir giysi anlayışından çok sanatsal yönüyle güzel sanatları temsil etmektedir. Tıpkı şairlerin şiirlerini, ressamın resimlerini çalıştığı gibi hiçbir model bakmadan öz duyuşlarımla tasarladığım giysilerimde ticari amaçtan çok öz kültürlerimizi tanıtmaya çalışmaktayım. Tekrar yerine konması mümkün olmayan bu kültür objeleri, daha sonraki yıllarda bir kültür müzesi oluşturarak bizden sonraki nesillere kültürümüzün ne kadar güzel ve sonsuz olduğunu görmeleri ve tanımaları en büyük dileğimdir.

Dört defa Berlin, iki defa Moskova, beş defa Hollanda, iki defa Çin Pekin, Pakistan, İtalya ve Amerika gibi daha birçok ülkelerde Türkiye’yi temsil ettim. Bu kültür çizgisinde ülkemizin içte ve dışta tanıtımında büyük katkılarım olmaktadır. Tekstil tasarım dalında çeşitli başarı plaketlerim Artemis ödülü, Şövalyelik unvanım ve yine yabancı ülkelerden aldığım bir çok ödüle sahibim. Göllü vatan ve Atatürk sevgisi ile dopdolu bir Türk kadını olarak, ülkemin tanıtım konusundaki sorumluluğumun bilincindeyim.”

Aybüke Baran




29 EKİM 2013
BODRUM Cumhuriyet Defilesi

Basından

Yıllardır Türk El Sanatını koruma, tanıtma ve değerlendirme üzerinde yoğun bir uğraş veren, yurtiçinde ve yurtdışında pek çok sergi ve defileye imza atan sanatçı Aybüke Baran, Bodrum Belediyesi Meclis Salonu Sanat Galerisi’nde el emeği göz nuru eserlerini “Benden Anadolu’ya Selam Söyle” adıyla sergiliyor. Sanatçı sergisini, bu yıl aramızdan ayrılan değerli bilim insanı ve ÇYDD Derneği’nin kurucusu Prof. Türkan Saylan’a ithaf etti. ÇYDD Bodrum yöneticileri de sergiyi gezdi. Şube başkanı Meral Saraçbaşı serginin Türkan Saylan’a ithat edilmesinden dolayı çok memnun olduklarını dile getirirken “Böyle duyarlı sanatçılarımızın olması bizleri daha da güçlendiriyor” ifadesinde bulundu.

Serginin açılışını eski Bakanlarımızdan Işılay Saygın yaptı. Serginin açılışına İmren Aykut, Zeynep Onay, Sema Doğan ve çok sayıda misafir katıldı. Sergi sırasında harika bir bale gösterisi sunuldu.
Bu sergisi için sanatçı “Moda geçici bir kavram. Bense Türk El Sanatlarının sonsuzluğunu anlatmayı önemsemekteyim. Bu kültür objeleri, bir saray kültürü değildir. Ben saray kültürünü Türk’ün yaşam mücadelesiyle özdeşleştiremediğim için özümsemedim. Türk Anadolu kadınını nakışlarla işlediği çilelerini, sevinçlerini, aşklarını ve tüm öz duyuşlarını anlatmaya çalıştım. Biz saraylardan değil, Anadolu’nun toprağından geldik. Türk’ün özü, kökeni Anadolu’dur. Şöyle bir Denizli, Milas, Muğla yörelerini dolaşıp Anadolu’ya uzanın; görün gerçek kültürlerimizi” diyor ve yarattığı kültür objelerinin hiçbirini bir giysi anlayışı içerisinde yapmadığını ifade ederek, benim yurdumun kadını eserleri ile ölümsüzleşmiş kültür elçileridir.” diyor.

diyor.

Bodrum Belediyesi Meclis Salonu Sanat Galerisi’ndeki sergi 14 Ağustos’a kadar görülebilir.
Haber : Dilek Cebeci

2015'te yaşamını yitiren ünlü modacı Aybüke Baran kimdir?

Not: ''Aybüke Baran 2015 yılında kaybettiğim annemdir. Blogumdaki bu bilgileri onun hatırasına ve sizlere onu tanıtmak için kısaca sunuyorum...  ''
Alp Icoz

 

Türkiye’nin ünlü modacılarından biri olan Aybüke Baran, 3 yıl önce Bodrum Yalıkavak Palmarina’da mağaza açmıştı. Peki Aybüke Baran kimdir?


Bugüne kadar 45 ülkede toplam 95 defileye imzasını atan Aybüke Baran, son 15 yılda yaptığı kıyafet ve el işlerini ’Benden Anadolu’ya Selam Söyle’ adını verdiği Bodrum’daki defilerle sunmuştur.
65 yaşındaki modacı Aybüke Baran, beyin damarlarındaki tıkanıklık nedeniyle bir süredir tedavi görüyordu. Baran, 6 Ekim 2015 tarihinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

Türkiye’nin ünlü modacılarından biri olarak biline Aybüke Baran, iki çocuk annesidir. Baran, Çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından 100’ün üzerinde başarı belgesi ve teşekkür plaketi ile ödüllendirilendirilmiştir.

New York, Berlin, Moskova, Amsterdam, Nurnberg, Karachi ve daha birçok yerde Türkiye’yi temsil eden Aybüke Baran, 3 yıl önce Bodrum Yalıkavak Palmarina’da mağaza açmıştı.

 

'Şövalye' Unvanlı Sanatçının Eserleri ABD Yolcusu (2012)
Muğla'nın Bodrum İlçesi'nde son 10 yılda yaptığı, Anadolu'nun dört bir köşesinin özelliklerini taşıyan el emeği göz nuru eserlerini "Benden Anadolu'ya Selam Söyle" defileleri ile buluşturan sanatçı Aybüke Baran'ın, Yalıkavak Palmarina'da açtığı...

'Şövalye' Unvanlı Sanatçının Eserleri ABD Yolcusu, System.String[]  Muğla'nın Bodrum İlçesi'nde son 10 yılda yaptığı, Anadolu'nun dört bir köşesinin özelliklerini taşıyan el emeği göz nuru eserlerini "Benden Anadolu'ya Selam Söyle" defileleri ile buluşturan sanatçı Aybüke Baran'ın, Yalıkavak Palmarina'da açtığı mağaza aralarında birçok ünlünün de bulunduğu yerli ve yabancı turistlerin akınına uğradı. Bugüne kadar 30'un üzerinde ülkede eserlerini sergileyen Aybüke Baran, önümüzdeki aylarda, davet edildiği ABD'nin Newyork kentindeki defile hazırlıklarını sürdürdüğünü söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı'nın destekleriyle bugüne kadar 30'un üzerinde ülkede 95 defileye imza atan sanatçı 62 yaşındaki Aybüke Baran'ın Bodrum'un Yalıkavak beldesindeki Palmarina Marina'da kendi adı ile açtığı iki mağazada aralarında dünyaca ünlü isimlerin de bulunduğu yerli ve yabancıların büyük ilgisini çekiyor. Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi'nin eski Müdürü Oğuz Alpözen tarafından, müzenin yurt içi ve yurt dışında tanıtımına katkıda bulunması nedeniyle "Artemis" ve "Şövalye" unvanı verilen Baran, eserlerinin bugüne kadar Avusturya'nın dünyaca ünlü vals gecelerinde ve Oscar törenlerinde ünlü isimler tarafından giyildiğini belirtti.


Baran, kendisini asla bir modacı olarak görmediğini, Anadolu kültürünü yansıtan bir sanatçı olduğunu ve popülerliğe asla teslim olmadığını kaydetti. Baran, içindeki heyecanı ve yaşadığı duyguları yansıtan, Anadolu kültürü ile bezenen otantik giysi ve el sanatları koleksiyonunun yanısıra, özgün kıyafet, masa ve yatak örtüleri, perdelikler, aksesuvar ve takılarının da bir benzeri olmadığını anlattı.

'TAKLİT ETMESİNLER KENDİ ESERLERİNİ YARATSINLAR'

Son zamanlarda kendilerine modacı diyen bazı kişiler tarafından eserlerinin taklit edilerek defileler düzenlendiğini belirten Aybüke Baran, bugüne kadar çeşitli kurum ve kuruluşlardan 100'ün üzerinde başarı belgesi ve teşekkür plaketi aldığını söyledi. Baran
"Tüm bunlara hem seviniyorum hem üzülüyorum. Seviniyorum çünkü benden bir şeyler öğrenmeye çalışırken farkında olmadan Türk kültürünü yaşatmanın gayreti içine giriyorlar, üzülüyorum çünkü taklitten vazgeçemiyorlar. Ben eserlerimde Türk Anadolu kadının nakışlarla işlediği çilelerini, sevinçlerini, aşklarını, göz yaşlarını, dramlarını, cesaretini ve tüm öz duyuşlarını eserlerime yansıtıyorum. Biz saraylardan değil, buram buram kokan Anadolu'nun toprağından geldik. Türk'ün özü kökeni Anadolu'dur. Şöyle bir Denizli, Milas, Mardin, Şanlıurfa, Trabzon, Edirne, Kayseri, Muğla yörelerini dolaşıp ve Anadolu'ya uzanın. Görün gerçek kültürlerimizi. Türk insanı neler yaratmış. Bu nedenle Anadolu'nun kimliğini, özünü kaybettirmeyen eserlerin yaşaması için yoğun gayret gösteriyorum. Bu eserlerimi önümüzdeki aylarda Newyork'ta bir defile ile sergilemek üzere aldığım davete hazırlanıyorum. Ayrıca eserlerimin marinada iki mağazada sergilenmesi için yakından ilgilenen iş adamı ve marinan sahibi Mübariz Masimova'ya da çok teşekkür ediyorum. Bu eserlerin sergilenmesinde katkısı çok büyük oldu"


dedi. - Muğla/ Bodrum
Son Dakika » Güncel » Haber     Haber Yayın Tarihi : 2.10.2012 4:16:00 DHA

Dışişleri Bakanlığı, Bodrum, Muğla, Politika, Güncel

Alıntı Kaynak: https://www.sondakika.com/haber/haber-sovalye-unvanli-sanatcinin-eserleri-abd-yolcusu-3982176/

🎞 🇹🇷 Yörük Gelini Defileleri An'lar

Antalya Kadın Müzesi tarafından Antalya Olgunlaşma Enstitüsünün ve Antalyalı İş Kadınlarının desteğiyle gerçekleştirilen "Yörük Gelini" Defilelerinin Kolajı

Yörük Gelini Kostümlerini Antalyalı İş Kadınları Tanıttı (2016)



Yörük Gelini Kostümlerini Antalyalı İş Kadınları Tanıttı
– ANTALYA Tanıtım Vakfı (ATAV) bünyesinde oluşturulan Antalya Kadın Müzesi, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlediği programda Yörük kültürünü tanıtmak amacıyla 'Yörük Gelin' resim ve fotoğraf sergisi açıldı.

Yörük Gelini Kostümlerini Antalyalı İş Kadınları Tanıttı
– ANTALYA Tanıtım Vakfı (ATAV) bünyesinde oluşturulan Antalya Kadın Müzesi, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlediği programda Yörük kültürünü tanıtmak amacıyla 'Yörük Gelin' resim ve fotoğraf sergisi açıldı. Programda, Antalyalı iş kadınları da Yörük gelini kostümleriyle podyuma çıkarak bu kültürü tanıttı.


Antalya Kadın Müzesi tarafından hazırlanan 'Yörük Gelin' resim ve fotoğraf sergisi, Bülent Ecevit Kültür Merkezi'nde açıldı. Sergi açılışının ardından Yörük kültürüne dikkat çekmek amacıyla Yörük gelini kostümlerinin tanıtıldığı defile düzenlendi. Defilenin ev sahipliğini ATAV Başkanı Nizamettin Şen, Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Antalya Kadın Müzesi Küratörü Prof. Dr. Nevzat Çevik üstlendi. Deniz Koparal'ın koreografisinde gerçekleşen defilenin vurucu simgesi ise 'Duvaktaki Bereket' isimli enstalasyon oldu. Defilede Antalya Olgunlaşma Enstitüsü tarafından hazırlanan 50 parça Yörük gelini kıyafeti tanıtıldı. Yörük gelini kostümlerini Antalyalı iş, sanat ve siyaset dünyasından 14 kadın giyerek podyumda yürüdü. Yörük hayatının ve düğününü özetleyen fotoğraf sergisinin bulunduğu salonda, Yörük kilimleriyle süslü podyumda yürüyen mankenler, güzellikleriyle olduğu kadar sempatik hareketleriyle dikkatleri üzerine topladı.

Organizasyonun Yörük kültürleriyle süslenmiş farklı yaklaşımla yapıldığını söyleyen Nevzat Çevik, "Defilede podyum ve sütunlarda Yörük dokumaların farklı ürünleri ve özellikle Antalya Döşemealtı halıları sergilendi. Enstalasyon ayrı bir sembolik ruh kattı ve özellikle Antalyalı kadınların doğal ve masum mankenler olarak elbiseleri keyifle taşıdığı aktivite oldu. Yiyecek, içecek sunumu bile Yörük sergisinin destekleyen, geleneksellerden seçilmiştir. Tarhana, gözleme ve ayran servisi yapıldı" dedi.

Defilenin sonunda podyumda yürüyen manken iş kadınları bir araya gelerek hatıra fotoğrafı çektirdi.

- Antalya
Alıntı Kaynak: https://www.haberler.com/yoruk-gelini-kostumlerini-antalyali-is-kadinlari-8234366-haberi/

🏛 Tarihi Eserler: Herakles Lahidi artık Antalya Müzesinde sergileniyor (2017)



'HERAKLES LAHİDİ' ARTIK ANTALYA MÜZESİNDE SERGİLENİYOR

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş: “Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak ilgili bütün birimlerimizle yıllardır bir hafiye gibi çalışarak, Türkiye’den kaçırılan eserlerin peşinde koşuyoruz.”

Bakan Numan Kurtulmuş: “Yeni kapıları tıklayacağız ve yeniden güçlenmekte olan Türkiye turizminin 2014-2015’ler seviyesine, hatta daha ileriye gitmesine gayret sarf edeceğiz.”

Bakan Kurtulmuş: “Antalya’da yeni bir müzenin kurulması için çalışmalar zaten belli bir seviyede. Bunun güzel, geniş bir alanda inşa edilmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”



Türkiye’den yaklaşık 50 yıl önce kaçırılarak İsviçre gümrüğünde ele geçirilen ‘Herakles Lahidi’ artık Antalya Müzesinde sergileniyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin Cenevre’den teslim alarak yurda getirdiği lahit, Bakan Numan Kurtulmuş tarafından ziyarete açıldı.

Herakles Lahidi’nin, Perge’deki tarihi alandan, 1960’larda kaçırılarak yurt dışına götürüldüğünü dile getiren Bakan Numan Kurtulmuş, lahidin Türkiye topraklarından kaçırılmış binlerce, belki de daha fazla sayıda eserden sadece birisi olduğuna vurgu yaptı.

Herakles Lahidi’nin, Antalya Müzesindeki açılış töreninde bir konuşma yapan Bakan Numan Kurtulmuş, Batı’da sergilenen bu eserlerin çok az bir kısmının yasal yollarla gittiğine işaret ederek, önemli bir kısmının yasa dışı şekilde kaçırılmış olabileceğini söyledi.

 

Eserlerin Peşinden Hafiye Gibi Koşuyoruz

Herhangi bir eseri bulunduğu doğal yerinden almanın, ne şekilde olursa olsun, asla hoş görülemeyeceğini, asla meşru sayılamayacağını kaydeden Bakan Kurtulmuş şunları söyledi:

“Bugün Batılı birçok müzede sergilenen o eserlerin anında ilgili ülkesine geri gönderilmesi, çalındığı ya da alındığı yerlere geri döndürülmesi insanlığın bir gereğidir.

Ancak bunlar kolay olmuyor. Birleşmiş Milletler’in, UNESCO’nun 1970’te imzalamış olduğu ‘Kültürel Varlıkların Korunmasına İlişkin Anlaşma’ çerçevesinde, çok yoğun uğraşlar sonucu gerçekleşiyor.

Tabiri caiz ise biz Türkiye olarak, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak ilgili bütün birimlerimizle yıllardır bir hafiye gibi çalışarak, Türkiye’den kaçırılan eserlerin peşinde koşuyoruz.

Bugün itibariyle, 15 ülkeden 57’ye yakın tespit edilmiş eserle ilgili süreçler, yazışmalar devam ediyor. Bunların içerisinde, Louvre Müzesi’nde sergilenen eserlerde dâhil olmak üzere, peşinde olduğumuz eserler var. İnşallah bunları da alacağız. Gayret ediyoruz.

Basın mensuplarımız da hem Türkiye kamuoyunun ilgisinin artırılması hem de uluslararası camiada Türkiye’nin kültürel, tarihi zenginliğinin bir kere daha hatırlatılması bakımından önemli bir fonksiyon icra ediyorlar.”

Algı Operasyonlarına Rağmen Yürüyüşümüze Hızla Devam Ediyoruz

Herakles Lahidi’nin, Türkiye’den 1960 yılında kaçırılarak, 2011 yılında İsviçre’de bulunduğunu dile getiren Bakan Kurtulmuş, 2011 yılından itibaren yapılan müzakereler, görüşmeler sonucunda Türkiye’nin hukuk alanında bütün tezlerini ortaya koyduğunu ve bu lahdin Perge’ye ait olduğunu ispatlayarak, bu eserin buraya getirildiğini söyledi. Süreçlerde emeği geçen herkese teşekkür eden Bakan Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye, Allah’ın bize lütfettiği gerçekten engin kültür, tarih ve medeniyet hazinesi olan bir yerdir. Dünyanın en zengin toprakları üzerinde oturuyoruz. Belki altınımız, petrolümüz, doğalgazımız, başka tabi zenginliklerimiz yok; ama Allah’a çok şükür her yerinden tarih, kültür fışkıran, İslam öncesi ve İslam sonrası medeniyetlere ait olan dünya çapında, eşsiz eserlerin sahibiyiz. Bunların farkında olacağız, bunları gün yüzüne çıkarmaya devam edeceğiz ve inşallah Türkiye’nin bu kültürel zenginliği, Türkiye markasının tanıtılması noktasında da bizim için en büyük gücü teşkil edecek.”

Özellikle son yıllarda Türkiye üzerinde bir takım algı operasyonları oluşturulduğuna vurgu yapan Bakan Numan Kurtulmuş, bunların hiçbirisinin tesadüfen olan şeyler olmadığını belirterek, “Bir karanlık odada yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı ve özellikle bunların somuta indirgenmiş şekli olarak Türkiye düşmanlığı planlı bir şekilde körükleniyor. Bir turizm, kültür ve tarih kenti olan Antalyamız özellikle geçtiğimiz yıl bu algı operasyonlarından olumsuz etkilenen illerimizden birisiydi. Bu alandaki gelişmeler Türkiye’nin turizmine, Türkiye’nin marka değeri olarak daha fazla güçlenmesine hiç şüphesiz olumsuz etkilerde bulunuyor. Bizim üzerimize düşen turizmi ve kültürü birer yumuşak güç unsuru olarak kullanarak, Türkiye’nin çok daha iyi tanıtılması, Türkiye’nin engin kültürünün, engin tarihi yapısının çok daha güzel bir şekilde dünyaya tanıtılmasını sağlamaktır. Bu çerçevede her gün hedeflerimizi daha da hızlı bir şekilde belirliyor, yürüyüşümüzü çok daha hızlı bir şekilde gerçekleştiriyoruz.” dedi.

Yeni Kapıları Tıklayacağız

Türkiye’nin turizmini 2104-2015’ler seviyesine, hatta daha ileriye taşımak üzere gayret sarf ettiklerini dile getiren Bakan Numan Kurtulmuş, Uzak Asya’nın kapısını bu çerçevede yeniden çalmaya başladıklarını söyledi.

Türkiye’de turizm ve kültürün birbirinden farklı ama ilişkili iki alan olduğunu belirten Bakan Kurtulmuş, ülkemizin zenginliğini artıracak unsurlar olarak bunlardan istifade edileceğini söyleyerek, şunları kaydetti:

“Turizm ve kültürü her alanda çeşitlendirerek, güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz. Turizmin hem alan hem pazar çeşitlendirmesini yapacağız. Yeni kapıları tıklayacağız ve yeniden güçlenmekte olan Türkiye turizminin 2014-2015’ler seviyesine hatta daha ileriye gitmesine gayret sarf edeceğiz.

Uzak Asya’nın kapısını bu çerçevede çalmaya başladık. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore başta olmak üzere Uzak Doğu Asya’daki dostlarımızın Türkiye’yi daha fazla ziyaret etmelerini sağlamak için seferberlik ilan ettik.”


Hedefimiz, 50 Milyon Turist 50 Milyar Dolar Gelir

İstanbul’a bugüne kadar 680 bin Alman turistin geldiği belirten Bakan Numan Kurtulmuş, negatif kampanyalara rağmen Avrupa’nın bu algı operasyonundan olumsuz etkilenmediğini dile getirdi.

Bakan Kurtulmuş şunları söyledi:

“Ayrıca, Avrupa’daki dostlarımızın artan bu negatif kampanyalara rağmen Türkiye algısının olumsuz etkinlenmediğini görmek de sevindiricidir. Alman seçimleri dolayısıyla Almanya’da neredeyse her gün Türkiye aleyhine bir çuval laf söyleniyor ama Alman turistlerin buna rağmen Türkiye’yi ziyaret etmekten vazgeçmedikleri de ortadadır.

Sadece bugüne kadar İstanbul’a 680 bin Alman turist ziyarete gelmiştir. Dolayısıyla bu olumsuz algıların süratle giderilmeye çalışıldığını görüyoruz. Sadece Antalya için söylemek gerekirse, şimdiye kadar 8 milyon 300 bin civarında turist geldi. Rakamlar böyle giderse bu yıl 10 milyonu aşacağız inşallah. Türkiye’de de 30 milyonu aşacağız ve böylece turizmde yeniden toparlanmayı başarmış olacağız. Hedefimiz 50 milyon turist, 50 milyar dolar turizm geliridir. Bunun için doğal güzelliklerimiz olduğu kadar, kültürel zenginliğimiz, tarihi derinliğimiz de önemlidir.

Yeni Antalya Müzesi İçin Çalışmalarımızı Sürdüreceğiz

Antalya’ya yeni bir müze kurulması için çalışmaların belli bir seviyede olduğunu kaydeden Bakan Numan Kurtulmuş, bunun geniş ve güzel bir alanda inşa edilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti ve şöyle devam etti:

“Anadolu toprakları dünyanın en eski yerleşim yerleridir. Hangi köye, hangi kente gitseniz mutlaka o köyde, o kentte, o şehirde muhteşem bir tarihi eserle karşılaşmak mümkündür.

Antalya bir açık hava müzesi gibidir, Antalya’dan İzmir’e kadar olan bölge bir açık hava müzesi gibidir. Doğu ve Güneydoğu Anadolumuz aynı şekilde bir açık hava müzesi gibidir.

Göbeklitepe’nin bulunması, dünya tarihini ve tarihi algıları değiştirecek kadar önemli bir adımdır. Türkiye’nin her yeri, her bölgesi zengin bir tarih müzesidir. Büyük bir Türkiye sadece ekonomik olarak güçlü bir ülke değil, aynı zamanda tarihi, kültürel ve medeniyet değerleri bakımından da güçlü olan bir Türkiye’dir.

Onu sağlamak için Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak her iki alandaki çalışmalarımızı stratejik bir yaklaşımla sürdürüyor ve yolumuza devam ediyoruz.

Antalya’da yeni bir müzenin kurulması için çalışmalar zaten belli bir seviyede. Bunun güzel, geniş bir alanda inşa edilmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Kısa bir sürede bunu yapıp, buradaki eserlerin ve başka eserlerin de burada tanıtılmasına inşallah katkıda bulanacağız.

Türkiye her alanda zor bir dönemden geçiyor. Büyük ülkelerin büyük sıkıntıları, büyük zorlukları olur. Yüksek dağların dumanı, karı çok olur. Bu kadar derin tarihiniz, kültürünüz, güçlü medeniyetiniz olursa başınızın sıkıntıdan kurtulmaması da doğal. Millet olarak bu zenginliklerin farkında olduğumuzu, kıymetini daha iyi bilmemiz gerektiğini ifade ediyoruz. İnşallah şu anda gün yüzüne çıkmamış olan bütün eserlerimizi de gün yüzüne çıkarmamızı Allah nasip etsin. Beraberce bir farındalık oluşturarak bütün bu tarihi mirasımıza sahip çıkıyoruz.”        

Binlerce Eserin İadesi Sağlandı

İsviçre'nin Cenevre Gümrüğünde 2010 yılında ele geçirilerek Türkiye (Perge) kökenli olduğu tespit edilen Herakles Lahdi’nin, Cenevre Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, Türkiye'ye iade edilmesine 2015 yılında karar verilmişti. Ancak karşı taraf konuyu üst mahkemeye taşımış ve iade kararına itiraz etmişti. Karşı tarafın temyiz başvurusunu geri çekmesiyle lahdin Türkiye’ye iadesinde bir engel kalmayarak, karar kesinleşmişti.

İsviçre yetkilileri ile yapılan anlaşma kapsamında lahit Cenevre Üniversitesinde 3 ay süreyle sergilendi.

Kültür ve Turizm Bakanlığınca Herakles Lahdi ile beraber,
2017 yılında iadesi sağlanan eser sayısı 41’e,
2003 yılından itibaren ise 4 bin 311’e ulaşmıştı.
Söz konusu lahit son yıllarda iadesi sağlanan en önemli eserlerden.

Roma Dönemi Eseri

Yaklaşık 235 cm. boyunda, 112 cm. genişliğinde ve 3 ton ağırlığında olan lahit arkeoloji literatüründe ‘Torre Nove’ olarak adlandırılan tipte ‘Küçük Asya Lahit’ grubuna giriyor.

Herakles’in 12 işinin üzerinde tasvir edildiği Herakles Lahidi milattan sonra 2’nci yüzyıla tarihlenen bir Roma Dönemi eseri.

Herakles, mitolojide insanın doğaya karşı yenilmez oluşunu, kuvvet ve dayanıklılığı simgeler ve döneminin inanışına göre, lahidin sahibi, ölümünden sonra lahitte işlenen Herakles’in 12 görevi çerçevesinde tanrılara yakınlaşmayı amaçlar. Döneminin tipik özelliklerini göstermesi nedeniyle de önemli bir eserdir.  

(24.09.2017)

Alıntı Kaynak: http://basin.kulturturizm.gov.tr/TR,189562/39herakles-lahidi39-artik-antalya-muzesinde-sergileniyo-.html

Tarihi Eserler: Herakles'in Yurda Dönüş Hikayesi


HERAKLES’İN YURDA DÖNÜŞ HİKAYESİ

Perge Antik  Kenti’nde Güney Hamamda, Klaudios Peison olarak adlandırılan galeride  İstanbul Üniversitesi tarafından  yapılan   bilimsel kazılarda 1980 yılında alt yarısı bulunan ve  Antalya Müzesinde  sergilenen  Herakles Heykeli'nin üst yarısının Amerika'da, Boston Museum of Fine Arts ve Shelby White-Leon  Levy adlı koleksiyonerlerin mülkiyetinde olduğu Glories of the Past adlı katalogda yayınlanması üzerine öğrenilmiştir.

               1990 yılında Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla avukatlarımız tarafından gerekli girişimlerde bulunulması istenmiştir. Heykelin alt bölümü üzerinden alınan mulaj, Perge'de bilimsel kazılar yapan Prof. Dr. Jale İnan'ın ve  Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu’nun  raporları ve diğer belgeler 1991 yılında New York Başkonsolosluğumuza gönderilmiştir.

Alçı kopya ile yapılan ilk denemede, eserin oturtulduğu sunî destek nedeniyle Boston Museum of Fine Arts ( Boston Güzel Sanatlar Müzesi ) ve Levy-White çifti önce parçaların birbirine ait olmadığını öne sürmüşler ancak, heykelin üst bölümü ile alt bölümü üzerinden yeniden alınan alçı mulajlar, Prof. Dr. Jale İnan'ın da yardımlarıyla 1992 yılında karşılaştırılmış ve parçaların birbirine ait olduğu ispat edilmiştir.

A.B.D, Boston Museum of Fine Arts’ta yer alan Herakles Heykeli'nin üst yarısı 25 Eylül 2011 tarihinde T.C. Başbakanlık uçağı ile Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından ülkemize getirilmiş  ve  Antalya Müzesi’ne  nakledilmiştir.

Heykelin Antalya Müzesinde yer alan alt kısmı ile Amerika’dan getirilen üst kısmı, yapılan restorasyon çalışması ile birleştirilmiştir.

Perge Antik  Kenti’nde 65 yıldır  süren  kazılardan elde edilen eserler,  Antalya Müzesine dünyanın önemli heykel müzelerinden biri olma özelliğini  kazandırmıştır.

 Böylece;  uzun yıllardır birbirinden ayrı olarak sergilenen  üstün sanat kalitesindeki bu eserle birlikte,  Antalya Müzesinin  Perge heykel koleksiyonu önemini daha da arttırarak bir   bütünlüğe kavuşmuştur.

Herakles heykeli,  09 Ekim 2011 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Ertuğrul GÜNAY'ın katılımıyla yapılan törenle Antalya Müzesi'nde  ziyarete açıldı.

Alıntı Kaynak:http://www.antalyamuzesi.gov.tr/tr/yorgun-herakles-yurda-dondu

Tarihi Eserler: Antalya'nın Binlerce Yıllık Tanrıçaları


Antalya Arkeoloji Müzesi kolleksiyonundan: Nevzat Çevik

    
   

Alıntı Kaynak: http://www.antalyakadinmuzesi.org/antalyanin-binlerce-yillik-tanricalari

Antalya Kadın Müzesi- ATAV - Antalya Tanıtım Vakfı’


ATAV
Doğa, tarih ve kültür şehri olarak 170.000 yıl geriye kadar dayanan tarihçesi ile Antalya’nın tanıtımını etkin bir şekilde yapacak bir otoritenin bulunması gerekliliği ile Ağustos 1995’te başlanan kuruluş çalışmaları, Mart 1996’da tamamlanarak ATAV - Antalya Tanıtım Vakfı faaliyete başlamıştır.

Kurucuları arasında Antalya Valiliği, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB), Antalya Gazeteciler Cemiyeti, Antalya Turizm Seyahat Acentaları Birliği Yürütme Kurulu (TURSAB), Akdeniz Üniversitesi ile çeşitli oteller, tur operatörleri ve seyahat acentaları, bölgedeki ticari şirketlerden oluşan Vakıf, 65 kuruluşu tek çatı altında toplayarak üye sayısını genişletmektedir.

Antalya Tanıtım Vakfı’nın ana amaçları şunlardır:

• Antalya’nın tarihsel, kültürel ve turistik potansiyelini bilimsel temele dayalı sürekli bir şekilde ortaya çıkarmak, korumak, geliştirmek, yurt içi yurt dışında tanıtımını yaygın, sürekli ve etkili olarak sağlamak.
• Tanıtıma katkıda bulunacak her türlü politika, strateji, projeler geliştirmek ve uygulamak, yayınlar yapmak, fuarlar tertip etmek ve tertip edilenlere katılmak,
• Bölge ekonomisi ve turizminin geliştirilmesi kapsamında, temel amaçları ile ilgili kuruluşlarla işbirliği ve tam bir koordinasyon içinde faaliyetler gerçekleştirmek.

Kuruluş amacı ve görev hedefleri kapsamında Vakfın temel işlevleri şunlardır;

• Antalya’nın Tanıtımı; bölgesel imaj ve kalitenin artırılması için organizasyon yürütülmesi,
• Bölgesel Koordinasyon; tüm ilgili kuruluşların ortak amaçla hareketinin sağlanması,
• Tanıtım Politika, Strateji ve Projeleri Geliştirilmesi; uygulamaya geçirilmesi,
• Kongre Turizminin Geliştirilmesi; Antalya Convention Bureau (ACB)’nun etkinleştirilmesi,
• Alternatif Turizm Konuları ve Kış Turizminin Geliştirilmesi; öncelikli çalışmalar yapılması,
• Bilgi ve Dokümantasyon Birikimi Sağlanması; yaygın kullanıma sunulması,
• Tanıtım Malzemesi Üretilmesi; etkili ve yaygın bir şekilde kullanıma sokulması,
• Turizmin sağlıklı olarak geliştirilmesi; sosyal ve ekonomik faydaların artırılması.

Kar amacı gütmeyen ve toplum yararına faaliyet yürüten Vakıf, gelirlerini tamamıyla üyelerin ve diğer gerçek-tüzel şahısların bağışları ve hizmet faaliyetlerinden sağlamaktadır.

Posta Adresi: Gazi Bul. Göksu Mah. ATSO NO 531, 07310 ANTALYA
Telefon: 0242 314 38 06
Fax: 0242 314 37 23
Web: www.antalyaguide.org
E-mail: antalya@antalyaguide.org


ANTALYA KADIN MÜZESİ KURULUŞ HİKÂYESİ

İlk olarak Türkiye Odalar Borsalar Birliği, Antalya İl Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi ile birlikte başlandı. O dönemde İcra Komitesi Başkanı Işık Yargın’dı. 18.12.2013 tarihli İcra Kurulu toplantısında, Antalya’da bir kadın müzesi kurulması kararı alındı. Beş kez Danışma Kurulu toplantısı yapıldı. Prof. Dr. Nevzat Çevik moderatörlüğünde, 19 Şubat 2014 tarihinde, uzmanların katıldığı bir Çalıştayda “Dünyadaki Kadın Müzeleri ve Antalya Kadın Müzesi Taslak Önerisi” konusunda bir sunum yapıldı.  Yine Çevik moderatörlüğünde 24 Mayıs’ta geniş katılımlı bir Arama Konferansı (Antalya İl Kadın Girişimciler) düzenlenerek geniş bir uzman kitleyle konu detaylıca irdelendi. 21.08.2014 tarihinde KGK İcra Komitesi toplantısında: 07.07.2014 günü yapılan değerlendirme toplantısında, Akdeniz Üniversitesi Müzecilik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik Antalya Kadın Müzesi ile ilgili olarak yakın gelecekte neler yapılması gerektiğini aktararak, özellikle sanal müze çalışmalarına biran önce başlanılması, ayrıca uluslararası nitelikte bir Antalya Kadın Festivali düzenlenmesini 8 sayfalık bir dosya kapsamında önerdi. “Uluslararası Antalya Kadın Festivali” ile ilgili dosya üzerinde karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. KGK, ATSO yönetimine bu öneriyi götürdü. Öneri çok heyecanla karşılanmakla birlikte realize olamadı.

Kadın Müzesi Danışmanlığını yürüten Nevzat Çevik tarafından TOBB Antalya Kadın Girişimciler ’in organize ettiği herkese açık toplantıda, Antalya Kadın Derneği’nin düzenlediği başka bir toplantıda  “Dünya Tarihinde Kadın” konferansları vererek kadın konusunda uyarıcı bilgilendirmeye devam etti. Bu aşamada organizasyonun sorumluluğu Komite adına, Yeliz Gül Ege’ye verildi.

“Antalya Uluslar arası Kadın Festivali” çalışmaları da Yeliz Gül Ege ile birlikte yürütüldü. Proje ATSO’da kesintiye uğrayınca bu etkinlik de yarım kaldı.
Başlangıçta Antalya Kadın Müzesi projesini kabul eden ATSO Yönetim Kurulu, daha sonra “projenin yürüyemeyeceğini” bildirdi.

Bunun ardından, Yeliz Gül Ege’nin önerisi üzerine Kadın Müzesi Projesi’ni ATAV (Antalya Tanıtım Vakfı) Başkanı Nizamettin Şen sahiplendi. ATAV çatısı altında Kadın Müzesi çalışmaları yeniden organize edildi ve yeni bir yol haritası belirlendi.

ATAV’ın 23.06.2015/222 Yönetim Kurulu Kararıyla, ATAV Başkanı Nizamettin Şen başkanlığı ve Yeliz Gül Ege yardımcılığında yeni bir Danışma Kurulu oluşturuldu. Prof. Dr. Nevzat Çevik Müze Küratörlüğü görevini kabul etti. Sibel Atasoy, Prof. Dr. Esma Durugönül, Melike Gül, İlkay Günal, Prof. Dr. Havva İşkan Işık, Serap Kocaoğlu, Semanur Kurt, Prof. Dr. Günseli Orhon, Feyza Özmen, Ebru Nalân Sülün, Işık Yargın’dan oluşan Danışma Kurulu düzenli, periyodik toplantılarla biçimlendirdiği çalışmaları hızla ilerleterek Antalya Kadın Müzesi’nin temel yapısını oluşturdu. Sanal Müze’de yer alacak ilk sergilerden “Yörük Kadın Giysileri” ve “Yörük Kadın Takıları” Günal ve Beken tarafından ve “Antalya’nın Tanrıçaları” da Çevik tarafından gerçekleştirildi. İlk alan çalışmaları söyleşiler oldu.  Danışma Kurulu tarafından seçilen farklı alanlardan, özel, rol model kadınlardan 19’u ile röportajlar yapıldı ve bu söyleşiler devam ettiriliyor.

Bu çalışmalar, kurul üyelerinden (Atasoy, Çevik, Gül Ege, Gül, Özmen, Sülün, Şen, Yıldırım) tarafından gerçekleştirildi. Kurul Sekreteryası, diğer büro çalışmaları ve alan çalışmaları organizasyonu da Müzeolog Senem Yıldırım tarafından yürütüldü. Bu çalışmalar boyunca şu kurum ve kişilerden de destekler alındı: Antalya Kent Belleği Merkezi, Antalya Olgunlaşma Enstitüsü, YÖRSİAD, Barut-Akra Hotels, Hasan Subaşı.

Yukarıda özetlenen süreçte yol alan ve 9 ay gibi kısa bir zamanda ATAV çatısı altında biçimlenen Antalya Kadın Müzesi’nin I. Etabı olan sanal müzenin kuruluş aşaması 23 Kasım 2015’te tamamlanmış ve bu tarihteki açılışla halka ve basına tanıtılarak yaşamaya başlamıştır.

Bundan sonraki süreçte Sanal Müze hızla gelişimini sürdürerek etkinleşip zenginleşecek ve bu altlığın somut müzeyle taçlanması için de II. Etap çalışmaları devam edecektir.

Alıntı Kaynak: http://www.antalyakadinmuzesi.org/hikayemiz

20180319

“Atatürk 1915'de neredeydi?'' diyenlere yanıt

“Atatürk 1915'de neredeydi" diyene bu fotoğrafları gösterin! Çanakkale'de, dimdik ayaktaydı! Atatürk’süz Çanakkele olmaz! Çanakkale Atatürk'tür! 
Çanakkale Zaferi’nin 103. yıl dönümü kutlu olsun. 
Şehitlerimizi minnet ve saygı ile anıyoruz 
#ÇanakkaleGeçilmez #18MartÇanakkaleZaferi

Yener Güneş‏ @yenergunes


Çanakkale; 
Koca Seyit’tir! 
Nusret Mayın Gemisi’dir! 
Tokat’ın 15’lileridir! 
Meçhul Askerdir! 
Tıbbiyelilerdir! 
57. Alay’dır! 
Mustafa Kemal’dir! 
Türk Milleti’dir! 
#ÇanakkaleGeçilmez #18MartÇanakkaleZaferi

Yener Güneş‏ @yenergunes

Alıntı Kaynak: Sosyal Medya

🎞 📍 Turizm: Ege Bölgesinde tatil için mutlaka seyahat edilmesi gereken yerler rehberi




Ege Bölgesinde tatil için mutlaka seyahat edilmesi gereken yerler rehberi

• Dikili, Bademli Köyü
Dikili’ye  bağlı 1800 kişilik nüfusuyla, doğal sit alanı özelliğini koruduğu için huzur konseptine katkıda bulunabilen köy. denizinin berraklığı ve sığlığı, kalabalıklardan uzaklığı, koruk şurubu ve içinde barındırdığı güzel Ege insanları artı değerleri olup; çevresinde yer alan koyların keşfedilmesi farzdır. bu köyden çıkıp, Denizköy-Çandarlı hattında yolculuk yaptığınız takdirde, şahane koy manzaralarıyla karşılaşmak kesindir.

• Mordoğan
Eğer ki tatilden anladığınız bol bol dinlenmek, aileniz arkadaşlarınız ve sevdiklerinizle hoşça vakit geçirmek, huzur bulmaksa uygun adrestir. Gündüz bira, akşam rakı-balık için dünyadaki en elverişli yerlerden birisidir. Aynı zamanda doğa macerası da yaşanabilir. asıl Mordoğan köyü iskelenin yukarısındadır ve hala bakir bir köydür. Eylanhoca ve kösederesi tam trekking turu yapılabilecek ve bol bol fotoğraf çekilebilecek yerlerdir. hatta bisikletle buralara gitmek ayrıca keyiflidir.

• Karaburun
Enginarın, hurma zeytinin, sarı kulak kefalin, kekiğin, kuşkonmazın, buz gibi denizin virajlı diyarıdır. İzmir'in bu ücra ilçesinde yazlar sıcak ve kalabalık, kışlar kasvet ve yalnızlık içerir. Eylül'ü ise en güzelidir; huzurlu ve dingin.

• Kızılağaç Köyü
Ege geleneklerini halen devam ettiren, 300 kişilik nüfusu ve Ege’nin tarihiyle harmanlanmış mimarisiyle zamanın bu köyde belli bir süre durduğunu fark edebilirsiniz. Birazcık bu zamandan sıkılanlara tavsiye edilir.

• Mazıköy
Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı olan, çakıl taşıyla bezeli el değmemiş koyu ve yerlileri tarafından işletilen pansiyonuyla akıllarda yer etmeye hazır. Her daim taze günlük balığı ve Ege yemekleriyle kendine “Her şey dahil” konseptinden ayrı doğal bir mekanda bir tatil arayanlara duyurulur…

• Fethiye Kayaköy
Mimari yapısı, dar sokakları, kiliseleri ve doğasıyla etkileyici bir atmosferi olan Kayaköy, eski bir Rum koyu. Harabeler arasındaki sokaklarda dolaşırken sanki o an yanı başınızdan insanların geçtiğini düşünecek mertebede hayalet bir kent. Hele gün batımına doğru geziyorsanız kızılımsı tonların üst yamaçlardaki evleri nasıl heybetli gösterdiğini kuş sesleri eşliğinde seyrettikçe büyüsüne kapılıp oradan hiçbir zaman ayrılmak istememeniz cabası.

• Denizköy (Dikili-Çandarlı)
Balıkların sizinle birlikte yüzdüğü, onlarca metre yüzülse bile boyu geçmeyen ve zemini tamamen kum olan enfes denizi ve doğal güzellikleri ile tam bir tatil ve huzur köşesi. Dikili'ye mesafesi 20 km. denizin içine kurulmuş bu küçücük köy, dış dünyayla bağlantınızı kesme isteği uyandıracak kadar sakin. Ege’de ölmeden önce görülmesi gereken yerlerin başında yer almakta.

• Güzelçamlı
Dilek yarımadası boyunca uzanan Güzelçamlı, doğudan Samsun sıradağlarıyla çevrilidir, batıdan Sisam adasına göz kırpar. Hemen yanı başındaki 6 köylü milli parkın denizi, doğası harikadır. Öyle ki bu milli park flora ve faunasıyla Türkiye’nin en zengin mekanlarından biridir. bir de dağların tepesine doğru uzanan kanyonu vardır ki, 2-3 saatlik yürüyüş sonucu vardığınız doruğunda; çöl ıssızlığından miras zaman yitimine yelken açtırabilecek rüzgarı ve güneşi karşılar sizi…

🎞 📍 Turizm: Ege'de Bir İnci: Mordoğan

🎞 📍Turizm: Urla Bademler Doğal Yaşam Köyü

🎞 İzmir- Mordoğan Spor Salonu - Mordoğan’a çok amaçlı salon geliyor / İçme suyu göleti

İlçelerimizde kurduğumuz kültür merkezi ve çok amaçlı salonlara bir yenisini daha ekliyoruz. Kurulacak Mordoğan Spor Salonu, bölgenin sosyal ve sportif yaşamına ayrı bir renk katacak.

http://www.izmir.bel.tr/tr/Haberler/mordogan-a-cok-amacli-salon-geliyor/34480/156 …


İzmir Büyükşehir Belediyesi, Karaburun’un önemli turizm merkezlerinden Mordoğan’a bölgenin ihtiyacı olan çok amaçlı spor salonu kuracak. Salonda, bölge kadınları için atölyeler de yer alacak.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, pek çok ilçede yaptığı kültür merkezi ve çok amaçlı salonlara bir yenisini daha ekliyor. Karaburun’un turistik mahallesi Mordoğan’da kurulacak Mordoğan Spor Salonu, bölgenin sosyal ve sportif yaşamına ayrı bir renk katacak.

Bodrum, zemin ve birinci kattan oluşacak çok amaçlı spor salonunda hentbol, basketbol ve voleybol antrenmanları ve spor karşılaşmalarının yapılacağı salon, 340 kişilik tribün, fuaye, kafeterya, 4 adet soyunma odası ve fitness salonu ile yöre kadınlarının yaratıcılıklarını geliştirecek 3 adet atölye, seminer salonu ve idari bölümler olacak.

Arazideki kot farkından faydalanılarak seyirci girişi zemin kattan, sporcu girişi de bodrum kattan yapılacağı için maç sırasında oluşabilecek yoğunluk önlenecek.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Mordoğan’ın Çatalkaya bölgesinde inşa edilecek çok amaçlı spor salonu için proje ihalesine çıkacak.

Alıntı Kaynak: http://www.izmir.bel.tr/tr/Haberler/mordogan-a-cok-amacli-salon-geliyor/34480/156


Mordoğan İçme suyu göleti

İzmir Büyükşehir Belediyesi Mordoğan’ın yaz aylarında artan su ihtiyacını karşılamak için çalışmalara başladı. İZSU, Eğlenhoca Mahallesi’nde yer alan göletin suyunu "içme suyu" haline getirecek arıtma tesisinin yer teslimini yaptı.

📰 📍Turizm: İzmir’in en güzel köyü: Şirince

İzmir’in en güzel köyü: Şirince
Seyahat 19 Mart 2018

Şirince, İzmir’in Selçuk ilçesine bağlı adı gibi son derece şirin bir köy. Meyve aromalı şaraplarıyla meşhur olan köyde her taraf yeşil zeytinliklerle, meyve ağaçlarıyla çevrili. Birçoğumuzun, en azından Ege Bölgesi'nde yaşayamayanların hayatına 2012’de oldukça sansasyonel bir giriş yapmıştı. Maya Takvimi ile gündeme gelen ve uzunca bir süre popülerliğini koruyan köy kehanete göre 21 Aralık 2012’de kopacak zannedilen kıyametten etkilenmeyeceği düşünülen dünya üzerindeki iki lokasyondan biriydi. O dönem butik otelleri istila edenler mi dersiniz, köye yerleşenler mi; ortalık ayağa kalkmıştı. Olayla birlikte tüm dünyada tanınır hale gelen köyün gerek yerli gerekse yabancı ziyaretçisi halen eksik olmuyor.


Köyün Arnavut kaldırımlı dar sokaklarında dolaşırken bir şekilde mutlaka ulaşacağınız yer; Çarşı. Burası aslında köyün merkezi gibi. Buradaki kafe, restoranlarda keyifli vakit geçirebilir ya da hediyelik eşya dükkanlarını dolaşabilirsiniz.



Bu bölgenin en uğrak mekanlarını soracak olursanız elbette adım başı bulabileceğiniz şirin, küçük mü küçük meyve şarabı dükkanları. Vişneli, böğürtlenli, çilekli, ahududulu, şeftalili hatta yaban mersinli şaraplardan tadım yaparak yeni lezzetler keşfedebilir son derece uygun fiyata Şirince'ye dair lezzetli bir anı satın alabilirsiniz.


Şirince'nin en meşhur yerlerinden biri de Taş Mektep Müzesi. Tarihi bir okul binası olan yapının bir kısmı şarap evi ve restoran olarak işletilirken bir kısmı da müze faaliyetini üstlenmiş. İki fonksiyonu bir arada sunmuş olmaları son derece iyi düşünülmüş. Hem bu güzel tarihi binayı, müzeyi hem de lezzetli yemekleri aynı yerde bulmak ziyaretçiler için muhteşem.



Şirince'de yeni sayılabilecek 2011 yılında inşa edilmiş Hodri Meydan Kulesini görmeden tamamlanmış bir Şirince turu olmaz. Köy için oldukça yüksek kabul edilebilecek kule 12 metre yüksekliğinde. Yapıldığı günden beri romantik akşam yemekleri, evlilik teklifleri gibi etkinliklere ev sahipliği yapan romantik kulenin manzarası da görülmeye değer.



Uzunca bir süre harap halde olan ve yakın bir tarihte Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilen St. John Baptist Kilisesi'ni de atlamamak gerek. Kilisenin ilk inşa edildiği tarih bilinmiyor. İkincisi de mi var derseniz, evet. Kilise bir defa yıkım geçirdiğinden 1805 yılında yeniden inşa edilmiş. Ne badireler atlatan kilisenin bahçesi muhteşem bir manzaraya sahip.



Türkiye'nin her yerinden kolayca ulaşılabilen İzmir'e deyim yerindeyse bir uçak bileti mesafedesiniz. İzmir'e ulaştıktan sonra 85 km uzaklıktaki Şirince'ye ulaşmanın birçok yolu var. İzmir'den İZBAN'a binilip öncelikle Selçuk'a ulaşılabilir. İZBAN bu ulaşım için en makul seçim olur. Sonrasında Şirince'ye 8 km uzaklıktaki Selçuk'tan kalkan minibüslerle köye kolayca ulaşılabilir.



İzmir Şehirler Arası Otobüs Terminalinden Şirince'ye direkt otobüsler bulunmakta ancak İzmir'in terminalinin ulaşım sıkıntısı meşhurdur. Belki de terminale ulaşmak Şirince'ye ulaşmaktan daha meşakkatli olabilir. Basmane Tren Garı'ndan Denizli'ye giden trenler Selçuk İstasyonu’ndan geçer. 1 saatlik bir tren yolculuğuyla önce Selçuk'a daha sonra yine minibüs ile Şirince'ye geçilebilir. Kendi aracınız ya da kiralık bir araçla Şirince'ye ulaşmak isterseniz İzmir-Aydın Otoyolundan yine önce Selçuk'a ardından Selçuk girişindeki Şirince tabelalarını takip ederek Şirince'ye ulaşabilirsiniz.



Şirince'deki butik oteller ayrı bir “Şirince'de görülmesi gerekenler” konusu. Mütevazi atmosferi ile hayran bırakan otellerin zengin kahvaltı çeşitleri de bir o kadar tadılmaya değer. Lezzetinden sual olunmaz kahvaltılar için köyde bulunan Sihirbaz'ın Evi'ni, Güllü Konaklar'ı yada lezzetli kahvaltıya ek olarak manzara da isterim derseniz Nişanyan Hotel‘i tercih edebilirsiniz.

Kaynak Alıntı: https://www.sozcu.com.tr/hayatim/seyahat/izmirin-en-guzel-koyu-sirince/

En Çok Okunanlardan...